T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/13370
Karar No : 2023/5127
DAVACI : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … - …
2- … Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu plan değişikliğinin alanı parsel bazında ele aldığı, bütünlükçü bir analizden yoksun olduğu, davaya konu plan değişikliğinde yer alan 6 sayılı plan notu ile ticaret alanlarında kullanım belirsizliği oluşturulduğu, nazım imar planı ölçeğinin kapsamı ve diline uygun olmayan plan notlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Davanın süresinde açılmadığı, davacının menfaati ihlal edilmediğinden dava açma ehliyetinin bulunmadığı, kamu yararının gerektirdiği artı değer oluşturma amacıyla birlikte nüfus donatı dengesinin dikkate alındığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesinin amaçlandığı, plan kararlarının parsel çevresindeki yapılaşmaya uygun olduğu ve parçacı bir yaklaşımla ele alınmadığı, plan değişikliği işleminin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmadığı, ticaret kullanımını tanımlayan 6 sayılı plan notunun belirsizlik yaratmadığı ve mevzuata uygun olduğu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesi g bendinde ticaret alanının içinde yer alabilecek kullanımların tarif edildiği ve dava konusu plandaki ilgili plan notunda yer alan tarifin de bu Yönetmelik maddesine uygun olduğu, onama yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazlarla sınırlı olduğu için tek bir kullanıma ilişkin plan kararı getirildiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan notlarında farklılaşmaya ihtiyaç duyulmadığı, hazırlanan planların kamu yararına uygun olarak hazırlandığı ve hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'İN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından davanın reddi, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notunda yer alan ticaret alanı tanımında özel sağlık ve eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI GÜL … 'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı İdarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiş; anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış; anılan Kanunun 6. maddesinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış; 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde ise, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ilk olarak 1968 yılında yapılmış olan Bölge Kat Nizamı Planı ve bu doğrultudaki Kat Rejimi Planları ile davaya konu parselin cepheli olduğu … Bulvarına 7 kat; … Caddesine ise 5 kat yapılaşma koşulu tanımlanmıştır. 1977 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre parselin kullanımı konut olarak tanımlandığı; yapılaşma koşulları olarak 8375 m2 inşaat alanına ve 21.50 metreye kadar yüksekliğe (yaklaşık 7 kat) izin verildiği, yargı kararıyla iptaline karar verilen 2000 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile parselin kullanımı katlı otopark olarak değiştirildiği, sonrasında yine yargı kararıyla iptaline karar verilen 2005 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yapılarak taşınmazın kullanımının kentsel iş merkezi olarak tanımlanırken, 2 kat ticaret, diğer katlar otopark şeklinde plan notu getirilerek emsal değerinin E:1.60 olarak belirlendiği; yine Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 05/02/2015 tarih ve 2078 sayılı oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleriyle parselin bir kısmının E:1.60, Yençok:12 kat yapılaşma koşullarında ticaret alanı, diğer kısmının Yençok:serbest yapılaşma koşuluyla ibadet alanı olarak planlandığı, bu planların iptali istemiyle açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapor ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, plan açıklama raporlarının yetersiz olduğu, planların plan anlatım tekniklerine uygun hazırlanmadığı, plan değişikliği işlemi ile yapı ve nüfus yoğunluğunun arttırıldığı, bu artışın nesnel teknik ve bilimsel gerekçelerinin bulunmadığından Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9. Maddesine aykırı olduğu, ayrıca bu plan ile trafik şebekesine ne kadar yük bineceği ve mevcut şebekenin ilave trafik hacmini taşıyıp taşıyamacağı konusunun incelenmediği, bu amaçla hazırlanması gereken teknik altyapı etki raporunun hazırlanmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, Danıştay 6. Dairesinin 28/01/2021 tarihli, E:2017/8372,K:2021/761 sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği; aktarılan imar planı değişikliklerinden sonra dava konusu taşınmazın 04/05/2018 tarihinde özelleştirme kapsamına alınarak, Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan dava konusu plan değişiklikleriyle plan değişikliği sürecinde dava konusu parsele ticaret alanı kullanımı ve E:2.50, Yençok:12 kat yapılaşma koşulları getirilmesine yönelik plan önerisinin kurumlardan gelen görüşler doğrultusunda revize edilerek E:2.00 Yençok:7 kat yapılaşma koşullarıyla