T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/12753
Karar No : 2023/2696
DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı /…
VEKİLLERİ : Av. … , Av. …
Av. …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından; 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle değiştirilen 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar'ın 8. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 18/02/2015 tarih ve 29271 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7272 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile belediyeye ait bazı projelerin 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar kapsamına alındığı, bu karara istinaden Bakanlık ile aralarında akdedilen protokol uyarınca raylı sistem projelerinin yapım için Bakanlığa devredildiği, 23/08/2017 tarihinde geçici kabulü yapılan projelerin 23/08/2017 tarihinde kendilerine devri tamamlanıp işletmeye alındığı, 2010/1115 sayılı karar uyarınca; raylı sistem hasılatından elde edilecek gelirin %15'i üzerinden ödeme yapılacakken dava konusu kararla genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan yüzde beş kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilgili hesaba aktarılması suretiyle ödeneceği yolunda dava konusu düzenlemenin yürürlüğe konulduğu, düzenlemenin belediyenin gelirlerini görevleri ile orantısız olarak azaltması nedeniyle Anayasa'nın 127. maddesinde yer alan mahalli idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağı hükmüne aykırılık oluşturduğu, önceki yöntemde ortalama 40.000,00 TL civarında olan ödemelerin, ortalama 4.500.000,00 TL'ye çıkacağı, kamu hizmetinin aksayacağı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesi ile değiştirildiği, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin uygulanmasına yönelik ve bu hükmün tekrarı niteliğinde olduğu, devir tarihinden sonra 30/06/2017 ile 01/05/2019 tarihine kadar geçen yirmi iki aylık sürede davacı Belediye tarafından Bakanlık hesabına yatırılan tutar gözönüne alındığında projeden kaynaklı borcun beşyüzon yılda sona ereceği, Bakanlıkça 2010/1115 sayılı karar uyarınca yapımı üstlenilen, sekiz belediyeye ait yirmiiki proje bulunduğu, kanun koyucunun tahsilatın daha etkin yapılması gerekliliğinden hareket ettiği, belediyelerin 5779 sayılı Kanun kapsamında genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden hem Hazine ve Maliye Bakanlığınca hem de İller Bankası A.Ş. tarafından dağıtılan tutarlardan pay aldıkları, dava konusu düzenleme ile sadece Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından dağıtılan paylardan yüzde beş oranında kesinti yapılmasının öngörüldüğü, İller Bankası A.Ş. tarafından dağıtılan paylardan herhangi bir kesinti yapılmadığı, 5779 sayılı Kanun'un, belediyelerin kamu kesimine olan borçlarından dolayı genel bütçe vergi gelirleri toplamı üzerinde yüzde kırka kadar kesinti yapılmasına cevaz verdiği, projelere ayrılan kaynakların da faiz, kur farkı gibi maliyetlerinin olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 1.5.2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 30.4.2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararına ekli "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar"ın 1'inci maddesiyle değiştirilen 25.10.2010 tarihli ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararın 8'inci maddesinin 2'nci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
26.9.2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15'inci maddesinin (f) bendinde, ''Bakanlar Kurulunca yapımının üstlenilmesine karar verilen metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve bunlarla ilgili tesislerin ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak plan, proje ve programlarını hazırlamak, hazırlatmak, incelemek, incelettirmek ve bunları yapmak veya yaptırmak'' Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış, aynı maddenin 2'nci fıkrasında ise, ''Birinci fıkranın (f) bendi kapsamındaki metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü alınarak düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir. Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyetlerinin ifa edildiği tarihe kadar, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirleri Hazine Müsteşarlığınca belirlenen hesaba aktarır. Bu hasılatın protokolle tespit edilen oran esas alınarak belirlenen tutarı, hesabın bulunduğu banka tarafından Hazine Müsteşarlığı hesaplarına aktarılır. Söz konusu oranı belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin %50’sinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, bu fıkra kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükler ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
8.2.2015 gün ve 29271 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2.2.2015 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararıyla kararlaştırılan 2015/7272 sayılı "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma Bakanlığınca Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar” ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına ait Meydan-Havalimanı- EXPO Raylı Sistem Hattı Projesi, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına devredilmiş, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararına istinaden 3.3.2015 tarihinde devir protokolü imzalanmış; üstlenilen inşaat 25.7.2017 tarihi itibarıyla tamamlanarak, 23.8.2017 tarihinde imzalanan devir teslim tutanağıyla, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına teslim edilmiştir.
26.9.2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15'inci maddesinin 2'nci fıkrası 18.01.2019 tarihli ve 30659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 67'nci maddesi ile değiştirilmiş; söz konusu değişiklik ile teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri için merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan harcamaların, belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Bakanlığın ilgili hesabına aktarılması suretiyle ödenmesi hüküm altına alınmış olup; bu kapsamda, 1.5.2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30.4.2019 gün ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 25.10.2010 tarihli ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar Ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması Ve Tamamlanmasını Müteakip Devri İle İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar"ın 8'inci maddesi değiştirilmiş ve 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda yer verilen hükmüne uygun olarak usul ve esaslar belirlenmiştir.
