T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/1672
Karar No : 2023/4478
DAVACI: … Odaları Birliği
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ: …, Hukuk Müşaviri
DAVANIN KONUSU: Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) ve (t) bentleri ile 9.maddesinin 2.fıkrasında değişiklik yapan, 29.12.2018 tarihli, 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin ve 7. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Yönetmelikte düzenlenen şantiye şefliğinin mimar ve mühendisler tarafından yürütülmesi gerekli hizmet olmasına rağmen, düzenlemeye "teknik öğretmen ve tekniker"lerin de eklenmesi suretiyle şantiye şefinin tanımının değiştirilmesinin bilimsel ve teknik esaslara, uzmanlık alanlarına ve üst hukuk normlarına aykırı olduğu, şantiye şefliğini üstlenenlerin gereken eğitim ve formasyona sahip olması gerektiği, mimari ve statik proje okumanın ve anlamanın mimarlık/mühendislik lisans eğitimi sonucu elde edilen bir özellik olduğu, teknik öğretmenliğin lise seviyesinde mesleki teknik eğitim alanın öğretmenliğine yönelik olduğu, meslek yüksek okulu mezunu teknikerlerin ise mühendis ile usta arasında ara eleman olarak görev yaptığı ve yalnızca temel eğitim aldıklarından şantiye şefliği için gereken formasyona sahip olmadıkları, Yapı Denetimi Kanununda öngörülmeyen bir sorumluluk düzenlendiği, bu sebeple meslek odalarına bağlı mimar ve mühendisler gibi uymakla yükümlü oldukları meslek ilke ve kurallarına bağlı olmadıkları, bu sebeple sorumluluk ve cezalandırma bakımından da mimar ve mühendislerle aralarında eşitsizlik oluştuğu öne sürülmüştür.
Ayrıca aynı Yönetmelikte yer alan yardımcı kontrol elemanı tanımının da değiştirilerek teknik öğretmen, yüksek tekniker ve teknikerlerdin de belli alanlarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimini üstlenebileceğinin düzenlendiği, yardımcı kontrol elemanın sorumluluğunda olacak işlere bakıldığında gerek alınan eğitim ve deneyim, gerekse bilimsel ve teknik açıdan bu görevi mimar ve mühendislerin yapabilmesi gerektiği, anılan düzenlemenin dayanağı olan 4708 sayılı Yasanın amacına aykırı unsurlar taşıdığı, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin kamu zararına neden olacağı ve sorumluluk, cezalandırma bakımından da mimar ve mühendislerle aralarında eşitsizlik oluşacağından anılan düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI:
Davalı tarafından, şantiye şefliğine ilişkin olarak, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2011/1389, K:2014/2027 sayılı kararıyla şantiye şefinin yalnızca mimar ve mühendis olması zorunluluğunun bulunmadığına ilişkin karar verildiği, bu durumda yapılan Yönetmelik değişikliğinin eski bir hakkın geri verilmesi niteliğini taşıdığı, ayrıca yardımcı kontrol elemanı tanımına ilişkin olarak da, bu düzenlemenin dayanağı olan 4708 sayılı Yasanın 1/3.maddesine 7143 sayılı Yasanın 18.maddesiyle 11.05.2018 tarihinde eklenen yardımcı kontrol elemanı tanımı çerçevesinde yapıldığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ :
Dava, 29.12.2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3.maddesi ile 7.maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
29.12.2018 tarihli, 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi, "Şantiye Şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli," olarak, (t) bendi "Yardımcı Kontrol Elemanı: Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetim faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri," olarak değiştirilmiş, 7. maddesi ile de Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 9.maddesinin 2.fıkrası "Yapı müteahhidi, inşaatta görevlendireceği şantiye şefi ile asgari hüküm ve şartları ek 12'de gösterilen form-10'da belirlenmiş sözleşmeyi imzalar. Bu sözleşmenin bir sureti yapı denetim kuruluşuna verilir. Şantiye şefinin aynı yapıda yapı müteahhidi olması halinde, şantiye şefliği için sözleşme akdedilmesi şartı aranmaz. Yapı sahibi ile yapılan sözleşmede bu husus belirtilir." olarak değiştirilmiştir.
