T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/1147
Karar No:2025/1310
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo TV A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 25/11/2021 tarihinde yayınlanan "Ana Haber Bülteni" adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri ... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.168.854,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu, herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsayacağı, bu hürriyetlerin kullanılmasının milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği;
Uyuşmazlık konusu yayında kullanılan sözlerin bir kısmının program sunucusunun kendi şahsi görüşlerini ifade ettiği, bir kısmının ise Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yapılan açıklamanın içeriğinin duyurulmasına ilişkin olduğu, yayının siyaset gündemi ile ülke ve dünya gündemine ilişkin olayların yorum katılarak duyurulması suretiyle yapıldığı, ifade özgürlüğünün büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını da hedeflediği, haber bültenlerinde düşüncelerin açıklanması sırasında kullanılan dilin bir ölçüye kadar sert olmasına alan tanınmasının ifade özgürlüğünün muhafazasına hizmet edeceği, program sunucusu tarafından EPDK'ya karşı yöneltilen sözlerin küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde niteliğinde olmayıp, eleştiri sınırları içerisinde kalması nedeniyle dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; ifade özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlar tarafından teminat altına alındığı, bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği açık olmakla birlikte, ilgili düzenlemeler ve yerleşik içtihatlar uyarınca söz konusu özgürlüğün sınırsız olmadığı, uyuşmazlıkta, davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 25/11/2021 tarihinde saat ....'da yayınlanan ...'nin sunduğu Ana Haber Bülteni adlı programın yayın akışı içerisinde, program konuğu ve sunucu tarafından kullanılan ifadelerin EPDK tarafından yapılan bir basın açıklaması üzerine sarf edildiği, EPDK tarafından yapılan açıklamada, akaryakıt piyasasında fiyat hareketlerinin serbest piyasa koşullarında, kamu otoritesinin herhangi bir müdahalesi veya kararı olmadan oluştuğu ifade edilmesine rağmen ihlale konu programda sunucu tarafından bir kamu kurumunun kendi alanına ilişkin yapmış olduğu basın açıklamasının kinayeli bir tarzda mimik ve ifadelerle ele alındığı, basın açıklaması üzerinden EPDK'nın, belli itiraflarda bulunmakla, haddini aşmakla, işini doğru dürüst yapmamakla suçlandığı, ilgili basın açıklamasının izleyicilere "bir sürü tırı vırı laf" ve "birtakım edebi cümleler" gibi nitelemelerle aktarıldığı, EPDK'ya yönelik sarf edilen ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı ve iftira niteliğinde olduğu, ayrıca izleyicileri yanlış bilgilendirecek içerikler taşıdığı, bu durumda, davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının gerekçelerinin ortaya koyulamadığı, ana haber bülteninin yayın tarzı itibarıyla eleştirel bir yapıya sahip olduğu, Bölge İdare Mahkemesinin ele aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarının ifade ve basın hürriyetini genişletici bir yorum yapılırken kullanılması gerekirken bu hakların daraltılması amacıyla kullanıldığı, programda EPDK'ya ait basın açıklamasının eleştiri konusu yapıldığı, bu tür kurumların kamuoyuyla ilişkiler bağlamında yayınladıkları metinlerin eleştiri konusu yapılmasının ifade ve basın hürriyetinin sıradan bir yansıması olarak kabul edilmesi gerektiği, Üst Kurulun ifade hürriyetinin bağlamını belirli bir standartta incelemediği, bu yaklaşımının yayın kuruluşlarına yönelik tutumda adil olmayan sonuçların ortaya çıkmasına sebep olduğu, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yayında kamuya haber aktarma sorumluluğuyla hareket edilmediği, EPDK'nın akaryakıt fiyatlarındaki artışların kamuoyunda yarattığı tereddütleri gidermek adına yaptığı basın açıklamasının ele alınma tarzının Kurumun eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürülmesi ve aşağılanması anlamına geldiği, ifade hürriyeti bağlamında belirli bir standardın olmaması nedeniyle yayın kuruluşları arasında adil olmayan tutum benimsendiğine yönelik iddianın yerinde olmadığı, davacıya ait yayın kuruluşu hakkında Üst Kurulun önüne gelen her dosyanın yaptırımla sonuçlanmadığı, fiilin niteliği ve ağırlığının idari para cezası verilmesini gerektirdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete ait "..." isimli yayın kuruluşunun 25/11/2021 tarihinde yayınlanan ana haber bülteninde, EPDK tarafından aynı gün yapılan akaryakıt fiyatlarındaki düzensiz artışlara yönelik basın açıklaması ele alınmıştır.
