T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/11710
Karar No : 2023/2882
DAVACILAR : 1- … 2- ... 18- …
VEKİLLERİ : 1- Av. …
2- Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. …
DAVANIN KONUSU :
Türkiye Ermenileri Patriğinin seçimine ilişkin esasların düzenlenmesine yönelik 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin;
1- 23. maddesinin,
2- 25. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin,
3- 29. maddesinin son fıkrasının,
iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet Han tarafından ihdas edilen Patriklik makamını dolduracak Patriklerin, en son 1863 yılında kabul edilip yürürlüğe konulan “Nizamname-i Milleti Ermeniyan” isimli nizamname hükümlerine uygun olarak cemaat mensuplarınca demokratik bir yöntemle seçilen delegeler eliyle iki dereceli bir seçimle iş başına geldiği, dava konusu Talimatname’nin bazı maddelerinin, patrikliğe aday olan episkoposların adaylığını kısıtladığı, gerek adayların ve gerekse seçmenlerin seçme ve seçilme özgürlüğünü ayrıca din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiği ve Anayasa Mahkemesinin 2014/17354 sayılı kararına aykırı bir idari işlem olduğu, seçimlerde geleneksel örf ve adet belli iken Devletin buna uygun işlem tesis etmemesinde, uygulama ve norm üretme şekli açık ve seçik olmasına rağmen bu kez bundan sarfı nazar etmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, önceki Talimatname'lerdeki gibi pozitif bir işlem tesis edilmesi gerektiği, Talimatname’nin 23. maddesi ile 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, her ne kadar geçmiş uygulamalarda ve geleneklerde olduğundan bahsedilse de “İstanbul Ermeni Patikhanesine mahsus” ibaresi eklenmek suretiyle geçmişteki uygulama ve geleneklere aykırı bir düzenleme getirildiği, Ermeni Kilisesinin din kurallarına göre, din adamlarının görev alanlarının evrensel olduğu, önceki Patriklerin yurt dışından gelerek seçildiği, Talimatname'nin 25. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile daha önceki Talimatname'lerde olmayan bir ekleme yapıldığı, önceki uygulamalarda eşitlik hâlinde kuraya başvurulacağı düzenlenmişken, 29. maddede eşitlik hâlinde kırk sekiz saat içinde yeni bir seçim yapılacağının düzenlendiği, bu durumun cemaat mensupları üzerinde baskıya neden olacağı, dava konusu edilen düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararında yer alan “yeni bir kanun hükmü olmaksızın ve ikna edici bir gerekçeye dayanmaksızın” ifadesine uygun düştüğü ve din özgürlüğüne, demokratik toplum düzenine uygun olmayan bir müdahale içerdiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : İstanbul, Diyarbakır, Hatay, İskenderun, Kayseri gibi kentlerde delege seçimlerinin yapıldığı, sonrasında delegeler tarafından Patriklik seçiminin gerçekleştirildiği, 1863 tarihli Nizamname’nin yürürlükten kalktığı, Cumhuriyet döneminde seçimlerin bir defaya mahsus talimatnameler uyarınca valilik izni ile yapıldığı, seçimlerin düzenlemesinde en azından yetkili olunduğunun kabul edilmesi gerektiği, 25. maddenin 1. fıkrasının (b) bendindeki hükmün 1990 ve 1998 yıllarındaki Talimatname'lerde de yer aldığı, bu ibarenin herhangi bir aday olma kısıtlamasına neden olmadığı, 25. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki hükmün, 1863 tarihli Nizamname’nin 1. maddesinde düzenlenen Ermeni cemaatinin töresinde bulunan bir husus olduğu, bazı dönemler ülkemizde yeteri kadar adayın olmaması nedeniyle bu kuralın esnetildiği, önceki seçimlerde de aday sayısının hiçbir zaman ikiyi geçmediği, din kurallarına göre evrensellik iddia edilmesinin, laik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na açıkça aykırı olduğu, oyların eşit çıkması hâlinde kura usûlü gibi eski bir usûl yerine demokratik toplumun olmazsa olmazlarından seçme ve seçilmeye her şartta başvurularak seçmen iradesinin sandığa tam olarak yansıtılmasının amaçlandığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin davacılar tarafından iptali istenilen kısımlarının hukuka uygun olduğu dikkate alındığında, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; İçişleri Bakanlığınca çıkarılan 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesinin 'Patrik Adayı Olabilme Şartları' başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasının b) ve (c) bentleri, 'Patrik Adaylarının Belirlenmesi' başlıklı 23. maddesi ve 29. maddesinin son paragrafının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde; episkoposların