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin (i) bendi ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2.fıkrası yönünden yapılan incelemede;
Davacı tarafından, anılan düzenlemeye "teknik öğretmen ve tekniker"lerin de eklenmesi suretiyle şantiye şefinin tanımının değiştirilmesinin bilimsel ve teknik esaslara, uzmanlık alanlarına ve üst hukuk normlarına aykırı olduğu, şantiye şefliğinin yapı üretimi veya mimarlık mühendislik hizmeti gerektiren herhangi bir imalatın plan, proje, resim ve hesaplarına, fen ve sanat kurallarına, işçi sağlığı ve iş güvenliği esaslarına, genel şantiye organizasyonu işlerine dair teknik mevzuata uygun yürütülmesi görevi olduğu, şantiye şefliğinin yalnızca inşa işini yönetmekten ibaret olmayıp şantiye şefinin yapının statik, elektrik, makine ve mimari projelere uygun inşa edilmesinden sorumlu olduğu, bu işi üstlenenlerin gereken eğitim ve formasyona sahip olması gerektiği, mimari ve statik proje okumanın ve anlamanın mimarlık/mühendislik lisans eğitimi sonucu elde edilen bir özellik olduğu, teknik öğretmenliğin lise seviyesinde mesleki teknik eğitim alanın öğretmenliğine yönelik olduğu, meslek yüksek okulu mezunu teknikerlerin ise mühendis ile usta arasında ara eleman olarak görev yaptığı ve yalnızca temel eğitim aldıklarından şantiye şefliği için gereken formasyona sahip olmadıkları, Yapı Denetimi Kanununda öngörülmeyen bir sorumluluk düzenlendiği, bu sebeple meslek odalarına bağlı mimar ve mühendisler gibi uymakla yükümlü oldukları meslek ilke ve kurallarına bağlı olmadıkları, bu sebeple sorumluluk ve cezalandırma bakımından da mimar ve mühendislerle aralarında eşitsizlik doğurulduğu iddia edilmektedir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış olup anılan 4708 sayılı ve 3194 sayılı Kanunlarda şantiye şefi tanımı yer almamaktadır.
3194 sayılı Kanunun 09/12/2009 günlü, 5940 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir." ve 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." 38.maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder." hükümlerine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 28.maddesinin gerekçesinden, kanun koyucunun beşinci fıkra ile, yapının denetim sorumluluğunu üstlenen fenni mesullere, yapının tamamlanmasını tespit bakımından, ayrıntılı tüm belge ve mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye verme ve yapı kullanma izin belgesini imzalama zorunluluğunu getirdiği, yapılan bu düzenlemeyle, TS 10970 Yapı Kullanma İzin Belgesi Standardı ile uyum sağlandığı, ayrıca etüt ve proje müellifleri, fenni mesuller, yapı müteahhidi ve şantiye şefi mimar ve mühendislerin görev aldığı yapılara ilişkin bilgilerin, bu kişilerin üyesi olduğu meslek odasına gönderilecek bilgilerin güncel şekilde otokontrolünün hedeflendiği, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin Ulusal Adres Veri Tabanına dayalı olarak elektronik ortamda düzenlemesi aşamasında meslek odaları, Bakanlık ve Ulusal Adres Veri Tabanı arasında link oluşturulması ve sonucunda sürecin kısaltılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır.
3194 sayılı Kanunun 28. maddesinin 5. fıkrasında yapıya ilişkin bilgilerin ilgili meslek odasına bildirilmesi esası getirilmiş, bu fıkrada meslek odası bulunan meslek gruplarına yer verildiği için sadece mimar ve mühendis olan şantiye şeflerine yer verilmiş, anılan Kanunun 44. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılar ile şantiye şefleri" ne ilişkin hususların yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüştür.
Bu hükümde, mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması zorunlu ancak yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara ilişkin olarak ve ayrıca şantiye şeflerine ilişkin olarak yönetmelikler yapılabileceği belirtilmiş olup buradan mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması zorunlu olmayan yapılardaki şantiye şeflerine ilişkin düzenleme yapılacağının çıkarılması mümkün değildir. Kanundan şantiye şefine ilişkin genel bir düzenleme içeren yönetmelik çıkarılabileceğinin anlaşılması gerekmektedir. Ancak çıkarılacak Yönetmeliklerin hem 4708 sayılı Kanunun atıf yapması hem de İmar Kanununun açıkça düzenlemesi sebebiyle 3194 sayılı İmar Kanununa uygun olması gerektiği tabidir.
