T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3580
Karar No:2025/261
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri Pazarlama Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin "Abonelik sözleşmelerinin kuruluşu ve içeriği" başlıklı 7. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı olarak abonelere ait kimlik belgelerinde yer alan bilgileri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden teyit etmeden yeni abonelik tesis edildiğinden bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (7) numaralı alt bendi ve “Yaptırım ölçütleri” başlıklı 44. maddesi uyarınca 2019 yılı net satış tutarının yüzde ikisi (%2) oranında idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 8. maddesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idare görevlilerince gerçekleştirilen denetim sonucunda, dava dosyasına yalnızca bir adet örnek sorguya ilişkin görüntü belgesinin eklendiği, bunun haricinde denetim kapsamında, kaç adet abone üzerinden denetim gerçekleştirildiğinin, bunlardan kaç abonenin kimlik seri numarasının KPS üzerinden kontrol edilmediğinin denetim sonucu tanzim olunan İnceleme Sorgusu başlıklı rapora derç edilmediği, dosya kapsamında davalı idarece sunulan belgelerden de bu hususun anlaşılamadığı; bu itibarla, davaya konu işlemin hukuki denetime elverişli bulunmadığı, zira davacının kusur oranının değerlendirilebilmesine olanak tanınmadığı, söz konusu kontrol işleminin salt bir adet aboneyle sınırlı olacak şekilde gerçekleştirilmemiş olması halinin işletmeci sıfatına haiz davacıyı en üst hadden cezalandırmaya yeter nitelikte olmadığı, kaldı ki davacı tarafından davalı idareye sunulan savunma dilekçesinde sistemsel ve yazılımsal birtakım değişikliklere gitmeleri sebebiyle bazı aksaklıklar yaşandığının da bildirildiği dikkate alındığında ölçülü olmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idare görevlilerince, davacı şirkete ait iş yerinde... tarihleri arasında gerçekleştirilen denetim neticesinde İnceleme Sorgusu başlıklı raporun hazırlandığı, anılan raporun "Dördüncü Tespit: Gerekli kimlik doğrulaması yapılmaksızın yeni abonelik tesis edilmesi" başlıklı kısmında özetle, denetim çalışmaları esnasında, yeni abonelik tesis işlemleri sırasında abonenin kimlik bilgilerinin doğruluğunun; abonelerin ad-soyadı, doğum tarihi, TCKN, baba adı ve anne adı bilgisi ile web servis üzerinden sorgulandığına ancak kullanılan kimliğin geçerliliğinin tespitinde çok önemli bir parametre olan kimlik belge seri numarası ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) üzerinden herhangi bir kontrol işlemi yapılmadığına işaret edilerek davaya konu işleme esas oranda idari para cezası uygulanması önerisinde bulunulduğu;
Her ne kadar İdare Mahkemesince, söz konusu kontrol işleminin salt bir adet aboneyle sınırlı olacak şekilde gerçekleştirilmiş olması halinin işletmeci sıfatına haiz davacıyı en üst hadden cezalandırmaya yeter nitelikte olmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, davacı işletmeci merkezinde gerçekleştirilen denetimde, davacı tarafından kullanılan sistemde abonenin adı soyadı, kimlik numarasının doğru olarak girildiği, ancak ana adı ve baba adı bilgilerinin yanlış girildiği durumlarda dahi abonelik işleminin yapıldığı, sadece bir abone için değil, davacı tarafından kullanılan sistemde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) üzerinden herhangi bir kontrol işlemi yapılmaması nedeniyle, tespit edilen ihlalin sistem üzerinden yapılan tüm abonelikler için geçerli olduğu, bu haliyle abonelik tesisi için önemli kriterlerden biri olan kimlik teyidinin yapılmamış olması nedeniyle 2019 yılı net satış tutarının yüzde ikisi oranında idari para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı şekilde ölçüsüz kullandığı, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, dava konusu karardan uzun zaman önce bilişim sisteminin tam otomasyona geçirildiği ve bu vesileyle mevcut abonelerin kimliklerindeki istisnasız tüm bilgilerin sorgusunu teyit amacıyla geriye dönük olarak bir kez daha yapıldığı, bu sorgulamalarda herhangi bir hata veya noksanlığa rastlanılmadığı, fiilinin herhangi bir zarara sebep olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen iptal kararının hukuka uygun olduğu, davalının benzer durumlarda verdiği emsal kararlar dikkate alındığında dava konusu işlemin ölçüsüz olduğu, aynı fiil nedeniyle birden çok ceza verilemeyeceği, dava konusu işlemin evrensel hukuk kuralı olan non bis in idem ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, denetimin gerçekleştiği tarih itibarıyla doğrulama işleminin mevzuatın öngördüğü şekilde gerçekleştirilmediği, dava konusu ihlale yönelik somut olay değerlendirilerek ölçülülük ilkesi nazarında işlem yapıldığı, davacı şirkete iki ayrı yükümlülüğü farklı fiillerle ihlal etmesi kapsamında iki ayrı idari para cezası uygulandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/01/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlâller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması halinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.'' kuralı yer almaktadır.
Hukuk Devleti, "İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir." şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık, yapılan idari işlemlerin, Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.
Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmamasının takdiri halinde ise, uyarı yapılmama gerekçesinin Kurul kararında açıklanması gerekmektedir.
Dava konusu Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.