T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10268
Karar No : 2023/1091
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacıların oğlu …'ın, 15/06/2014 tarihinde, Adana ili, Seyhan ilçesi, …mahallesinde meydana gelen olaylar sırasında vurularak öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararlara karşılık 200.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar yakınının izinsiz bir gösteri yürüyüşünde çıkan olaylar sırasında öldüğü sabit olmakla birlikte, terör örgütü üyesi olduğu, terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunduğu ya da olay günü eylemlerde aktif olarak rol aldığı, güvenlik güçlerine ateş ettiği veya herhangi bir şekilde saldırıda bulunduğu yönünde Mahkeme veya Cumhuriyet Savcılığınca yapılmış herhangi bir belirleme bulunmadığı, vefatın terör eylemi sonucu meydana geldiği, bu nedenle küçük yaşta çoçuğunu kaybeden davacıların uğradığı manevi zararın büyüklüğü, terör olayının meydana geliş şekli ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğine dair ilke uyarınca davacıların her birine takdiren 60.000,00 TL manevi tazminatın sosyal risk ilkesi uyarınca davalı idare tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Taraflarca karşılıklı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davacılar yakınının hayatını kaybettiği olayın yasadışı terör örgütünün çağrısı üzerine düzenlenen izinsiz gösteri yürüyüşünde meydana gelmesi nedeniyle olayın bu hali ile terörle mücadele kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, bazı tanık ifadeleri ile suça sürüklenen çocuk savunmasında müteveffanın cadde üzerindeki eylemcilerle birlikte hareket ederek emniyet güçlerine taş attığının belirtildiği, müteveffadan alınan svaplarda "antimon" mevcut olduğu yönünde uzmanlık raporunun bulunduğu, diğer yandan ölüm olayının meydana geldiği yerin müteveffanın evine 4-5 km mesafede bulunduğu ve müteveffanın ölüm tarihinde 14 yaşında olduğu hususları birlikte dikkate alındığında, müteveffanın olaylara katılıp güvenlik güçlerine direnen grup içinde yer aldığı anlaşıldığından, izinsiz düzenlenen ve örgüt propagandası niteliğindeki bir gösteriye katılan davacılar murisinin vefatından dolayı davacıların terörden ve terörle mücadeleden dolayı uğranılan zararların tazminini düzenleyen 5233 sayılı Kanun'dan yararlanabilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacılar istinaf başvurusunun reddine, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne ve mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın gösteriye katılmadığı, merak saikiyle orada bulunduğu, olayın bir terör olayı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Olayla ilgili olarak Adana Valiliğince düzenlenen 07/07/2014 tarihli fezleke ve ekleri, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca olay yerinde görevli güvenlik güçleri hakkında yürütülen hazırlık soruşturmasına ilişkin dosya, suça sürüklenen çocuk … hakkında açılan kamu davasına ilişkin dosya, işbu dava dosyası ile Dairemizin E:2019/7388 sayılı esasına kayıtlı dava dosyasının birlikte incelenmesinden;
- Adana ili, Seyhan ilçesi, … mahallesinde ikamet eden davacıların oğlunun (14 yaş), 15/06/2014 tarihinde, arkadaşıyla birlikte top oynamak için dışarı çıktığı, dönerken … mahallesinde devam eden izinsiz gösterilere katılarak eylemci grupla birlikte güvenlik güçlerine taş attığı, ayrıca göstericiler tarafından havai fişek, ses bombası, molotof kokteyli, parça tesirli bomba, pompalı tüfek ve tabanca kullanıldığı, olay yerinde görevlendirilen güvenlik güçlerinin (109 personel) izinsiz gösteri yapan gruba TOMA tabir edilen zırhlı toplumsal olaylara müdahale araçları ile su sıkma, yaya birlikler aracılığıyla ses, ışık ve gaz fişeği atma, savunma tüfeği kullanma suretiyle göstericilere müdahale ettiği,
