T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/2404
Karar No:2023/4313
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1. …
VEKİLİ : Av. …
2. … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Medya TV Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı yayın kuruluşuna ait … logosuyla yayın yapan televizyon kanalında … tarihinde saat …'da yayınlanan Ana Haber Bülteninde mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 4. maddesinin (z) bendinde yer alan yayın ilkesinin tekraren ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirkete 336.153,00.-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmesi sonucu, bu miktarın 25/04/2008 tarihinden, iade tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte ödenmesine yönelik 28/07/2016 tarihinde yapılan başvuruya istinaden 12/10/2016 tarihinde anaparanın iade edilerek, faize ilişkin bölümünün ise zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda, hatalı işlem tesis ederek davacı şirketten tahsilat yapılmasına neden olan idarenin Üst Kurul olduğu, öte yandan, davacı şirket tarafından 25/04/2008 tarihinde ödenen paranın geri ödenme tarihine kadar (12/10/2016) ilgili tahsil dairesi olan Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı uhdesinde tutulduğu dikkate alındığında, idari para cezası olarak 25/04/2008 tarihinde ödenen 336.153,00-TL'nin, geri alındığı 12/10/2016 tarihine kadar işletilecek yasal faizinin davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen davacı şirkete ödenmesi gerekirken, sadece cezanın aslının ödenmesi suretiyle aksi yönde tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından, mahkemece idareleri bakımından "hatalı işlem tesis ederek" ifadesi/gerekçesi ile müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira idarelerince hatalı işlem tesis edilmediği, işbu davada iadesi istenilen ve evvelce ... İdare Mahkemesi'nde dava konusu edilen idari para cezasının miktarlardaki mevzuat değişikliğinden kaynaklanan lehe kanun uygulaması gereğince iptal edildiği, husumet itirazlarının dikkate alınmadığı, Üst Kurul'ca Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü hesaplarına yatırılan paranın kullanılmasından Vergi Dairesinin sorumlu tutulması, idarelerinin davalı konumundan çıkarılması gerektiği, Vergi Dairesi aktifleri içinde yer alan paranın faizinden idarelerinin müşterek müteselsil sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu;
Davalı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, Üst Kurul tarafından tahsil edilen meblağın iade edilmesinin talep edilmesi üzerine düzeltme fişi ile terkin edilerek iade işlemi yapıldığı, ... İdare Mahkemesi'nin E:…, K:… sayılı kararında dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak faize ilişkin herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, bu nedenle iadenin bu çerçevede yapıldığı, Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca ihtilaf konusu olan ve yargıya intikal eden geri ödemelerde, ödemeye faiz işletilebilmesinin ancak hüküm akabinde iadede gecikme durumunun söz konusu olduğu durumlarda mümkün olacağı, bu sebeple hem yargı kararında faize ilişkin bir açıklama yapılmamış olması, hem de 213 sayılı Kanun'un 112. maddesi uyarınca ana paraya faiz işletilmemesinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ... İdare Mahkemesi’nde idari işlemin “iptali” talebiyle dava açıldığı, paranın faiziyle iadesinin idari işlemin iptali davasında verilen “iptal kararı”nın doğal neticesi olduğu, “idari işlemin iptali” davasında ayrıca paranın veya faizinin iadesinin talep edilmeyeceği, bu nedenle İdare Mahkemesince de idari işlemin iptali davasında bu paranın veya faizinin iadesi ile ilgili ayrıca bir hüküm kurulmadığı, iptal kararının ardından paranın faiziyle iadesinin hukukun genel hükümlerine ve bu konudaki tebliğlere uygun olarak yapılacak işlemler olduğu, ayrıca mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'da “bu Kanun uyarınca verilen idari para cezalarına karşı dava açılmasının işlemin yürütmesini durdurmayacağına” dair bir hüküm bulunmadığı, yani idarenin tahsilat için, bu idari para cezasının iptali talebiyle Ankara 15. İdare Mahkemesi’nde açılan davanın sonucunu beklemesi gerektiği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesindeki “Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar”ın tahsil edilebileceğine ilişkin düzenlemenin de Üst Kurul idari para cezasının kesinleşmeden tahsil edilmesine engel olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı yayın kuruluşuna ait … logosuyla yayın yapan televizyon kanalında … tarihinde saat ..'da yayınlanan Ana Haber Bülteninde mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 4. maddesinin (z) bendinde yer alan yayın ilkesinin tekraren ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirkete 336.153,00.-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine tahsil edilen bu miktarın 25/04/2008 tarihinden, iade tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte ödenmesine yönelik 28/07/2016 tarihinde yapılan başvuruya istinaden 12/10/2016 tarihinde anaparanın iade edilerek, faize ilişkin bölümünün ise zımnen reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu İdare Mahkemesi kararı ve davalıların iddiaları incelendiğinde; davacıya faiz ödenmesi gerekip gerekmediği ve ödenecekse hangi tarihten itibaren ödeneceği sorununun çözülmesi gerekmektedir.
