T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/307
Karar No : 2025/105
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...
VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü V. ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:...... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Davacı tarafından, ... Başkonsolosluğunda muavin konsolos olarak görev yapmakta iken, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. ve 3. maddeleri gereğince merkeze alınmasına ilişkin 12/02/2021 günlü, 2021/124 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :...İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı, davacının eşi ... G. F. ve diğer Muavin Konsolos E. O. hakkında düzenlenen, Dışişleri Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcılığının... günlü, ... sayılı muhakkik raporu incelendiğinde; soruşturma kapsamında, adı geçenlerin savunmalarının alınmasının dışında, bu savunmalardaki iddiaların doğruluğunun araştırılması kapsamında, başta Başkonsolos G. Ö. K. ve bir önceki Başkonsolos B. M. olmak üzere, Başkonsolosluk bünyesinde çalışan 29 personelin tanık olarak ifadelerine başvurulduğu; davacının, Başkonsolos G. Ö. K. ve sözleşmeli personelin önünde ve 01/10/2020 tarihinde Muavin Konsolos E. O. ile tartışmalar yaşadığı, bu tartışmaların Muavin Konsolos E. O.'nun üzerine yürümesiyle sonuçlandığı, Muavin Konsolos E. O. hakkında, sözleşmeli personelin bulunduğu ortamda, eleştirel ve hakaretamiz ifadeler kullandığı, Muavin Konsolos E. O.'ya karşı olan tavrını personele de yansıttığı ve personel üzerinde sürdürdüğü, Muavin Konsolos E. O.'nun yönetim tarzını ve davranışlarını beğenmeyen personelin davacı hakkında olumlu görüş bildirdiği, Muavin Konsolos E. O.'ya yakın olan personel ile muavin konsoloslar arasındaki çekişmede taraf olmak istemeyen personelin ise davacı tarafından, davacının tarafını tutmaya zorlanıldığı; Başkonsolosların görev değişimi sürecinde, "Gün bugündür, yeni Başkonsolos geliyor, herkes tarafını belirlesin." gibi ifadeler kullandığı, Muavin Konsolos E. O.'ya yakın personeli, diğer personelin yanında "O.'nun adamı" olmakla itham ettiği, bu hususlara ilgili tanık beyanlarında yer verildiği; Başkonsolos G. Ö. K. üzerinde baskı kurmaya çalıştığı, Muavin Konsolos E. O. ve ona yakın personelin görevlerinin değiştirilmesi konusunda ısrarcı davrandığı, bu durumu, 06/11/2020 tarihinde sunmuş olduğu savunma yazısında, "Sayın Başkonsolos G. Ö. K.'yi, sıkıntıların ve ihtilafların kaynağı durumundaki E. O.'nun şişmiş egosunu ve tahakküm arzusunu kontrol altına alması ya da durdurması için irade koyma veya karar alma noktasında orantısız şekilde zorlamış veya rahatsız etmiş olabilirim." ifadelerine yer vererek kabul ettiği; 30/09/2020 tarihinde muavin konsoloslar toplantısında Muavin Konsolos E. O. ile tartıştığı, bu toplantı sonrasında Başkonsolos G. Ö. K.'nin makam odasında bağırarak konuştuğu, kapıyı çarparak odadan çıktığı, bu minvaldeki tavırlarını önceki Başkonsolos B. M.'ye karşı da sergilediği, bu hususlara Başkonsolosların ifadelerinde yer verildiği; davacının personel işlerinden sorumlu olduğu, personel özlük dosyalarını inceleyebildiği, ancak bu yetkisi sözleşmeli personel hakkındaki özlük dosyalarının kapsamıyla sınırlı olmasına karşı Muavin Konsolos E. O.'nun özlük dosyasını inceleyerek, buradaki bilgileri, ilgilinin aleyhinde kullandığı, dolayısıyla yetkisini aştığı, bu durumun, davacının, Muavin Konsolos E. O.'yu muhatap alarak gönderdiği, 15/10/2020 tarihli e-posta mesajında yer verdiği ifadelerdeki bilgilerden anlaşılmakta olduğu; ayrıca, davacı tarafından, hakkında tayin olunan disiplin cezasına karşı dava açılmadığının görüldüğü; yüklendikleri görevin önem ve ağırlığı dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temsilinde doğrudan etkili olan bir görevde bulunan ve bu görevin temsil vasfının, Devlet itibarının, buna bağlı olarak da görev haysiyetinin, kişisel husumetlere ya da çıkarlara tercih edilemeyecek kadar önemli olduğunun şuuruyla ve kamu yararını gözeterek hareket etmesi gereken yurt dışı personelinden olan davacı ile Muavin Konsolos E. O. arasında uyumsuzluklar bulunduğu, mesai düzeni ve iş verimini etkileyecek olumsuz davranışlar sergiledikleri, 657 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca işbirliği içerisinde çalışmaları esas olan personelin, aralarındaki çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle bu işbirliğini imkansız kıldıkları, davacı ve Muavin Konsolos E. O. arasındaki anlaşmazlıkların kişisel husumete dönüştürüldüğü, anılan kişilerin amir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla bu husumetin çalışma ortamındaki diğer personeli doğrudan etkilediği hususları birlikte değerlendirilerek, Başkonsolosluktaki çalışma ortamının huzur ve bütünlüğünün yeniden tesisinin sağlanması bakımından, davacının, merkeze alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Anılan karara karşı davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararıyla; davaya konu uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan ve Danıştaya temyiz yolunun açık olduğu uyuşmazlıklar arasında yer almadığı gerekçesiyle davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiş; Danıştay İkinci Dairesinin 25/09/2023 günlü, E:2023/2945, K:2023/4256 sayılı kararıyla; davanın konusu itibarıyla 2577 sayılı Kanun'un 46/1-(e) maddesinde öngörülen müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri kapsamında olduğundan, temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerekirken, anılan karara karşı temyiz yoluna gidilemeyeceğinden temyiz isteminin reddi yönünde verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; lehine olan delillerin, dava dosyasına getirtilemediği; uyuşmazlıkta, eksik inceleme ve değerlendirmeyle, yerindelik denetimi yapılarak karar verildiği; dava konusu atama işleminin, hukuken kesinleşerek icrailik vasfı kazanmamış, aslı olmayan iddialara dayalı bir disiplin cezası esas alınarak tesis edildiği, böylelikle mükerrer cezalandırmaya muhatap olduğu; disiplin soruşturmasının, disiplin amiri ve tarafsız olan ... Büyükelçiliği tarafından yürütülmesi gerekirken, Başkonsolos G. Ö. K.'ye ortak geçmişi nedeniyle yakınlığı bulunan Muhakkik L. A. tarafından, merkezden yürütüldüğü; soruşturma sürecinde usule aykırılıklar bulunduğu; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 157. maddesi uyarınca, merkeze atanma işleminin, Bakanlık Komisyonu tarafından görüşülmüş ve Bakan Onayına sunulmuş olması gerekirken, bu prosedüre uygun olarak işlem tesis edilmediği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idareler tarafından; dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların dayanaktan yoksun olduğu, bu bağlamda, temyiz isteminin reddi gerektiği yolunda cevap verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının, açıklama eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, dava dilekçesinde; Dışişleri Bakanlığı Memurlarının Yurtdışına Sürekli Görevle Atanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 18/2-a maddesinin iptaline ve davacının, dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı yurt dışı ödemelerinin, yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesi talebi yer almadığı gibi; bu talebin, dava açma süresi içinde dava konusu edilmediği, sonradan, temyiz dilekçesi ile yapılan bu talebin, davayı genişletme yasağı kapsamında olduğu ve talep dışında veya talepten fazlaya karar verilemeyeceğinden, dava dilekçesinde yer almayan söz konusu talep yönünden yargılama yapılmasına ve karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı açıktır.
Ayrıca, dava konusu işlem tarihi itibarıyla davacının merkeze alınmasına ilişkin gerekli prosedürün tamamlandığı; temyize konu karar tarihi itibarıyla ise, davacının, tecziye edildiği uyarma cezasına ilişkin itirazının değerlendirilmesine dair sürecin henüz tamamlanmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın yukarıda yer verilen açıklama eklenmek suretiyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, fazladan alınan ... TL harcın davacıya iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Konsolos olarak görev yapmakta iken, Dışişleri Bakanlığının,...tarihli, ... sayılı (özgeçmiş ve gerekçe formları ekli şekilde yapılan) teklifi üzerine, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. ve 3. maddeleri gereğince, merkeze alınmaya ilişkin 12/02/2021 günlü, 2021/124 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kararın istinaf isteminin reddi üzerine, temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dava dosyası içerisinde, davacının merkeze alınmasına ilişkin gerekçe formunun yer almadığı, ancak davalı idare savunmalarından, dava konusu kararın; muhakkik raporundaki öneri üzerine, 30/07/2019 tarihli, 30847 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Dışişleri Bakanlığı Memurlarının Yurtdışına Sürekli Görevle Atanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "Durumları aşağıda sayılanlardan en az birine uyduğu Bakanlık Komisyonunun teklifi üzerine Bakan onayıyla tespit edilen Bakanlık memurlarından; yurtdışı görevde olanlar kalan görev süreleriyle bağlı kalınmaksızın merkeze alınabilir, ...
a) Haklarında yürütülen disiplin soruşturması kapsamında hazırlanan raporda merkeze alınması yönünde kanaat bulunanlar.
...
(3) Haklarında ceza soruşturması başlatılan memurların yurtdışına sürekli görevle atanmaları veya atanmış bulunanların görevlerine başlamaları, Bakanlık Komisyonunun teklifi ve Bakan onayı ile soruşturmanın sonuçlanmasına kadar askıya alınabilir. Bu memurlardan yurtdışı görevde olanlar kalan görev süreleriyle bağlı kalınmaksızın aynı usulle merkeze alınabilir." düzenlemesi uyarınca tesis edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu işlemin dayanağı olan Yönetmelik, 17/08/2021 tarihli, 31571 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aynı adlı Yönetmelikle kaldırılmış ise de, her iki Yönetmeliğin dayanağı yasa maddeleri aynen yürürlükte olduğundan, uyuşmalık, öncelikle Anayasa'ya aykırılık yönünden incelenmiştir. Dava konusu karara temel teşkil eden Yönetmeliğin dayanağı olan, 6004 sayılı Kanun'un 11. maddesinin; "Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda yönetmelikle düzenleme yapılmasına imkan" verdiğinden;
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 163. maddesinin 6. fıkrasının; Anayasa’nın, münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamayacağına ilişkin 104. maddesinin 17. fıkrasının 3. cümlesine aykırı olduğundan, itiraz yoluyla incelenmesi ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmalık diğer yönleriyle incelendiğinde ise; dava konusu kararın dayanağı olan Yönetmeliğin 18/2 maddesi uyarınca, "Bakanlık Komisyonunun teklifinin" alınıp alınmadığının araştırılmadığı, ilgili soruşturma dosyasının tüm eklerinin getirtilerek incelenmediği anlaşılmaktadır. Eksik incelemeye dayalı temyize konu karar, hukuka uygun bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, aksi yolda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.