T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6072
Karar No : 2023/2537
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : …'a velayeten kendilerine asaleten
… - …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinden …'a Kırşehir ili ... Mahallesi Karıncalı yol ayrımına 500 m uzaklıktaki moloz birikintilerinin bulunduğu alanda elektrik çapması sonrasında elinde ve ayaklarında ciddi yanıklar meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen ve davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği iddia edilen zarara karşılık 05.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle ... için 243.411,55 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile anne babanın elem ve ızdıraplar duyması nedeniyle baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı ... için maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davacı ... için 100.000,00-TL, anne ... için 20.000,00-TL ve baba ... için ise 20.000,00-TL olmak üzere toplam 140.000,00-TL tazminatın 25.04.2016 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, davacılar tarafın fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, peşin alınan 1.652,00-TL nispi karar harcının hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 26.190,85-TL karar harcından mahsubu ile kalan 24.538,85-TL harcın davacılara tamamlattırılmasına, mahkeme safhasında davacı tarafından karşılanan 27.396,90-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 21.916,90-TL'si ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen maddi tazminat tutarı için 20.554,66-TL, kabul edilen manevi tazminat tutarı için 13.950,00-TL olmak üzere toplam 39.504,66-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, kısmen red nedeniyle yargılama giderinden 5.480,00-TL lik kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, reddedilen manevi tazminat tutarı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.750,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının; davanın maddi tazminat isteminin kabulüne, 243.411,55 TL olarak hesaplanan sürekli iş görmezlik tazminatının 10.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 25.04.2016 tarihinden itibaren ve 233.411,55-TL'sinin ise ıslah dilekçesinin tebliğ tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine; manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, ... için 100.000,00.-TL, anne ... için 20.000,00.-TL ve baba ... için 20.000,00.-TL olmak üzere toplam 140.000,00.-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 25.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, davacılar tarafın fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi ile yasal faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi isteminin ise reddine kısmının onanmasına, kararın 27.396,90-TL yargılama giderleri kısmının kaldırılmasına, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 26.190,85-TLnispi karar harcından peşin alınan 1.652,00-TL nispi karar harcının mahsubu ile kalan 24.538,85-TL nispi karar harcının davacılara tamamlattırılmasına, 26.190,85-TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasında davacı tarafından karşılanan 1.206,05-TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranına göre 988,96-TL yargılama gideri ile kabul edilen maddi tazminat tutarı için 20.554,66-TL, kabul edilen manevi tazminat tutarı için 13.950,00-TL olmak üzere toplam 39.504,66-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 217,09-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, ret edilen manevi tazminat tutarı için A.A.Ü.T. Uyarınca belirlenen 10.750,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan yargılama giderinin davalı idare üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği, küçüğün elektirik tellerini eline alması sonucu olayın gerçekleştiği ve bu nedenle elektirik dağıtım şirketinin de olayda sorumluluğunun olması gerektiği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinden küçük ...'a Kırşehir ili … Mahallesi Karıncalı yol ayrımına 500 m uzaklıktaki moloz birikintilerinin bulunduğu alanda elektrik çapması sonrasında elinde ve ayaklarında ciddi yanıklar meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen ve davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği iddia edilen zarara karşılık 05.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle ... için 243.411,55 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile anne babanın elem ve ızdıraplar duyması nedeniyle baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MAVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüyle Türk Hukuku'nda idarenin malî sorumluluğu ilkesi kabul edilmiş; 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 2/1-b maddesinde de idarî işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından idarî bir dava türü olan tam yargı davasının açılabileceği belirtilmiş, bu sorumluluğa ilişkin hukuksal esaslar ise öğreti ve yargı içtihatlarıyla geliştirilmiştir.
İdarelerin hizmet kusurundan doğan zararı karşılamakla yükümlü oldukları idare hukukunun yerleşik ilkelerinden olup, bu husus Anayasamızın 125. maddesinde güvence altına alınmıştır.
İdare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür.
Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuki sorumluluğu söz konusu olur ve uğranılan zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekir.
Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarenin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için ortada bir idari eylemin (idari tutum ve davranışı) bulunması, bu eylemden zarar meydana gelmesi ve bu idari eylem ve zarar arasında nedensellik bağının kurulması gerekir. Zarar doğuran eylemin idareye bağlanabilmesinden sonra doğan zararın kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi söz konusu olabilir.