EPDK'nın programda ele alınan 25/11/2021 tarihli basın açıklaması şöyledir: "Bugün bazı basın – yayın organlarında 'benzine 46 kuruş, motorine 45 kuruş, LPG'ye 25 kuruş daha zam kararı alındığı' yönünde haberler çıkmıştır. Gerek bu haber gerekse son günlerde akaryakıt fiyatlarındaki artışlar üzerinden toplumda infial oluşturmayı amaçlayan haber ve yorumlar ile ilgili bir basın açıklaması ihtiyacı doğmuştur. Öncelikle söz konusu haber doğru değildir. Bugün akaryakıt fiyatlarında herhangi bir artış söz konusu değildir. Medyada yer alan bu tip gerçek dışı haberlerin yanı sıra bazı STK temsilcilerinin kamuoyunda daha fazla tanınma gayesi ile günler öncesinden zam açıklama telaşına düşmesi, sektörümüze olan güveni zedelemektedir. Sadece kendi çıkarlarını düşünerek toplumumuzda huzursuzluğa sebep olan böylesi gerçek dışı haber ve yorumlar yapan ya da yaptıran kişiler hakkında da Kurumumuz tarafından suç duyurusunda bulunulacaktır. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; akaryakıt piyasamızdaki fiyat hareketleri serbest piyasa koşullarında, kamu otoritesinin herhangi bir müdahalesi ya da kararı olmadan oluşmaktadır. Pandemi koşullarında devletimiz eşel mobil sistemi ile uluslararası piyasalardan kaynaklanan olağanüstü fiyat hareketlerinin vatandaşlarımıza asgari düzeyde yansıtılmasını sağlamış, 60 milyar TL’yi aşan bir vergi gelirinden fedakarlık etmiştir. Akaryakıt fiyatlarındaki ÖTV’nin sıfırlanması ile birlikte ise küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve döviz kurundaki hareketler doğrudan fiyatlara yansımaktadır. Ayrıca bilindiği üzere yurt sathında 13 bini aşkın akaryakıt bayii hizmet vermektedir ve herhangi bir ikmal krizi kesinlikle söz konusu değildir. Kurumumuz tarafından otomasyon sistemi sayesinde bütün bayilerin anlık satışları takip edilmekte, herhangi bir bayinin -fiyat artışlarından kar etmek için- vatandaşlarımıza akaryakıt satmadığının tespit edilmesi halinde çok ağır yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu süreçte mağduriyet yaşayan vatandaşlarımız varsa Kurumumuza yazılı olarak başvurmalarını, EPDK olarak konunun yakın takipçisi olacağımızı da hatırlatmak isteriz. Özellikle merkezi konumda bulunan akaryakıt bayileri önünde oluşan kuyruklardan ötürü “bir ikmal krizi yaşandığı algısı oluşturmaya çalışmak” ise sektörümüze yönelik haksız ve yakışıksız bir tavırdır. İçinden geçtiğimiz süreçte bütün paydaşlarımızın, STK ve medya temsilcilerinin sağduyu ile hareket etmesini, vatandaşlarımızda infiale sebep olacak maksatlı haber ve yorumlardan kaçınmalarını rica ediyoruz."