birlikte ticaret alanı kullanımı getirilmesi üzerine anılan plan değişikliklerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Danıştay Altıncı Dairesince uyuşmazlık konusu taşınmazın yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; üst ölçekli planlarda meskûn ve planlı alan tanımı ile merkezi iş alanı (MİA) tanımı getirilmiş olan bu bölgede davaya konu taşınmazda kentsel çalışma alanı başlığı altında ticaret kullanımı önerilmiş olmasının üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu ve planların kademeli birlikteliği açısından bir sakınca barındırmadığı, dava konusu işlem tek bir parseli ilgilendiren bir işlem olduğu için farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde her ne kadar kat rejimi planına aykırılık bulunmasa ve bitişiğinde benzer koşulları kullanan bir yapılaşma olsa da, … Caddesi bütününde ele alındığında kotlandırmaya ilişkin kararlar sonucu kot farkı nedeniyle elde edilecek ilave katlarla oluşan yapının, … Caddesindeki yapılı çevreye ve mevcut dokuya aykırılık taşıyabileceği (özellikle … Caddesi cephesinde yapı yaklaşma mesafesine bağlı olarak), bunu azaltacak önlemler bulunmaktayken (dava konusu taşınmazın güney ve kuzey bitişiğindeki yapılaşmalarda olduğu gibi) bunların plan veya plan notlarında bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğu, dava konusu taşınmaza geçmişten itibaren verilen inşaat alanı açısından durumun 8375 m2 inşaat alanından 8528 m2 ’ye çıktığı; emsal değeri olarak hesaplandığında geçmiş plandaki 1.96 emsal değerinin 2.00 olarak artırılmış olduğu; emsal değerindeki bu fark büyük bir artışa işaret etmese de, tek bir parseli kapsayan plan işleminde yuvarlama yapılarak 2.00’a tamamlama gereğinin bulunmadığı; parseldeki önceki inşaat alanı büyüklüğü veya emsal değeri esas alınarak geçmişten gelen kararın korunmasının, yapılaşmasını uzun süre önce tamamlamış olan bu merkezi bölge için daha doğru bir plan yaklaşımı olacağı, davaya konu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, ancak teknik altyapı olan ulaşım, erişim ve otopark konusunda sakıncalar ve sorunlar bulunduğu; bu durumun davaya konu taşınmaza atanan ticaret alanı fonksiyonuna ilişkin aşırı genellikteki kullanım tarifinden kaynaklandığı; örneğin bu tarif kapsamında yer alan sağlık veya eğitim hizmetine yönelik kullanımların yer seçiminin doğru bir karar olmayacağı; ulaşım erişim trafik güvenliği açılarından ciddi sakıncalar barındıracağı, bu kapsamda davaya konu planda yer alan kullanım tarifinin çok kapsamlı ve çok genel olduğu, uygulama imar planında bu genellik düzeyinde bir kullanım tarifinin doğru bir plan yaklaşımı olmadığı, bu kadar çok sayıda kullanıma olanak veren bir tanımın hem planda belirsizlik yarattığı, hem de farklı mekân kullanım ve erişim gereksinimleri olan kullanımlar için bu gereksinimlere özgü önlemlerin planda yer almamasına ve planın eksik kalmasına yol açtığı, bu durumun şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu görüş ve kanaatlerine yer verilmiştir.
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile anılan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda;Dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından;
Davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, davaya konu edilen imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsele ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, dava konusu işlem tek bir parseli ilgilendiren bir işlem olduğu için farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde, çevresiyle uyumu dikkate alınarak plan değişiklikleriyle parsele verilen düşük yapılaşma şartlarının alanın yoğunluğunu üst ölçekli plana aykırı şekilde artırmadığı, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlendiği, taşınmazın geçmişten bu yana plan kullanımlarında sosyal donatıya ilişkin bir fonksiyon bulunmadığı görüldüğünden davaya konu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu durumda dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notu yönünden ise;
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğinin 6 sayılı plan notunda ticaret alanında yer alabilecek kullanımlara ilişkin “Ticaret alanında iş merkezleri, yönetim binaları, banka finans kurumları, ofis büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak kaydıyla özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri, kurslar, etüd merkezleri gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir”. belirlemeleri yapılmıştır.
Davacı tarafından, davaya konu plan değişikliğinde yer alan 6 sayılı plan notu ile ticaret alanlarında kullanım belirsizliği oluşturulduğu ileri sürülerek iptali istenmekte, davalı idarenin savunmasında ise, ticaret alanı kapsamında sayılan bu fonksiyonların Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin (g) bendinde ticaret alanının içinde yer alabilecek kullanımlara uygun olarak bu madde doğrultusunda oluşturulduğunu savunulmaktadır.