adaylığını kısıtlayan, gerek adayların ve gerekse seçmenlerin seçme ve seçilme özgürlüğü ile din ve vicdan özgürlüğünü ihlal eder mahiyette kural getirildiği, Anayasa Mahkemesi kararına aykırı işlem tesis edildiği, Patrik seçimiyle ilgili daha önce 1961, 1990 ve 1998 kararnameleri ve talimatları ışığında düzenleyici işlem tesis edildiği, ancak dava konusu düzenlemenin müktesep haklara aykırı, Patrik Seçimi uygulamasında belli olan geleneksel örf ve adetlere uygun olmayan şekilde işlem tesis edildiği, seçim sürecinin Anayasanın 3 ve 24. maddelerinde yazılı laiklik ilkesi ile din ve vicdan hürriyeti ışığında kullanılan anayasal hakların tezahürü olduğu, Talimatın 23. maddesine eklenen "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus" ile 25. maddenin c) fıkrasına ilave edilen "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfından olmak" ibarelerin önceki uygulama ve gelenekler ile Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğu, 25. maddenin b) fıkrasına parantez içinde yer verilen "Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine siyasi söylem ve eylemlerde bulunma gibi devletin güven itibarını sarsacak faaliyetlerde yer almamak" ifadenin de hakkında herhangi bir yargı kararı bulunmayan patrik aday adayının önünde hukuk dışı bir engel olarak çıkarıldığı, 29. maddenin son paragrafının "Patrik Adaylarının oylarının eşit olduğunun tespit edilmesi halinde ise oy sayısı eşit olan adaylar arasındaki seçim kırk sekiz içinde yenilenir." şeklinde düzenlenerek Anayasa Mahkemesi kararında ifade edildiği üzere yeni bir kanun hükmü olmaksızın ve ikna edici bir gerekçeye dayanmaksızın, 1863 Nizamnamesinde öngörülen, 1960 kararnamesi ile 1990 ve 1998 talimatnamelerinde yer alan oyların eşitliği halinde kuraya başvurulacağına ilişkin düzenlemelere aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarenin cevap dilekçesinde; Anayasa Mahkemesinin B.No:2014/174354 kararında; 1863 tarihli Nizamnameden bugüne kadar geçen süreçte yapılan patrik seçimlerinde uygulanan usuller birlikte değerlendirildiğinde mevcut durumda idarenin patrik seçimine ilişkin işlerin en azından düzenlenmesinde bir yetkisinin olduğu kabul edilebileceğinin vurgulandığı, 1863 tarihli Ermeni Milleti Nizamnamesinin İstanbul Ermeni Patriği Seçimi ile İlgili Açıklamalar başlıklı 1. maddesine göre, İstanbul Patriği seçilecek kişinin eskiden beri Patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olması şartının getirdiği, patrik adayı olabileceklerin İstanbul Patrikhanesinden yetişmiş olmak, episkoposluğun, ruhani silkinin İstanbul Patrikhanesi ile ilişki içinde bulunduğu, seçime konu olan patrikliğin İstanbul Ermeni Patrikliği olduğu, 1924 yılından sonra beş seçim (1927, 1951, 1961, 1990, 1998) yapıldığı, son üç seçimin 18/09/1961 tarihli, 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu kararı esas alınarak bir defaya mahsus ve geleceğe dair hiçbir yükümlülük içermeyen İstanbul Valiliğince yayımlanan talimatnameler kapsamında yapıldığı, İstanbul Valiliğince dava konusu kuralın Nizamnameye, Lozan Barış Antlaşmasına, Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere uygun şekilde düzenlendiği, Ermeni cemaatinin gelenek ve görenekleri çerçevesinde Patrik seçimi yapılabilmesi, seçim sürecinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi, din ve vicdan özgürlüğü kapsamında kamu yararı gözetilerek hazırlandığı, Talimatın 25. maddesinin b) fıkrasına ilişkin dava dilekçesindeki iddianın aksine adaylığa herhangi bir kısıtlama ya da engel oluşturmadığı, farazi nitelik taşıdığı, 25. maddenin c) fıkrasındaki şartın yeni bir durum olmadığı, 1863 Nizamnamesinin 1. maddesiyle düzenlenen Ermeni Cemaatinin töresinde bulunan bir husus olduğu, 29. maddenin ikinci fıkrasına gelince, seçimin olabildiğince demokratik ortamda gerçekleşmesine azami hassasiyet gösterildiği, kura usulü yerine demokratik toplumun olmazsa olmazlarından olan seçme ve seçilmeye her şartta seçmen iradesinin sandığa tam yansıtılmasının amaçlandığı, hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Osmanlı Devleti döneminde; Türkiye Ermenileri Patriği Seçimi, Patrikhanenin organları, bu organların işleyişleri, Patrikhane bünyesinde bulunan hayri ve sosyal birimlerin işleyişleri ile Kudüs Patrikliğine dair düzenlemeler 1863 tarihli Nizamname-i Milleti Ermeniyan ile kez yazılı hale getirilmiştir.
