T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3018
Karar No:2023/3876
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu (...)
...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının ... Grubu şirketlerinden ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince toplam 123.006.529,40-TL'nin tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemden önce ve görev yaptığı dönemde çekilen, temdit edilen fakat ödenmeyen kredi borçları ile sınırlı olmak üzere belirlenen Fon alacağının, söz konusu şirketten tahsiline olanak bulunmadığının mevcut mal varlığı araştırması ile anlaşılması üzerine, temlik alınmakla Fon alacağı niteliği kazanan borçtan 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. ve 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddeleri uyarınca sorumlu olduğundan kanuni temsilci sıfatını haiz olan davacıdan sorumluluk dönemi ve tutarı belirlenerek tahsiline dair tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, takibe konu edilen alacağın kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönem ile sınırlandırılmadığı, göreve başlamasından önce kullanılan kredilerden sorumlu tutulamayacağı, kendisinin şirketin borçlanmasında herhangi bir etkisinin olmadığı, asıl borçlu şirketten alacağın tahsili için gerekli işlemler tamamlanmadan kanuni temsilci sıfatıyla kendisine takip başlatılamayacağı, söz konusu borcun zamanaşımına uğradığı, 5411 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, bu sebeple kendisine 5411 sayılı Kanun'un uygulanmaması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden ... Bank A.Ş.'nin hâkim ortaklarından ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de 24/01/2000-16/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ... Bank A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 123.006.529,40-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 37., 55. ve 79. maddeleri uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 123.006.529,40-TL tutarlı, ... tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bakılan davada, Mahkeme tarafından yapılan 02/10/2017 tarihli ara kararı ile davalı idareden, "...Davacının görev yaptığı süreden önce 07/12/1998, 05/02/1999, 16/02/1999, 02/03/1999, 19/03/1999, 25/03/1999, 01/04/1999, 29/04/1999, 30/04/1999, 17/05/1999, 29/07/1999 ve 27/08/1999 tarihlerinde kullandırılan kredilerin vade tarihlerinin sorulmasına ve ödenmesi gereken ilk vade tarihinin uzatılıp uzatılmadığı, uzatılmış ise yeni vade tarihinin ne olduğunun sorulmasına ..." karar verilmiş, davalı idarece verilen ve 18/10/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren ara kararı cevabında, 07/12/1998, 05/02/1999, 16/02/1999, 02/03/1999, 19/03/1999, 25/03/1999, 01/04/1999, 29/04/1999, 30/04/1999, 17/05/1999 ve 29/07/1999 tarihli kredilerin rotatif krediler olduğu, 3 ayda bir devre faizi tahakkuk ettiği, bu kredileri diğer kredilerden ayıran özelliğin herhangi bir anapara ödeme vaktinin bulunmaması ve vadesinin bir yıldan uzun olmaması olduğu, 27/08/1999 tarihinde kullandırılan 15.257,46-TL ve 1.390.962,73-TL tutarlı kredilerin ise dövize endeksli krediler olduğu, bu iki kredinin ise 01/08/2000 tarihinde kullandırılan 692.671,84-TL, 1.390.962,73-TL ve 15.257,46-TL tutarlı dövize endeksli krediler ile kapatıldığı, 01/08/2000 tarihli kredilerinde 05/02/2001 tarihinde yapılan protokole istinaden 26/02/2001 tarihinde kullandırılan 3.522.335,49-TL ve 3.297.878,32-TL tutarlı krediler ile kapatıldığı ifade edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-b maddesinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve mali kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
5411 sayılı Kanun'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Aktarılan kurallarda, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu hükümler gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. 6183 sayılı Kanun'un anılan maddesi gereğince amme alacağından sorumlu olacak kişinin belirlenmesinden sonra, sorumlu olan kişinin sorumlu olduğu dönem ve sorumluluk miktarı belirlenirken, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesiyle birlikte 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesinde yer alan düzenlemenin de göz önüne alınması gerekmektedir.
5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır.
Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumludur.
Bu bağlamda, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, 10/07/2001 tarih ve 24458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10/07/2001 tarih ve 384 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3’inci maddesi kapsamında yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, alınması gereken tedbirleri almayan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden ... Bank A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, davacının ... Bank A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de 24/01/2000-16/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalı idarenin 12/04/2017 tarihli savunma dilekçesinin 5. ve 6. sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu kredilerin gösterildiği anlaşılmaktadır.