Davacı Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; Anayasanın 127'nci maddesinin son fıkrasına göre, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynağı sağlanması gerektiği, dava konusu edilen düzenleme ile belediye gelirlerinin azalacağı, tahsilat işleminin Belediye genel bütçe vergi gelir tahsilatı üzerinden alınacak paylardan kesinti yapılmak suretiyle gerçekleştirilecek olması nedeniyle hasılat gelirinin ferilerinden de mahrum kalınması sonucunu doğuracağı iddialarıyla 30.4.2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararına ekli Kararın 1'inci maddesiyle değiştirilen 25.10.2010 tarihli ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 8'inci maddesinin 2'nci fıkrasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
Öte yandan; Ana Muhalefet Partisi tarafından, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15'inci maddesinin 7161 sayılı Kanunun 67'inci maddesiyle değiştirilen 2'nci fıkrasının 3'üncü cümlesinde yer verilen “Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” ibaresi ile 7161 sayılı Kanunun 68'inci maddesiyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10'uncu maddenin 1'inci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptal davası açılması üzerine, Anayasa Mahkemesince, 14.7.2021 gün ve E:2019/32, K: 2021/54 sayılı kararla, Anayasa Mahkemesince, dava konusu kuralın yer aldığı maddede, cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin yapımının tamamlanmasından sonra, merkezî yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelinin, belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan ödeneceği düzenlemesi yer almakla birlikte; genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan yapılacak kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, sadece kesinti tutarının Cumhurbaşkanınca belirleneceğinin hüküm altına alındığı, Cumhurbaşkanı’na verilen bu yetkinin kullanılabilmesi için objektif bir ölçüt belirlenmediği gibi, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin alt ve üst sınırların da öngörülmediği, bu itibarla, kuralla Cumhurbaşkanı’na bırakılan belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarını belirleme yetkisinin genel çerçevesinin çizilmediği, kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin temel esas ve ilkelerin belirlenmediği, buna göre belediyelerin, kendilerine verilmiş olan görevleri gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli gelir kaynaklarından birisi olan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının herhangi bir ölçüt ve sınır belirlemeksizin Cumhurbaşkanınca belirlenmesine imkân tanıyan kuralın, belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı, itiraz konusu kuralın, Anayasanın 2, 7 ve 127'nci maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, yeni düzenleme yapması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesinin uygun olacağına karar verilmiştir. Bu karar, 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, ancak dokuz aylık süre dolmamakla birlikte an itibarıyla henüz yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.
Anayasanın 153'üncü maddesinin 3'üncü fıkrası "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; 4'üncü fıkrası "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; 5'inci fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralını taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir Kanunun veya KHK'nin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde henüz karara bağlanmayan davaların, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceğini kabul etmek gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup her durumda yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz. Anayasa Mahkemesince iptal kararının yürürlüğe girmesi için verilen sürenin, Mahkemenin iptal kararının gerekçesiyle birlikte dikkate alınması ve yorumlanması gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasanın 153'üncü maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde Anayasanın 152'nci maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim Anayasa'nın, itiraz yoluna başvurulan kanun ya da Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının beş ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen 152'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararının yukarıda yer verilen gerekçesi karşısında; alt ve üst sınırları Kanunda belirlenmediği ve kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği halde; her ay belirlenen oranda kesintinin proje maliyet bedeli olarak ödenmesine ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, 1.5.2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 30.4.2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararına ekli "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar"ın 1'inci maddesiyle değiştirilen 25.10.2010 tarihli ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararın 8'inci maddesinin 2'nci fıkrasının iptali yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 23/05/2023 tarihinde, davacı vekilleri Av. … ve Av. … 'nun ve davalı idare vekili Av. … 'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Şehir içi raylı ulaşım sistemleri, metrolar ve bunlarla ilgili tesislerin merkezî hükûmet tarafından devralınması ve tamamlanmasına imkân sağlayan ilk düzenlemeye yer veren 09/04/1987 tarih ve 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un, 6001 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi ile aynı Kanunla ek geçici 7. maddesine dayanılarak 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma Bakanlığınca Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar", 10/12/2010 tarihli ve 27781 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Kararda genel olarak, yüksek maliyetli olması ve güçlü finansman gerektirmesi nedeniyle Bakanlar Kurulunca yapımının üstlenilmesine karar verilen şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve metrolar ile bunlarla ilgili tesislerin, Ulaştırma Bakanlığınca devralınarak bedeli merkezi yönetim bütçesinden karşılanmak suretiyle yapımının tamamlanacağı, ardından Bakanlıkça ilgili kuruluşa işletilmek üzere devredileceği, devralacak kuruluşun da merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyet bedelini, devraldığı projeden elde ettiği tüm brüt gelirlerin % 15'ini (mülga) Hazine Müsteşarlığının hesaplarına devir tarihinden borcun tümüyle ifa edileceği tarihe kadar belirlenecek periyotlarla aktarmak suretiyle ödeyeceği kurala bağlanmıştır.