1/1000 ölçekli uygulama imar planı, alandaki yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve esaslarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olup, bir alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki ilke ve esaslara uygun olarak nasıl ve hangi ölçüler içerisinde kullanılacağının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında net bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1/ç (nazım imar planı gösterimleri) sağlık alanı gösterimine yer verilmiş, Ek-1/d (uygulama imar planı gösterimleri) gösterimlerinde de özel sağlık tesis alanları, sağlık tesis alanları başlığı altında gösterilmiştir. Aynı şekilde söz konusu Yönetmeliğin Eki 1/ç gösteriminde eğitim alanı, 1/d gösteriminde de özel eğitim tesis alanları, eğitim tesisleri alanı başlığı altında gösterilmiştir. Dolayısıyla özel sağlık ve özel eğitim tesisleri uygulama imar planlarında özel sağlık ve özel eğitim tesis alanı olarak gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, her ne kadar, uyuşmazlığa konu 6 sayılı plan notunda ticaret alanlarında özel sağlık ve eğitim tesisleri, kurs ve etüt merkezleri yapılabileceği belirtilmiş ise de, sağlık ya da eğitim tesisleri alanlarının tanımı yapılırken bu alanların kamusal ya da ticari niteliğine değil, mekansal alanda söz konusu kullanım kararının ifa edeceği fonksiyon türüne tanımlama getirildiği, mekansal planlarda projeksiyon nüfus ayrılması gereken en az sağlık tesisi alanı miktarının belirlenmesi ile kamu veya özel sağlık tesisleri alanı yerleşim ve oran kriterlerinin belirlenmesinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne bırakıldığı, bu tesislerin özü itibari ile ticari değil, kamusal kullanımları barındırdığı, teşekkülünden de asli olarak kamu idarelerinin sorumlu olduğu, mülkiyet ve işletme yönünden özel kişilere de imkan tanınmasının, bu kullanımı tek başına "ticari tesis" haline getirmeyeceği, her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde bu alanların konusuna göre sağlık ya da eğitim (özel sağlık veya özel eğitim tesis alanı ya da etüt ve kurs merkezi) tesis alanında yer alması gerektiğinden dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notunda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının 10/01/2019 tarih ve 592 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin anılan plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından davanın reddine; dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notunda yer alan ticaret alanı tanımında özel sağlık ve eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmı açısından, ise işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ilk olarak 1968 yılında yapılmış olan Bölge Kat Nizamı Planı ve bu doğrultudaki Kat Rejimi Planları ile davaya konu parselin cepheli olduğu … Bulvarına … kat; … Caddesine ise 5 kat yapılaşma koşulu tanımlanmıştır. 1977 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre parselin kullanımı konut olarak tanımlanmış; yapılaşma koşulları olarak 8375 m2 inşaat alanına ve 21.50 metreye kadar yüksekliğe (yaklaşık 7 kat) izin verilmiştir. Yargı kararıyla iptaline karar verilen 2000 yılı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile parselin kullanımı katlı otopark olarak değiştirilmiştir. Sonrasında yine yargı kararıyla iptaline karar verilen 2005 yılı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yapılmış; taşınmazın kullanımı kentsel iş merkezi olarak tanımlanırken, 2 kat ticaret, diğer katlar otopark şeklinde plan notu getirilerek emsal değeri E:1.60 olarak belirlenmiştir.
Yine Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ada, … , … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 05/02/2015 tarih ve 2078 sayılı oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleriyle parselin bir kısmı E:1.60, Yençok:12 kat yapılaşma koşullarında ticaret alanı, diğer kısmı Yençok:serbest yapılaşma koşuluyla ibadet alanı olarak planlanmıştır. Bu planların iptali istemiyle açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapor ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, plan açıklama raporlarının yetersiz olduğu, planların plan anlatım tekniklerine uygun hazırlanmadığı, plan değişikliği işlemi ile yapı ve nüfus yoğunluğunun arttırıldığı, bu artışın nesnel teknik ve bilimsel gerekçeleri bulunmadığından Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9. maddesine aykırı olduğu, ayrıca bu plan ile trafik şebekesine ne kadar yük bineceği ve mevcut şebekenin ilave trafik hacmini taşıyıp taşıyamacağı konusunun incelenmediği, bu amaçla hazırlanması gereken teknik altyapı etki raporunun hazırlanmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararın, Dairemizin 28/01/2021 tarihli, E:2017/8372,K:2021/761 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir.
Yukarıda kronolojik olarak aktarılan imar planı değişikliklerinden sonra dava konusu taşınmaz 04/05/2018 tarihinde özelleştirme kapsamına alınarak, Cumhurbaşkanlığının 10/01/2019 tarih ve 592 sayılı kararıyla onaylanan dava konusu plan değişiklikleriyle önce dava konusu parsele ticaret alanı kullanımı ve E:2.50, Yençok:12 kat yapılaşma koşulları getirilmesine yönelik plan önerisinin kurumlardan gelen görüşler doğrultusunda revize edilerek E:2.00 Yençok:7 kat yapılaşma koşullarıyla birlikte ticaret alanı kullanımı getirilmiştir. Anılan plan değişikliklerinin 21/02/2019-22/03/2019 tarihleri arasında askıya çıkarılması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:" Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. "kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrada: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa'nın Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." kuralı bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Yasanın 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Yasanın 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7.maddesinde, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür."hükmü, 20/A maddesinde ise, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalı tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunununda da yer almıştır.
Bu durumda, "ilgililer" kavramından imar faaliyetlerinden etkilenen belde sakinlerinin de anlaşılması gerektiği ve bu faaliyetler nedeniyle dava açabilecekleri sonucuna varıldığından, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen odaların da doğrudan dava açabileceği değerlendirildiğinden davacı Oda'nın görülmekte olan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Süre itirazına ilişkin olarak, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Cumhurbaşkanlığının 10/01/2019 tarih ve 592 sayılı kararıyla onaylandığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 25/01/2019-25/02/2019 tarihleri arasında Çankaya Belediye Başkanlığında, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise 21/02/2019-21/03/2019 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 19/04/2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmemiştir.
Esas yönünden;
Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla naip üye … niyabetinde Prof. Dr. … , Prof. Dr. … ve Prof. Dr. … 'dan oluşan bilirkişi kurulunca yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; üst ölçekli planlarda meskûn ve planlı alan tanımı ile merkezi iş alanı (MİA) tanımı getirilmiş olan bu bölgede davaya konu taşınmazda kentsel çalışma alanı başlığı altında ticaret kullanımı önerilmiş olmasının üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu ve planların kademeli birlikteliği açısından bir sakınca barındırmadığı, dava konusu işlem tek bir parseli ilgilendiren bir işlem olduğu için farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde her ne kadar kat rejimi planına aykırılık bulunmasa ve bitişiğinde benzer koşulları kullanan bir yapılaşma olsa da, … Caddesi bütününde ele alındığında kotlandırmaya ilişkin kararlar sonucu kot farkı nedeniyle elde edilecek ilave katlarla oluşan yapının, … Caddesindeki yapılı çevreye ve mevcut dokuya aykırılık taşıyabileceği (özellikle … Caddesi cephesinde yapı yaklaşma mesafesine bağlı olarak), bunu azaltacak önlemler bulunmaktayken (dava konusu taşınmazın güney ve kuzey bitişiğindeki yapılaşmalarda olduğu gibi) bunların plan veya plan notlarında bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğu, dava konusu taşınmaza geçmişten itibaren verilen inşaat alanı açısından durumun 8375 m2 inşaat alanından 8528 m2 ’ye çıktığı; emsal değeri olarak hesaplandığında geçmiş plandaki 1.96 emsal değerinin 2.00 olarak artırılmış olduğu; emsal değerindeki bu fark büyük bir artışa işaret etmese de, tek bir parseli kapsayan plan işleminde yuvarlama yapılarak 2.00’a tamamlama gereğinin bulunmadığı; parseldeki önceki inşaat alanı büyüklüğü veya emsal değeri esas alınarak geçmişten gelen kararın korunmasının, yapılaşmasını uzun süre önce tamamlamış olan bu merkezi bölge için daha doğru bir plan yaklaşımı olacağı, davaya konu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, ancak teknik altyapı olan ulaşım, erişim ve otopark konusunda sakıncalar ve sorunlar bulunduğu; bu durumun davaya konu taşınmaza atanan ticaret alanı fonksiyonuna ilişkin aşırı genellikteki kullanım tarifinden kaynaklandığı; örneğin bu tarif kapsamında yer alan sağlık veya eğitim hizmetine yönelik kullanımların yer seçiminin doğru bir karar olmayacağı; ulaşım erişim trafik güvenliği açılarından ciddi sakıncalar barındıracağı, bu kapsamda davaya konu planda yer alan kullanım tarifinin çok kapsamlı ve çok genel olduğu, uygulama imar planında bu genellik düzeyinde bir kullanım tarifinin doğru bir plan yaklaşımı olmadığı, bu kadar çok sayıda kullanıma olanak veren bir tanımın hem planda belirsizlik yarattığı, hem de farklı mekân kullanım ve erişim gereksinimleri olan kullanımlar için bu gereksinimlere özgü önlemlerin planda yer almamasına ve planın eksik kalmasına yol açtığı, bu durumun şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu görüş ve kanaatlerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, davalı idarenin itirazları raporu kusurlandıracak nitelikte olmayıp, rapor karar vermeye esas alınabilir nitelikte ve yeterlilikte görülmüştür.