Nizamnamenin 1. maddesinde; patrik olarak seçilecek kişinin Ermeni toplumunun bütün meclislerinin başkanı ve yürütme gücünün sahibi, özel durumlarda Osmanlı Devletinin kanunlarının uygulayıcısı olduğu, patrik adayının bütün Ermeni toplumunun güvenini, itibarını kazanmış olması ve her yönüyle bu makama layık olacak özelliklerde, haysiyetli ve eskiden beri patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olmasıyla birlikte Osmanlı Devletinin de tam emniyet ettiği kişilerden ve en az babasından beri Osmanlı uyruğundan bulunması ve otuz beş yaşını tamamlamış olması gerektiği belirtilmiştir.
Nizamnamenin 2. maddesinde; patriğin ölümü ve istifası ya da sair sebeplerle patriklik makamının boşalması durumunda Ruhani ve Cismani Meclislerin birleşip bir kaymakam seçeceği ve onaylanmasını Babıali'den isteyeceği, İstanbul patriğinin Genel Meclis tarafından seçileceği ancak Ruhani ve Cismani Meclislerin seçilecek kişilerin hak ettikleri dinî derecelerinin ve isimlerin yer aldığı bir liste düzenleyerek oylarını açıklamaya haklarının bulunduğu kuralı yer almış ve 3. fıkrasında: [İçişleri Bakanlığının savunma dilekçesi ekinde sunulan metinde] “Şöyle ki, Patrik vekilliği makamı, Padişahça himaye edilen yerlerde bulunan bütün episkoposların isimlerini gösterir bir sıra defter düzenlenmesi ile bunların 1. madde gereğince seçilmeyi hakkediş yönleri, her birinin önüne işaret eder ve anılan defteri Ruhani Meclise sunar. Bu meclis tarafından Genel Ruhani Meclis davet olunarak yeterli oyla aşağıda olduğu gibi bir sıra isim defteri düzenlenir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Nizamnamede; Patrik olarak seçilecek kişinin Ermeni toplumunun bütün meclislerinin başkanı ve yürütme gücünün sahibi, özel durumlarda kanunların uygulayıcısı olarak tanımlamakta; Patrik Adayının bütün Ermeni toplumunun güvenini, itibarını kazanmış olması ve her yönüyle bu makama layık olacak özelliklerde ve eskiden beri patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olması şartını da ararken, bu episkoposların Padişahça himaye edilen yerlerde bulunması yeterli görülmüş, İstanbul ile sınırlanması olması yoluna gidilmemiştir.
Lozan Barış Antlaşması’nda Ermenilerle ilgili özel hükümler bulunmamaktadır. Ermenilerin statüsü, diğer Müslüman olmayan azınlıklar gibi Antlaşmanın 37. ve 45. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Antlaşmanın [İçişleri Bakanlığının savunma dilekçesi ekinde sunulan metinde] 37. maddesinde: “Türkiye, 38'den 44'e kadar olan maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar [Les Lois fondamentales] olarak tanınmasını ve hiç bir yasa, hiç bir yönetmelik ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve hiç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin ve hiç bir resmi işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlenir.”,
42. maddesinde: “Türkiye Hükümeti Müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların sözü geçen azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun her türlü hükümleri koymayı kabul eder.