3348 sayılı Kanun, 01/11/2011 tarih ve 28102 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) "Yürürlükten kaldırılan ve değiştirilen mevzuat ile atıflar" başlıklı 44. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan KHK'nın 15 ve geçici 5. maddelerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
Bilahare 18/02/2015 tarih ve 29271 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02/02/2015 tarih ve 2015/7272 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 6. maddesiyle asıl Karar'a eklenen "Projelerin Üstlenilmesi" başlıklı Ek 1. maddenin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait "Meydan-Havaalanı-EXPO Raylı Sistem Hattı" projesi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca yapımı üstlenecek projeler arasında sayılmıştır.
Bu kapsamda 03/03/2015 tarihinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında bahse konu projeye yönelik devir protokolü imzalanmıştır.
Anılan devir protokolüyle yapımı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından üstlenilen “Antalya II. Aşama (Meydan- Havaalanı-Expo 2016) Raylı Sistem Hattı İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerinin Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşleri” kapsamında “T1. Kısım: Meydan-Havalimanı (Dış Hatlar)-EXPO arası yaklaşık 19,5 km çift hat raylı sistem güzergahının altyapı ve üstyapı olarak teşkili, bu hat kesimine ilişkin katener ve DC sistemlerinin teşkili, 9 adet trafodan müşekkil OG Güç Sistemi teşkili ile 9 adet istasyonun (Meydan, Kışla, Topçular, Demokrasi, Cırnık, Altınova, Havalimanı Dış Hatlar, Anfaş, EXPO) yolculu işletme için gerekli olan tüm asgari testlerinin ve Güvenlik Durum Bildirimlerinin tamamlanarak manvel işletilmek üzere devreye alınması” kısmının 03/06/2016 tarihinde kısmi devri yapılmış, “Havalimanı T2 uzantısı (KM: 24069 sonrası), Depo Sahası (Kepez I. Aşama), Yeni Meydan İstasyonu Bölümü (KM: 04160 öncesi), Scada Sistemi (Sinyalizasyon) işleri dışındaki münhasıran kullanıma elverişli olduğu değerlendirilen işler” kısmının 15/07/2016 tarihinde kısmi devri yapılmış, iş kapsamında kalan işler 25/07/2017 itibariyle tamamlanmış ve geçici kabulü yapıldıktan sonra 23/08/2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devri tamamlanıp işleme alınmıştır.
2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, söz konusu projenin gerek Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) yapım için devri gerekse de yapımı tamamlandıktan sonra Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devri tarihlerinde yürürlükte olan halinde, devralan kuruluşun (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın) proje maliyet bedelini, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirlerinin % 15’ini Hazine Müsteşarlığının hesaplarına aktarmak suretiyle ödeyeceği kurala bağlanmış iken; dava konusu 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle değişik 8. maddesinin 2. fıkrasında getirilen kuralla, devralan kuruluşun, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla ödeyeceği düzenlenmiştir.
Bu düzenlemenin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü tarafından davacıya gönderilen E… sayılı yazıda, yukarıda aktarılan Cumhurbaşkanı Kararı değişikliğine atıfta bulunularak 01/05/2019 tarihinden sonra tahsilat işleminin davacı Belediyenin genel bütçe vergi gelir tahsilatı üzerinden alacağı paylardan kesinti yapılmak suretiyle gerçekleştirileceğinin, bu nedenle anılan tarihten itibaren elde edilecek metro proje gelirlerinden Bakanlıklarına pay ayrılmasına gerek bulunmadığının bildirilmesi üzerine söz konusu düzenleyici işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Mülga 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un, 13/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı Kanunla değişik 9. maddesinin (a) bendinde, "Devletçe yaptırılacak demiryolları, limanlar, barınaklar ve bunlarla ilgili teçhizat ve tesislerin, kıyı koruma yapıları, kıyı yapı ve tesislerinin ve hava meydanlarının ve Bakanlar Kurulunca yapımının üstlenilmesine karar verilen şehir içi raylı ulaşım sistemleri, metrolar ve bunlarla ilgili tesislerin alakalı kuruluşlarla işbirliği yaparak plan ve programlarını hazırlamak, gerçekleştirilmesi için gerekli tedbirleri almak ve imkanları sağlamak, araştırma, etüt- istikşaf, proje, keşif, şartname ve inşaatları ile bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak, yapımı tamamlananları ilgili kuruluşlara devretmek, yapılmış olanların bakımı ve onarımlarının organizasyonu için esaslar hazırlamak"; (b) bendinde, "Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, özel idareler, hakikî ve hükmî şahıslarca yaptırılacak (a) bendinde yazılı işler ile teleferik, finiküler, şehiriçi raylı ulaşım sistemleri, metro ve demiryollar, limanlar, hava meydanlarıyla ilgili tünel gibi tesislerin proje ve şartnamelerini incelemek ve onamak, şehiriçi raylı ulaşım sistemlerinin ülke ihtiyaçlarına uygun standartlaştırılması ve bakım üniteleri ile ilgili düzenleyici tedbirlerin alınmasını sağlamak"; (c) bendinde, "Yukarıda (a) ve (b) bentlerinde belirlenen işlerden her türlü kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, özel idareler, tüzel ve gerçek kişilerce yaptırılacak olanların proje ve şartnamelerini inceleyip tasdik etmek", Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış; (e) bendinde, "Şehir içi raylı ulaşım sistemleri ile metroların Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü alınarak düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir.
Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyetlerinin ifa edildiği tarihe kadar, tüm brüt gelirlerini Hazine Müsteşarlığınca belirlenen hesaba aktarır. Bu hasılatın protokolle tespit edilen oran esas alınarak belirlenen tutarı, hesabın bulunduğu banka tarafından Hazine Müsteşarlığı hesaplarına aktarılır. Söz konusu oranı belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, iş bu madde kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükler ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılır." kuralına yer verilmiş; aynı Kanun'a 6001 sayılı Kanunla eklenen geçici 7. maddede de, "Büyükşehir belediyelerinin bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla yapımı devam etmekte olan şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve metro projeleri, Bakanlıkça devralınabilir. Devir alım ve yapımı tamamlanmış olanlarının devir işlemleri, bu Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen koşullar dikkate alınmak suretiyle ve (e) bendinde belirtilen hükümler çerçevesinde düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir." hükümleri yer almıştır.
Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerine istinaden hazırlanan ve 10/12/2010 tarihli, 27781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar"ın "Protokol düzenlenmesi başlıklı 4. maddesinde, devir alma işleminin belediyeler ile Bakanlık arasında düzenlenecek protokollerle gerçekleştirileceği kurala bağlanmış; "Mülkiyet devrine ilişkin hususlar" başlıklı 8. maddesinde, ''(1) Projenin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlığın bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetin devri maliyet bedeli üzerinden gerçekleştirilir. Devir işlemi Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü alınarak düzenlenecek protokol ile yapılır. (2) Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyetlerinin ifa edildiği tarihe kadar, tüm brüt gelirlerini Hazine Müsteşarlığınca belirlenen banka hesabına aktarır. Hazine Müsteşarlığı ve belediyelerle birlikte belirlenecek periyotlarda bu hasılatın % 15’i Hazine Müsteşarlığının hesaplarına aktarılır. Kalan miktar devralan kuruluş hesaplarına intikal ettirilir. (3) Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, bu Karar kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükler ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılır. Bu husus Bakanlık ile belediyeler arasında yapılan protokollerde de ayrıca belirtilir.'' düzenlemeleri yer almıştır.
Bu arada Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının kuruluş ve görevlerine ilişkin mevzuatta değişiklik olmuş; 3348 sayılı Kanun, 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır.
01/11/2011 tarih ve 28102 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 15. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idarelerinin metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemi kurma taleplerini değerlendirmek ve uygun olanlarını Bakanlar Kurulunun iznine sunmak"; (f) bendinde, ''Bakanlar Kurulunca yapımının üstlenilmesine karar verilen metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve bunlarla ilgili tesislerin ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak plan, proje ve programlarını hazırlamak, hazırlatmak, incelemek, incelettirmek ve bunları yapmak veya yaptırmak.'', Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış; aynı maddenin 2. fıkrasında, ''Birinci fıkranın (f) bendi kapsamındaki metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü alınarak düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir. Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyetlerinin ifa edildiği tarihe kadar, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirleri Hazine Müsteşarlığınca belirlenen hesaba aktarır. Bu hasılatın protokolle tespit edilen oran esas alınarak belirlenen tutarı, hesabın bulunduğu banka tarafından Hazine Müsteşarlığı hesaplarına aktarılır. Söz konusu oranı belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin %50’sinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, bu fıkra kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükler ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılır.'' hükmü; "Devralınacak metro ve raylı sistemler" başlıklı geçici 5. maddesinde de, "(1) Büyükşehir belediyelerinin 13/7/2010 tarihi itibarıyla yapımı devam etmekte olan şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve metro projeleri, Bakanlıkça devralınabilir. (2) Bakanlar Kurulunca devralınabileceğine karar verilen her bir proje bakımından ayrı ayrı geçerli olmak üzere, yüklenicilerin belediyelerle akdedilmiş bulunan sözleşmeleri ile aynı şartlarda işi yürütmeye yazılı olarak muvafakat etmeleri kaydı ile Bakanlık; söz konusu projelerin mevcut sözleşmeleri ile devralınmasına da karar verebilir. (3) Devir alım ve yapımı tamamlanmış olanlarının devir işlemleri, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve ikinci fıkrasında belirtilen hükümler çerçevesinde düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir. (4) Devir konusunda belediyelerle yapılacak protokoller ile belediyelerin yüklenicilerle yapmış bulundukları sözleşmelerin Bakanlıkça devralınması amacı ile Bakanlık ile yükleniciler arasında yapılacak sözleşmeler ve bu devirlerle ilgili yapılacak diğer işlemler damga vergisi ve harçlardan müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Anılan değişiklik sonrası, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 8. maddesinde, önce 18/02/2015 tarihli ve 29271 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 02/02/2015 tarihli ve 2015/7272 sayılı Kararla, ardından 10/07/2015 tarihli ve 29412 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/06/2015 tarihli ve 2015/7759 sayılı Kararla değişiklikler yapılmış ve madde aşağıdaki hali almıştır:
"Madde 8- (1) Projenin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlığın bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetin devri maliyet bedeli üzerinden gerçekleştirilir. Devir işlemi Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü alınarak düzenlenecek protokol ile yapılır.
