T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/2315
Karar No:2025/71
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madenler Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: "... Mahallesi, ... Sokak, No:... Mahmudiye/Eskişehir" adresinde kurulu tesis için akaryakıt bayilik lisansı verilmesi talebiyle davacı şirket tarafından yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin bayilik lisansı talebinde bulunduğu yerde daha önce bayilik lisansıyla faaliyet gösteren dava dışı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve haklarında kamu davası açıldığı, dolayısıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20/2-(g) maddesinde yer alan suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı ve bu duruma ilişkin herhangi bir istisna getirilmediği anlaşıldığından davacı şirketin bayilik lisansı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Dairelerinin 22/02/2024 tarihli ara kararıyla; davalı idareden ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (...) hakkındaki vergi incelemesinin sonuçlanıp sonuçlanmadığı, sonuçlandıysa düşülen kaydın kaldırılıp kaldırılmadığının ve vergi incelemesi nedeniyle istasyonun mühürlenip mühürlenmediğinin, mühürlendiyse mührün kaldırılıp kaldırılmadığının, düşülen kaydın ne zaman kaldırılacağının sorulduğu, davalı idarece verilen 06/03/2024 tarihli cevapta, lisansın 21/09/2021 tarihinde sonlandırılmış olması nedeniyle herhangi bir mühürleme kaydına raslanılmadığı, lisansa konulan kaydın vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar ve verilen idari para cezası ödeninceye kadar devam edeceğinin değerlendirildiğinin belirtildiği, ancak dosyadaki bilgi belgelerden zaten 2021-2022 yıllarına ilişkin vergi incelemesinin sonuçlanmış olduğunun anlaşıldığı, 2020 yılına ilişkin vergi incelemesinin sonuçlanmış olduğuna ilişkin bilgi bulunmamakla birlikte 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20/2-(g) maddesinin yürürlük tarihi olan 30/04/2021 tarihi öncesine ilişkin olduğu, dolayısıyla da 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesi kapsamındaki işleme dayanak oluşturamayacağı,
Bu itibarla, davacının bayilik lisansı verilmesi başvurusunun reddine ilişkin işlemin sebebinin, önceki bayi hakkında devam eden vergi incelemesi olduğu, anılan vergi incelemesinin 22/09/2022 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenerek sonuçlanmış olması ayrıca istasyonun mühürlü olmaması nedeniyle, işlemin sebep unsurunun ortadan kalktığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davalı idarece bayilik lisansı verilmesi istemiyle yapılan başvuru hakkında mevzuatta aranılan diğer şartlar yönünden de ayrıca değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ... hakkında yürütülen inceleme sonucunda vergi suçu raporu tanzim edildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında vergi usul kanununa muhalefet suçlamasıyla yargılamanın devam ettiği, istasyon hakkında mühürleme işlemi yapılmamasının ise lisansın iptal edilmiş olmasından kaynaklandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından "... Mahallesi, ... Sokak, No:... Mahmudiye/Eskişehir" adresinde kurulu tesis için 22/07/2022 tarihinde istasyonlu bayilik lisans başvurusunda bulunulmuştur. Ancak, anılan tesiste faaliyet gösteren eski lisans sahibi ...'ın 02/10/2020 tarih ve ... numaralı lisansının devrinin engellenmesi amacıyla Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 12/11/2021 tarih ve ... sayılı yazısına istinaden sistemin kilitlendiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca 26/07/2022 tarih ve ... sayılı Olur ile davacının başvurusunun reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin işlem tarihde yürürlükte bulunan halinde, "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.
(...)
ç) Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(...)" kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül" başlıklı 367. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde ise, "Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.
359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.
Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine talik olunur.
359 uncu maddenin (ç) ve (d) fıkralarında yazılı suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenir ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmaz.
(...)" kuralı yer almıştır.
30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinde, "Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralı yer almıştır.
Anılan Kanun değişikliğinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümleri Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibare, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirilmiş ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." cümleleri eklenmiştir.
