T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/15
Karar No:2023/3535
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Fonu (Fon)
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı hakkında, … Grubu şirketlerinden … Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince toplam 3.738.656,29-TL'nin tahsiline ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun ve dayanağı olan … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 6183 sayılı Kanun, 4389 sayılı (mülga) Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde 3.738.656,29-TL'lik Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemlerdeki kredi kullanımlarının değerlendirildiği, 06/03/1998 tarihli ve 900.000-DEM tutarlı, 30/09/1999 tarihli ve 68.865-TL tutarlı ve de 01/10/1999 tarihli ve 258,24-TL tutarlı kredi kullandırımlarından anılan Kanun hükümleri uyarınca davacının sorumlu olduğu, davacının görev süresi sonrası kullandırılan kredilerin Fon alacağı hesaplamasında dikkate alınmadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu edilen meblağın davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullandırılan ve ödenmeyen kredilerden kaynaklandığı, davacının hesaplanan Fon alacağının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi de dosyaya sunamadığı, bu itibarla, davacının 3.738.656,29-TL tutarındaki Fon alacağından sorumluluğuna ilişkin düzenlenen dava konusu ödemeye çağrı mektubunda ve bu ödemeye çağrı mektubunun dayanağı Fon Kurulu kararının … Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'ye ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin 5. fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, iptal edilen bir kanun hükmüne göre takip yapılamayacağı, kamu alacağındaki sorumluluğunun ve yapılan hesaplamaların nasıl yapıldığının ortaya konmadığı, kamu alacağının tamamen ödendiği, kamu alacağının oluştuğu tarihte söz konusu şirkette yönetim kurulu üyesi olmadığı, görevden ayrıldığı tarihten 2 yıl sonra söz konusu borcun doğduğu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kanuni temsilci sıfatıyla görevde oldukları süre içinde muaccel olan kamu borçlarını kapsadığı, yönetici olarak görev yaptığı şirket hakkında aciz belgesi alınmadan bir başka ifade ile asıl borçlu olan şirkete karşı tüm tahsil imkânları tüketilmeden kanuni temsilcilerin sorumluluğuna gidilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının kanunî temsilci olarak kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, Fon'un, takip edeceği kanunî temsilcileri 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin iptal edilen 5. fıkrasına göre değil, 5411 sayılı Kanun'un geçici 26. maddesine göre belirlediği, davacı ile ilgili ceza yargılamasında davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, Fon'un, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarını kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edebileceği, bu nedenle Fon'un aciz belgesi sunma zorunluluğunun bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden … A.Ş.'nin hakim ortaklarından … Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de 19/12/1996-13/12/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, … A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı şirketin ... A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 3.738.656,29-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı uyarınca … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun ve dayanağı Fon Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-b maddesinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve mali kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
5411 sayılı Kanun'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallarda, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu hükümler gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. 6183 sayılı Kanun'un anılan maddesi gereğince amme alacağından sorumlu olacak kişinin belirlenmesinden sonra, sorumlu olan kişinin sorumlu olduğu dönem ve sorumluluk miktarı belirlenirken, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesiyle birlikte 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesinde yer alan düzenlemenin de göz önüne alınması gerekmektedir.
5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır.
Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumludur.
Bu bağlamda, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, 10/07/2001 tarih ve 24458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10/07/2001 tarih ve 384 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3’inci maddesi kapsamında yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, alınması gereken tedbirleri almayan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden ... A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, davacının ... A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'de 19/12/1996-13/12/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, davalı idarenin 05/09/2016 tarihli savunma dilekçesinin 8. sayfasında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu kredilerin gösterildiği anlaşılmaktadır.