12/04/2017 tarihli savunma dilekçesinin 5. ve 6. sayfalarında yer alan tablo ile devamında yapılan açıklamalar ve Mahkeme tarafından yapılan 02/10/2017 tarihli ara kararına karşı 18/10/2017 tarihinde davalı idarece verilen cevaplar bir arada değerlendirildiğinde, davacının görev süresinden önce söz konusu şirkete kullandırılan 07/12/1998, 05/02/1999, 16/02/1999, 02/03/1999, 19/03/1999, 25/03/1999, 01/04/1999, 29/04/1999, 30/04/1999 ve 17/05/1999 tarihli rotatif kredilerin yine davacının görev süresinden önce 27/08/1999 tarihinde kullandırılan dövize endeksli 15.257,46-TL ve 1.390.962,73-TL tutarlı iki adet kredi ile kapatıldığı, 27/08/1999 tarihli dövize endeksli bu iki kredinin vadesinin ise Mahkemece 05/05/2017 ve 02/10/2017 tarihlerinde yapılan ara kararlarına rağmen davalı idarece bildirilmediği, 27/08/1999 tarihli kredilerin ise davacının görev süresinden sonra 01/08/2000 tarihinde kullandırılan krediler ile kapatıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davacının görev süresinden önce kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğuna gidilebilmesi için söz konusu kredilerin vadesinin davacının görev süresine denk gelmesi veyahut davacının görev süresi içerisinde de fiktif işlemlerin yapılmış olduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle 27/08/1999 tarihinde kullandırılan kredilerin vadesinin davacının görev süresi içerisine denk geldiğinin davalı idare tarafından ortaya konulamamış olması ve fiktif işlemlerin ise davacının görev süresi içerisinde yapılmadığı hususları dikkate alındığında 27/08/1999 tarihli kredilerden davacının sorumluluğuna gidilmesine olanak bulunmamaktadır.
29/07/1999 tarihli rotatif krediye ilişkin olarak ise bu kredilerin anlık oluşan ihtiyaçlar için ticari müşterilere sunulan bir kredi türü olduğu ve bu kredilerin vadelerinin en fazla 1 yıl olduğu, ayrıca bu kredilerin rotatif kredi olması nedeniyle diğer kredilerden ayıran özelliğin herhangi bir anapara ödemesine ilişkin vaktinin bulunmayışı olduğu, yılda 4 defa faiz tahakkukunun yapıldığı, başka bir ifade ile belirtilen bu rotatif kredilerin kullanıldıkları tarihten itibaren 1 yıllık vadeye tabi oldukları, 1 yıllık süre içerisinde anapara ödemesine ilişkin herhangi bir zorlayıcı durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 29/12/1999 tarihli kredinin de yine davacının görev süresinden önce kullandırılmış olması nedeniyle vadesi davacının sorumluluğunun tespitinde önem arz etmektedir.
Banka kaynağının kredi olarak kullanılıp geri ödenmemesi hâlinde oluşan Fon alacağından, kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem, başka bir deyişle, kredinin vadesinin dolması ile başlayıp ödenmediği müddetçe devam eden süre boyunca, kanunî temsilci sıfatını haiz olanlar sorumlu tutulabilecektir. Bu bakımdan, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğu, söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadar olan süre içerisinde görev yapması hâlinde doğmaktadır. Aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesi objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmayacaktır.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması hâlinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yapan davacının, görev süresinden önce çekilen kredilerden sorumluluğu belirlenirken, eski tarihli kredilerin yeni kredilerle kapatılmasında davacının görev süresi içerisinde fiktif işlemlerinin tespiti hâlinde söz konusu işlemlerden doğan Fon alacağından davacının sorumluluğuna gidilebilmesi mümkündür.
Bu itibarla, davacının sorumlu tutulduğu kredilerin bir kısmında (27/08/1999 ve 29/12/1999) kredilerin kullanıldığı tarihte söz konusu şirkette görev yapmadığı, bu nedenle davacının sorumluluğu tespit edilirken kredinin vadesinin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlıkta ise kredilerin vadesi davalı idarece ortaya konulmaksızın davacının sorumluluğuna gidildiği, 29/07/1999 tarihli krediye ilişkin olarak ise bu kredinin rotatif kredi olması nedeniyle davacının görev süresi içerisinde ödenmesini zorlayıcı bir durum bulmadığından davacının bu krediden sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı hususları dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.