T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6785
Karar No : 2024/2890
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; ... olarak görev yapan davacının, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde, hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunduğundan bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı İzmir Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yaptığı dönemde, hakkında açılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda; davacının silah alım satımı yapan kişilere aracılık ettiği, silahların ruhsatlandırılması işlemlerini çabuklaştırmak için, aracılık ettiği kişilerin haberi ve bilgisi olmadan, onlar adına sahte dilekçeler yazıp imzalayarak işlem tesis ettirdiği, davacının eyleminin "özel belgede sahtecilik" suçu kapsamında kaldığından bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, İzmir Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun dava konusu kararı ile; davacıya isnat edilen "özel belgede sahtecilik" suçunu işlediğine dair yeterli delillerin bulunmadığı, ancak hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırıldığı, dava dosyası ile birlikte soruşturma raporu ve eklerinin birlikte değerlendirilmesinden; 07/02/2013 tarihli Ekspertiz Raporu'nda, "S.İ. adına düzenlenmiş olan 23/05/2011 tarihli dilekçedeki yazıların davacının eli mahsulü olduğu ancak altındaki imzanın anılan vatandaşa ait olmayan sahte imza olduğu, bu imzanın kime ait olduğunun tespit edilemediği, C.G. adına düzenlenmiş olan 10/05/2011 tarihli dilekçedeki yazıların davacının eli mahsulü olduğu, ancak altındaki imzanın anılan vatandaşa ait olmayan sahte imza olduğu, bu imzanın kime ait olduğunun tespit edilemediği, K.Y. adına düzenlenmiş olan 22/12/2011 tarihli dilekçedeki yazıların davacının eli mahsulü olduğu, ancak altındaki imzanın anılan vatandaşa ait olmayan sahte imza olduğu, bu imzanın kime ait olduğunun tespit edilemediği, yine E.P. adına düzenlenmiş olan 21/07/2011 tarihli dilekçedeki yazıların davacının eli mahsulü olduğu, ancak altındaki imzanın anılan vatandaşa ait olmayan sahte imza olduğu, bu imzanın kime ait olduğunun tespit edilemediği"nin belirtildiği, davacının 08/09/2012 tarihli soruşturma ifadesinde söz konusu dilekçelerin kendisi tarafından yazıldığını kabul ettiği, Z.Ş. adlı vatandaşa ait 04/01/2012 ve 02/02/2012 tarihli dilekçelerdeki imzaların farklı olması, anılan şahsın ifadesinde, ruhsat yenileme müracaatından vazgeçtiğine dair 02/02/2012 tarihli dilekçeden haberi olmadığını ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmesi, polis memuru H.T.'nin, ruhsat yenileme müracaatından vazgeçildiğine dair 02/02/2012 tarihli dilekçenin davacı tarafından kendisine verildiğini ifade etmesi, davacının da söz konusu dilekçenin kendisi tarafından verildiğini kabul etmiş olduğu dikkate alındığında, davacının, İzmir ili, Kemalpaşa ilçesinde görev yaptığı dönemde vatandaşlarla hemşehri ilişkisi içine girerek, silah ruhsatı alım ve satımlarında aracılık ettiği kişilerin haberi ve bilgisi olmadan, onlar adına dilekçe yazarak, kimin imzaladığı belli olmayacak şekilde ruhsat büroya verdiği hususlarının yapılan soruşturma sonucunda sübuta erdiği anlaşıldığından, davacının eyleminin "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında değerlendirilmek suretiyle tesis olunan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; meslek hayatı boyunca özverili bir şekilde ve herhangi bir disiplin cezası almadan görev yaptığı, konuyla ilgili olarak adli yargıda açılan “resmi belgede sahtecilik” suçundan dolayı beraat ettiği, herhangi bir suç kastıyla değil, vatandaşa yardımcı olmak gayesiyle hareket ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.