…
Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların, Kiliseleri, Havralara, mezarlıklara ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye'de bulunan Vakıflarına ve dinsel ve yardım her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri teki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıkları esirgemeyecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Osmanlı Devleti döneminde ferman ile kurulmuş olan Ermeni Patrikliğinin idaresi, kendi örf ve adetleri ile teamüllerine göre yürütülürken 1863 Nizamnamesi ile hukuki metin haline getirilmiştir. Lozan Antlaşması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde, Nizamname yürürlükten kalkmakla birlikte Antlaşma hükümleri ve taahhütler çerçevesinde, müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların sözü geçen azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi taahhüt edilmiştir.
Cumhuriyet Döneminde 1927, 1951, 1961, 1990 ve 1998 yıllarında Türkiye Ermenileri Patrik Seçimi yapılmış; 1961 tarihli Tarihli Talimatnamenin 23. maddesinin 1. fıkrasında Patrik namzeti listesine dahil edilecek ruhanilerin haiz olması gereken şartlar arasında “Episkoposluk rütbesine haiz olmak” sayılmış ve 1990 ve 1998 tarihli Patrik Seçimi Talimatnamelerinin 23. maddesinde aynı şekilde yer verilmiştir.
2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi ile episkoposlar sınıfına dahil olanların Patrik Adayı olabilmesi, başka bir ifadeyle seçilme hakkı kazanabilmesi 25. maddenin c) fıkrası ile ancak "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” episkoposlar sınıfına dahil olmasına bağlanmış, bununla bağlantılı olarak 23. maddeye eklenen "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” ibaresi ile desteklenerek bütünlük oluşturulmuştur.
Anayasanın “Din ve vicdan hürriyeti” kenar başlıklı 24. maddesinde;
“Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
...
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz." kuralı yer almaktadır.
Anayasanın 13. maddesine göre de temel hakların sınırlandırılması için mutlaka kanuna ihtiyaç vardır.
Patrik Adayı olabilme koşullarına ilişkin olarak Talimatname kanunla sınırlama ölçütünü karşılamamakla birlikte uyuşmazlığa konu edilen kuralın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı (Anayasa Mahkemesi B.No:2014/174354 kararında da bu yönde değerlendirme yapmaktadır) ve Lozan Antlaşmasında tanınan hususlar çerçevesinde düzenlenip düzenlenmediği yönlerinden ele alınması gerekmektedir.
Davalı idare tarafından, patrikliğin İstanbul Ermeni Patrikliği olduğu, dolayısıyla İstanbul Ermeni Patriği seçiminde aday olabilme şartı olarak İstanbul Patrikhanesinden yetişmiş olmak, episkoposluğun, ruhani silkinin İstanbul Patrikhanesi ile ilişki içinde bulunmasını öngören düzenleme yapıldığı belirtilmektedir.
Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Ermeni Patrikliğine ait uygulamaların 1863 yılında çıkarılan Ermeni Milleti Nizamnamesinde [Anayasa hukuku açısından, Osmanlı Devleti döneminde kullanılan Millet kavramının müslüman olmayan azınlıkları ifade etmek için kullanıldığı, 20. yüzyıl ile birlikte Millet kavramı kullanımının farklı anlam taşıdığı göz ardı edilmeden] ifadesini bulan İstanbul Ermeni Patrikliği seçiminin, Lozan Antlaşmasında müslüman olmayan azınlıkların dini konudaki sorunlarının azınlıkların kendi törelerine göre çözülmesi ilkesi, demokratik toplumun gereklerinden olan din ve vicdan özgürlüğü ile seçme ve seçilme hakkı ile birlikte ele alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
İstanbul Patrikliği seçiminde; Nizamnamede seçmen olan kişilerin ve seçim çevresinin İstanbul’da yerleşik olanlarla sınırlandırılmadığı gibi seçilme yeterliliği açısından aranan şartlar arasında episkoposluğun İstanbul Ermeni patrikhanesi mahsus kılınmadığı, “Padişahça himaye edilen yerlerde bulunan bütün [episkopos] isimleri” yazılarak seçim sürecinin başladığı, seçilen Patriğin üstlendiği görevin Ermeni toplumunun bütün meclislerine ve bütün Ermeni toplumuna yönelik olduğu, meclislerin İstanbul dışından da seçilerek oluşturulduğu ve hatta seçim sonucu hükümete sunulup sonrasında İrade-i Seniye alınarak atanan Patrik taşrada ise, Nizamnamenin 4. maddesine göre özel çağrıcı aracılığıya çağrı yazısı gönderilmesi şeklinde ifadesini bulduğu üzere, İstanbul’da bulunmayanlar arasından da seçilmesinin örf ve adetler ile gelenekler arasında yer aldığı; Cumhuriyet dönemindeki Talimatnamelerde de İstanbul dışından episkopos seçilmesine engel olacak bir düzenleme yapılması yoluna gidilmediği görülmekte olup; bu oluş çerçevesinde, din ve vicdan özgürlüğüne konu olan bir alanda, seçilme hakkının yer bakımından kısıtlanmasını haklı kılacak kamu düzenini etkileyen, kamu yararını gerektiren hukuksal bir neden gösterilmeden tesis edilen düzenleyici işlemin 25. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi ile 23. maddesine eklenen "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” ibaresi nedeniyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Talimatın 25. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi incelendiğinde;
Talimatın 25. maddenin b) fıkrasına parantez içinde yer verilen "Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine siyasi söylem ve eylemlerde bulunma gibi devletin güven itibarını sarsacak faaliyetlerde yer almamak" ifadesinin "Parik Adayı Olabilme Şartları"ndan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak" şartının açıklaması niteliği taşıdığı, yeni bir şart getirmediği görülmektedir.
