T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/920
Karar No:2023/3349
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, yönetim kurulu üyesi/ortağı olduğu … Trans Uluslararası Taşımacılık Yem Orman Ürünleri ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'a muhalefet gerekçesiyle verilen adlî para cezalarının tahsili amacıyla adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; anılan şirkete davacının 26/07/1994 tarihinde ortak olduğu, 14/05/1996 tarihinde yapılan olağan genel kurulda üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 03/05/2001 tarihinde yapılan genel kurulda ortaklık yapısı ve yönetim kurulu üyeliği hakkında bir kaydının olmadığı;
Bu itibarla, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin konusunu 1567 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen adlî para cezasının oluşturduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1. ve 3. maddeleri uyarınca adlî para cezalarının da anılan Kanun'un kapsamında olan para cezaları tanımı içerisinde yer aldığı, bu nedenle söz konusu para cezasının takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği, nitekim davacının 14/05/1996-14/05/1999 tarihleri arasında üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine veya görevden alındığına dair dava dosyasında herhangi bir bilgi-belge olmadığı, borcun doğduğu dönemde davacının şirketi temsile yetkili olduğu, bahse konu para cezasının davacının yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketten tahsil edilememesi üzerine, Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlendiği, 6183 sayılı Kanun uyarınca yürütülen takip ve tahsil işlemleri kapsamında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından kamu alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca adlî para cezalarının zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu dikkate alındığında davalı idare tarafından en son 17/03/2009 tarihinde şirkete ait motorlu taşıta haciz işlemi uygulayarak zamanaşımı süresi kesildiğinden anılan iddiaya itibar edilmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, tek başına veya müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olmadığı, şirket hakkında yapılan işlemlerin kendisi açısından zamanaşımını kesmeyeceği, zamanaşımının kesildiği düşünülse bile yeniden işlemeye başlayan zamanaşımının ödeme emri tarihi itibarıyla dolduğu, Sakarya ilinin depremden zarar gördüğü, 4731 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin adlî para cezasının tahsili amacıyla düzenlendiği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılınca davacı hakkında ödeme emri düzenlendiği, adlî para cezalarında zamanaşımının on yıl olduğu, uyuşmazlık konusu borcun zamanaşımına uğramadığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
… Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı, … tarih ve E:…, K:… sayılı, … tarih ve E:…, K:… sayılı ve … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla …Trans Uluslararası Taşımacılık Yem Orman Ürünleri ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ithalat yapmak üzere yurt dışına yapmış olduğu ihracat bedeli dövizi yurda getirmediği gerekçesiyle 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (b) bendi uyarınca şirketin adlî para cezası ile cezalandırıldığı, Vergi Dairesi'nce şirket adına ödeme emrinin düzenlendiği, yapılan malvarlığı araştırması neticesinde şirketin haczedilecek mal varlığının bulunmadığından söz konusu borcun şirketten tahsil imkânı bulunmadığının anlaşılması üzerine şirket yönetim kurulu üyesi olan davacı adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar Kurulu'nun salahiyetli olduğu belirtilmiş; Kanun'un eylemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 3. maddesinin (b) bendinde, her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden, bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1. maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre yurda getirmeyenlerin, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetin rayiç bedelinin yüzde beşi tutarında ağır para cezasıyla cezalandırılacağı kuralına yer verilmiş; anılan kural, 30/12/2008 tarih ve 27096 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5827 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, "Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1. maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz." şeklinde değiştirilmiştir.
1567 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesinde, bu kanuna göre gerçek ve tüzel kişiler hakkında hükmolunacak para cezalarıyla 1. maddeye göre alınan kararlar uyarınca tahsili gereken alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
11/08/1989 tarih ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 8. maddesinin (a) bendinde, ticari amaçlarla ihraç edilen malların bedelinin, bu Karar'da öngörülen özel hâller ile Bakanlıkça uygun görülen mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmeler hariç, fiili ihraç tarihinden itibaren en çok 180 gün içinde ihracatçılar tarafından yurda getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarına satılmasının zorunlu olduğu kuralına yer verilmiş; ancak 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 2008/13186 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesi ile bu kural değiştirilerek ihracat bedellerinin tasarrufunun serbest olduğu belirtilmiştir.
Bu kapsamda, uyuşmazlığa konu adlî para cezasının dayanağını teşkil eden hükmün kaldırıldığı görülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrasında, tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağı kurala bağlanmış, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 1. maddesinde, diğer kanunlarda, 5237 sayılı Kanun'un Birinci Kitabında düzenlenen hususlara aykırı olan düzenlemelerin değişiklik yapılıncaya kadar ancak her halükârda 31/12/2008 tarihine kadar geçerli olduğu düzenlenmiştir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında, mahkemenin, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceği; bu hükme göre cezanın infazının Cumhuriyet savcısı tarafından izleneceği ve denetleneceği; 98. maddesinin birinci fıkrasında ise, mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar isteneceği kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, "para cezaları" teriminin, adlî ve idarî para cezalarını ifade ettiği belirtilmiş; "Ödeme emri" başlıklı 55. Maddesinin 1. fıkrasında, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itirazda bulunabileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anılan şirket aleyhine ağır para cezasına hükmedilmesine ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/06/2003 ve 10/07/2003 tarihli kararlarından sonra, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile ihracat bedellerinin tasarrufuna serbesti getirildiği, ayrıca 5237 sayılı Kanunu'nun 20. maddesiyle, tüzel kişiler aleyhine adlî para cezasına hükmedilemeyeceğinin düzenlendiği ve Yargıtay … Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla tüzel kişiler aleyhine cezaya hükmedilemeyeceğine karar verildiği, davaya konu ödeme emrinin ise 20/10/2015 tarihinde düzenlendiği görülmüştür.
Bu durumda, davalı idarece, adlî para cezasının infaz işlemlerinden ve denetiminden sorumlu olan … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, adlî para cezasının dayanağı olan düzenlemeye göre sonradan yürürlüğe giren düzenlemelerin hükümlünün lehine olup olmadığı yolunda bir belirleme yapılıp yapılmadığı ve yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenilip istenilmediği araştırıldıktan sonra tahsilat işlemlerine devam edilip edilmeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Bu itibarla, davalı Vergi Dairesi tarafından, ödeme emrinin düzenlendiği tarihten önce mevzuatta yapılan değişiklikler dikkate alınarak adlî para cezasının tahsiline engel bir durumun bulunup bulunmadığının, bu konuda ödeme emriyle takibe devam edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmaksızın tanzim edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 03/07/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.