T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12713
Karar No : 2023/2508
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından; hükümlü olarak bulunduğu Bandırma Açık Ceza İnfaz Kurumunda, cezaevi tuvalet inşaatı yapımında çalıştığı sırada 09/09/2014 tarihinde sağ bacağının kesilmesi suretiyle yaralandığından bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 10.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 292.435,00 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, davacının kendi kişisel kusurunun ve fiilinin olayın meydana gelmesinde etkili olduğu, dolayısıyla idarenin sorumlu tutulması için gereken illiyet bağının kesildiği, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında da davacının kusurunun asli kusur olarak nitelendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; davacının yaralanmasına sebebiyet veren olay sonrasında cezaevi görevlileri hakkında açılan ceza davasında alınan 14/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda, hükümlünün yetkisi ve ehliyeti olmadan alet ve edavatı kullanmaması konusunda gerekli kontrollerin yapılmaması, çalışanlarca iş güvenliği kurallarına riayet edilip edilmediğinin denetlenmemesi ve spiral metal kesme makinasına standart dışı ahşap kesme bıçağının takılmasına müdahale edilmemesi nedeniyle cezaevi personelinin tali, iş talimatlarına ve iş güvenliği kurallarına uymaması nedeniyle de davacının asli kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, cezaevi personeli hakkında görevi ihmal suçundan ötürü verilen mahkumiyet kararı da nazara alındığında, davalı idare personelinin gereken özen, dikkat ve kontrolü yapmaması nedeniyle oluşan zarardan ötürü idarenin tazmin sorumluluğunun doğduğunun kabulü gerektiği, davacının asli kusuru sebebiyle %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hükme esas alınabilir nitelikte bulunan bilirkişi raporunda hesaplanan 292.435,00 TL tazminattan, %75 müterafik kusur indirimi ile 73.108,75 TL'nin hizmet kusuru bulunan davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, olay nedeniyle davacının yaşadığı acı ve ızdırap gözetilerek, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve yine meydana gelen olayda idareye yüklenen hizmet kusurunun ağırlığı da nazara alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 73.108,75 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 08/12/2015 tarihinden itibaren, (yanlışlığın düzeltilmesi isteminin kabulüyle) kalan 63.108,75 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 15/08/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte, 20.000,00 TL manevi tazminatın da idareye başvuru tarihi olan 08/12/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından; kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu olayın tamamen davacının kusuru sebebiyle gerçekleştiği, idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine hukuken olanak bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından; hükümlü olarak bulunduğu Bandırma Açık Ceza İnfaz Kurumunda, cezaevi tuvalet inşaatı yapımında çalıştığı sırada 09/09/2014 tarihinde standart dışı tadilat ile ahşap kesme bıçağı takılan makine ile sağ bacağından yaralanması ve sağ bacağının kesilmesinden dolayı idarenin kusurunun bulunduğundan bahisle uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle 04/12/2015 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulması, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.
Diğer bir ifadeyle, idarece hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların, taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanı sıra idari yargı yerince re'sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacının hükümlü olarak bulunduğu ceza evinde inşaat işinde çalıştığı esnada standart dışı tadilat ile ahşap kesme bıçağı takılan spiral metal kesme makinesi ile iki bacağının arasına koyduğu tahtayı kesmeye çalışırken makinenin kayması ile sağ bacağının kesilmesi suretiyle meydana gelen olayda, cezaevi görevlileri hakkında yürütülen ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda, hükümlünün yetkisi ve ehliyeti olmadan alet ve edavatları kullanmaması konusunda gerekli kontrollerin yapılmaması, çalışanlarca iş güvenliği kurallarına riayet edilip edilmediğinin denetlenmemesi ve spiral metal kesme makinasına standart dışı ahşap kesme bıçağının takılmasına müdahale edilmemesi nedeniyle cezaevi personelinin tali, iş talimatlarına ve iş güvenliği kurallarına uymaması nedeniyle de davacının asli kusurlu olduğunun belirtildiği, soruşturma neticesinde ... Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile cezaevi görevlileri hakkında görevi ihmal suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu da göz önüne alındığında idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu ve davacının dava konusu olay sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği hususlarında şüphe bulunmamaktadır.
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda, maddi tazminat hesabı yapılırken davacının ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunması nedeniyle şartlı tahliye olacağı 18/05/2017 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılmış ise de, maddi tazminat hesabı yapılırken şartlı tahliye tarihinin değil, bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Ayrıca olayın meydana gelmesinde davacının %75 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilerek kusur indirimi yapılmışsa da, cezaevi görevlileri hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinde açılan ceza davasında talimat yoluyla ... Asliye Ceza Mahkemesi kanalıyla alınan 14/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda, spiral metal kesme makinasına standart dışı tadilat ile ahşap kesme bıçağının takıldığının ve ahşap kesme testeresi olarak kullanıldığının tespit edildiği, davacının söz konusu aleti kullandığı esnada olayın meydana geldiği, tehlike arz eden bir makinanın ehil olup olmadığına bakılmaksızın standart dışı tadilat ile kullanım haline getirilerek davacıya kullandırıldığı, bu durumdan idarenin haberinin olmamasının mümkün olamayacağı, davacının tercih hakkı olmadığı dikkate alındığında dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacının olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunmadığı ve kusur indirimi yapılmaksızın tazminatın hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; maddi tazminatın davacının hak ederek tahliye olacağı tarih kıstas alınarak ve müterafik kusur indirimi yapılmaksızın yeniden hesaplanması gerekmekte olup, temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ıstırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de; dava konusu olay sebebiyle davacının bir bacağını kaybettiği, olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda; davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, manevi tazminatın yeniden belirlenmesi gerektiğinden temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.