Yayında EPDK'nın söz konusu basın açıklaması hakkında program sunucusu tarafından şu değerlendirmeler yapılmıştır: "EPDK'nın bir açıklaması var, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nasıl bir iletişim yapıyorlar, kim iletişimlerini ayarlıyor ve böyle metinler yazarlarken içinde birtakım itiraflarda ve hatta hadlerini aşan birtakım tespitlerde bulunmayı nasıl başarıyorlar? Şimdi bakın bugün bazı basın yayın organlarında benzine bu gece için yine öyle birtakım spekülasyonlar falan şunlar bunlar vardı biliyorsunuz. Açıklama yapıyorlar, diyorlar ki; gerek bu haber gerekse son yani bu gece derken dünkünden sonra bu gece de var mı diye falan yokmuş gerekse son günlerde akaryakıt fiyatlarındaki artışlar yüzünden toplumda infial oluşturmayı amaçlayan ... Toplumda infial, ya EPDK bürokratik bir kurum böyle siyasi laflar etmeye, toplumda infial oluşturmaya gibi falan birtakım tespitler yapmaya, ne alakası var ya sen işine baksana kardeşim! Böyle-açıklamalar senin üstüne vazife mi? Vazife olup olmadığını sonraki cümlelerde göreceğiz haber ve yorumlarla ilgili bir basın açıklaması ihtiyacı oluşmuştur. Basın açıklaması ihtiyacı oluşması zaten işinizi doğru dürüst yapmadığınız anlamına gelir. Öncelikle söz konusu haber doğru değildir, dolayısıyla bizde paylaşıyoruz doğru değil bu gece zam yok. Bugün akaryakıt fiyatlarında herhangi bir artış söz konusu değildir. Bügün yokmuş, ya bu neyin itirafı biliyor musunuz? Son 1 haftada 2 günde bir gün aşırı zam yapıyoruz falan ama rahat olun bugün yok. Bu nasıl bir açıklama ya bu nasıl bir açıklama? Bu durumun bu ifadenin bu ülkenin vaziyetiyle ilgili ne anlattığının farkında değil misiniz siz ya? Medyada yer alan bu tip gerçek dışı haberlerin yanı sıra bazı STK falan filan birtakım şeyler bir sürü tırı vırı laf, sektörümüze olan güveni zedelemektedir. Bu açıklamanın tamamı zaten güven olmadığının itirafıdır. Bu sektörün eğer organizatör kuruluşlarından biriyse EPDK, bunu nazarı dikkate almalıdır. Bakın büyük bir güven probleminin itirafıdır, sadece kendi çıkarlarını düşünerek falan diye birtakım bazı edebi cümleler kurmuşlar, toplumumuzda huzursuzluğa sebep olan ... Ya arkadaş EPDK'nın işi nedir ya siz önce bir görev tarif çerçeve falan yönetmeliğinize baksanıza! Gözünüzü seveyim, efendim yokmuş bu gece zam yokmuş rahat olun. Benim kaygım ne biliyor musunuz? Bakın böyle laflarla- böyle laflarla öyle bir tuhaf hava yaratmaya çalışıyorlar ki sanki, yani sakin olun Allah aşkına sakin olun sakin olun izleyin öğrenin ve unutmayın ne olur. Çünkü patron sizsiniz bu ülkede, 5 nedenden dolayı bu ülkenin patronu sizsiniz. Bu ülkeyi siz kurdunuz, bu ülkenin göz dikilen tasarrufu sizin elinizde, niye göz dikilen bir tasarrufa sahipsiniz? Çünkü hükumetlere güvenmiyorsunuz, Sadece bu değil o yüzden kenara 3-5 kuruş para koydunuz falan onlar bankacılık sistemine şuraya buraya girmiyor. Ya sonra vergileri siz ödüyorsunuz, siz çalışıyorsunuz ve siz oy veriyorsunuz, fedakarlık da sizden bekleniyor."
Söz konusu yayın nedeniyle, "... yapılan açıklamada, akaryakıt piyasasında fiyat hareketlerinin serbest piyasa koşullarında, kamu otoritesinin herhangi bir müdahalesi veya kararı olmadan oluştuğu ifade edilmesine rağmen, ihlale konu programda sunucu tarafından, bir kamu kurumunun kendi alanına ilişkin yapmış olduğu basın açıklamasının kinayeli bir tarzda mimik ve ifadelerle ele alındığı, Kurumun basın açıklaması üzerinden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belli itiraflarda bulunmakla, haddini aşmakla, işini doğru dürüst yapmamakla suçlandığı, ilgili basın açıklamasının "bir sürü tırı vırı laf" ve "birtakım bazı edebi cümleler" gibi nitelemelerle aktarılarak izleyicinin dikkatine dalga geçilen bir metin olarak sunulduğu, dolayısıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yönelik sarf edilen ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi söz konusu ifadelerin eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliği taşıyan ifadeler olduğu ..." kanaatine varılarak ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararı ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri ... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete 2.168.854,00-TL idari para cezası verilmiştir.
