T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3238
Karar No:2023/6213
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yozgat Valiliği Milli Emlak Müdürlüğü'nce 21/06/2023 tarihinde açık teklif usulü ile gerçekleştirilen mülkiyeti hazineye ait "Yozgat ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın" satış ihalesinin ve anılan ihale işlemine karşı yapılan itirazın reddine dair ... tarih ve ... sayılı Yozgat Valiliği Milli Emlak Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava konusu ihalenin dava dışı ... üzerinde kaldığı, davacı tarafından Cumhurbaşkanlığı'na hitaplı 11/07/2023 tarihli dilekçe ile dava konusu ihalesinin iptaline karar verilmesi istenilerek itirazda bulunulduğu, anılan dilekçenin 14/07/2023 tarihinde kayda girdiği ve 20/07/2023 tarihinde Bursa Valiliği'ne sevk edildiği, Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün yazısıyla Yozgat Valiliği'ne gönderildiği, Yozgat Valiliği Milli Emlak Müdürlüğü'nün 01/08/2023 tarih ve E.7012969 sayılı işlemi ile itirazın reddedildiği ve 04/08/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 11/07/2023 tarihli dilekçe ile dava konusu ihalenin iptal edilmesini talep ettiği, bakılan davanın ise 13/09/2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde "21/06/2023 tarihinde yapılan ihalede 28 teklif alındığı ve son olarak yazılı teklif üzerine ihalenin sonuçlandırıldığı müvekkile yazılı olarak gönderilmiş ise de müvekkil 15/08/2023 tarihinde cevabi yazıya muttali olmuştur." denildiği görülmüş ise de en geç ihalenin iptali istemiyle idareye başvuru tarihi olan 11/07/2023 tarihinde işlemden haberdar olunduğu ve ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı da dikkate alındığında, dava açma süresinin 11/07/2023 tarihinde başladığı;
Bu durumda, 11/07/2023 tarihinde başlayan dava açma süresinin son gününün 10/08/2023 tarihi olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." hükmü uyarınca bu tarihin 07/09/2023 tarihine uzadığı, bu tarihten sonra 13/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava açma süresinin başlayabilmesi için Anayasa'nın açık hükmüne göre işlemin tebliğinin zorunlu olduğu, ilgili hükmün uygulanmaması hâlinde beyan edilen öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan...-TL temyiz yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 25/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.
20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda belirsizlik yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkündür. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu belirsizlik nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2021 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından Cumhurbaşkanlığı'na hitaplı 11/07/2023 tarihli dilekçe ile dava konusu ihalenin iptaline karar verilmesi istenilerek itirazda bulunulduğu, anılan dilekçenin 14/07/2023 tarihinde kayda girdiği ve 20/07/2023 tarihinde Bursa Valiliği'ne sevk edildiği, Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün yazısıyla Yozgat Valiliği'ne gönderildiği, Yozgat Valiliği Milli Emlak Müdürlüğü'nün 01/08/2023 tarih ve E.7012969 sayılı işlemi ile itirazın reddedildiği ve 04/08/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 11/07/2023 tarihli dilekçe ile dava konusu ihalenin iptal edilmesini talep ettiği, bakılan davanın ise 13/09/2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde "21/06/2023 tarihinde yapılan ihalede 28 teklif alındığı ve son olarak yazılı teklif üzerine ihalenin sonuçlandırıldığı müvekkile yazılı olarak gönderilmiş ise de müvekkil 15/08/2023 tarihinde cevabi yazıya muttali olmuştur." denildiği görülmüş ise de en geç ihalenin iptali istemiyle idareye başvuru tarihi olan 11/07/2023 tarihinde işlemden haberdar olunduğu, bu durumda davacının, davaya konu ihaleden en geç 11/07/2023 tarihi itibarıyla haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden, dava açma süresinin 11/07/2023 tarihini izleyen günden itibaren başlatılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacıların, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu belirsizliğin davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu bakımdan, ihalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken (dava açma süresinin son günü olan 09/09/2023 tarihi cumartesi gününe denk geldiğinden, tatili izleyen ilk iş günü 11/09/2023 pazartesi gününe kadar dava açılması gerekirdi) bu süre geçirildikten sonra 13/09/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.