Güvenmeyi ifade eden "itimat" kelimesi ile Patrik Adayı Olabilme Şartı olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin güvenini kazanma ya da ulaşma durumuna yönelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti esas alınarak bir açıklama içermekte olup, fıkrayı tamamlayan ibarede bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamakta olup, dava dilekçesindeki herhangi bir yargı kararı bulunmayan patrik aday adayının önünde hukuk dışı bir engel olarak çıkarıldığı, yeni şart getirildiği yolundaki iddiaya itibar edilmemiştir.
Talimatın 29. maddesinin son fıkrasına gelince;
Talimatın dava konusu edilen 29. maddenin son paragrafının "Patrik Adaylarının oylarının eşit olduğunun tespit edilmesi halinde ise oy sayısı eşit olan adaylar arasındaki seçim kırk sekiz içinde yenilenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalı idarenin cevap dilekçesinde, seçimin olabildiğince demokratik ortamda gerçekleşmesine azami hassasiyet gösterilerek eski kura usulü yerine demokratik toplumun olmazsa olmazlarından olan seçme ve seçilmeye her şartta seçmen iradesinin sandığa tam yansıtılmasının amaçlandığı ifade edilmekte ve Patrik seçimlerinde en fazla ikiden fazla aday çıkmadığı örneği ile savunulan bu husus desteklenmekte ise de; normatif düzeydeki bu düzenlemede yeni usulün demokratik toplumun olmazsa olmazı olarak yenilenmesi öngörülen seçimde de eşitlik olması halinin düzenlenmediği, uygulanacak kuralın belirsiz kaldığı görülmekte olup, eksik düzenleme içeren fıkranın iptali gerekir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Talimatın 9. maddesinin son fıkrası ile 25. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi ve 23. maddesine eklenen "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” ibaresi nedeniyle iptali, 25. maddenin 1. fıkrasının b) bendi yönünden ise davanın reddi gerektiği düşülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 30/05/2023 tarihinde, davacıları temsilen Av. …'in geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır olan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
84. Türkiye Ermenileri Patriği … (…) 08/03/2019 tarihinde vefat etmiştir.
Patrikhane tarafından İstanbul Valiliğine yapılan 30/04/2019 tarihli başvuru ile 85. Türkiye Ermenileri Patriği seçiminin başlatılması istenilmiştir.
Bunun üzerine yeni Patrik seçimine ilişkin esasları düzenleyen 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi hazırlanmıştır.