(2) Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyet bedelinin ifa edildiği tarihe kadar, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirlerini Hazine Müsteşarlığınca belirlenen banka hesabına aktarır. Hazine Müsteşarlığı ve belediyelerle birlikte belirlenecek periyotlarda bu hasılatın % 15’i Hazine Müsteşarlığının hesaplarına aktarılır. Kalan miktar devralan kuruluş hesaplarına intikal ettirilir.
(3) Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, bu Karar kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülükler ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılır. Bu husus Bakanlık ile belediyeler arasında yapılan protokollerde de ayrıca belirtilir.
(4) İkinci fıkrada bahsi geçen brüt gelirler, devredilen her bir metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemine ait istasyonlarda bulunan validatörlerce sayılan yolcu sayısından (ilgili mevzuatı uyarınca ücretsiz geçiş hakkı tanınanlar hariç) elde edilen gelirleri ve devredilen her bir metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemi kapsamında oluşacak reklam, ilan, ticari kiralam ve benzeri faaliyetleri yoluyla sağlanan diğer gelirler dahil tüm brüt gelirleri ifade eder.
(5) Mülkiyet devri yapılmadan projenin işletmeye engel teşkil etmeyecek durumda devrinin yapılarak işletmeye alınması ve projeden gelir elde edilmeye başlanması durumunda bu maddenin ikinci fıkrasındaki hükümler geçerlidir."
Bilahare, 18/01/2019 tarihli ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Kanunla 655 sayılı KHK'nın 15. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmiş ve anılan KHK'ya geçici 10. madde eklenmiştir.
Değişiklikler sonrasında, 655 sayılı KHK'nın 15. maddesinin 2. fıkrası,
"(2) Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir. Ancak proje, projenin tümü tamamlanmadan önce işletmeye açılabilecek durumda ise düzenlenecek protokoller ile mülkiyet devrine kadar işletmenin devri ile hizmete açılabilir. Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder. Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermaye payına sahip olduğu şirket olması halinde ilgili belediye, yükümlülüklerin yerine getirilmesinden devralan kuruluş ile birlikte müteselsilen sorumludur. Vadesinde kısmen veya tamamen ödenmeyen taksit tutarlarının tahakkuk eden gecikme zammıyla birlikte vade tarihinden itibaren yirmi beş iş günü içerisinde ödenmemesi halinde bu tutarlar için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanınca belirlenir." halini;
655 sayılı KHK'nın geçici 10. maddesi ise,
“Bakiye tutarların tahsili
Geçici Madde 10- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 15 inci maddenin ikinci fıkrası, bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla hâlihazırda işletmesi devredilmiş olan projelerin bu maddenin yayımı tarihinden önce hesaplanan yönteme göre ödenmeyen bakiye tutarlarını da kapsar. Bu maddenin yayımı tarihinden önce bu projeler kapsamında kısmen veya tamamen ödenmeyen tutarlar bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 180 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki ilgili hesabına defaten aktarılır.” şeklini almış ve söz konusu değişiklikler 18/01/2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.
Anılan yasal değişikliklerin ardından, 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar'ın 8. maddesi bütünüyle değiştirilerek aşağıdaki nihai halini almıştır:
"Madde 8- (1) Projenin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlığın bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetin devri maliyet bedeli üzerinden gerçekleştirilir. Ancak proje, projenin tümü tamamlanmadan önce işletmeye açılabilecek durumda ise düzenlenecek protokoller ile mülkiyet devrine kadar işletmenin devri ile hizmete açılabilir. Devir işlemi düzenlenecek protokol ile gerçekleştirilir.
(2) 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun kesintileri düzenleyen 7. maddesine göre yürürlüğe konulan 15/3/2010 tarihli ve 2010/238 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belinilen oranlara ilave olarak ve kesintisiz dönemler dâhil olmak üzere, devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder.
(3) Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermaye payına sahip olduğu şirket olması halinde ilgili belediye, yükümlülüklerin yerine getirilmesinden devralan kuruluş ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu husus Bakanlık ile belediyeler arasında yapılan protokollerde de ayrıca belirtilir.
(4) Vadesinde kısmen veya tamamen ödenmeyen taksit tutarlarının tahakkuk eden gecikme zammıyla birlikte vade tarihinden itibaren yirmi beş iş günü içerisinde ödenmemesi halinde bu tutarlar için, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır."
