T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/1464
Karar No:2023/3274
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Madeni Yağlar Petrol Ürünleri Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Madeni yağ lisansına sahip davacı şirketten alınan numunelerin akredite laboratuvar analizinde 8 adedinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin ibraz edilen TSE belgelerine uygun olmadığı, teknik düzenlemelere uygun olmayan üretimde bulunulduğu tespit edildiğinden bahisle söz konusu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 400.530,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Komuta Kontrol ve Operasyon Dairesi'nce Gebze'de faaliyette bulunan … tarih … sayılı lisans kapsamında faaliyette bulunan davacı şirkete ait iş yerinde 3-4 Haziran 2015 tarihlerinde denetim yapıldığı, bazı tankların vaziyet planında kayıtlı olmadığının görüldüğü, tesiste bulunan ham madde ve mamul ürünlerden gerekli teknik içerik analizlerinin yapılması amacıyla numune alınarak TÜBİTAK MAM'a gönderildiği, TÜBİTAK MAM Kimyasal Teknoloji Enstitüsü tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı analiz raporuna göre 16 adet numuneden 8 adedinin bazı değerler bakımından TSE standartlarına uygun olmadığının ifade edildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla soruşturma açıldığı ve … tarih ve … sayılı soruşturma raporunun hazırlandığı, davacının yazılı savunmasının istendiği, 23/02/2016 tarihinde kuruma intikal eden yazılı savunmada; TÜBİTAK MAM tarafından tanzim edilen raporların eksik olduğu, alınan numunelerin henüz üretim aşamasında ve mamül hâline gelmemiş olduğu, üretim aşamasında olan ürünün analize gönderilerek standarda uygun olmadığının beyan edilmesinin hukukî dayanaktan yoksun olduğunun belirtildiği, teknik düzenlemelere uygun olmayan üretimde bulunulması fiili nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği;
Bu itibarla, 03/06/2015 tarihinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Komuta Kontrol ve Operasyon Dairesi'nce yapılan denetim sırasında davacı şirket yetkilisi ve genel müdürünün imzaladığı numune alma tutanakları ile alınan numunelerin, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde yapılan analiz sonucunda, TSE belgelerine uygun olmayan (teknik düzenlemelere uygun olmayan) üretimde bulunulduğunun tespit edildiği görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının numunelerin henüz üretim aşamasında olduğu ve mamül hâle gelmediği yönündeki iddialarına, denetim esnasında bu konuda herhangi bir ihtirazî kayıt ileri sürmemesi ve henüz imalat aşamasını tamamlamadığını iddia ettiği ürünlere TSE standartlarına uygunluk belgesi ibraz etmesi karşısında itibar edilmemiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu idarî para cezasının fahiş miktarda olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerektiği, analiz raporlarını tanzim eden TÜBİTAK MAM'ın madeni yağ ile ilgili akredite laboratuvarlarına sahip olmaması ve teknik yönden bu hususta uzman olmamasına rağmen hazırladığı rapora itibar edildiği, dolayısıyla TÜBİTAK tarafından tanzim edilen raporların eksik olduğu, alınan numunelerin henüz üretim aşamasında ve mamul hâlde bulunduğu, Mahkemenin bilirkişi taleplerini dikkate almadığı, kendilerinde bulunan şahit numuneler ve TÜBİTAK'ta bulunan numunelerin istenilerek bu konuda uzman İnönü Pal’a gönderilerek yeniden analiz yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Davacı şirketin faaliyet gösterdiği iş yerinde 03-04/06/2015 tarihlerinde denetim yapılmıştır. Denetim sırasında alınan numunelerin yapılan analizi sonucu düzenlenen TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya Enstitüsü'nün … tarih ve … sayılı Analiz Raporu'nda, alınan 16 adet numuneden 8 adedinin bazı değerler bakımından TSE standartlarına aykırı olduğu tespit edilmiş, bu tespit üzerine dava konusu Kurul kararıyla davacı şirkete 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 400,530,00-TL idarî para cezası verilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, "Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir.