Bunun üzerine söz konusu Üst Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."; "Bilim ve sanat hürriyeti" başlıklı 27. maddesinde, "Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir. Yayma hakkı, Anayasanın 1., 2. ve 3. maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz."; "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26. ve 27. maddeleri hükümleri uygulanır." kurala bağlanmıştır.
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idari, mali ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, teşkilatı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir."; "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinde, "Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunarlar. Yayın hizmetleri; ... (ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez. (...); "İdari yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında, "8. maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğuna dair Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen korumadan faydalanır (Anayasa Mahkemesi (AYM), İlhan Cihaner (2), B. No:2013/5574, K.T.:30/06/2014, §44). Bu doğrultuda, devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (AYM, Nilgün Halloran, B. No:2012/1184, K.T.:16/07/2014, §41; Adnan Oktar (3), B. No:2013/1123, K.T.:02/10/2013, §33; Önder Balıkçı, B. No:2014/6009, K.T.:15/02/2017, §44).
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre, siyasi tartışma özgürlüğü, "tüm demokratik sistemlerin temel ilkesi"dir (AİHM, Lingens/Avusturya, B. No:9815/82, K.T.:08/07/1986, §41-42). AİHM’nin yerleşik içtihatlarında belirttiği gibi, hükümetler kullandıkları kamu gücünden dolayı kendilerine yöneltilmiş en ağır eleştirileri bile hoşgörü ile karşılamak zorundadır. Sağlıklı bir demokrasi, kamu otoritesinin yalnızca yasama veya yargı organları tarafından denetlenmesini değil, aynı zamanda sivil toplum örgütleri, yazılı ve görsel basın veya siyasi partiler gibi kamusal alanda yer alan aktörlerce de denetlenmesini gerektirir (AİHM, Castells/İspanya, B. No:11798/85, K.T.:23/04/1992, §46; Şener/Türkiye, B. No: 26680/95, K.T.:18/07/2000, §40). Hatta hükumet organ ve makamlarına yöneltilen eleştirinin sınırı diğer kişilere göre daha geniştir (AYM, Bekir Coşkun Kararı, B. No:2014/12151, K.T.:04/06/2015, §69).
İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur (AİHM, Handyside/Birleşik Krallık, B. No:5493/72, K.T.:07/12/1976, §49). İfade özgürlüğü, büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedeflemektedir. Düşüncenin açıklanması ve yayılması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır. Öte yandan, siyasi tartışma özgürlüğünün "tüm demokratik sistemlerin temel ilkesi" olduğu göz önüne alındığında diğer ifade türlerine nazaran, hükumet politikalarını eleştiren, politikaları veya siyasi açıklamaları muhalif bir tarzda ele alan siyasi ifade özgürlüğüne ayrıca önem vermek gerekmektedir (AYM, Tansel Çölaşan, B.No:2014/6128, K.T.:07/07/2015, §64).
Beri taraftan, ifade özgürlüğü, sadece lehte olan veya zararsız yahut önemsiz görülen "haber" ve "düşünceler" için değil Devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhindeki incitici, rahatsız edici hatta şoke edici nitelikteki bilgi ve fikirler için de geçerlidir. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Handyside/Birleşik Krallık, §49, Castells/İspanya, §42; Prager ve Oberschlick/Avusturya, B. No:15974/90, K.T.:26/04/1995, §38). Bunlar olmaksızın Anayasa'nın 2. maddesi anlamında demokratik bir toplumdan söz edilemez. Hatta basın hürriyetinin demokrasi ile olan yakın ilgisi, bu hürriyetin kullanılması kapsamındaki ifade ve davranışların belirli bir dereceye kadar abartı ve hatta kışkırtma içermesine tolerans gösterilmesini de gerektirir (AİHM, Observer ve Guardian/Birleşik Krallık, B. No:13585/88, K.T.:26/11/1991, §59).
