T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/2380
Karar No:2023/3154
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına ... Grubu şirketlerinden ... Yatırım Holding A.Ş.'de kanunî temsilci olarak görev yapmasından dolayı düzenlenen 131.047.571,39-TL tutarlı, ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının ... Grubu firmalarından ... Yatırım Holding A.Ş. firmasında 03/06/1999-16/06/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, 16/06/1999-20/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı, 20/01/2000-22/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, şirketin kullandığı kredilerin kendi yarattığı kaynaklardan ödenmediği, 1999-2000 yıllarında kullandırılan kredilerin tamamının şirketin kanuni takip hesaplarında izlenen riskleri oluşturduğu, kredilerin fiktif nitelik taşıdığı, kullandırılan kredilerin banka zararına yol açmasına göz yumulduğu, bu sebeplerle davalı idare tarafından ... Yatırım Holding A.Ş. firmasından tahsil edilemeyen Banka zararının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan talep edildiği, bu işlem yapılırken kullandırılan kredilere ilişkin davacının görev süresi ve öncesinde kullandırılan kredilerin ayrıştırıldığı, görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin hesaplamaya dahil edilmediği, söz konusu alacağın Fon'a temlik tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulandığı ve sonuçta 131.047.571,39-TL'lik tutara ulaşıldığı;
6183 sayılı Kanun, 4389 sayılı (Mülga) Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 131.047.571,39-TL'lik tutarındaki Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemlerdeki kredi kullanımlarının değerlendirildiği, davacının görev süresi dışında kullandırılan kredilerin Fon alacağı hesaplamasında dikkate alınmadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu edilen meblağın davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullandırılan ve yine aynı dönemde ödenmediği için kanuni takibe intikal eden kredilerden kaynaklanmakta olduğu, davacının hesaplanan Fon alacağının ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi de dosyaya sunamadığı görüldüğünden ve borcun anılan şirketten tahsil edilemediği anlaşıldığından, davacının söz konusu Fon alacağından sorumlu tutulmasına ilişkin dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, takibe konu edilen alacağın kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönem ile sınırlandırılmadığı, göreve başlamasından önce kullanılan kredilerden sorumlu tutulamayacağı, görev süresinden önce ve görev süresi içerisinde kullanılan kredilerin kendisinin kanuni temsilcilik görevinden ayrılmasından sonra kullanılan krediler ile kapatıldığı, davacının şirketin borçlanmasında herhangi bir etkisinin olmadığı, asıl borçlu şirketten alacağın tahsili için gerekli işlemler tamamlanmadan kanuni temsilci sıfatıyla kendisine takip başlatılamayacağı,
6183 sayılı Kanun kapsamında takip yapılmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... Fonu'na intikal eden ... Bank A.Ş.'nin hâkim ortaklarından ... Yatırım Holding A.Ş.'de 03/06/1999-16/06/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, 16/06/1999-20/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı, 20/01/2000-22/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, ... Bank A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 131.047.571,39-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 37., 55. ve 79. maddeleri uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 131.047.571,39-TL tutarlı, ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle uygulanmasına devam edilen mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve malî kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır.
Bu doğrultuda, Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumlu olacaktır.