- Saat 17.25 sularında … Sokakta meydana gelen patlama ve silah sesleri sonrası bir çocuğun yerde yaralı halde olduğunun çevrede bulunanlarca polise ve 112 acil hattına yapılan ihbarlarla bildirilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan olay yeri ve otopsi incelemesinde, cesedin bulunduğu yerin 1 metre önünde gaz kapsülünün bulunduğunun, cesedin davacıların oğlu …'a ait olduğunun tespit edildiği,
- Olay yerindeki kamera kayıtlarının izlenmesi üzerine Adana İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan 16/06/2014 tarihli Görüntü Kayıtları İzleme ve Çözüm Tutanağında, PKK/KCK terör örgütünün yapmış olduğu eylem çağrıları sonrası 15/06/2014 tarihinde … mahallesinde izinsiz gösteriler düzenlendiği, bazı eylemcilerin yüzlerinin puşi tabir edilen örtü ile kapatıldığı ve üzerlerinde PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması … Hareketi (…) ibareli tişörtler bulunduğu, saat 17.22.16'da terör örgütü yandaşlarının bulunduğu … Sokakta bir patlama meydana geldiği hususlarına yer verildiği,
- Olay sonrası ifadesi alınan gizli tanık tarafından, çocuk …'yı, olay yerinden elinde bir av tüfeği ile uzaklaşırken gördüğünün beyan edildiği,
- Olayla ilgili olarak güvenlik güçleri ve suça sürüklenen çocuk … hakkında
yürütülen soruşturma kapsamında (Soruşturma No: …) bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun … tarihli ve …sayılı raporunda, davacıların oğlunun "ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti" sonucu hayatını kaybettiği, müteveffanın sağ eli avuç içi ile yerde bulunan gaz kapsülü üzerinde "antimon" isimli maddenin tespit edildiği, davacılar yakınının ölümüne neden olan kafa travmasının "yüksek kinetik enerjili harp silahı" veya "kapsülünde domdom kurşunu bulunan av tüfeği" ile bitişik, bitişiğe yakın veya yakın ateş mesafesinden ateş edilmesi ile meydana gelebileceği, gaz fişeği kapsülünün çarpması, molotof kokteyli, kesici-delici alet ve kısa namlulu silahlarla gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı hususlarının mütalaa olunduğu,
- Toplumsal olay ve gösteriler sırasında görevli bulunan güvenlik güçleri hakkında "kasten öldürme" suçundan yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, olay yerini görüntüleyen kamera kayıtlarından, maktule yakın polis memurlarından yalnızca birisinin elinde gaz tüfeği bulunduğunun, bu polis ile maktul arasındaki mesafenin asgari 30 metre olduğunun, dolayısıyla bu polisin elindeki gaz tüfeğinden yapılan atışların maktulde meydana gelen ağır tahribatı yapamayacağının Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşıldığı, ayrıca ölüm olayının suça sürüklenen çocuk …'nın av tüfeğiyle ateş etmesi sonucu meydana geldiği kanaatiyle çocuk hakkında kamu davası açıldığı gerekçesiyle güvenlik güçleri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği,
- Suça sürüklenen çocuk …. hakkında "çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan açılan kamu davası sonucunda ise, …Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla, "toplumsal olay ve izinsiz gösteriler sırasında meydana gelen ölüm olayına yönelik suçlamayı suça sürüklenen çocuğun kabul etmediği, görgü tanıklarının olay yerinde yoğun bir patlama ve akabinde parlama gördüklerini, sesin tüfek sesinden daha yüksek ve farklı olduğunu, suça sürüklenen çocuğu olay yerinde görmediklerini beyan ettikleri, gizli tanığın beyanı ile diğer tanıkların beyanlarının uyuşmadığı, ... alınan kriminal raporlar ve otopsi raporuna göre maktulün vücudunda ateşli silah yanma ürünleri veya kalıntılarına rastlanmadığı, maktulün sağ el avuç içi ve üstünden alınan svaplarda antimon bulunduğu, maktulün 1 metre ilerisinde bulunan gaz kapsülünde de antimon mevcut olduğu, ancak bu plastik parça üzerinde patlayıcı madde kalıntısına rastlanmadığı, maktulün kıyafetlerinde mermi deliği giriş veya çıkışı bulunmadığı, tişörtünün arka tarafındaki deliğin etrafında atış artığı olmadığı, kriminal rapora göre delik etrafında atış artıklarının bulunmaması nedeniyle deliğin mermi deliği olması halinde atışın uzak atış mesafesinden yapıldığının veya mermi çıkış deliği olduğunun veya deliğin mermi deliği olmadığının anlaşılabileceğinin belirtildiği, maktulün