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır.
Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından;
Davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, davaya konu edilen imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsele ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, dava konusu işlem tek bir parseli ilgilendiren bir işlem olduğu için farklı iki plan ölçeğinde benzer karar ve ayrıntının bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek bir aykırılık olmadığı, çevre ve imar bütünlüğü kapsamında yapılaşma koşulları içinde yapı yükseklikleri incelendiğinde, çevresiyle uyumu dikkate alınarak plan değişiklikleriyle parsele verilen düşük yapılaşma şartlarının alanın yoğunluğunu üst ölçekli plana aykırı şekilde artırmadığı, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlendiği, taşınmazın geçmişten bu yana plan kullanımlarında sosyal donatıya ilişkin bir fonksiyon bulunmadığı görüldüğünden davaya konu işlemde sosyal donatı dengesinin bozulmasına yönelik bir sakınca tespit edilmediği, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu durumda dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notu yönünden;
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğinin 6 sayılı plan notunda ticaret alanında yer alabilecek kullanımlara ilişkin “Ticaret alanında iş merkezleri, yönetim binaları, banka finans kurumları, ofis büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak kaydıyla özel sağlık tesisleri ve özel eğitim tesisleri, kurslar, etüd merkezleri gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir”. belirlemeleri yapılmıştır.
Davacı tarafından, davaya konu plan değişikliğinde yer alan 6 sayılı plan notu ile ticaret alanlarında kullanım belirsizliği oluşturulduğu ileri sürülerek iptali istenmektedir.
Davalı idarenin savunmasında ise, ticaret alanı kapsamında sayılan bu fonksiyonların Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin (g) bendinde ticaret alanının içinde yer alabilecek kullanımlara uygun olarak bu madde doğrultusunda oluşturulduğunu savunulmaktadır.
1/1000 ölçekli uygulama imar planı, alandaki yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve esaslarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olup, bir alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki ilke ve esaslara uygun olarak nasıl ve hangi ölçüler içerisinde kullanılacağının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında net bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1/ç (nazım imar planı gösterimleri) sağlık alanı gösterimine yer verilmiş, Ek-1/d (uygulama imar planı gösterimleri) gösterimlerinde de özel sağlık tesis alanları, sağlık tesis alanları başlığı altında gösterilmiştir. Aynı şekilde söz konusu Yönetmeliğin Eki 1/ç gösteriminde eğitim alanı, 1/d gösteriminde de özel eğitim tesis alanları, eğitim tesisleri alanı başlığı altında gösterilmiştir. Dolayısıyla özel sağlık ve özel eğitim tesisleri uygulama imar planlarında özel sağlık ve özel eğitim tesis alanı olarak gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, her ne kadar, uyuşmazlığa konu 6 sayılı plan notunda ticaret alanlarında özel sağlık ve eğitim tesisleri, kurs ve etüt merkezleri yapılabileceği belirtilmiş ise de, sağlık ya da eğitim tesisleri alanlarının tanımı yapılırken bu alanların kamusal ya da ticari niteliğine değil, mekansal alanda söz konusu kullanım kararının ifa edeceği fonksiyon türüne tanımlama getirildiği, mekansal planlarda projeksiyon nüfus ayrılması gereken en az sağlık tesisi alanı miktarının belirlenmesi ile kamu veya özel sağlık tesisleri alanı yerleşim ve oran kriterlerinin belirlenmesinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne bırakıldığı, bu tesislerin özü itibari ile ticari değil, kamusal kullanımları barındırdığı, teşekkülünden de asli olarak kamu idarelerinin sorumlu olduğu, mülkiyet ve işletme yönünden özel kişilere de imkan tanınmasının, bu kullanımı tek başına "ticari tesis" haline getirmeyeceği, her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde bu alanların konusuna göre sağlık ya da eğitim (özel sağlık veya özel eğitim tesis alanı ya da etüt ve kurs merkezi) tesis alanında yer alması gerektiğinden dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notunda hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında kalan uyuşmazlıkta dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları açısından DAVANIN REDDİNE,
2.Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikliğine ait 6 sayılı plan notunda yer alan ticaret alanı tanımında özel sağlık ve eğitim tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısmının İPTALİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin yarısı olan … -TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan … -TL yargılama giderinin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, duruşmasız işler için belirlenen … -TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan … -TL avanstan harcanan … -TL'nin … -TL'sinin davacıdan, … -TL'sinin davalıdan alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'ne tebliğine, keşif avansından artan … -TL'lik kısmın Hazine ve Maliye Bakanlığı'na iadesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.