T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16740
Karar No : 2024/2478
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Davacının, İstanbul ili, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/16. maddeleri gereğince iki kez "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin ...... günlü, ... sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:......, K:... sayılı karar, davacı tarafından temyiz edilmekle, Danıştay Beşinci Dairesinin 10/10/2017 günlü, E:2016/18742, K:2017/21022 sayılı kararıyla; meslekten çıkarma cezalarının her biri için 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ayrı ayrı dava açılmak üzere dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararına uyularak adı geçen Mahkemece verilen ... günlü, E:... K:... sayılı kararla, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-d maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine hükmedilmiş; dava, yasal süresi içerisinde yeniden açılmıştır.
Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul ili, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi hükmü uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü,... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta; davacı tarafından, adli yargıda açılan ceza davasının beraatle sonuçlandığı ileri sürülmekteyse de, davacının şantaj fiilinin değerlendirildiği ceza yargılaması sonucunun bakılan davanın konusunu oluşturan fiiller bakımından sebep-sonuç ilişkisi taşımadığı ve davanın sonucu bakımından da etki doğurmadığı, davacının üzerine atılı fiili işlediğinin düzenlenen soruşturma raporuyla sabit olduğu ve söz konusu davranışları nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/7 maddesinde yer alan "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilinin olayda gerçekleştiği, ayrıca aynı filin daha sonra yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki " ç) Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" düzenlemesi kapsamında kaldığı, bu haliyle değişen yasal düzenlemenin davacı lehine yorumlanacak bir sonucu olmadığı da dikkate alındığında, davacıya fiilinin karşılığı olarak verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; sadece müşteki G.K.'nın beyanlarına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, yetkisini veya nüfuzunu kötüye kullandığı iddiasının kanıtlanamadığı, her ne kadar olay tarihinde müştekinin evinde olduğu sabit ise de, bu durumun, müştekiden zorla para aldığı anlamına gelmediği, adli yargıda görülen şantaj davasında beraat ettiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ceza davasındaki kararın hiç dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Üye ...'nın; "uyuşmazlıkta;... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uyularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi hükmü gereğince verilen dilekçe ret kararı üzerine açılan davaların her birinin yeni ve birbirinden bağımsız davalar olduğu, dolayısıyla kararın verildiği tarih itibariyle davacı tarafından yapılan kanun yolu başvurusunda yürürlükte bulunan 2577 sayılı Kanun'un 45 inci maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladığı tarihten (20/07/2016) sonra verilen karar, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesine tabi olduğundan, ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararının temyizen incelemesi gerektiği" yolundaki ayrışık oyuna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca ilk mahkeme kararı olan... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararının, 20/07/2016 tarihinden önce verilmesi ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlere tabi bir karar olması nedeniyle, bu kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulması ve ilk derece mahkemesince bozma kararına uyularak dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine, yenilenen dilekçe ile açılan işbu davada yapılan yargılama sonucunda adı geçen mahkemece verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı sayılı kararın da, ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte olan kanun yollarına ilişkin hükümlere ve dolayısıyla doğrudan temyize tabi olduğuna oyçokluğuyla karar verilmek suretiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... günlü, E:..., K... sayılı kararı kaldırılarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:... K:... sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; İstanbul ili, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi hükmü uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ...... günlü, ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Olayda; dava konusu meslekten çıkarma işlemi; davacının, geçimini fuhuşla sağlayan G.K. isimli bayanla, 15/03/2012 tarihinde, G.K.'nın Silivri'deki evinde para karşılığında ilişkiye girdikten sonra, kendisini narkotik polisi olarak tanıtıp, G.K.'nın evinde usulsüz ve yetkisiz bir şekilde arama yaptığı, G.K.'ya, "İranlı uyuşturucu kaçakçısı olan sevgilisinin yakalandığı, kendisinin de gözaltına alınıp tutuklanacağını, çocuklarının devlet tarafından elinden alınacağı, bu işi kapatabilmesi için kendisine 5.000,00 TL vermesi gerektiği, bu işin daha amiri, müdürü olduğunu" söyleyerek müşteki G.K.'yı korkutmak suretiyle, müştekinin 1.435,00 TL nakit parasını, Exper marka notebook bilgisayarını, bir çift gümüş kol düğmesini ve kimlik kartını aldığı ve 2.000,00 TL daha temin etmesi gerektiğini söylediği, G.K.'nın kendisinden şikayetçi olması üzerine yürütülen adli ve idari tahkikat aşamasında, davacının kollukta ve savcılıkta vermiş olduğu ifadelerle disiplin soruşturmasında verdiği ifadeler arasında çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmaktan dolayı tesis edilmiştir.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi, belge ve disiplin soruşturması ekinde yer alan ifade tutanakları değerlendirildiğinde, fuhuşla iştigal eden G.K. isimli kadınla önceden tanışıklığı olan davacının, yukarıda belirtilen eyleminin adli suç vasfının "şantaj" olabileceği, nitekim şantaj suçlamasıyla hakkında ceza davası açıldığı ve yargılama sonucunda beraat ettiği anlaşılmıştır. Belirtilen eylemin, disiplin hukuku yönünden, polislik mesleğinin yetkisinin ve nüfuzunun kötüye kullanılmasıyla ilgisi bulunmamaktadır.
Dosya kapsamında; davacının, kendisine veya başkasına menfaat sağlamak amacıyla yetkisini veya nüfuzunu kötüye kullandığını ispatlayan somut veya şüpheden uzak herhangi bir delilin bulunmadığı açık ise de, idarece davacının eyleminin anılan Tüzüğün diğer hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek eylemine karşılık gelen bir başka disiplin cezasıyla cezalandırılabileceği sonuç ve kanaatine varıldığından, davanın reddi yolundaki temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.