baş kısmına isabet aldığı, ancak başında yaranın olduğu yerde ve çevresinde mermi giriş-çıkış deliği olmadığı gibi antimona rastlanmadığı, alınan raporlara göre bitişik veya yakın mesafeden domdom kurşunu atılan tüfek ile atış yapılması halinde maktulde ölüme sebebiyet veren bu yaralanmanın meydana gelebileceği, ancak yine raporlara göre bitişik veya yakın atışta yaralanma bölgesinde atış artığının bulunmasının gerektiği, ... suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde elinde tüfek ile maktulün vurulduğu sokakta görüldüğüne dair sadece gizli tanık beyanının bulunduğu, başka hiçbir delil ile desteklenmeyen, hatta diğer tanık beyanları ile çelişki arz eden gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı, bu durumda çocuğun müsnet suçu işlediğine dair başkaca her türlü şüpheden arınmış, kesin ve mahkumiyete yeterli delil elde edilemediği, maktulün ne tür bir silahla vurulduğunun kesin olarak tespit edilemediği gibi yaralanmanın olduğu bölgede atış artığına rastlanmaması sebebiyle olayda tüfek kullanılıp kullanılmadığının dahi netlik kazanmadığı, sonuç itibarıyla üzerine atılı bulunan suçu işlediğinin sabit olmadığı" gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanmak suretiyle aynı tarihte kesinleştiği,
- Davacılar tarafından; oğullarının Adana ili, Seyhan ilçesi, … mahallesinde meydana gelen olaylar sırasında vurularak öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların genel hükümler uyarınca tazmini istemiyle yapılan 24/082015 tarihli başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı,
anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan sosyal risk ilkesi gereği tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasa'nın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir.
Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağan dışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır.
Bu bağlamda, yargısal ve bilimsel içtihatlarla geliştirilen sosyal risk ilkesinin uygulama alanına; "terör olayları"nın yanı sıra, ani bir şekilde gelişmesi nedeniyle idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen, müdahale edilmesi halinde daha ağır sonuçların doğması kaçınılmaz olan geniş çaplı "toplumsal olaylar" ile sınırlarımıza komşu bir ülkede yaşanan “iç savaş” veya “toplumsal kargaşa” nedeniyle ülkemiz sınırlarında oluşan özel ve olağan dışı zararların da dahil olduğunun kabulü gerekmektedir.
Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarından kaynaklanan maddi zararlar yönünden 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla yasalaşması karşısında, anılan Kanun'un yürürlüğünden sonra meydana gelen terör olayları nedeniyle uğranılan maddi zararların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi hükümleri (genel hükümler) çerçevesinde sosyal risk ilkesi uyarınca tazminine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, 5233 sayılı Kanun, terör olayları nedeniyle uğranılan manevi zararların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi çerçevesinde -süresinde olmak kaydıyla- sosyal risk ilkesine göre tazminini talep etme konusunda engel oluşturmadığı gibi; yine genel hükümlere göre, sosyal risk ilkesi dışında, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sebeplerine dayanılarak tam yargı davası açılmasına da engel teşkil etmemektedir. Esasen, idarelerin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun saptandığı durumlarda, olay terör eylemi olsa bile uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenemeyeceğinde duraksama bulunmamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyası ile aynı olaya ilişkin olarak açılan Dairemizin E:2019/7388 sayılı esasına kayıtlı dava dosyasının birlikte incelenmesinden; derece mahkemeleri kararlarında da belirtildiği üzere, davacıların oğlunun, 15/06/2014 tarihinde, Adana ili, Seyhan ilçesi, …mahallesinde meydana gelen olaylar sırasında "ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti" sonucu hayatını kaybettiği sabittir.