Yukarıdaki değerlendirmeler bağlamında, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... Fonu'na intikal eden ... Bank AŞ'nin hâkim ortaklarından ... Yatırım Holding A.Ş.'de 03/06/1999-16/06/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, 16/06/1999-20/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı, 20/01/2000-22/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, davalı idarenin 15/03/2017 tarihli savunma dilekçesinin 6. sayfasında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu birtakım kredilerin gösterildiği, bu kredilerden bir kısmının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı şirketteki görev süresinden önceki tarihlerde kullanıldığı ve görev süresi içerisinde kullanılan başka kredilerle kapatıldığı, daha sonra bu kredilerin bir kısmının ise görev süresinden sonra kullanılan krediler ile kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının sorumluluk tutarı tespit edilirken hesaplamaya dahil edilen 14/05/1999 tarihli ... Off-Shore Ltd.'den kullanılan kredinin kapatılması amacıyla davacının görev süresinden sonra 18/06/2001 tarihinde ... Bank'tan kullandırılan krediye ilişkin olarak olarak savunma ekinde yer alan ve ... Bank A.Ş. Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan " ... Yatırım Holding A.Ş. İnceleme Raporu"nun 27. sayfasında," Söz konusu kredilerin Bankaya devri için talimatta talep edilen kredi kullandırılmıştır. 19.003.194.827.094-TL'sı ile 15.519.504 USD satış yapılarak ... no.lu ... Bank Off-Shore Ltd. hesabına gönderilmiştir. 15.519.504 USD sadece ... Yatırım Holding A.Ş.'nin kullandığı kredi tutarı olmamakta aşağıda belirtilen firmaların da kredilerini kapsamaktadır." ifadelerine yer verilerek, kullanılan kredi ile ...Yatırım Holding A.Ş.'nin kredi borçları dışında ... Canada, ...Tekstil ve ... Trade Romanya'nın kredi borçlarının da kapatıldığı belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı idare sunulan savunma dilekçesinde yer alan tabloda bulunan 24/05/2000 tarih ve 1.150.000-USD tutarlı kredi ile 26/02/2001 tarih ve 268.100-USD tutarlı kredinin davacının görev süresinden sonra kullanılmış olması nedeniyle hesaplamalara dahil edilmediği davalı idarece ileri sürülmekte ise de, savunma ekinde yer alan hesaplama tablosu incelendiğinde bu kredilerin hesaplamalara dahil edilip edilmediği anlaşılamamıştır.
Aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Banka kaynağının kredi olarak kullanılıp geri ödenmemesi hâlinde oluşan Fon alacağından, kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem, başka bir deyişle kredinin vadesinin dolması ile başlayıp ödenmediği müddetçe devam eden süre zarfı boyunca, kanunî temsilci sıfatını haiz olanların sorumlu tutulabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu bakımdan, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğu, söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte, yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadar süre içerisinde görev yapması hâlinde doğmaktadır. Aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesi objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmayacaktır.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması hâlinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun yukarıda aktarılan ilkeler ışığında objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, şirketin kanuni temsilciliği görevini yürüten davacının görev süresinden önce çekilen kredilerden sorumluluğu belirlenirken eski tarihli kredilerin yeni kredilerle kapatılmasında davacının görev süresi içerisinde fiktif işlemlerin tespiti hâlinde söz konusu işlemlerden doğan Fon alacağından davacının sorumluluğuna gidilebilmesi mümkündür.
Bu itibarla, davacının sorumluluk tutarı belirlenirken davacının görev süresinden sonra kullanılan 24/05/2000 tarih ve 1.150.000-USD tutarlı kredi ile 26/02/2001 tarih ve 268.100-USD tutarlı kredinin hesaplamalara dahil edilip edilmediğinin ve 18/06/2001 tarihinde ... Bank Off-Shore Ltd.'den kullanılan kredilerin kapatılması amacıyla ... Bank'tan kullandırılan krediye ilişkin olarak davacının görev yapmış olduğu ... Yatırım Holding A.Ş. dışında ... Canada, ... Tekstil ve ... Trade Romanya şirketlerinin borçlarının da aynı kredi kapsamında kapatılması nedeniyle, bu krediler yönüyle fiktif kredi tanımlaması yapılarak davacının sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, hesaplama yapılırken 18/06/2001 tarihli krediye ilişkin olarak sadece ... Yatırım Holding A.Ş.'nin kredi borcunun kapatılması amacıyla kullandırılan kısmının mı yoksa söz konusu kredinin tamamının mı hesaplamaya dahil edildiğinin araştırılarak bir karar verilmesi gerekmekte iken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 20/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.