T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3539
Karar No:2023/6378
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üst Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 02/02/2021 tarihinde saat 18:30'da yayınlanan "..." adlı haber programında ve 04/02/2021 tarihinde yayınlanan bölümünde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer verilen, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle 28.238,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararda; Anayasa’nın 17. maddesinin 1. fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme hakkı ile yayıncı kuruluşun Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiği, uyuşmazlık konusu yayınlarda Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'ne seçilen kişi hakkında kullanılan "işgal" kelimesinin "bir yeri ele geçirmek" anlamına geldiği ve kolluk kuvvetlerine karşı kullanılan "militan" kelimesinin ise "mücadelesini zor kullanarak ve yasadışı yollar kullanarak yapan taraftar" anlamına geldiği gözetildiğinde kaynağını Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile görevli bulunan kamu görevlileri hakkında kullanılan ifadelerin sunucunun düşüncelerini toplumla paylaşma ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak muhataplarına karşı küçük düşürücü nitelikte olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin 08/03/2023 tarih ve E:2022/2836, K:2023/1061 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; uyuşmazlık konusu yayının kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içermek suretiyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde düzenlenen yayın ilkesini ihlâl edip etmediğinin tespiti için programda rektör ataması ve polis müdahalesine ilişkin olarak kullanılan ifadelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,
Dava konusu Üst Kurul kararıyla, davacının düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin bulunduğu açık olduğundan, söz konusu müdahalenin, Anayasa'da güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlâline sebep olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesi açısından "kanunla öngörülmüş" olduğu ve Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde başkalarının şöhret veya haklarının korunması yönünde "meşru bir amaç" taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihlâlin tespiti için söz konusu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü” olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,
Programda kullanılan ve dava konusu Üst Kurul kararında yaptırıma esas alınan "rektör işgali" ifadesinin Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'ne yapılan atamaya ilişkin yapılan atamaya ve uygulanan politikaya ilişkin siyasî nitelikli yorum ve eleştiri olduğunun görüldüğü,
Uyuşmazlık konusu program yayınında program sunucusu tarafından kullanılan ifadeyle hükûmetin eğitim politikasının değerlendirme konusu yapılarak rektör atamasının eleştirilmesinin hükümetlere, siyasetcilere ve kamuya mal olmuş kişilere yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha fazla olduğu da göz önüne alındığında, genel olarak kamu yararını ilgilendiren bir meselede yapılan sert eleştiri niteliğinde olduğu program yayınında kullanılan "Nedense şu anda güvenlik kuvvetlerinin halkın polisi olması gereken kuvvetlerimiz iktidarın sanki militanlarıymış gibi kullanılmaya çalışılıyor" ifadesi yönünden ise, konuşmanın bağlamı da dikkate alındığında; anılan ifadenin öncesinde, gerçekleştirilen protesto eylemlerinde eylemciler ile güvenlik kuvvetlerinin karşı karşıya bırakıldığının ve bunun mevcut siyasi sistemden ve siyasi karar vericilerden kaynaklı olduğunun, güvenlik kuvvetlerinin de bu durumdan olumsuz etkilendiğinin ifade edildiği hususlarıyla birlikte değerlendirildiğinde; anılan ifadeyle sosyal olaylara ve protesto eylemlerine karşı güvenlik kuvvetlerinin müdahalesi yönünde verilen emir ve talimatların siyasi saiklerle alındığı iddiası öne sürülerek bu durumun eleştirildiği, söz konusu ifadenin güvenlik kuvvetlerini küçük düşürücü, aşağılayıcı nitelikte olmadığı gibi protesto eylemlerine karşı tutumun eleştirisine yönelik söz konusu ifadelere yönelik davacının basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli bir müdahale olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, ... logosuyla yayın yapan davacı tarafından, 02/02/2021 tarihinde saat 18:30'da yayınlanan "... " adlı haber programında ve 04/02/2021 tarihinde yayınlanan bölümde yer verilen "Boğaziçi Üniversitesi'nde rektör işgaline karşı" ve "Nedense şu anda güvenlik kuvvetlerinin halkın polisi olması gereken kuvvetlerimiz iktidarın sanki militanlarıymış gibi kullanılmaya çalışılıyor" ifadeleri ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiğinden bahisle idari para cezası verilmesine yönelik Üst Kurul kararında hukuka uygunluk, istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesince verilen davanın reddi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Üst Kurul'un medya hizmet sağlayıcı kuruluşların radyo ve televizyon ve isteğe bağlı yayın faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemekle yetkili bağımsız bir idari otorite niteliğini haiz olduğu, dava konusu Üst Kurul kararının ise bu yetkinin haklı bir tezahürü olduğu, davacı medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından yapılan yayında 6112 sayılı Kanun'un âmir hükümlerine açıkça aykırı davranıldığı sabit olduğundan, Üst Kurul tarafından tesis edilen kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, kullanılan ifadelerin bir bilgi veya belgeye dayalı ifadeler olmaması, kişi ve kuruluşlara yönelik suçlayıcı ifadeler olması nedeniyle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği,
yerleşmiş yargı kararlarının da asılsız suçlamalara ve sözlü saldırılara karşı kamu görevlilerini koruduğu, eleştirinin belli bir kamu yararına matuf olma zorunluluğu bulunduğu, kamu yararı amacı taşımayan, hakarete varan ifadelerin AİHS 10. madde korumasından faydalanamadığı, AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin genellikle basılı yayınlar üzerinden sunulan ifadeler için tanımladığı ve geliştirdiği ifade hürriyetine ilişkin genel ilkelerin niteliği gereği görsel-işitsel basına doğrudan uygulanmaması gerektiği, görsel-işitsel alanda gerçeğe aykırı yayın ile zarara uğrayanın öncelikle kamuoyu olduğu, çünkü yazılı basına oranla daha etkili ve kuvvetli bir yol ile doğru bilgi edinme hakkının ihlâl edildiği, görsel-işitsel alanda ifade özgürlüğünün kamusal nitelik taşıdığı, diğer alanlara göre öznenin ifade özgürlüğünden ziyade bilgi edinme ve doğru haber alma hakkını ifade ettiği, daya konusu yayının "ödev ve sorumluluk bilinci" anlayışına aykırı olarak yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davaya konu Üst Kurul kararının hukuka aykırı olduğu, mevzuatın doğru uygulanmadığı, kararın gerekçe içermediği ve yayının içeriğiyle verilen cezanın uyuşmadığı, ortada toplumdaki itibarın zedelenmesine dönük bir yayın bulunmadığı, verilen ceza Rektörlüğün itibarının zedelenmesi nedeniyle olduğundan ve açıkça Rektörlüğe yönelen bir söz bulunmadığından cezanın iptali gerektiği, kararda, haber içerikleri verildikten sonra ifade özgürlüğü ile diğer hakların çatışması durumunun değerlendirildiği, ardından doğrudan fiilin hükme uygulanması yapılmadan söz konusu ifadelerin ilgililerin toplumdaki itibarını zedeleyebileceği gerekçesiyle ceza verildiği, kararın ifade özgürlüğüne aykırı olduğu, kaldı ki Üst Kurul'un yapısı ve inceleme şeklinin de cezanın iptalini gerektirdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.