Ayrıca, olayla ilgili olarak yürütülen hazırlık soruşturması kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporu ile güvenlik güçleri hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı yolundaki kararın gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, davacılar yakınının ölümüne neden olan atışın güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. Yine olaya ilişkin olarak Adana İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen fezleke, Görüntü Kayıtları İzleme ve Çözüm Tutanağı ile Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığı yolundaki kararın incelenmesinden; izinsiz gösterilerin aynı gün içinde saat 16.55'te aniden başlayıp saat 22.00 sıralarında sona erdiği, izinsiz dahi olsa toplantı ve gösteri yürüyüşünün anayasal bir hak olduğu ve bütünüyle engellenmesinin mümkün olmadığı, davalı idarece gösterilerin başlaması üzerine uygun araçlarla gösterilerin sonlandırılması duyurusunda bulunmasına rağmen göstericilerin silahlı eyleme geçmesi üzerine zamanında müdahalelerde bulunularak kamu düzeni ve güvenliğinin sağlandığı görülmektedir. Dolayısıyla, davacıların zararının idari bir faaliyet sonucu meydana gelmediği, idarenin olayda kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı da açıktır.
Öte yandan, davacılar yakınının vefatına neden olan olaylara ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde; her ne kadar Adana İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan Görüntü Kayıtları İzleme ve Çözüm Tutanağında, eylemlerin "terör örgütünün çağrısı üzerine" gerçekleştirildiği belirtilmiş ise de; Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili olarak yürütülen hazırlık soruşturmasına ilişkin dosya ile suça sürüklenen çocuk … hakkında açılan kamu davası sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, olayların "terör eylemi" niteliğinde olmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ve verilen kovuşturmaya yer olmadığı yolundaki karar ile …Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararında belirtildiği üzere, "izinsiz gösteri ve toplumsal olay" mahiyetinde bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, uyuşmazlık konusu olayın, ani bir şekilde gelişmesi nedeniyle idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen, müdahale edilmesi halinde daha ağır sonuçların doğması kaçınılmaz olan geniş çaplı "toplumsal olaylar" kapsamında, dolayısıyla idarenin sosyal risk sorumluluğu çerçevesinde bulunduğunun kabulü zorunludur.
Bununla birlikte, olay tarihinde 14 yaşında olan müteveffa çocuğun, izinsiz gösterilere katılarak eylemcilerle birlikte güvenlik güçlerine taş attığı, ayrıca sağ eli avuç içi ve üzerinde "antimon" isimli maddenin tespit edildiği hususlarının; Adli Tıp Kurumu raporu, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında yer verilen tanık … ifadesi (sayfa 9) ve kamera kayıtlarının deşifresine yönelik tutanaklar (sayfa 15) ile sabit olduğu dikkate alındığında; meydana gelen zararlı sonuçta, mütevveffa çocuğu bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan davacı anne ve babanın kusurlarının bulunduğu, bu nedenle davalı idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalktığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacılar yakınının hayatını kaybettiği olayları "terör eylemi" olarak nitelendirmek ve tazminat istemine konu manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında yer almadığı gerekçesine yer vermek suretiyle davacıların istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan davacıların istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Davalı idare temyiz yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, adli yardımdan yararlanan davacıların temyiz yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince vergi dairesine müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde taraflara iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar