T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/93
Karar No : 2024/3571
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; Muş İl Emniyet Müdürlüğü ... Şube Müdürlüğü emrinde ... olarak görev yapan davacının, "yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca idarenin ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın bu bölümünün işlemden kaldırılmasına dair verilen ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının 7-(e) bendinde belirtilen eylemine ilişkin kısmı yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince -Mahkemelerinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Beşinci Dairesinin 27/11/2017 günlü, E:2016/40509, K:2017/23463 sayılı kararıyla bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak Mahkemelerince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddi üzerine yenilenen dilekçeyle açılan davada - verilen temyize konu kararla; idarenin disiplin cezası verme mekanizmasını harekete geçirmek suretiyle davacıya isnat edilen fiillerin kesinlik derecesinin ortaya çıkarılması ve bu şekilde disiplin yönünden kusurlu olup olmadığının ve gerçekten o disiplin suçunun işlenip işlenmediğini, kim tarafından ne zaman ve ne şekilde işlendiğini, zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol ve analiz etmek mecburiyetinde olduğu, davacının büro amir vekili olarak görev yapmakta iken Büyükelçilik adına kayıtlı numaraya dinleme kararı çıkarabilmek için abone bilgileri bölümüne kaydı yok anlamına gelen "----"işaretini kasten yazdırmak suretiyle adli makamların yanıltıldığı yazıyı parafladığı, dolayısıyla, davacıya isnad edilen fiilin sübuta erdiği, meslekten çıkarma ile cezalandırılması gerekmekte ise de, davacının eylemlerinin 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı, davalı idarece de bu durum tespit edilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, suç tarihi itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde belirtilen ceza verme zamanaşımı süresinin dolduğu göz önüne alındığında, dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; idarenin zamanaşımına uğramış hususlarda esastan inceleme yapma yetkisinin bulunmadığı, yetkisini veya nüfuzunu kendisine mi başkalarına mı, hangi çıkar için, kin veya dostluk nedeniyle mi kullandığına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, suç unsuru içerdiği iddia olunan yazının hiçbir icrailiğinin bulunmadığı, bir dinleme kararı talebi de olmayıp yalnızca Cumhuriyet Savcısının adli talimatı niteliğindeki sorularını cevaplamaktan ibaret olduğu, telefon numaralarının karşısına (---) şeklinde ibare konulan şahıslarla ilgili herhangi bir bilgi saklama ya da adli makamları yanıltma amacının olmadığı, sorgulandığı esnada "kaydı bulunamadı" şeklinde sonuç veren ülkemize ait telefon numaralarının sonraki sorgulamalarında aboneleri ile ilgili bilgilere ulaşılması durumunun, ilk sorgulama esnasında sistemsel bir sorunun yaşanması ya da yeni yapılan aboneliklerde bilgilerin sisteme düşmemesi gibi sebeplerden kaynaklanmış olabileceği, iddia edildiği gibi adli makamlardan bilgi saklamak amaç edinilseydi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 25/09/2012 günlü yazıda da aynı bilgilerin saklanması gerektiği, oysa söz konusu yazıda sonradan tespit edilen bu bilgilerin adli makamlara bildirildiği; savunma hakkının kısıtlandığı, hangi mevzuatın ihlaline sebebiyet verdiğini bilmeden savunma yapmak zorunda kaldığı, soruşturma zamanaşımına uğramış fiiller hakkında soruşturma başlatıldığı, Yüksek Disiplin Kuruluna Müsteşar Yardımcısının başkanlık yapmasının hukuka aykırı olduğu, idari soruşturma dosyasında tek delilin adli soruşturmaya dair tutanaklar olduğu, söz konusu tutanakların Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca imha edilmesi gerektiğinden hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın Danıştay Beşinci Dairesince usul yönünden bozulması nedeniyle Mahkemece bu sefer davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı tarafından; Yüksek Disiplin Kurulunun müsteşar yardımcısının başkanlığında toplanmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, işlem tarihinde yürürlükte bulunan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin (d) bendinde Yüksek Disiplin Kurullarının başkanlıklarında Başbakanlık ve Bakanlıklarda Müsteşar veya Müsteşar Yardımcılarının görevlendirilebileceği düzenlendiğinden işlemde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı; soruşturma zamanaşımına uğramış fiiller hakkında soruşturma başlatıldığı iddia edilmiş ise de, E.B. isimli şahsın 21/07/2014 günlü şikayet dilekçesi sonrasında Emniyet Genel Müdürlüğünün 27/10/2014 günlü tahkik emri ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 31/10/2014 günlü görev emriyle soruşturmaya başlandığı, müfettişlerce inceleme yapılması ve davacının da aralarında bulunduğu diğer personel hakkında ek tahkikat onayı istenilmesi üzerine Emniyet Genel Müdürlüğünün 31/12/2014 günlü yazısıyla ek tahkikat onayının verildiği, davacı ve diğer personelden bazılarının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerden dolayı soruşturulduğu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca 6 ay içinde soruşturmaya başlanılması nedeniyle disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramadığı; savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmiş ise de, Yüksek Disiplin Kurulunun ... sayılı savunma istem yazısının davacıya tebliğ edildiği, anılan yazıda davacıya yöneltilen iddiaların yazılı olduğu, yazıda 7 gün içinde yazılı savunma yapılabileceğinin ve 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat veya vekili aracılığıyla savunma yapabilme haklarının davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacının disiplin soruşturması raporu ve soruşturma dosyasındaki tüm evrakların onaylı bir suretinin tarafına verilmesi istemiyle başvuru yaptığı, anılan başvurunun Emniyet Genel Müdürlüğünün 19/06/2015 günlü yazısıyla, soruşturma dosyası ile tamamıyla aynı bilgi ve belgelerden oluştuğu değerlendirilen adli soruşturmada kısıtlama kararı bulunduğu, bu nedenle talebin karşılanamayacağının bildirildiği, bu cevaba karşı yargı yoluna başvurmadan önce 15 gün içinde Bilgi Edinme Kuruluna itiraz edilebileceği hususunun davacıya hatırlatıldığı, aynı yazıda davacıya 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre kendisinin veya vekilinin şahsen müracaatı halinde Emniyet Genel Müdürlüğü 1. Hukuk Müşavirliğinde hakkında düzenlenen soruşturma dosyasının kendisiyle ilgili bölümlerini inceleyebileceğinin bildirildiği görüldüğünden savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının yerinde olmadığı; idari soruşturma dosyasında tek delilin adli soruşturmaya dair tutanak ve evraklar olduğu ve bu belgelerin Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, anılan tutanak ve evrakların davacı hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen delil elde yöntemleri uygulanarak elde edilmiş delil niteliğinde olmadığı, bu belgelerin tanzimi ve denetimi sürecinde görev alan kamu personelinin disiplin hukuku yönünden kusurlu olup olmadığının tespiti amacıyla idari soruşturmaya konu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.