Dairemizin dosyadaki Anayasa'ya aykırılık iddialarını ciddi görmesi ve Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin, "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki altıncı ve son cümlesinin teşebbüs özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandırdığı, bu haliyle kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla ilgili kural Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlemin dayanağı olan kuralın iptaline ilişkin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında, vergi incelemesi devam ettiği sürece incelemeye konu lisansın üçüncü kişilere devrini yasaklayan kuralın vergi kaybının önlenmesi amacı yönünden elverişli ve gerekli olabileceği, bu yöndeki düzenlemenin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak kuralda vergi incelemesi süresince tedbirin gözden geçirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu haliyle idareye gözden geçirme imkanı tanınmadığı gibi, tedbire muhatap olanlara da talepte bulunma imkanı sağlanmadığı, dolayısıyla kuralın orantılılık şartını sağlamadığı, teşebbüs özgürlüğüne getirilen kısıtlama ile kamu zararını önlemeye yönelik amaç arasındaki makul dengenin bozulduğu gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
Söz konusu gerekçe incelendiğinde, vergi kaybının önlenmesi amacıyla hakkında vergi incelemesi yürütülen akaryakıt istasyonları hakkında belli bir süre için lisans devri kısıtlaması gibi tedbirlere başvurulmasının mümkün olduğu ancak, Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı iptal kararındaki gerekçeye benzer şekilde, süreç içerisinde ortaya çıkabilecek yeni ve lehe durumların göz önüne alınarak, şayet tedbiri gereksiz hale getirecek bir gelişme varsa, buna göre yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiğine işaret edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde, devralınmak istenilen bayilik lisansı sahibi hakkında yürütülen vergi incelemesi sürecinin ne şekilde geliştiği, süreç sonunda suç şüphesine rastlanıp rastlanmadığı, vergi suçu raporu tanzim edilip edilmediği, sürecin savcılık yoluyla adli mercilere intikal ettirilip ettirilmediği hususları önem arz etmektedir. Nitekim vergi incelemesinin herhangi bir suç unsuruna rastlanılmaksızın sonlandırılması mümkün olduğu gibi, adli merciler tarafından gerçekleştirilen soruşturma ve kovuşturma süreçleri de tedbirin haksızlığını ortaya koyabilir. Öte yandan vergi mahkemeleri nezdinde yürütülen bir yargılama neticesinde isnat edilen fiil sabit görülmeyerek kabul yönünde bir karar verilmesi de mümkündür. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı iptal kararının, idarenin hakkında vergi incelemesi devam eden işletmelere yönelik geçici tedbir mahiyetinde işlem tesis etmesinin önünde engel teşkil etmediği, yalnızca orantılılık ilkesi gereği süreç boyunca tedbirin devamının gerekli olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle iptal kararının tesis edildiği kabul edilmelidir.
Dava dosyasının incelenmesinden, ilgili akaryakıt istasyonunun bayilik lisansının devren iktisabı amacıyla 22/07/2022 tarihinde Kuruma başvuru yapıldığı, ancak anılan tesiste faaliyet gösteren eski lisans sahibi ...'ın ... tarih ve ... numaralı lisansının devrinin engellenmesi amacıyla Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısına istinaden sistemin kilitlendiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca ... tarih ve ... sayılı Olur ile davacının başvurusunun reddedildiği, 2011-2022 yıllarına ilişkin vergi incelemesi sürecinin sonunda yetkililer hakkında ... tarih ve ... sayılı vergi suçu raporunun düzenlendiği, durumun ... Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirildiği, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında vergi usul kanununa muhalefet suçlamasıyla yargılamanın devam ettiği, öte yandan, ...'ın ... tarih ve ... numaralı lisansının Kurumun ... tarih ve ... sayılı kararı ile sonlandırıldığı, dolayısıyla ilgili istasyon hakkında herhangi bir mühürleme işlemi tesis edilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında vergi incelemesinin sonuçlandığı ve mühürleme işlemi de tesis edilmediğinden bahisle iptal kararı verilmiş ise de, vergi incelemesinin suç unsurlarına rastlanıldığını gösteren vergi suçu raporu ile sonuçlandığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgililer hakkında iddianame düzenlendiği, ... Asliye Ceza Mahkemesinde vergi usul kanununa muhalefet suçlamasıyla yargılamanın devam ettiği, istasyon hakkında mühürleme işlemi yapılmamasının ise lisansın iptal edilmiş olmasından kaynaklandığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/01/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, “g) (Ek:29/4/2021-7318/10 md.) Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın "Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" başlıklı 152. maddesinin birinci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanılğı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı; üçüncü fıkrasında ise "Anayasa Mahkemesinin, işin kendisine gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu; "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde ise, iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararının Resmi Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği kurala bağlanmıştır.
Dairemizin bakılan dosyadaki Anayasa'ya aykırılık iddialarını ciddi görmesi ve Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin, "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklindeki altıncı ve son cümlesinin teşebbüs özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandırdığı, bu haliyle kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla ilgili kural Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemekle birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi halinde uygulanacağı hususu yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden yasa kuralının itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, henüz kararı kesinleşmeyen uyuşmazlıklarda iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da imkan bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 27/06/2024 tarih ve E:2023/136, K:2024/127 sayılı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş bulunan "Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralına istinaden tesis edilmiş olan, davacının yaptığı lisans başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan işbu davada İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun ise kabul edildiği, İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar dava konusu işlem Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, vergi incelemesinin sonuçsuz kaldığı ve mühürleme işlemi yapılmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ise de, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek kararın 02/10/2024 tarih ve 32680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması karşısında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde, bu gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmasa da, gerekçe yönünden hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararına katılmıyoruz.