Bilgi ve görüşlerin basın ve yayın yoluyla iletilmesi, ifade hürriyetinin özellikli bir koruma alanı olarak kabul edilmektedir (AİHM, Sunday Times/Birleşik Krallık, B. No:6538/74, K.T.:26/04/1979, §65). Basın özgürlüğü, bir yönüyle bilgi sahibi olunması gereken konularda toplumun bilgilendirilmesini sağlama aracı; diğer yönüyle ise, halkın haber alma hakkını kullanabilme imkanıdır. Basının, kamusal politika ve kararların halkın denetimine açılmasını sağlama işlevi, demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesinin temel yapıtaşlarını sağlayan bir fonksiyona sahiptir (AİHM, Özgür Radyo-Ses Radyo Televizyon Yayın Yapım ve Tanıtım A.Ş.-Türkiye, B. No:64178/00, K.T.:30/03/2006, §78).
Basının demokratik standartların temellerinden birini oluşturma işlevi, halkın tartışmalı siyasi konular da dahil olmak üzere kamuoyunu ilgilendiren bilgi ve fikirleri alma hakkıyla bir araya gelmekte ve basın hürriyetini özellikli bir koruma alanına yerleştirmektedir (Lingens/Avusturya, §41-42). Bununla birlikte, ifade özgürlüğünün kullanılmasının doğasında bulunan "görev ve sorumluluklar" nedeniyle, basına sağlanan güvencenin, basın etiğine uygun olarak doğru ve güvenilir bilgi sağlamak amacıyla hareket edilmesi şartına bağlı olduğu da unutulmamalıdır.
Kişinin şöhretinin ve manevi varlığının korunması hakkı bakımından herkes aynı düzeyde korumaya sahip değildir. Bu bağlamda, kişinin kamuya açıldığı oranda, kişilik hakları ve özel hayatına ilişkin korunması gereken alanın kapsamı sınırlanmaktadır. Siyasetçilerin ve kamusal yetki kullanan kişi veya kurumların kişilik hakları ifade özgürlüğü karşısında en az korunan alanlardandır.
Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular gibi kamuoyu tarafından tanınan kişilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla daha geniş olmasının, bu kişilerin özel hayatlarına, onur, şeref ve saygınlıklarına ağır ve haksız saldırılarda bulunulabileceği anlamına gelmediği de gerek iç hukukumuzda gerek AİHM kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Buna göre, ifadenin muhatabının konumu, ifadeyi kullananlar açısından sınırsız bir ifade özgürlüğü alanı bahşetmez. Bu nedenle demokratik toplumların çoğunda; ifade özgürlüğü kalkanı arkasına gizlenerek, kişileri yalnızca karalamak, aşağılamak, asılsız suçlamalarda bulunmak, kişilerin özel hayatlarına ölçüsüz saldırıda bulunmak gibi ifade özgürlüğü hakkının açıkça kötüye kullanıldığı durumlar hukuken korunmamaktadır. Bu anlamda; iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici keyfi söz ve beyanlar ile özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı saldırılar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeyi hedefleyen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik olan ifadeler, ifade özgürlüğü kapsamı dışında değerlendirilebilmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 17/01/2018 tarih ve E:2017/1848, K:2018/545 sayılı kararı).
İdari yargı denetiminde ölçü norm olarak kullanılan temel ilkelerin birini de ölçülülük ilkesi teşkil etmektedir. Hukuki temelinde Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, literatür ve yargısal içtihatlarda, bireylere tanınan hakları sınırlandıran idari işlemlerin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, tanınan bir hakkı sınırlandıran idari işlemin ulaşılmak istenen amaç için gerekli olması ve amaç ile hakkı sınırlandıran idari işlemin orantılı olması şeklinde tanımlanmaktadır. Belirtilen tanımlamadan hareket edildiğinde, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık şeklinde alt ilkeleri bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Konumuz açısından önem arz eden orantılılık ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan araç ile sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç arasında kabul edilebilir bir orantı bulunması durumuyla ilgilidir. Dolayısıyla idare, bir yaptırım/tedbir öngörürken yaptırım uygulanmasına neden olan fiilin ağırlığı ile yaptırım/tedbir uygulamakla ulaşılmak istenen amacı gözetmelidir (Bkz. Dairemizin 06/06/2024 tarih ve E.2019/2567, K.2024/2610 sayılı kararı).
Aktarılan Anayasal ilke ve kurallar ile yargısal içtihat uyarınca, ifade ve basın hürriyetine getirilen her türlü formalite, koşul, kısıtlama veya yaptırım niteliğindeki sınırlandırmanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun sayılabilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülü olması gerekir. Aksi halde ifade hürriyetini sınırlandırmaya dönük işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılacaktır.
