T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12228
Karar No : 2023/2496
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ: Huk. Müş. …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. V. …
3- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Huk. Müş. …
4- … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN_KONUSU :Davacılar murisi ...'in 18/04/2007 tarihinde ... isimli şirketin Malatya Şubesi'nde öldürülmesi olayının davalı idarelerin ağır hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek uğranıldığı iddia olunan zararların karşılanması talebiyle 09/04/2008 tarihinde yapılan başvuruların 5233 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir talep içermediğinden bahisle Malatya Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun … gün ve … sayılı kararıyla ve olayla davalı idarenin kamu hizmeti arasında nedensellik bağı bulunmadığından bahisle Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 22/05/2008 tarih ve 4023 sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine ölenin babası ... için 100.000,00 TL manevi, annesi ... için 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumlar tarafından müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin bozma kararına uyan … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maktullerin öldürülme nedenlerinin Hristiyan olmaları, sanıkların 8 aylık eylem hazırlık süresinde olmasına rağmen buna ilişkin istihbaratların alınamamış olmasında idarenin kusurunun olduğu, her ne kadar sanıklar hakkında terör örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak ve yardım etmek suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verilse de suçun örgütlü olarak işlendiği kanısıyla suç duyurusunda bulunulduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
I- Davacılardan ... yönünden temyiz incelemesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar davacılardan ... yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
II- Davacılardan ... yönünden temyiz incelemesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle, ehliyet ve tarafların vekilleri konusunda bu Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanması öngörülen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı; 51. maddesinde, dava ehliyetinin, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği; 52. maddesinde, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri, tüzel kişilerin ise yetkili organları tarafından temsil edileceği; 72. maddesinde de, davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesinde, her insanın hak ehliyetine sahip olduğu; 9. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan kimsenin kendi fiilleriyle hak edinebileceği ve borç altına girebileceği; 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin bulunduğu; 28. maddesinde ise kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43. maddesinde, hukuki işlemden doğan temsil yetkisinin, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona ereceği; 513. maddesinde de, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile vekaletin kendiliğinden sona ereceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kayıt örneğinde davacı ...'in 25/08/2015 tarihinde vefat ettiği, davacının vefat etmeden önce noter onaylı vekâletname ile Av. ...'a davayı takip yetkisi verdiği, anılan vekil tarafından davacının vefatından sonra dosyaya sunulan, 18/10/2019 havale tarihli temyiz dilekçesiyle Mahkeme kararının temyizinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hükümlere göre; yargılama işlemlerinde bulunabilmek için hak ehliyetine sahip olunması gerektiği açık olup, davacının hak ehliyeti olduğu zamanda kurulan vekalet ilişkisi, hak ehliyetinin sona ermesiyle birlikte kendiliğinden sona ermektedir.
Bu durumda; davacının vefatı ile hak ehliyeti, dolayısıyla taraf ehliyeti sona ermiş olup, vekalet ilişkisi kendiliğinden sona erdiğinden, vekilin taraf ehliyeti sona eren davacı ... adına temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığından, Av. ...'un temyiz isteminin incelenme olanağı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının davacılardan ... yönünden ONANMASINA, davacılardan ... yönünden İNCELENMEKSİZİN REDDİNE
2. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.