Ermeni cemaatine mensup davacılar tarafından, 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin 23. maddesinin, 25. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinin ve 29. maddesinin son fıkrasının iptali istemiyle 31/10/2019 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
07/12/2019 tarihinde ruhani delege seçimi; 08/12/2019 tarihinde sivil delege seçimi ve 11/12/2019 tarihinde ise Patrik seçimi yapılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Lozan Antlaşması’nda Ermenilerle ilgili özel hükümler bulunmamaktadır. Ermenilerin statüsü, diğer Müslüman olmayan azınlıklar gibi Lozan Antlaşması’nın 37. ve 45. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Türkiye Ermenileri Patriği Seçimi, Patrikhanenin organları, bu organların işleyişleri, Patrikhane bünyesinde bulunan hayri ve sosyal birimlerin işleyişleri ile Kudüs Patrikliğine dair hükümler 1863 tarihli ve 99 maddeden ibaret Nizamname ile düzenlenmiştir. Anılan Nizamname'nin 1. ila 7. maddelerinde patrik seçimine ilişkin hükümler yer almaktadır. Nizamname, Müslümanları bir millet, diğer gayrimüslim topluluklardan her birini de ayrı milletler olarak kabul eden Osmanlı millet sistemi esas alınarak düzenlenmiştir.
Nizamname'nin 1. maddesinde, "Dersaadet Patriği intihab olunacak zat bilcümle millet meclislerinin riyasetini ve kuvve-i icraiyyesini haiz olarak ahval-i mahsusada devlet-i aliyyenin vasıta-i tenfiz-i ahkamı olduğundan umum milletin emniyet ve itibarını calib olmak içün her ne cihetle bu makama layık olacak evsaf ve haysiyet ile muttasıf ve ez-kadim patrikliğe mahsus olan piskoposların sınıfından bulunmasıyla beraber devlet-i aliyyenin dahi emniyet-i kamilesine şayan zevatdan ve la-ekal pederinden beri asl-ı tebea-i devlet-i aliyyeden bulunması ve otuz beş yaşını tekmil etmiş olması lazımdır." düzenlemesine;
2. maddesinde, "Patriğin vefatı ve istifası cihetiyle veyahut esbab-ı saireye mebni patriklik makamının halli vukuunda ruhani ve cismani meclisleri birleşerek kaimmakamlık etmek üzere bir zata karar verip tasdikini Babıaliden istida eder. Dersaadet patriği meclis-i umumide intihab olunur fakat ruhani ve cismani meclislerinin intihab olunan zevatın derece-i istihkaklan hakkında bir kıta esami defteri tanzimiyle beyan-ı rey etmeye hakları vardır..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Cumhuriyet Döneminde, 2019 yılındaki seçime kadar; 1950, 1961, 1990 ve 1998 yıllarında olmak üzere dört defa Türkiye Ermenileri Patrik Seçimi yapılmıştır. Bu seçimlerde uygulanan prosedür özü aynı kalmakla beraber günümüze kadar geçerliliğini korumuştur.
18/09/1961 tarih ve 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bir defaya mahsus olarak ve atiye ilişkin hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek üzere yürürlüğe giren Patrik Seçimine İlişkin Talimatname, 1990 ve 1998 tarihli Patrik seçimlerinde de aynen uygulanmıştır. Cumhuriyet Döneminde gerçekleştirilen son iki seçimde İçişleri Bakanlığına, Patriklik seçimi yapılacağı bildirilmiş, bu bildirimle birlikte seçimde 1961 tarihli söz konusu Talimatname'nin kullanılacağı da ifade edilmiştir. Son iki seçimde İçişleri Bakanlığı, bahse konu Bakanlar Kurulu kararı gereğince Talimatname'nin uygulanmasının uygun olduğunu bildirmiştir.
Söz konusu Talimatname'nin 1. maddesinde, "Münhal bulunan Türkiye Ermenileri Patrikliği makamı için yapılacak olan yeni patrik seçimi işbu talimatname ile tespit olunan esaslar dairesinde icra edilecektir..." düzenlemesine;
23. maddesinde, "Patrik namzedi listesine dahil edilecek ruhanilerin aşağıdaki şartlara haiz olmaları lazımdır.
a) Babadan Türk olmak.
b) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak.
c) Episkoposluk rütbesine haiz olmak.
d) 35 yaşını ikmal etmiş bulunmak.
e) Mahkumiyet ve amme hizmetinden memnuiyet gibi, seçilmeye mani halleri bulunmamak.