Lisans ile tanınan haklar; bu Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır." kuralarına yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "Sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi" hâlinde sorumlulara üç yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin yedinci fıkrasında ise, "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir." kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde, "Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı ancak kanunla belirlenebilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
5326 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan kuralına göre, kanunda veya idarenin genel ve düzenleyici işlemlerinde tanımlanabilen kabahatin karşılığı olan idarî yaptırımın ve miktarının mutlaka ilgili kanununda belirtilmiş olması, ilgilisine de bu kabahatinin karşılığı olan idarî yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idarî yaptırım uygulamaya yetkili idareler tarafından, yaptırım kararı alınmadan önce mevzuata aykırı fiilin ne olduğu ve kanunun hangi maddesinin ihlâl edildiği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve bundan sonra fiilin karşılığı olan kanunda belirtilen idarî yaptırımın uygulanmasına karar verilmelidir. Başka bir anlatımla fiil ile uygulanan idarî yaptırım örtüşmeli ve ilgilisine kanunda karşılığı olmayan veya fiil ile örtüşmeyen bir idarî yaptırım uygulanmamalıdır.
5015 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemenin, lisans sahiplerinin genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerine ilişkin olduğu; anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, lisans sahiplerine, lisans hangi faaliyete (rafinerici, dağıtıcı, işleme, bayilik v.b) ilişkin olarak verilmişse, sadece buna ilişkin alanda piyasa faaliyetinde bulunabilecekleri ve lisans ile tanınan hakların 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağının belirtildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece, davacıya ait tesiste 03-04/06/2015 tarihlerinde yapılan denetimde alınan numuneler üzerinde yapılan analiz neticesinde, lisansı ile tanınan haklar dışında faaliyet göstererek alınan 16 adet numuneden 8 adedinin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin ibraz edilen TSE belgelerine uygun olmayan (teknik düzenlemelere aykırı) surette olduğu, dolayısıyla 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca "sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterildiği" gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Kurul kararına dayanak teşkil eden 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde, lisans sahiplerinin kendilerine verilen lisansta belirtilen faaliyet konuları ve tanınan haklar dışında başka bir konuda ve alanda piyasa faaliyetinde bulunulması hâlinde uygulanacak idarî para cezasına ilişkin bir düzenleme olduğu görülmektedir.
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 18. maddesinde, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konuda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği ve lisansla tanınan hakların, ilgili mevzuatta kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılabileceği açıklandıktan sonra, 23. maddesinde madeni yağ lisansı kapsamında yürütülecek faaliyetlere yer verilmiş; 24. maddesinde ise, madeni yağ lisansı sahiplerinin yükümlülüklerinin neler olduğu belirtilmiştir.
Bu kapsamda, lisans ile tanınan hakların, 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, madeni yağ lisansı ile faaliyet gösteren davacıya isnat edilen "teknik düzenlemelere uygun olmayan üretimde bulunulması" fiilinin, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ihlâli anlamına geleceğinin kabulü ve davacıya 5015 sayılı Kanun'un 4. madde hükümlerini ihlâl ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi mümkün değildir.
Zira, anılan hükümlerin bu şekilde yorumlanması, ikincil düzenlemelerde yer alan herhangi bir yükümlülüğün ihlâli hâlinde, piyasada faaliyet gösteren lisans sahiplerinin 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl etmiş olacağı ve tümüne 19. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi gerekeceği anlamına gelecektir ki, bu durum 19. maddenin düzenlenme biçimi ve amacıyla çelişeceği gibi, kanunîlik ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Bunun yanında, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâlinde, maddede belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda ne şekilde ceza verileceği kurala bağlanmış olduğundan, ikincil mevzuatın ihlâli hâlinde verilecek olan idarî para cezası miktarının tayininde 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin mi yoksa anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının mı uygulanacağı şeklinde bir belirsizlik doğacaktır ki, bu durum da kanunîlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Bu durumda, sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiğinden bahisle davacıya idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı idarece, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat kuralları dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilebileceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 22/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.