Tazminat hukukunun amacının idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir. Söz konusu zararların karşılanabilmesi için oluşmuş olması ve idarenin hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle meydana gelmiş olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, henüz meydana gelmemiş zararlar ile idarenin yürüttüğü hizmetle makul bir nedensellik bağı olmayan yada doğrudan doğruya hizmetin kusurlu yürütülmesi nedeniyle meydana gelmeyen zararların tam yargı davası yoluyla giderilmesine olanak bulunmamaktadır.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin ya da daha ayrı bir anlayış ve amaçtan kaynaklanan sosyal risk ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmı ile hükmedilen manevi tazminat miktarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının incelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde; "Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı açıktır.
İdare Mahkemesince verilen kararın Bölge İdare Mahkemesince onanan kısmında; … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyasından kusurun belirlenebilmesi amacıyla bilirkişi raporu alındığı, düzenlenen 24.10.2014 tarihli rapor ile 30.03.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda; hafriyat ve moloz döküm sahasını belirleyerek buralara malzeme dökülmesi sırasında enerji nakil hatlarına zarar vermeyecek, bunların emniyet mesafelerini ihlal etmeyecek düzenleme ve uygulama yapılmasını sağlayacak tedbirleri zamanında aldırmayan davalı idarenin asli kusurlu, denetim ve gözetim görevini yerine getirmeyen anne ve babanın ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, söz konusu raporun yeterliliğine itibar edildiği ve gerekli tedbirlerin alınmaması ile davacı küçüğün bedenen zarar gördüğü ve özürlü kalmasında nedensellik bağı bulunduğu ve bu nedenle davalı idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar tarafından 05.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen 243.411,55 TL maddi tazminat talebinin 10.000,00 TL sinin idareye başvuru tarihi olan 25.04.2016 tarihinden; 233.411,55 TL sinin ıslah dilekçesinin tebliğ tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, 01/05/2014 tarihinde meydana gelen olaydan sonra başlatılan soruşturma kapsamında olay yerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan rapor ile 30/03/2015 tarihli ek bilirkişi raporu ve dosyada bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idare tarafından gerekli ve yeterli önlemler alınmadığından zararın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve davacı anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği açık olmakla birlikte, İdare Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporlarında, davalı idarenin asli, anne ve babanın tali kusurlu olduğunun belirtildiği ancak davalı idarenin ve küçüğün anne ve babasının kusur durumlarına ilişkin olarak oransal bir tespite gidilmediği, ...'ın iş görmezlik zararının hesaplanması için hesap bilirkişisi Av. Hasan Erdoğan tarafından hazırlanan ve kusur oranlarının %75 davalı idare, %25 davacı anne ve baba olarak belirlendiği 27.11.2017 tarihli rapor uyarınca İdare Mahkemesince davalı idareye %75 kusur atfedilmek suretiyle maddi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda İdare Mahkemesince hükme esas alınan ve davalı idarenin asli, davacı anne ve babanın ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği bilirkişi raporlarında kusur durumlarına ilişkin olarak oransal bir tespite gidilmediği, Mahkemece bu hususa dair ek bilirkişi raporu almaksızın hesap bilirkişisi tarafından belirlenen kusur oranları esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporlarında ...'ın harfiyat döküntüleri arasında bulunan tel halat şeklindeki kabloyu tuttuğunda elektrik akımına kapıldığının belirtildiği göz önüne alındığında, söz konusu olayda davalı idare ile birlikte harfiyat döküm alanında bulunan elektrik enerji nakil hattından sorumlu olan … Elektrik Dağıtım A.Ş. nin de sorumluluğunun yaptırılacak yeni bir bilirkişi raporu ile araştırılması gerekmektedir.
Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla davalı idarenin temerrüde düştüğü idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla; bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, yasal faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen rediine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının,
a) Manevi tazminata dair kısım yönünden ONANMASINA oybirliği ile;
B) Maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden yukarıda yer alan gerekçe uyarınca BOZULMASINA gerekçede oy çokluğu ile;
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 02/05/2023 tarihinde ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY :
(X)- Dava, ...'a Kırşehir ili … Mahallesi Karıncalı yol ayrımına 500 m uzaklıktaki moloz birikintilerinin bulunduğu alanda elektrik çapması sonrasında elinde ve ayaklarında ciddi yanıklar meydana geldiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen ve davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği iddia edilen zarara karşılık 05.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle ... için 243.411,55 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile anne babanın elem ve ızdıraplar duyması nedeniyle baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince verilen kararda, denetim ve gözetim görevini yerine getirmeyen anne ve babanın tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, ...'ın olay tarihinde 12 yaşında olduğu ve elektriğin tehlikelerini bilecek yaşta olduğu, elektrik tellerini eline alarak tehlikeli davranışta bulunması sonucu söz konusu olayın meydana gelmesinde anne ve babanın denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceği açık olup, Mahkemenin olayın meydana gelmesinde davacı anne ve babanın tali kusurlu olduğuna ilişkin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.