T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/395
Karar No:2025/1032
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Ticaret A.Ş. (...) pay piyasında 27/11/2023-20/12/2023 döneminde; ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (...) pay piyasasında ise 20/11/2023-20/12/2023 döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 22/12/2023 tarihli işlemlerden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının kendisiyle ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası ile 101. maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, 101. maddenin birinci fıkrasının, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüpheyi geçici işlem yasağının sebebi olarak düzenlediği, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanmayan ancak bu fiile iştirak kapsamında başka iş ve işlemler gerçekleştirildiğine yönelik makul şüphenin ise “107/2'de tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphe” kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksi düşüncenin kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacağı;
Bu durumda, davaya konu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması gerekmekte olup somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve de bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin davalı idarece yapılmadığı, davacı hakkında tespit edilen anılan pay piyasalarında işlem gerçekleştirmek ve 107/2’de tanımlanan fiilleri gerçekleştiren F.A.’ya para transfer etmek fiillerinin ise 107/2’de tanımlanan fiiller kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığından, Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasında ki fiili işlediğine yönelik makul şüphe bulunduğundan bahisle davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.