T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/10605
Karar No : 2023/1602
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müteveffa …'ın Ankara Üniversitesi, Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Eczanesinde görev yaptığı 24/06/2016 tarihinde yine eczane personeli olan … tarafından silahla öldürülmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı olarak, müteveffanın oğlu … için 40.000,00 TL maddi ile 200.000,00 TL manevi, müteveffanın annesi … için 10.000,00 TL maddi ile 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 350.000,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ve olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın maddi tazminat isteminin reddi yönünden onanmasına, manevi tazminat isteminin reddi yönünden kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45/4 maddesi uyarınca manevi tazminat istemi yönünden yeniden incelenen davada, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davacılar tarafından, Bölge idare Mahkemesince davalı idarenin kusurlu olduğunun kabul edilmesine rağmen maddi tazminat istemi yönünden sunulan bilgi ve belgeler kapsamında aktüerya hesabı yaptırılmadığı, maddi tazminat istemlerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiği, yaşanan olay nedeniyle hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu, davacıların duyduğu acı ve üzüntüyü telefi edecek boyutta olmadığı, reddedilen manevi tazminat miktarı için davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından, yaşanan olaydan önce konuyla ilgili gerekli ön soruşturma ve disiplin soruşturmalarının yürütüldüğü, görev yeri değişikliklerinin yapıldığı, idarelerinin kusurunun bulunmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının bozulması istenmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Davacıların temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Ankara Üniversitesi, Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Eczanesinde 2013 Kasım ve 2014 Mayıs aylarında 6 eczacının göreve başlaması üzerine çalışma sisteminde değişikliklere gidilmiş, ancak yeni uygulamalar özellikle eczacılar arasında huzursuzluk yaratmış, 25/02/2016 tarihinde müteveffa … tarafından teknisyen … hakkında soruşturma açılması istemiyle idareye dilekçe verilmiş, bunun üzerine şikayet eden ile edilen hakkında disiplin soruşturması yapılmış ve şifahi olarak uyarılmalarına karar verilmiştir.
Aynı yerde görevli memur … tarafından, kendisinin söz konusu soruşturmada ifade vermesi sebebiyle ... tarafından tehdit edildiği iddiasıyla Hastane idaresine 16/05/2016 tarihli şikâyet dilekçesi verilmesi üzerine savcılığa yönlendirilmiş, bunun üzerine ... tarafından 18/05/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, anılan Başsavcılığın … tarihli ve … no'lu kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hastane idaresi tarafından da savcılık soruşturmasının takip edilmesi ve konuya ilişkin Eczane Birim Sorumlusunun görüşünün istenilmesine karar verilmiş, eczane birimi sorumlusunun 20/05/2016 tarihli yazısında, yeni eczacıların başlamasından sonra birtakım sorunlar yaşandığı belirtilerek eczane çalışmalarının uyumlu ve etkili biçimde sürdürülebilmesi için ... ve Eczacı …'ın görev yerinin değiştirilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
Bu değerlendirme üzerine 23/05/2016 tarihinde ...'ın Çocuklar İçin Engelli Sağlık Kurulu Biriminde görevlendirilmiş, …'ın ise görev yapacağı birimin kısıtlı olması sebebiyle yerinde bırakılarak ...'in İbni Sina Hastanesinde görevlendirilmesi yönünde alınan karar şifahen 23/06/2016 tarihinde Eczaneler Birimine ve ilgili ...'e bildirilmesinin ardından 24/06/2016 tarihinde teknisyen ... tarafından davacılar yakını ile diğer üç eczacı silahla öldürülmüş, adı geçen hakkında açılan kamu davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:… K:… sayılı kararı ile kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu Kararın Hizmet Kusurunun Tespitine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkmesinin, hastane eczanesinde çalışan memur ...'ın aynı birimde görevli teknisyen ... tarafından tehdit edildiği iddiasıyla 16/05/2016 tarihinde hastane idaresine verdiği şikayet dilekçesinde, "... gerekli soruşturmanın yapılarak şahsımı ve diğer eczacı arkadaşları bu şekilde tehdit eden ve can güvenliğimi tehdit eden şahıs hakkında gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim." ifadelerine yer verilmesi ve özellikle ...'in silahını eczanedeki çekmecesinde bulundurduğu, şahsını iki defa tehdit etmiş olması, ayrıca silah bulundurması sebebiyle can güvenliği tehlikede olduğundan şüpheliden şikayetçi olduğunu belirtmesine rağmen, davalı idarece söz konusu şikayet tarihinden kırk (40) gün sonra davacıların annesi ve çocuğu müteveffa Eczacı … ve diğer üç eczacıyı hastane çatısı altında bulunan işyerinde öldüren ... hakkında bu süre içerisinde herhangi bir disiplin soruşturması ve tedbir amaçlı yer değişikliğinin yapılmadığı, açıkça çekmecesinde silah bulundurduğu iddiasına karşılık bu konuda da kolluk kuvvetlerine ve savcılığa herhangi bir bildirimde bulunulmayarak idarece ivedi olarak tedbir alınması yükümlülüğünün yerine getirilmediği, sadece şikayetçinin şifahi olarak savcılığa yönlendirildiği ve konuyla ilgili savcılık soruşturmasının beklendiğinden bahisle idarenin üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği yönündeki davalı idarenin hizmet kusuruna ve tazmin sorumluluğuna yönelik gerekçesinde hukuki isabetsizlik bulunmamıştır.
Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta, müteveffanın oğlu Okan Mert Bozdoğan için 40.000,00 TL maddi ve müteveffanın annesi Neriman Ulaşan için 10.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince; "İdarelerin meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bu maddi zararın tek tek belirtilip, somutlaştırılması ve bu zararı tevsik edecek ve hukuken itibar edilebilecek fatura ve benzeri bilgi ve belgelerin dava dosyasına konulması gerekmekte olup davacıların maddi tazminat kalemlerini somutlaştıramadığı görüldüğünden, mahkeme kararının maddi tazminatın reddine yönelik kısmı sonucu itibariyle yerinde olup davacılar tarafından ileri sürülen hususlar kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine yönelik Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin mevcut ya da gelecekte olacak yardımından yoksun kalınmasından kaynaklı kuvvetle muhtemel zararı ifade eder. Ölümü anında olması bile daha sonra diğer kimse veya kimselerin bakımını kısmen veya tamamen karşılaması muhakkak olan kimse farazi destek olarak tanımlanmaktadır. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışında çocuğun büyüdüğünde anne ve babasına belirli bir düzeyde destek olacağının kabulünden hareketle destekten yoksun kalma davalarında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulünü gerektirmektedir.
Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verebilmektedir.
Kamu görevlilerine, vazife malûllüğüne sebep olan olaydan dolayı prim ödemek suretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak bağlanan vazife malüllüğü aylığının, adi malüllük aylığını aşan, bir başka ifade ile adi malüllük aylığına yapılan zamma ilişkin kısmını, vazife malüllüğüne sebep olan olay nedeniyle sağlanan yarar olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu zam, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden ifa amacını taşıyan bir ödeme niteliğinde olup, yarar kabul edilip hesaplanan zarardan indirim yapılacak bir kalem değildir. Aksine bir yaklaşım, vazife malûllüğüne sebep olan olaydan dolayı kamu görevlilerine/hak sahiplerine bağlanan vazife malüllüğü aylığının idarenin bir lütfu, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden ise gerçekleşmesi istenilen ve beklenilen bir olay olduğu sonucunu ortaya çıkarır. Bu sonucun hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, davacılar yakınının muhtemel ömrünün ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından davacılara vazife malullüğü aylığı bağlanıp bağlanmadığının, bağlandı ise miktarının sorulması gerekmektedir.
Davacıların zararının ortaya konulması için gereken hesaplamalarda gözetilmesi gereken ilke ve unsurlar, Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından hesaplanmalıdır.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali kamu görevlisinin aylar itibariyle aldığı görev aylıkları ve ek ödemeler ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı ve ek ödemeler üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali kamu görevlisinin aylar itibariyle alabileceği görev aylıkları ve ek ödemeler ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı ve ek ödemeler üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek aylıklar dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, davacılardan …'ın doğum tarihi 09/04/1987 olup, olay tarihi olan 24/06/2016 tarihinde de yurt dışında üniversite öğrencisidir. Dolayısıyla müteveffanın ölüm olayından önce davacı Okan Mert Bozdoğan müteveffanın desteğinden çıkmış durumdadır. Bu nedenle bu davacı yönünde destekten yoksun kalma zararının hesaplanamayacağı açıktır.
Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi;
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, davalı idarenin kusurlu olduğu, dolayısıyla davacıların uğradığı manevi zararların hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmini gerektiği açık olup, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Bununla birlikte, aynı olay nedeniyle açılan başka bir davada … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı da Dairemizin 29/03/2023 tarih ve E:2022/5512, K:2023/1601 sayılı kararı ile manevi tazminat istemlerinin kabulü gerektiği yönünde bozulmuş olup, o dosya da dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; Bölge İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine yapılacak yargılama sonucunda vekalet ücreti yönünden de yeniden hüküm kurulacağından, davacının vekalet ücretine yönelik temyiz istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi, yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.