f) Patriklik vazifesini layıkile yapabilecek iktidar ve ehliyette bulunmak." düzenlemesine,
27. maddesinde, "Oyların ekseriyetini kazanan namzet Türkiye Ermenileri Patriği add ve ilan olunur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu talimatnamenin amacı münhal bulunan İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı için yapılacak yeni Patrik seçimine ilişkin esasların düzenlenmesidir."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bakanlar Kurulunun 18/09/1961 tarih ve 5/1654 sayılı Kararnamesi çerçevesinde hazırlanan bu talimatname bir defaya mahsus olmak ve geleceğe ait hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek kayıt ve şartıyla İstanbul Ermeni Patriği ..'ın 08/03/2019 tarihinde vefat etmesi üzerine boşalan İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı, Ruhani Meclisi, sivil ve ruhani delege seçimini/seçimlerini kapsar." düzenlemelerine,
"Patrik Adaylarının Belirlenmesi" başlıklı 23. maddesinde,
"Patrik seçimine ilişkin geçmiş uygulamalarda ve geleneklerde olduğu gibi Patrik Kaymakamı, İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus ve durumları Patrik seçilmeye müsait episkoposların isimlerini gösterir bir liste düzenleyerek, bunların 25 inci madde gereğince seçilmeyi hakediş yönlerini her birinin önüne işaret eder ve anılan listeyi en geç 01/10/2019 Çarşamba gününe kadar Ruhaniler Genel Meclisine gönderir." düzenlemesine;
"Patrik Adayı Olabilme Şartları" başlıklı 25. maddesinde,
"Patrik adaylarında aşağıdaki şartlar aranır:
a. Babadan Türk olmak,
b. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak, (Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine siyasi söylem ve eylemlerde bulunmak gibi devletin güven ve itibarını sarsacak faaliyetlerde yer almamak.)
c. İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak,
ç. 35 yaşını ikmal etmiş bulunmak,
d. Mahkûmiyet ve amme hizmetinden memnuiyet gibi seçilmeye mani halleri bulunmamak.
e. Patriklik vazifesini layıkıyla yapabilecek iktidar ve ehliyette bulunmak." düzenlemesine;
29. maddesinde,
"En fazla oy alan Patrik adayı Patrik, en fazla oy alan dokuz Ruhani Meclis Üyesi adayı ise Ruhani Meclis Asil Üyesi olarak seçilmiş olur.
Ruhani Meclis Asil Üyesi olarak belirlenenlerden sonra en fazla oy alan 3 aday Ruhani Meclis Yedek Üyesi olarak belirlenir.
Patrik seçiminde adayların oylarının eşit olduğunun tespit edilmesi halinde ise oy sayısı eşit olan adaylar arasındaki seçim kırk sekiz saat içerisinde yenilenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Talimatname'nin 23. Maddesinin ve 25. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) Bendinin İncelenmesi:
Talimatname'nin 23. maddesinde, Patrik adaylarının belirlenmesine ilişkin sürece yönelik düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu maddede, Patrik seçimine ilişkin geçmiş uygulamalarda ve geleneklerde olduğu gibi Patrik Kaymakamının; İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus ve durumları Patrik seçilmeye müsait episkoposların isimlerini gösterir bir liste düzenlemesi, bu episkoposların Talimatname'nin 25. maddesi gereğince seçilmeyi hak ediş yönlerini, her birinin önüne işaretlemesi ve anılan listeyi en geç 01/10/2019 Çarşamba gününe kadar Ruhaniler Genel Meclisine göndermesi gerektiği ifade edilmiştir.
Talimatname'nin 25. maddesinde ise, Patrik adayı olabilme şartlarının düzenlendiği, anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan şartlardan birisinin de "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, söz konusu düzenlemeler ile özetle, Patrik adaylığının kısıtlandığı, yurt dışından aday olunmasının engellediği, daha önceki düzenlemelerde yer almayan bir kural getirildiği iddia edilmektedir.
Türkiye Ermenileri Patriğinin seçimine ilişkin mevzuat düzenlemesi 1863 tarihli Nizamname ile başlamış, Cumhuriyet Döneminde ise esaslı bir düzenleme 1961 yılındaki seçimlerde yapılmış, 1961 tarihli Talimatname'nin bir defaya mahsus olarak ve atiye ilişkin hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek üzere hazırlandığı vurgulanmış, sonraki seçimlerde de benzer uygulamalara devam edilmiş ve son olarak dava konusu 2019 tarihli Talimatname yürürlüğe konulmuştur. Günümüze kadar geçen süreçte, söz konusu seçimlere ilişkin yasal bir düzenleme ise yapılmamıştır.