Dosyanın incelenmesinden, günlük haberlerin aktarılmasının yanı sıra gündemdeki konulara ve siyasi olaylara yönelik yorum ve değerlendirmelerin de yapıldığı ana haber programında, günün gelişmelerinin sunucunun kişisel değerlendirmeleriyle birlikte verildiği, yayının yapıldığı günlerde akaryakıt fiyatlarının yükseliş yönünde sıklıkla değişen bir seyir izlediği, fiyatlardaki yükselişin ülke gündeminde yoğun bir şekilde ele alındığı ve tartışma konusu edildiği, EPDK'nın 25/11/2021 tarihli basın açıklamasının böyle bir ortamda yapıldığı, açıklamada, petrol piyasasındaki fiyat hareketlerinin serbest piyasa koşullarında belirlendiği, eşel mobil sistemi ile uluslararası piyasalardan kaynaklanan olağanüstü fiyat hareketlerinin vatandaşlara asgari düzeyde yansıtılmasının sağlandığı, 60 milyar Türk Lirasını aşan bir vergi gelirinden toplum yararına feragat edildiği, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve döviz kurundaki hareketliliğin doğrudan akaryakıt fiyatlarına yansıdığı, yurt sathında 13 bini aşkın akaryakıt bayiinin hizmet verdiği ve herhangi bir ikmal krizinin söz konusu olmadığı, otomasyon sistemi sayesinde bütün bayilerin anlık satışlarının takip edildiği, herhangi bir bayinin fiyat artışlarından kar elde etmek amacıyla vatandaşlara akaryakıt satmadığının tespit edilmesi halinde yaptırım uygulandığı, bu süreçte mağduriyet yaşayan vatandaşların EPDK'ya yazılı olarak başvurmaları halinde konunun takip edileceği hususlarına yer verildiği anlaşılmaktadır.
EPDK'nın 25/11/2021 tarihli basın açıklamasında ayrıca akaryakıt fiyatlarındaki artışlar üzerinden haber ve yorumların toplumda infial oluşturmayı amaçladığı, bu tip gerçek dışı haberlerin yanı sıra bazı STK temsilcilerinin kamuoyunda daha fazla tanınma gayesi ile günler öncesinden zam açıklama telaşına düşmesinin sektöre olan güveni zedelediği, kendi çıkarlarını düşünerek toplumda huzursuzluğa sebep olan böylesi gerçek dışı haber ve yorumlar yapan ya da yaptıran kişiler olduğu, bütün paydaşların, STK ve medya temsilcilerinin sağduyu ile hareket etmesi ve vatandaşların infialine sebep olacak maksatlı haber ve yorumlardan kaçınılması gerektiğinin vurgulandığı da görülmektedir.
Program sunucusu tarafından yapılan değerlendirmelerde, EPDK'nın konuyla ilgili bir açıklaması olduğu ve bu açıklamaya göre bu gece (25/11/2021 günü) fiyat artışı olmayacağının belirtilmesinden sonra akaryakıt fiyatlarındaki artışlar hakkındaki basın açıklamasında yer verilen bilgilerin izleyicilerle paylaşılmasıyla beraber EPDK'nın basın ve halkla ilişkilere yönelik tutumunun eleştiri konusu yapıldığı, program sunucusu tarafından sarfedilen ifadelerin basın açıklaması metni izlenerek karşıt fikir oluşturularak aktarıldığı, her şeyden önce basın açıklamasında kullanılan üslubun beğenilmediğinin seyirciyle şiddeti değişen düzeylerde eleştiri getirilerek paylaşıldığı, özellikle "hadlerini aşan birtakım tespitlerde bulunmayı nasıl başarıyorlar", "ne alakası var ya sen işine baksana kardeşim", "böyle açıklamalar senin üstüne vazife mi?", "medyada yer alan bu tip gerçek dışı haberlerin yanı sıra bazı STK falan filan birtakım şeyler bir sürü tırı vırı laf" gibi ifadelerde eleştiri dozunun oldukça yüksek bir düzeyde olduğu, bununla birlikte, programın EPDK'ya ayrılan kısımda kullanılan ifadelerin tamamının basın açıklaması metniyle ilişki kurularak aktarıldığı, program sunucusunun dava konusu işleme esas alınan konuşmalarının son kısımlarında EPDK açısından hukuki çerçeveye işaret edilip, toplumun sağduyulu olmaya davet edildiği anlaşılmaktadır.
