T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/298
Karar No:2024/5322
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. ...
Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Elektrik Üretim İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile imzalanan Bozkır Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanımı Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma (Anlaşma) uyarınca 2021 yılı için 8.945.033,69-TL hidroelektrik kaynak katkı payı tahakkuk ettirilmesine ve söz konusu tutarın 31/01/2022 tarihine kadar ödenmesinin istenilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından kaynak katkı payı toplantılarında verilecek teklifler hazırlanırken projeyi yapmaya hak kazanmaları durumunda her yıl yapacakları ödeme tutarının ne olacağı ve bu tutarların güncellenmesinin hangi usulle yapılacağının Yönetmelik ve verilecek teklif tutarının yazıldığı Teklif Formunda açık şekilde yer aldığı, hesaplamaya esas teşkil eden unsurların davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğu, davacı şirket tarafından projeye yapılan başvuru ile verilen toplam teklif tutarına, yıllık üretim miktarına, üretime başlama tarihinin hangi ay veya hangi gün yapıldığına, yıl içerisinde devamlı olarak üretim yapılıp yapılmamasına bakılmaksızın davalı idarece hidroelektrik santrali kabulünün yapıldığı yıldan başlamak üzere lisans süresi sonuna kadar her yıl söz konusu teklif tutarının tamamının ödeneceğinin taahhüt edildiği, davacı şirketin projeye başvuru yaparken sunduğu teklif formunda kurulu güç ile teklifinin çarpılması sonucu bulunan kaynak katkı payı tutarını ödemeyi taahhüt ettiği, davacı şirket ile imzalanan Anlaşmanın 14. ve 16. maddelerinde de görüldüğü üzere davalı idarece davacıya herhangi bir su taahhüdünde bulunulmadığı, davalı idarenin su verememesi veya az su verilmesi durumunda sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunun taraflar arasında yapılan anlaşma ile kararlaştırıldığı, dolayısıyla yeterli su seviyesine ulaşılamaması nedeniyle üretim yapılamadığından bahisle hidroelektrik kaynak katkı payı tutarının ödenmemesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; kaynak katkı payına ilişkin olarak 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun'da yer alan "her yıl" ibaresinin anlaşma imzalanacak istekliyi belirlemek için verilecek tekliflere yönelik bir belirleme olduğu, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te ise başlangıçta teklif edilen tutarın yıllık olarak güncelleştirileceği ve üretim yılını takip eden Ocak ayında ödeneceği şeklinde belirleme yapıldığı, her ne kadar davalı idare tarafından mevzuat gereğince yıl içerisinde ne kadar üretim yapıldığı veya üretime hangi tarihte başlandığının kaynak katkı payının belirlenmesinde etkisi bulunmadığı belirtilse de gerek 6446 sayılı Kanun'da gerek Yönetmelik'te yer alan düzenlemelerin bu şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı, aksi bir kabulün tesisin yıl içerisinde hangi tarihte üretime başladığı, tesiste üretim yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın bir tam yıl için kaynak katkı payı bedeli tahakkuk ettirilmesine yol açacağı, bu durumun ise hakkaniyete ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu, Yönetmelik'te de katkı payı bedelinin ne şekilde güncelleştirileceği belirlenirken yıl içerisinde hangi tarihte faaliyete geçilirse geçilsin, üretim yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın tam bir yıllık bedelin ödenmesi gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme yapılmadığı, davacıya ait tesisin 30/06/2021 tarihinde faaliyete başladığı ancak bu tarihten itibaren 31/12/2021 tarihine kadar herhangi bir üretiminin bulunmadığı, bu itibarla, davacı şirkete 2021 yılı için bir yıllık bedel üzerinden hesaplama yapılması suretiyle tahakkuk ettirilen kaynak katkı payı tutarının tahsiline ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ... İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 6446 sayılı Kanun ile Yönetmelik'te kaynak katkı payının her yıl ödenmesi gereken bir bedel olduğunun açıkça belirtildiği, üretim miktarıyla kaynak katkı payının ilgisinin bulunmadığı, kaynak katkı payı toplantısına katılan isteklilerin projeyi yapmaya hak kazanması durumunda her yıl yapacağı ödemenin ne olacağı ve bu tutarın nasıl güncelleneceğini bildiği, teklif formunda bu hususların yer aldığı, hidroelektrik kaynak katkı payının her yıl için yılın sonunda gerçekleşecek yıllık piyasa takas fiyatı ile ödemeye esas üretim yılında gerçekleşen yıllık piyasa takas fiyatı oranıyla güncellenerek ve tesisin ilan edilen toplam kurulu gücü esas alınarak hesaplanması gerektiği, tesisin yıl içerisinde ne zaman üretime alındığı veya ne kadar üretim yaptığının bu bedelin belirlenmesine bir etkisi bulunmadığı, Anlaşma uyarınca belli bir tarihte ve miktarda su verme yükümlülükleri bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin belirttiği şekilde bir taahhütlerinin bulunmadığı, üretime başlanmaması halinde bedel talep edilmeyeceğinin Anlaşmada belirtildiği, somut olayda suyun az gelmesi değil suyun hiç verilmemesi ve bu nedenle tesiste üretim yapılamaması halinin mevcut olduğu, hiç üretim yapılmadan kaynak katkı payı ödeneceği yönünden bir düzenlemenin ilgili mevzuatta ve Anlaşmada yer almadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.