Ermeni cemaatinin gelenekleri de dikkate alınarak hazırlanan seçim talimatnameleri, günün koşulları da gözetilerek, geleceğe ilişkin hiçbir şekilde hukuki hüküm ifade etmemek üzere hazırlanmıştır. Söz konusu seçim usûllerine yönelik genel kurallar koyan herhangi bir uluslararası metin ya da kanun metni de bulunmamaktadır.
Buna göre, İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı için yapılacak seçimin dünya genelinde yaşayan Ermenileri kapsamadığı, yalnızca Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaatine mahsus olduğu, Patrik seçilecek kişinin görev yapacağı patrikhanede bir silsileyi takip ederek episkoposluk unvanını kazanmasının ve 1863 tarihli Nizamname'nin 1. maddesinde ifade edildiği üzere Ermeni cemaatinin başkanı olmasının yanı sıra Türk (Osmanlı) devletinin kanunlarının uygulayıcısı olan Patriğin, ülkemizin sosyal, idari yapısını bilmesinin gerek Türk toplumu ve devleti gerekse Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaati ile ilişkilerinin sağlıklı olması bakımından önem arz ettiği dikkate alındığında; adayların "İstanbul Ermeni Patikhanesine mahsus episkoposlar" arasından belirleneceğini öngören, başka bir ifadeyle aktarılan zorunlu toplumsal ihtiyaçları ve kamusal yararı gözeten dava konusu kuralda, dayanağı mevzuata, din özgürlüğüne, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Dava Konusu Talimatname'nin 25. Maddesinin 1. Fıkrasının (b) Bendinin İncelenmesi:
Talimatname'nin 25. maddesinde, Patrik adayı olabilme şartlarının düzenlendiği, anılan maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde sayılan şartlardan birisinin de "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak, (Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine siyasi söylem ve eylemlerde bulunmak gibi devletin güven ve itibarını sarsacak faaliyetlerde yer almamak.)" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, daha önceki düzenlemelerde yer almayan, bu nedenle Anayasa Mahkemesinin Başvuru No:2014/17354 sayılı kararındaki gereklilikleri içermeyen yeni bir kuralın ihdas edildiği ileri sürülmektedir.
Gerek 1961 tarihli gerekse 1990 tarihli Talimatname'nin 23. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olma"nın, Patrik adayı olabilmenin bir şartı olarak sayıldığı, dava konusu düzenlemede ise bu şartın açıklayıcı bir şekilde ifade edildiği, yeni ve farklı bir şarta yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Dava Konusu Talimatname'nin 29. Maddesinin Son Fıkrasının İncelenmesi
Talimatname'nin 29. maddesinin son fıkrasında, Patrik seçiminde adayların oylarının eşit olduğunun tespit edilmesi hâlinde, oy sayısı eşit olan adaylar arasındaki seçimin kırk sekiz saat içerisinde yenileneceği kural altına alınmıştır.
Davacılar tarafından, Patrik seçimine ilişkin geleneklerin kaynağı ve dayanağı olan 1863 tarihli Nizamname'de oyların eşitliği durumunda kuraya başvurulacağının açıkça belirtilmesine rağmen söz konusu mevzuata, geleneğe ve değişikliği zorlayıcı bir kanun hükmü ya da toplumsal gereklilik yokluğuna rağmen yeni bir oylama yapılmasının öngörülmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada kabul görmüş şekli ile milletvekilliği seçimleri, Devlet başkanlığı seçimleri, yerel seçimler, kamu veya özel kurum ya da kuruluşların başkanlık veyahut kurul üyeliği seçimleri ve benzeri adaylık içeren seçimlerde; ilk turda iki adaydan birisinin salt ya da basit çoğunluğa ulaşamaması veya iki adayın da aynı oyu alması durumunda, seçimler ikinci tura bırakılmakta, hatta bazı uygulamalarda adaylardan birisi salt çoğunluğu sağlayana veya en yüksek oyu alana kadar seçim yenilenmektedir.
Günümüz seçim uygulamalarına benzer şekilde, Patriklik seçiminde de oyların eşit olması hâlinde seçimin yenilenmesine yönelik getirilen kural, seçmen iradesinin yansıtılması bakımından çağdaş ve demokratik bir uygulama ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla dava konusu düzenlemenin, demokratik bir toplumda gerekli toplumsal bir ihtiyaçtan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıların üzerinde bırakılmasına,
3. Davalı idareyi temsilen duruşmaya gelen olmadığı dikkate alındığında, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.