Öte yandan; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü" başlıklı 485. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen teleferik, finiküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve bunlarla ilgili tesislerin ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak plan, proje ve programlarını hazırlamak, hazırlatmak, incelemek, incelettirmek ve bunları yapmak veya yaptırmak," Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Dava Konusu Kararın Yetki Yönünden İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinin, dava tarihinde yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda yer verilen 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7161 sayılı Kanunla değişik 15. maddesinde, Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) yapımının üstlenilmesine karar verilen metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan proje maliyet bedelinin, her ay ilgili (işleten) belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili hesabına aktarılması suretiyle ödeneceği ve anılan kuralın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. Bu nedenle bahse konu ulaşım sistemlerine ilişkin mülkiyetin ve işletmenin devrine ve merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyet bedelinin geri ödenmesinde esas alınacak "belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak payın" oranının tespitine ilişkin hususların dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla düzenlenmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan; dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 17/01/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının...” ibaresi de dahil olmak üzere 7161 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla; dava konusu kuralda, Cumhurbaşkanı’na verilen kesinti tutarının tespitine ilişkin yetkinin kullanılabilmesi için objektif bir ölçüt belirlenmediği gibi genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin alt ve üst sınırların da öngörülmediği, kuralla Cumhurbaşkanı’na bırakılan belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarını belirleme yetkisinin genel çerçevesinin çizilmediği, kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin temel esaslar ve ilkelerin belirlenmediği, buna göre belediyelerin, kendilerine verilmiş olan görevleri gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli gelir kaynaklarından birisi olan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının herhangi bir ölçüt ve sınır belirlemeksizin Cumhurbaşkanınca belirlenmesine imkân tanıyan kural, belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılarak kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 127. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Her ne kadar, dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı KHK'nın, 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "…Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının..." ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de; söz konusu iptal kararı 22/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de nüshasında yayımlanmış, ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasanın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasanın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." hükmü; 4. fıkrasında, "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar." hükmü; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez." hükmü; son fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi, iptal kararının daha sonra yürürlüğe gireceğini öngörmek suretiyle kanun koyucunun bu süre içerisinde o alanı yeniden düzenlemesini, böyle bir düzenleme yapılmaması halinde de oluşmuş hukuksal durumun korunmasını ve devam etmesini amaçlamaktadır. Anayasa Mahkemesince, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay süre ile yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olması, 655 sayılı KHK'nın, 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "…Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının..." ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere yasama organına bir yıl süre verilmesi amacını taşımakla birlikte, bir diğer amaç da, iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle idari istikrar ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkeleri gözetilerek 7161 sayılı Kanun'un iptal edilen hükümlerinin 9 ay süreyle yürürlükte kalmasının sağlanmasıdır.
Buna göre, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı 22/12/2021 tarihinden 9 ay sonra (22/09/2022 tarihi itibarıyla) yürürlükten kalktığı açık olup; dava konusu Karar'ın yürürlüğe konulduğu 01/05/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesince verilmiş bir iptal kararının olmaması, başka bir anlatımla iptali istenilen Karar'ın yasal dayanığının bulunması karşısında, davaya konu düzenlemenin bu yönden de yetki unsuru itibarıyla hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Dava Konusu Kararın 1. Maddesiyle değiştirilen 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Karar'ın 8. Maddesinin 2. Fıkrasına Yönelik İptal İsteminin İncelenmesi:
Dava konusu düzenlemede; Bakanlık tarafından devralınan projelerin tamamlanıp ilgili kuruluşa devrinin ardından devralan kuruluşun, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla ödeyeceği kurala bağlanmıştır.
Anılan kuralda, dava konusu Karar'ın dayanağı olan ve Karar'ın yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin, 17/01/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 2. fıkrası ile aynı hükümler tekrar edildikten sonra, dayanak Kanun'da Cumhurbaşkanına tanınan kesinti tutarını belirleme yetkisi kullanılmak suretiyle genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden belediyeye ayrılacak payın % 5'i, proje maliyet bedelinin aylık geri ödeme tutarı olarak tespit edilmiştir.
Dava konusu Karar öncesinde, "devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirlerin %15'inin Hazine Müsteşarlığının hesabına aktarılması" şeklinde belirlenen geri ödeme yönteminin, dava konusu Karar ile "ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılması" şeklinde değiştirilmesinin ise, yüksek maliyetli olması ve güçlü finansman gerektirmesi nedeniyle merkezi yönetim bütçesi tarafından üstlenilmesine karar verilen proje maliyet bedelinin, merkezi yönetim bütçesinde oluşturduğu yükün mümkün olduğunca gecikmeye mahal verilmeksizin süratle hafifletilmesi suretiyle kamu kaynaklarının zorunlu diğer kamusal ihtiyaçlara aktarılmasını amaçladığı, önceki yöntemle bu amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığının süreç içinde ortaya çıkması nedeniyle oluşan düzenleme ihtiyacının giderilmesine yönelik bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, dava konusu Karar'da dayanağı üst hukuk normlarına ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan; dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 17/01/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 2. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen...” ibaresinin, 3. cümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının...” ibaresinin ve 6. cümlesinin, ayrıca 68. maddesiyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 10. maddenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla;
A- 67. Maddesinin 2. Fıkrasının 1. Cümlesinde Yer Alan İbare ile 6. Cümlesiyle Getirilen Düzenlemeler Yönünden: Kanun’da çizilen çerçeve içinde kalmak kaydıyla, teknik ve idari ihtiyaçlar gözetilerek merkezî idare tarafından yapılacak teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ile bu maddenin uygulamasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesi yetkisinin yürütme organına bırakılmasının, belirsizlik oluşturmadığı gibi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin ihlali anlamına da gelmediği, şehir içi raylı ulaşım sistemi ve benzeri projelerin gerçekleştirilmesi işinin Cumhurbaşkanı’nın kararı ile merkezî idare tarafından devralınmasına ve diğer usul ve esasların Cumhurbaşkanınca belirlenmesine ilişkin kuralların kamu yararı dışında özel çıkarlar gözetilerek veya belirli kişiler lehine düzenlendiği sonucuna ulaşılmasını gerektirecek bir yönünün bulunmadığı, öte yandan belediyenin gelirlerinin yalnızca merkezî idareden yapılan yardımlar olmayıp 5393 sayılı Kanun’un 59. maddesinde sayılan diğer gelir kalemlerinden de yararlanılmasının mümkün olduğu, buna rağmen şehir içi raylı ulaşım sistemleri, metrolar ve bunlarla ilgili tesislerin yapımı, yüksek maliyetli ve güçlü bir finansman gerektiren projeler olduğundan bu projelerin finansmanının yukarıda sayılan gelirlerle karşılanamaması durumunda belediyenin bu projelerinin finansmanı amacıyla, yurt içi ve yurt dışı finansman kaynaklarından borçlanma yoluna gitmesinin de mümkün olduğu, zira 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinde borç almanın belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayıldığı, aynı Kanun’un 68. maddesinde; belediyenin görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla borçlanma yapabileceğinin ve tahvil ihraç edebileceğinin, ayrıca İller Bankasından yatırım kredisi ve nakit kredi kullanarak finansman yaratabileceğinin belirtildiği, bu haliyle kurallarla, teknik ve idari ihtiyaçlar gözetilerek yapımı üstlenilecek olan teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin belirlenmesi ve maddenin uygulamasına ilişkin diğer usul ve esasların düzenlenmesi yetkisinin Cumhurbaşkanı’na bırakılmasında Anayasa’nın 127. maddesinde ifade edilen yerel yönetimlerin özerkliği ilkesine de aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle kuralların Anayasa’nın 2., 7. ve 127. maddelerine aykırı olmadığına;
B- 67. Maddesinin 2. Fıkrasının 3. Cümlesinde Yer Alan İbare Yönünden: Dava konusu kuralda, Cumhurbaşkanı’na verilen kesinti tutarını belirleme yetkisinin kullanılabilmesi için objektif bir ölçüt belirlenmediği gibi genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin alt ve üst sınırların da öngörülmediği, kuralla Cumhurbaşkanı’na bırakılan belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarını belirleme yetkisinin genel çerçevesinin çizilmediği, kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin temel esaslar ve ilkelerin belirlenmediği, buna göre belediyelerin, kendilerine verilmiş olan görevleri gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli gelir kaynaklarından birisi olan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının herhangi bir ölçüt ve sınır belirlemeksizin Cumhurbaşkanınca tespit edilmesine imkân tanıyan kuralın, belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılarak kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 127. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline;
C- 68. Maddesiyle Eklenen Geçici 10. Maddenin 1. Cümlesi Yönünden: Maddenin 2. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “…Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının...” ibaresinin Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçelerin bu kural yönünden de geçerli olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 127. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline;
D- 68. Maddesiyle Eklenen Geçici 10. Maddenin 2. Cümlesi Yönünden: dava konusu kuralın, işletmeye açılan metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerine ilişkin projeler kapsamında kısmen veya tamamen ödenmeyen tutarların ilgili belediye tarafından bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 180 gün içinde ödenmesini sağlamak suretiyle metro ve şehir içi raylı ulaşım sisteminin işletmesini devralan belediyelerin bu nedenle birikmiş borçlarının tasfiyesinin sağlanması amacıyla öngörülen geçici bir düzenleme olduğu, Bakanlıkça tamamlanan metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin proje maliyet bedeli, devir sırasında Bakanlık ile belediye arasında imzalanan protokol ile belirlendiği, ayrıca protokol ile belirlenen bu maliyet bedelinin metro ve şehir içi raylı ulaşım sisteminin işletmesini devralan belediye tarafından merkezî idareye nasıl ödeneceği de Kanun’da belirlenmiş durumda olduğu, bu halde dava konusu kuralın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla metro ve şehir içi raylı ulaşım sisteminin işletmesini devralan belediyenin ödemesi gereken ancak ödenmeyen tutarın belediye tarafından bilinebilir durumda olduğu, ayrıca kuralın sadece metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin işletmesini devralan belediyeleri kapsadığı, sınırlı bir uygulama alanına sahip olduğu, yine kural kapsamında talep edilen tutarın, belediyelerin 5779 sayılı Kanun uyarınca genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden ayrılacak paylar ve diğer gelirleri karşısında oransal olarak cüz’i bir miktara tekabül ettiği ve kuralda öngörülen 180 günlük sürenin belediyeyi mali bakımdan zor durumda bırakacak bir ödeme süresi olmadığı belirtilerek, kuralın kamu yararının sağlanması amacına yönelik olduğu, adalet ve hakkaniyete, dolayısıyla da hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının incelenmesinden; merkezî idare tarafından üstlenilerek yapılacak metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin devredilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenmesinde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı gibi, merkezî yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelinin, belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan ödenmesinde de Anayasaya, hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmadığı; bununla