T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/1049
Karar No : 2023/3997
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVACILAR :
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; murisleri ...'nin polis memuru olarak görev yaptığı sırada 18/03/2006 tarihinde öldürülmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek; olay nedeniyle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık eş ... için 500.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 634.387,83 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, baba ... için 25.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 69.620,65 TL) maddi, 15.000,00 TL manevi, anne ... için 50.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 203.616,95 TL) maddi, 15.000,00 TL manevi, kardeşleri ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 23/03/2015 tarih ve E:2011/2748, K:2015/1259 sayılı, mahkeme kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin bölümünün onanması, maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin bölümünün ise bozulması yolundaki kararına uyularak; davacıların murisi ve polis memuru olan ...'nin 18/03/2006 tarihinde görevli olduğu sırada İzmir Emniyet Müdürlüğü, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü Gazinosunda tartıştığı polis memuru tarafından ateşli silah ile vurularak öldürülmesi olayında destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca davacı ...'nin 393.104,30 TL, ...'nin 163.195,90 TL ve ...'nin 49.749,25 TL maddi zararlarının davalı idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle davacı ...'nin 634.387,83 TL maddi tazminat isteminin 393.104,30 TL'lik kısmının kabulüne ve bu tazminat tutarının idareye başvurunun yapıldığı 03/12/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacı ...'ye ödenmesine, davacı ...'nin 69.620,65 TL maddi tazminat isteminin 49.749,25 TL'lik kısmının kabulüne ve bu tazminat tutarının; 25.000,00 TL'si için idareye başvurunun yapıldığı 03/12/2007 tarihinden itibaren, 24.749,25 TL'si için ise miktar artırım tarihi olan 18/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacı ...'ye ödenmesine, davacı ...'nin 203.616,95 TL maddi tazminat isteminin 163.195,90 TL'lik kısmının kabulüne ve bu tazminat tutarının; 50.000,00 TL'si için idareye başvurunun yapıldığı 03/12/2007 tarihinden itibaren, 113.195,90 TL'si için ise miktar artırım tarihi olan 18/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacı ...'ye ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : I) Davalı idare tarafından; destekten yoksun kalma tazminatının hesabının Danıştay uygulamasına göre yapılmadığı, murisin ölümünden dolayı davacılara sağlanan yararların tamamı dikkate alınarak zarar hesabının yapılması gerektiği, ölüm olayı başka bir polisin kişisel kusuruyla meydana geldiğinden İdarelerinin tazmin sorumluluğunun kalkacağı, bilirkişi raporunun yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hazırlandığı ileri sürülmektedir.
II) Davacılar tarafından; bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği, tenzile tabi ödemelerin yasal faiz menfaati hesaplanarak güncellenmesi gerekirken denkleştirici adalet yönteminin kullanılmasının hatalı olduğu, davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylığı ile malullük aylığı arasındaki farkın hesabında maddi hata bulunduğu, davacı eşin evlenme şansının %2 olarak hesaplanması gerekirken %9 olarak hesaplandığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların murisi olan polis memuru ...'nin, 18/03/2006 tarihinde görevi başında iken İzmir Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü Gazinosunda tartıştığı başka bir polis memuru tarafından silah ile vurularak hayatını kaybettiği, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla olayı gerçekleştiren failin müebbet hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, müteveffanın yakınları olan davacılar tarafından olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verebilmektedir.
Dosyada yer alan 14/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı eşe bağlanan vazife malullülüğü aylığı peşin sermaye değerinin 174.382,79 TL, adi malullük aylığı peşin sermaye değerinin 131.419,10 TL ve aradaki farkın 114.216,26 TL olduğu, bu farkın toplam zarardan düşülmesi gerektiğinin belirtildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında ise müteveffa ...'nin eşi ...'ye 01/11/2007 tarihinden itibaren, babası ... ile annesi ...'ye 01/01/2008 tarihinden itibaren vazife malullüğü aylığı bağlandığı belirtilerek bağlanan aylıkların peşin sermaye değerlerinin bildirildiği görülmektedir.
Anılan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp Dairemizin yerleşik son dönem içtihatları uyarınca dava konusu olay nedeniyle davacılara ödenecek maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Kamu görevlilerine, vazife malullüğüne sebep olan olaydan dolayı prim ödemek suretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak bağlanan vazife malullüğü aylığının, adi malullük aylığını aşan, bir başka ifade ile adi malullük aylığına yapılan zamma ilişkin kısmının, vazife malullüğüne sebep olan olay nedeniyle sağlanan yarar olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu zam, yarar kabul edilip hesaplanan zarardan indirim yapılacak bir kalem değildir. Aksine bir yaklaşım, vazife malûllüğüne sebep olan olaydan dolayı kamu görevlilerine/hak sahiplerine bağlanan vazife malullüğü aylığının idarenin bir lütfu, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden ise gerçekleşmesi istenilen ve beklenilen bir olay olduğu sonucunu ortaya çıkarır. Bu sonucun hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacıların uğradığını iddia ettiği maddi zararı aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali kamu görevlisinin aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ve ek ödemeler ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı ve ek ödemeler üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali kamu görevlisinin aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ve ek ödemeler ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı ve ek ödemeler üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek aylıklar dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Davacı ...'nin rapor tarihindeki yaşı esas alınarak evlenme ihtimali indirimi yapılması gerektiği açıktır.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesinde, polis memurlarının 55 yaşında emekli olacakları hükme bağlandığından, bilirkişi raporunda bu yaşın yasal emeklilik yaşı olarak kabulü suretiyle hesaplama yapılmış ise de; davacılar murisinin öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağının olup olmadığı, yükselme olanağı var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesinde düzenlenen emeklilik yaşı da dikkate alınıp bu yönde bir değerlendirme yapılmalıdır.
Öte yandan, yapılacak hesaplamada, davalı idarece ödenen nakdi tazminat ve tütün ikramiyesi tutarlarının yarar olarak kabul edilip, yeniden düzenlenecek rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin de hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, kamu görevlisinin yaş haddinden emekli olması halinde alacağı emekli ikramiyesi ile vefatı nedeniyle yakınlarına ödenen emekli ikramiyesi arasındaki fark da zarar hesabına dahil edilmelidir. Buna göre, kişinin yasal emeklilik yaşını tamamladığı farz edilerek bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki katsayılar üzerinden yasal emeklilik yaşı itibarıyla alabileceği emeklilik ikramiyesinden davacı eşe ayıracağı tutar ile olay nedeniyle davacı eşe ödenen ve bilirkişi rapor tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanarak güncellenen emekli ikramiyesi arasındaki pozitif fark "yarar", negatif fark "zarar" olarak kabul edilmelidir.
Buna göre İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Mahkeme tarafından, işbu bozma kararı üzerine yeniden karar verileceğinden hükmedilecek tutara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin olarak artırılan miktar açısından da Dairemizin içtihadı gereği idareye başvuru tarihinin esas alınması; yine nispi karar harcına ilişkin Dairemiz içtihatlarının da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.