Yayın faaliyeti nedeniyle davacıya idari para cezası verilmesine yönelik dava konusu Üst Kurul kararıyla, davacının basın hürriyeti ile düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin bulunduğu açık olduğundan, söz konusu müdahaleyle Anayasa'da güvence altına alınan ifade ve basın hürriyetinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekir.
İdari para cezasına yönelik fiil ve bu fiilin karşılığında öngörülen ceza miktarının, Anayasa’nın 13. maddesi açısından "kanunla öngörülmüş" olduğu ve Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde başkalarının şöhret veya haklarının korunması yönünde "meşru bir amaç" taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü" olup olmadığı irdelenmelidir (Bkz. Dairemizin 08/03/2023 tarih ve E.2022/2836, K.2023/1061 sayılı kararı). Dolayısıyla idari para cezası, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeren yayın nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde düzenlenen yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle verildiği için uyuşmazlığın çözümlenmesi için EPDK'nın basın açıklaması ile programda kullanılan ifadeler birlikte ele alınmalıdır.
EPDK tarafından yapılan açıklamada, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin nedenleri ve sonuçları ile EPDK'nın konuyla ilgili görev ve yetkileri hakkında toplumun bilgilendirilmesinin yanı sıra akaryakıt fiyatlarındaki artışlar hakkındaki haber ve yorumların toplumda infial ve huzursuzluk yaratmaya dönük olduğu konusunda medya ve sivil toplum temsilcilerine yönelik eleştiriler getirilmiş; program sunucusu tarafından basın açıklamasının bilgi içeren yönlerinin objektif olarak aktarılmasıyla beraber EPDK'ya karşı dozu ve şiddeti değişen eleştirilerde bulunulmuştur. Dolayısıyla gerek basın açıklamasının gerekse programdaki değerlendirmelerin hem doğrudan bilgi aktarımına yönelik objektif; hem de eleştiri mahiyetinde sübjektif yönleri bulunmaktadır.
Bu durumda, EPDK tarafından yapılan basın açıklamasının akaryakıt fiyatlarındaki düzensiz artışların temelinde yatan nedenlerin objektif olarak açıklanmasıyla yetinilen bir kapsamı olmadığı, medyayı ve sivil toplum temsilcilerini kendilerini savunmak durumunda bırakacak nitelikte sübjektif yönleri de bulunduğu, davaya konu yayında basın açıklamasının hem nesnel hem de öznel yönlerinin değerlendirme konusu yapıldığı, hükumetlere, siyasetçilere ve kamuya mal olmuş kişi veya kurumlara yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha geniş bir korumaya sahip olduğu, genel olarak kamu yararını ilgilendiren bir meselede yapılan sert eleştiri niteliğindeki yayında kullanılan "hadlerini aşan birtakım tespitlerde bulunmayı nasıl başarıyorlar", "ne alakası var ya sen işine baksana kardeşim", "böyle açıklamalar senin üstüne vazife mi?", "medyada yer alan bu tip gerçek dışı haberlerin yanı sıra bazı STK falan filan birtakım şeyler bir sürü tırı vırı laf" gibi ifadelerin belirli bir bağlamı olduğu, yayında kullanılan ifadelerin basın açıklamasında kullanılan ifadelerle birlikte ilerlediği, eleştirilerin basın açıklamasına sadık kalınarak yapıldığı, basın açıklamasındaki bağlamın dışına çıkılarak doğrudan EPDK'nın itibarına saldırı mahiyetinde bir yönü olmadığı gibi EPDK'ya yönelik sert ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmayan bir yönü bulunmadığından eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla, yayında kullanılan ifadelerin EPDK'yı küçük düşürücü, aşağılayıcı ve iftira niteliğinde değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler kullanıldığından bahisle davacı şirkete idari para cezası verilmesinin davacının basın özgürlüğüne demokratik bir toplumda gerekli olmayan ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Üst Kurul hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.