Davacıdan tahsil edilen (ve akabinde iptal edilen) idarî para cezası tutarının kullanılamamasından dolayı davacının yoksun kaldığı bir kazancının bulunduğu ve yoksun kalınan tarihler ile tutarlar için bir faiz ödenmesi gerektiği açıktır.
Bununla birlikte, tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan kurallar gereğince davacıya idari para cezası verildiği, ancak idarece verilen para cezasının yalnızca konuya ilişkin kanunda lehe yapılan değişiklikler sonucu davacıya iade edildiği anlaşılmakla, söz konusu tutarın iadesini gerektiren yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten paranın iade edildiği tarihler arasında, davacının, söz konusu tutardan istifade edemediği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, kanunda davacının lehine düzenleme yapılana kadar idarenin tahsil ettiği tutara faiz işletilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu bağlamda dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde; mülga 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesine göre davacıya 2007 yılı itibarıyla verilebilecek para cezasının alt sınırının 336.153,00-TL olduğu ve nitekim davacıya bu tutar üzerinden idarî para cezası verildiği, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 469. maddesiyle 3984 sayılı Kanun'un 33. maddesinde yapılan değişikliğe göre anılan para cezasının alt sınırının ikiyüzellibin Türk Lirası olarak belirlendiği, davacı tarafından para cezasının 25/04/2008 tarihinde ödendiği dikkate alındığında bu değişiklik nedeniyle davacıya ödenecek herhangi bir faiz tutarının bulunmadığı; 03/03/2011 tarih ve 27863 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle davacı hakkında uygulanacak para cezasının alt sınırının "ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde biri" şeklinde değiştirildiği, bu durumda kanunda yapılan söz konusu değişikliğin yürürlük tarihi olan 03/03/2011 tarihinden ana paranın davacıya ödendiği 12/10/2016 tarihine kadar davacının 336.153,00-TL'den mahrum kaldığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, çözülmesi gereken bir başka konu ise davacıya ödenecek faizden hangi idarenin sorumlu olduğu hususudur. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 01/06/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmının Genel Bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığı'nca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği belirtilmiştir.
5326 sayılı Kanun'da yer alan bu düzenlemeler çerçevesinde, vergi dairelerinin RTÜK tarafından verilen idarî para cezalarının yalnızca tahsili konusunda görevli olduğu, idarî para cezasının iptal edilmesi neticesinde oluşan zararın, idarî para cezasını tesis eden idarenin hizmet kusurundan ve/veya yalnızca tesis etmiş olduğu işlemden kaynaklandığı ve bundan doğan herhangi bir sonucun vergi dairelerine yükletilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi idarî para cezasının iptali ile birlikte iade edilen para cezası tutarı nedeniyle ortaya çıkan zararın (faiz talebi) doğrudan doğruya RTÜK tarafından tazmini gerektiği, kaldı ki dava konusu işlemin de RTÜK tarafından tesis edildiği anlaşıldığından, ilgili vergi dairesine husumet yöneltilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı husumetiyle görülen davada, davacıya 25/04/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak faizin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalıların temyiz istemlerinin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 25/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.