T.C.
DANIŞTAY
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3547
Karar No:2023/6379
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... TV Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı yayın kuruluşuna ait "..." logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 19-20/02/2020 tarihlerinde, 13:28:58, 19:28:22, 23:32:31, 00:00:00, 02:58:29, 05:58:49, 11:58:50 saatlerinde yayınlanan "..., ..., ..., ... " isimli haber bülteni yayınlarında 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan, "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz" yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uyarı cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; söz konusu yayınlarda eski ... Valisi O.Ç. hakkında yer verilen ifadelerin haber niteliği aşılarak kişi hakkında suçlu olduğuna dair kesin yargı cümleleri içerdiği, medyanın taraflı yayınlarla ön yargılı bir kamuoyu oluşturarak hem yargılanma sürecinin tarafsızlığını, hem de bu kişilerin toplum içinde saygınlığına ve insanlarla olan ilişkilerine zarar verdiği, yargılanmakta olan kişilerin suçlu olduğu düşüncesini oluşturacak şekilde teşhir edilmeleri durumunda adil yargılanma hakkı ve suçsuzluk karinesinin zedelenmiş olacağı, dolayısıyla mahkeme kararı ile suçluluğu kesinleşmediği sürece suçsuz sayılması gereken bir kişi hakkında, kamuoyunda suçluymuş gibi bir intiba oluşmasına neden olabilecek nitelikte yayın yapıldığı gerekçesiyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle uyarı cezası verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı;
Haberin kesin yargı cümleleriyle aktarıldığı, yalnızca bir yerde "iddiaya göre" ifadesine yer verildiği, "iddiaya göre" ifadesine yer verilen hususun ise eski ... Valisi O.Ç.'ye isnat edilen (sevgilisi M.Ö.'yü dağa kaldırma, darp edip ölümle tehdit etme) ve aynı zamanda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamanın da konusu olan fiiller ile ilgili olmayıp M.Ö.'nün O.Ç. ile aralarındaki ilişkinin bitmesini kabullenmediği hususu ile ilgili bulunduğu, dolayısıyla yayında tarafsız ve objektif bir üslup kullanılmadığı, O.Ç. hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmamasına rağmen toplum nazarında suçluymuş gibi bir intiba oluşmasına neden olabilecek şekilde yayın yapıldığı dikkate alındığında, dava konusu işlemle ifade özgürlüğüne yapılan bu müdahalenin, demokratik bir toplumda gerekli ve uygulanan yaptırımın varılmak istenilen amaçla orantılı düzeyde olduğu, meşru olup ifade özgürlüğünün ihlâli kapsamında değerlendirilemeyeceği, AİHS'ne ve AİHM'nin konuya ilişkin içtihatlarına da uygun olduğu, dolayısıyla 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendini ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin 08/03/2023 tarih ve E:2021/3845 K:2023/1065 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; yargı kararlarında ve doktrindeki görüşler itibarıyla, devlet adamı, politikacı, yazar, sanatkâr gibi topluma mal olmuş veya kamu oyunda tanınmış kişilere yönelik eleştiri sınırının, normal bireylerden daha geniş olduğu konusunda bir duraksama bulunmadığı; bu kapsamda haberde bahsi geçen ve davalı idareye şikâyet dilekçesi vererek kişilik hakları zedelenmek suretiyle şahsının suçlu olduğuna yönelik kamuoyu yaratılmasına ve yargılamayı yapacak olan mahkemenin etkilenmesine çalışıldığı iddialarını ileri süren eski ... Valisi O.Ç.'nin üst düzey kamu görevlisi olduğu ve topluma mâl olmuş bir kişi olduğunun açık olduğu;
Söz konusu yayınlar incelendiğinde, eski ... Valisi O.Ç. hakkındaki haberde, spikerin ve dış sesin olaya ilişkin açıklamaları esnasında alt yazı kısmında "Vali'nin 18 yıl hapsi istendi" açıklamasına yer verildiği, haber metninde geçen iddiaya göre ifadesinden sonra, M.Ö.'nün eski Vali ile aralarındaki ilişkinin bitmesini kabullenmediği hususu ile eski Valiye isnat edilen, M.Ö.'yü dağa kaldırdığı, darp edip ölümle tehdit ettiği, ayağının altını öptürüp af dilettirdiği yönündeki açıklamalara yer verildiği, haber metninin bütünü göz önünde bulundurulduğunda iddiaya göre ifadesinin dağa kaldırma, darp etme, ölümle tehdit etme ve ayağının altını öptürme gibi isnatları da kapsadığı ve eski Valinin suçlu ilan edilmediği, haberin sonunda eski Valinin suçlamaları reddettiğine, hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığına ve 18 yıla kadar hapsi istendiğine ilişkin açıklamalara yer verildiği, haberin bahse konu olay ile ilgili kovuşturma evresine geçilmesi üzerine yapıldığı, haber içeriğinde dava açılması sonucunu doğuran iddianameye konu olayların aktarıldığı, iddiaların görünür gerçekliğe uygun olduğu ve yargılamaya ilişkin güncel bir gelişmenin habere konu edildiği, haberin konusunun kadına şiddete ilişkin olması nedeniyle habere ilişkin kamu menfaatinin bulunduğu, hakkında haber yapılan kimsenin topluma mâl olmuş kişiliği de dikkate alındığında, olayın aktarılması esnasında öz ile biçim arasındaki dengenin sağlandığı, kullanılan ifade biçiminin haberin gerektirdiği ölçüde olduğu ve yapılan haberin ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, dolayısıyla söz konusu yayınlarda 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edilmediği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Üst Kurul İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı raporu, eki belgeler ve yayına ait deşifre kayıtlarının ve video görüntülerinin tetkiki ile ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurul'ca yayının değerlendirilmesi neticesinde, yargılama süreci devam eden ve hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan bir hususta kişilerin suçlu olduğuna dair beyanlarda bulunulmasının gerek Anayasa'nın 38. ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin 6. maddesinin ikinci fıkrası ve gerekse 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi karşısında ifade hürriyeti korumasından faydalanamayacağı yolunda görüş oluştuğu ve bu nedenle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edildiğinin değerlendirildiği, yayın kuruluşlarının halkı bilgilendirme, haber verme ve iletişim özgürlüğünün temel anayasal haklardan olduğu, ancak bu hakların kullanımının sınırsız olmadığı, basın özgürlüğünde de mutlak değil, nispi bir özgürlüğün söz konusu olduğu, söz konusu yayın ile Anayasa'da belirlenen objektif sınırların aşıldığı, dolayısıyla dava konusu Üst Kurul kararının yetki, şekil, konu, sebep ve amaç yönünden hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy