T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/1320
Karar No : 2023/1495
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten … adına velayeten …
VEKİLİ : Av…
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, küçük çocukları ...'ın omurilik eğriliği şikayetiyle … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde 05/02/2008 tarihinde yapılan ameliyat sırasındaki hatalı tetkik ve tedaviler sebebiyle vücut fonksiyonunun yüzde seksenini kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla davacıların her biri için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi, maddi zararların tazmini için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda, uygulanan bel eğriliği cerrahisi takip yönetiminin tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrasında ortaya çıkan parapleji, gaita ve üriner inkontinansın bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmale izafe edilemeyen komplikasyon olduğu, hastanın, davalı sağlık kuruluşunda gerçekleştirilen tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarına atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; sunulan sağlık hizmetinde hizmet kusuru tespit edilmediğinden maddi tazminat ödenmesi için gerekli şartların oluşmaması ile beraber davalı idare tarafından davacı tarafa operasyonun sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve ilgililerin bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınmadığı/sunulmadığı görüldüğünden, olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun maddi tazminat yönünden reddine manevi tazminat yönünden kabulüne, …. İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 80.000,00 TL manevi tazminatın başvuru tarihi olan 25/03/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 220.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunun eksik, hatalı olduğu ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, gerçekleştirilen ameliyata ilişkin olarak davacılardan aydınlatılmış onamın alınması zorunluluğunun olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatta yer almadığı, davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının onanması, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan küçük ..., 05/02/2008 tarihinde belinde eğrilik tanısı ile … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde ameliyata alınmış, ameliyat davalı Üniversite Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim dalında görevli bir profesör ve iki asistan doktor tarafından yapılmıştır. Küçük ameliyat sonrasında yürüyememiş, davacıların müracaatı üzerine davalı Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Özürlü Sağlık Kurulu raporunda, vactrel sendromu nedeniyle skolyoz operasyonu yapılmış olan hastanın her iki bacağında güçsüzlük gelişmiş olduğu ancak bir kişinin yardımıyla tekerlekli sandalyeye ambule olduğu tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %80 olduğu rapor edilmiştir.
Bunun üzerine olaya ilişkin olarak suç duyurusunda bulunmasıyla başlayan süreçte, daha sonra davacılar ameliyatı gerçekleştiren üç doktor aleyhinde …. Asliye Hukuk Mahkemesinde … esas kaydıyla 21/11/2008 tarihinde maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açmış, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ve temyiz edilmeksizin 30/10/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Bu arada davacılar, ...'ın ameliyat sonrası sakat kalmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla uğramış oldukları zararın tazmini amacıyla 25/03/2015 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimliğine başvurmuş, anılan başvuruya cevap verilmemesi üzerine bakılan davayı açmışlardır.
Olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar sayılı raporda; "Anal atrezik olarak doğan ve sekiz defa gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem operasyonu geçiren Vactrel tanısıyla takip edilen hasta 05/02/2008 tarihinde skolyoz nedeniyle opere edildiği, ameliyat öncesi motor durumu normal olduğu, bağırsak alışkanlığı ve işemenin normal olduğu, posterior enstrümantasyon +füzyon ameliyatı yapıldığı, ameliyat sonrası inkontinans ve parepleji gelişmesi üzerine 13/02/2008 tarihinde enstrümanların bir kısmı çıkarıldığı fizik ve tedavi rehabilitasyon gördüğü, 08/09/2008 tarihli muayenesinde alt ekstremitede izole aktif hareket gözlenmediği, tüm eklem hareket açıklıkları serbest olduğu, derin tendon refleksleri, üst ekstremitede normoaktif, alt ekstremitede bilateral artmış olduğu, babinski bilateral pozitif, Klonus negatif olduğu alt ekstremitede bilateral adduktör ve gastrosoleus kas gruplarında 3 değerinde tonus artışı olduğu, kas gücü üst ekstremitede bilateral 5/5 olup alt ekstremitede değerlendirilmediği, yüzeyel anal refleks, istemli anal kontraksiyon test edilemediği, destekli oturma dengesi mevcut olduğu, bir kişinin yardımı ile tekerlekli sandalyeye ambule olduğu, 11/08/2016 tarihli muayenede sırtta eğrilik ve operasyon skarı mevcut olduğu,yürüyemediği, alt ekstremitede istemli hareket olmadığı, kontrakturler mevcut olduğu, ağrılı uyanan yanıt mevcut olduğu, ameliyat öncesi ve sonrasına ait radyolıjik tetkiklerin temin edilemediği bildirilen Ali Oğlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerde yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde; konjenital skolyoz deformitesi için yapılan cerrahi girişimler arasında söz konusu ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bu tür ameliyatlardan sonra klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra ameliyat sonrasında ortaya çıkan parapleji, gaita ve üriner inkontinansın bu tür ameliyatlardan sonra orataya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur yada ihmale izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, takip yönetiminin uygun olduğu, dolayısıyla kişinin tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur tespit edilemediğinin oybirliğiyle mütaala edildiği" tespitine yer verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmı ile Davacıların Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin ile davacıların maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararında, dava konusu olay nedeniyle 300.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 80.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, küçük ...'ın vücut fonksiyonunun büyük bir oranda hasara uğraması, dava konusu olayın davacılar üzerinde yarattığı etki ve tedavisi süresince ailece yaşadıkları sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, olayın gelişim ve seyrindeki bu aksaklığın davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının (toplam 300.000,00 TL) kabulünü gerektirdiği kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı ile davacıların maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.