T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11442
Karar No : 2023/2215
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) :
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına dair Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/01/2019 tarih ve E:2018/4371, K:2019/133 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan …'ın, Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, … köyü'nde 09/02/2009 tarihinde mayına basması sonucu yaralanması nedeniyle davacı … için 500.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, anne ve baba için ayrı ayrı 25.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi olmak üzere 550.000,00 TL maddi, 650.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerinin … tarih ve E:… K:… sayılı kesinleşen kararına ilişkin davacı tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin 13/09/2017 tarih ve 2014/2007 Başvuru Numaralı kararıyla "Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine" karar verilerek, kararın bir örneğinin erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemelerine gönderildiği; Anayasa Mahkemesi'nin anılan ihlal kararının davanın manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, bakılan davada manevî zararı doğuran olayın oluş şekli itibarıyla toplumda yarattığı infial, olayın etkisi ve niteliği dikkate alındığında, … için 50.000,00 TL, annesi … ve babası … için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın davacıların 02/06/2009 tarihli idari başvuru dilekçesinin davalı idare kaydına girdiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR_DÜZELTME
TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, dava konusu olayda yaralanan diğer çocuğun açtığı dava incelendiğinde, vücut fonksiyon kaybı daha az olmasına rağmen daha fazla manevi tazminata hükmedildiğinin görüldüğü, davacı için daha az manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, idarenin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/01/2019 tarih ve E:2018/4371, K:2019/133 sayılı kararı kaldırılarak tarafların temyiz istemi yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, … köyünde ikamet eden davacıların çocuğu …'ın 09/02/2009 tarihinde hayvanlarını otlattığı sırada mayına basması sonucu yaralandığından bahisle uğranılan zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:… K:… sayılı "davanın reddine" ilişkin kararının Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi'nin 13/09/2017 tarih ve 2014/2007 Başvuru Numaralı kararıyla "Maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa'nın 36'ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine" karar verilerek, kararın bir örneğinin erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildiği; temyize konu kararla da Anayasa Mahkemesi'nin anılan ihlal kararının davanın manevi tazminat istemine ilişkin olduğu gözetilerek manevi tazminat taleplerinin sosyal risk ilkesi ve genel hükümler çerçevesinde kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada yer alan tüm belgeler incelendiğinde, davacının kalıcı sakatlık oranını gösterir raporun bulunmadığı görülmekle birlikte, yukarıda bahis geçen 13/09/2017 tarih ve 2014/2007 Başvuru Numaralı Anayasa Mahkemesi kararında, davacının % 69 oranında sürekli fonksiyon kaybı olduğunu gösterir Siirt Devlet Hastanesinin 11/05/2009 tarihli raporuna yer verildiği görülmektedir.
I-) İdare Mahkemesi Kararının, Davacılardan Mehmet Ali Timurtaş Yönünden İncelenmesi:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "1. Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. 2. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir..." hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal olunur" hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hukuki Değerlendirme:
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacılardan Mehmet Ali Timurtaş'ın, 23/06/2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacılardan …'ın vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, bu davacı yönünden 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
II-) İdare Mahkemesi Kararının, Davacılardan Mehmet Sıddık Timurtaş'a İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İlgili Mevzuat:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kural olarak idarenin hukukî sorumluluğu kusur esasına dayanmaktadır. Sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yer almayan manevi zararların sosyal risk ilkesi uyarınca topluma pay edilerek tazmin edilmesi gerekmektedir.
Hukuki Değerlendirme:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktdır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının; zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyet ölçüsünü aşmaması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, terör örgütü mensuplarınca yerleştirilen mayına basması sonucu yaralanan davacı Mehmet Sıddık Timurtaş'ın duyduğu acı ve üzüntü sonucu oluşan manevi zararlarının sosyal risk ilkesi gereği tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Mahkemece işbu bozma kararına uyularak verilecek kararda, manevi tazminat takdir edilirken, davacılardan … ile aynı olayda yaralanan ve Dairemizin E:2019/11431 sayılı dosyasında kayıtlı bulunan davayı açan davacı …'a % 32 oranındaki vücut fonksiyon kaybına karşılık 70.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği de dikkate alınarak, vücut fonksiyon kaybı % 69 olan davacıya manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde bir miktara hükmedilmesi gerekmektedir.
III-) İdare Mahkemesi Kararının, …'a İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacı …'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; davacılardan … yönünden ONANMASINA, … yönünden BOZULMASINA, ...'a ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanunun 26. maddesinin uygulanmasını teminen BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.