birlikte, kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin objektif bir ölçütün ya da alt ve üst sınırların öngörülmemesinin belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, proje maliyet bedelinin, belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesinti yapılmak suretiyle ödeneceğini kurala bağlayan dava konusu düzenlemenin, tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15. maddesinde verilen yetki kapsamında bulunmasının yanı sıra, düzenlemeyle belirlenen kesinti oranının da, dayanağı olan Kanun Hükmünde Kararname hükmünde belirtilmemekle birlikte, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde gözetilen ilkelere uygun bir şekilde; daha açık bir ifadeyle, proje maliyet bedelinin merkezi yönetim bütçesi üzerinde bırakılmayarak eski hesaplama yöntemine göre daha süratli ve tahsilatı daha kolay bir şekilde Hazineye iadesinin temin edilerek merkezi yönetim bütçesi üzerindeki yükün gecikmeye mahal verilmeksizin hafifletilmesi ve kamu kaynağının diğer alanlardaki zorunlu ihtiyaçlara yönlendirilmesi yolundaki kamu yararı çerçevesinde, yerel yönetimlerin görevlerini yerine getirmelerine engel olmayacak düzeyde, ayrıca hesaplanabilir ve öngörülebilir net bir rakam belirtilmek suretiyle tespit edildiği, dolayısıyla, düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesi ve yerel yönetimlerin özerkliği ilkesine aykırı bir yönü bulunmadığı gibi kamu yararı ve hizmet gereklerine de uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin anılan kararının ardından, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrası, 06/05/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişikliklerle, "Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylarının azami %5’i oranında Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder." halini almış olup; sonuç itibarıyla, dava konusu düzenlemenin üst hukuk normu niteliğinde bulunan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının karar tarihindeki güncel haliyle de uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen sebepler uyarınca, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/05/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
Dava; 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar'ın, 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle değiştirilen 8. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı kararında, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 2. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” ibaresi ile 7161 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 10. maddenin 1. cümlesinin iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda yer alan ve dayanağını, Anayasa Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı kararıyla iptal edilen ibare ve cümleden alan düzenlemelerin, hukuki dayanaktan yoksun bulunmaları nedeniyle hukuka aykırı oldukları açıktır.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının 06/05/2022 tarihli ve 7407 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle bu fıkranın 3. cümlesinde yer alan “paylardan” ibaresi “paylarının” şeklinde değiştirilmiş, “Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” ibaresi ise “azami %5’i oranında Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” şeklinde; Geçici 10.maddenin ise, 26/05/2022 tarih ve 7407 sayılı Kanun'un 20. Maddesi uyarınca, "18/1/2019 tarihinden önce işletilmesi devredilmiş olan projelerin ödenmeyen bakiye tutarları 15 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki usul ve esaslara göre tahsil edilir. Bu maddenin yayımı tarihinden önce bu projeler kapsamında kısmen veya tamamen ödenmeyen tutarlar bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 180 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki ilgili hesabına defaten aktarılır." şeklinde yeniden düzenlenmiş ise de, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının tespitinin, işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki duruma göre yapılması gerektiği, bu kapsamda, düzenleyici işlemin dayanağı olan kanun hükmünde kararnamenin iptal edilmiş olması nedeniyle düzenlemenin de hukuka aykırı olduğu, dayanak mevzuata uygun olarak yeniden bir düzenleme yapılmasının olanaklı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrası, 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri, mülkiyet devrine kadar işletmenin devri yoluyla projenin hizmete açılması, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelinin ödenmesi, belediyelerin müteselsil sorumluluğu ve vadesinde ödenmeyen taksit tutarlarına ilişkin olarak uygulanacak kanun hükümlerine ilişkin kurallara yer verilmiş, maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Cumhurbaşkanınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesi gereğince yürürlüğe konulan ve 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 1. maddesiyle, 25/10/2010 tarihli ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararın 8. maddesi değiştirilmiş ve geneli itibarıyla 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 2. fıkrasında yer alan hükümlere yer verilmiş, ancak daha önce protokole bağlanan projelere ilişkin uygulamanın ne şekilde olacağına ilişkin bir geçiş hükmüne yer verilmemiştir.
Kazanılmış haklara dokunmamak, üst hukuk normlarına uygun olmak ve kamu yararı amacı gütmek kaydıyla, düzenleyici işlemlerde değişiklik yapmak idarenin takdir yetkisi içinde olmakla birlikte, düzenleyici işlemlerde yapılan değişikliklerde kazanılmış hakların korunması için geçiş hükümleriyle hakkaniyete uygun istisnalar getirilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü tarafından davacıya gönderilen E.86611 sayılı yazıda, 01/05/2019 tarihinden sonra tahsilat işleminin davacı Belediyenin genel bütçe vergi gelir tahsilatı üzerinden alacağı paylardan kesinti yapılmak suretiyle gerçekleştirileceği belirtilmek suretiyle, 01/05/2019 tarihinden itibaren elde edilecek metro proje gelirlerinden tahsilat işlemlerinin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen yöntem esas alınarak yapılacağının bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, kararın yayımından önce protokole bağlanan ve devir işlemleri yapılan projelerin istisna kapsamında tutulmadığı anlaşılmakta olup, bu durumdaki projelere yönelik kazanılmış hakların korunmasına ilişkin bir geçiş hükmüne yer verilmemiş olması nedeniyle eksik düzenleme bulunduğu ve bu nedenle de dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın hukuka aykırı olduğu açıktır.
Bu nedenlerle; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, hem dayanağı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi hem de yukarıda belirtilen gerekçelerle iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.