05/09/2016 tarihinde sunulan savunma dilekçesinin 8. sayfasında yer alan tablo ile devamında yapılan açıklamalar incelendiğinde, davacının sorumlu tutulduğu krediler içerisinde yer alan 30/09/1999 tarihli, 68.865-TL tutarlı ve 01/10/1999 tarihli, 258,24-TL tutarlı kredilerin firmaya 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredi ile, 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin ise 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.047-TL tutarlı kredi ile kapatıldığı, 22/02/2001 tarihinde kullandırılan kredinin ise ödenmeyerek kanuni takip hesaplarına aktarıldığı ve bu tutarın firmaya çekilen ihtarname tutarı içerisinde yer aldığı ifade edilmiş ise de, savunma dilekçesinin ekinde sunulan ... Teftiş Kurulu'nun "... Alışveriş Hizmetleri A.Ş.'nin Bankamızla olan kredi ilişkileri hk." konulu … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu'nun 17. sayfasında 8 numaralı başlık altında 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL (345.046,997.350-TL) nakit kredi hakkında söz konusu kredinin 286.939,38-TL (286.939.381.744-TL) tutarlık kısmı ile 9040 ek no'lu (16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.719,89-TL (252.719.892.630-TL) kredinin anapara ve faiz ödemesinin yapıldığı, bakiye 58.107,61-TL (58.107.615.606-TL)'nin ise "nokta kredi kapama hesabı 1600069/9040" açıklaması ile Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği tespitine yer verildiğinden Dairemizin 25/04/2023 tarihli ara kararı ile davalı idareden, "1- İnceleme Raporu'nda yer alan "Nokta kredi kapama hesabı 1600069/9040" açıklaması ile bakiye 58.107,61-TL'nin Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği açıklamasının ne anlama geldiğinin sorulmasına, bu hususu açıklayıcı bilgi ve belgelerin istenilmesine,
2- Davacının sorumlu tutulduğu miktarın 11/07/2001 tarihli ihtarname tutarları üzerinden hesaplanmış olması nedeniyle 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL tutarlı kredinin 58.107,61-TL'lik kısmının davacının görev yaptığı süre içerisinde kullanılan kredilerin kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmadı ise davacının sorumlu tutulduğu tutara dâhil edilmesinin nedeninin ne olduğunun sorulmasına, bu hususu açıklayıcı bilgi ve belgelerin istenilmesine," karar verilmiş olup, 23/06/2023 tarihinde davalı idarece verilen cevabi yazı ve eklerinden, 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL kredinin 286.939,38-TL'si ile 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.719,89-TL tutarlı kredinin ve faizinin ödendiği, kalan tutar olan 58.107,61-TL ile ise firmanın açık ve ödenmemiş olan başkaca Faiz+BSMV+KKDF tutarlarının kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Banka kaynağının kredi olarak kullanılıp geri ödenmemesi hâlinde oluşan Fon alacağından, kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem, başka bir deyişle, kredinin vadesinin dolması ile başlayıp ödenmediği müddetçe devam eden süre boyunca, kanunî temsilci sıfatını haiz olanlar sorumlu tutulabilecektir. Bu bakımdan, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğu, söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadar olan süre içerisinde görev yapması hâlinde doğmaktadır. Aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesi objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmayacaktır.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması hâlinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan, şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yapan davacının, görev süresi içerisinde kullandırılan kredilerin bu kişinin görevden ayrıldığı süreden sonra firmaya kullandırılan fiktif krediler ile kapatılarak temdit edilmiş olması halinde söz konusu kredilerden sorumlu tutulması mümkündür. Ancak, bu şekilde sorumluluk tutarı tespit edilirken sonradan kullandırılan ve fiktif olduğu belirtilen kredilerin ne kadarı ile davacının görev yapmış olduğu süre içerisinde kullandırılan kredilerin kapatıldığı hususunun ayrıştırılması gerekmektedir.
Nitekim uyuşmazlıkta, davacının görev süresi içerisinde 30/09/1999 tarihinde kullandırılan 68.865-TL tutarlı ve 01/10/1999 tarihinde kullandırılan 258,24-TL tutarlı kredilerin 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin bir kısmı ile kapatıldığı, 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredi ile hem bahsi geçen kredilerin hem de davacının görev süresinden sonra 13/10/2000 tarihinde A0257 referanslı fişle kullandırılan 140.000-TL (140.000.000.000-TL) tutarlı kredinin kapatıldığı, 16/02/2001 tarihinde kullandırılan 252.720-TL tutarlı kredinin ise 22/02/2001 tarihinde kullandırılan 345.046,99-TL nakit kredinin 286.939,38-TL tutarlık kısmı ile anapara ve faiz ödemesi yapılarak kapatıldığı, 345.046,99-TL nakit krediden geriye kalan bakiye 58.107,61-TL'nin ise "nokta kredi kapama hesabı 1600069/9040" açıklaması ile Kredi Faiz Gelirleri hesabına geçirildiği, buradan da firmanın başkaca kredilerinden kaynaklanan Faiz+BSMV+KKDF ödemelerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının sorumlu tutulduğu kredilerin bir kısmının davacının görev yaptığı dönem içerisinde kullandırılan kredilerin kapatılması amacıyla kullanılmadığı, davacının görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin kapatılması amacıyla kullanıldığı, bir kısmının da davacının sorumlu tutulabileceği kredilerden kaynaklı Faiz+BSMV+KKDF alacağı olup olmadığının davalı idarece ortaya konulmadan davacının sorumluluk tutarına dahil edildiği, bu nedenle davalı idarece sunulan tabloda yer alan kredilerin tamamından davacının sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı hususu dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 14/09/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.