Dolayısıyla, 3194 sayılı İmar Kanununun 09.12.2009 günlü, 5940 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 28. maddesinin 5. ve 8. fıkralarında şantiye şefinin mimar veya mühendis olması gerektiğine ve şantiye şefinin görev tanımı ile mimar ve mühendis olmasına işaret edilmiş bulunması karşısında Kanuna aykırı olarak Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendinde, mimar ve mühendis dışında teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip olanların da şantiye şefi olabileceğine ilişkin düzenleme getirilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Şantiye şefinin mimar ve mühendis olma zorunluluğu bulunduğu göz önüne alındığında Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2. fıkrasındaki "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis veya mimar diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir." kuralının kaldırılmasının da hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği ilk halinde 9.maddesinde, "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir. Yapı müteahhidi, inşaatta görevlendireceği şantiye şefi ile asgari hüküm ve şartları ek-12'de gösterilen form-10'da belirlenmiş sözleşmeyi imzalar. Bu sözleşmenin bir sureti yapı denetim kuruluşuna verilir. Mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip olan yapı müteahhidinin şantiye şefliğini üstlenmesi halinde, şantiye şefliği için sözleşme akdedilmesi şartı aranmaz. Yapı sahibi ile yapılan sözleşmede bu husus belirtilir." kuralı yer almış," şantiye şefi" ibaresinin iptali talebi ile Danıştay Altıncı Dairesinde açılan davada 02.01.2011 tarihli, E:2008/3365, K:2011/161 sayılı karar ile".... 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanununda tanımlar başlığı altında ayrıca "Şantiye Şefi" tanımı yapılmamış olmakla birlikte 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesiyle uygulama yolu açılan 3194 sayılı İmar Kanununda ara düzenlemelerde şantiye şefinin açıkça mimar ve mühendis olacağı vurgulandığından, anılan yasal düzelemeye aykırı olarak dava konusu Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde, şantiye şefi olabilecek meslek gruplarının genişletilmesi suretiyle teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli de kapsama alacak şekilde tanımlama yapılmasında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin (i) bendinde tanımlanan ve 9 ncu maddesinin 2 nci fıkrasında sözü geçen "Şantiye Şefi" ibaresinin iptaline" karar verilmiştir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinde yer alan "İlgili idarelerin bu Kanunda belirtilen hususlara ilişkin görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetim kuruluşları ve şubelerinin sınıflandırılması, kuruluşlar arasında adaletli iş dağılımını temin etmek üzere bir ilde faaliyet gösterebilecek olan yapı denetim kuruluşu sayısının belirlenmesi ile kuruluş safhasında sahip olunması gereken asgari nitelikler; yapı denetim kuruluşları ve laboratuvar kuruluşlarının görevleri ile çalışma usul ve esasları; denetçi belgesi verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile yapı denetim ve laboratuvar kuruluşlarında görev alacak personelde aranacak nitelik, tecrübe ve bunların istihdam şartları ile görev ve sorumlulukları; diğer yapı sorumluluklarının nitelikleri, görevleri ile çalışma usul ve esasları; Merkez ve İl Yapı Denetim Komisyonunun görevleri ile çalışma usul ve esasları; yapı denetimi hizmet sözleşmesinin esasları, asgari hizmet bedelinin belirlenmesi ve hizmet bedelinin ödenmesi, bu Kanun uyarınca denetlenerek inşa edilen yapılara sertifika verilmesi ve düzenlenecek meslek içi eğilimlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikte düzenlenir." hükmüne dayanılarak 01.07.2011 tarihli ve 27981 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik çıkartılmış ve yukarıda değinilen Danıştay Altıncı Dairesinin iptal kararı da gözönünde bulundurularak "Yapı denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, yapı işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan olarak şantiye şefi tanımı yeniden düzenlenmiştir.
Kanunun 1 nci maddesinde yer alan ve bu Kanunun düzenleniş amacı olan can ve mal güvenliği teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılmasının sağlanması için Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin "Yapı Müteahhidi İle Şantiye Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 9 ncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis veya mimar diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir." düzenlemesi ile 4708 sayılı Kanun kapsamında denetimi yürütülen tüm işlerde mühendis veya mimar unvanlı şantiye şefi bulundurulması zorunlu tutulmuştur.
Bu durumda, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. Maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2.fıkrasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin (t) bendi yönünden yapılan incelemede;
11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 18. maddesiyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1. maddesinin üçüncü fıkrasına "Yardımcı kontrol elemanı" tanımını içeren (n) bendinin (Yardımcı kontrol elemanı: Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimi faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri,İfade eder.) eklenmesi üzerine dava konusu 29.12.2018 tarihli, 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile (t) bendi "Yardımcı Kontrol Elemanı: Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetim faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri," olarak değiştirilmiştir.
Anılan Yönetmelik maddesinin dayanağı Kanun maddesinin Anayasaya aykırılık iddasının incelenmesi yönünden;
Anayasanın 17. Maddesinde "Herkes , yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." 56. Maddesinde " Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir", 57. Maddesinde "Devlet şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirler alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler" hükümlerine yer verilmiştir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının; can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtilmiştir.
4708 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde; 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıplarının, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararları bütün açıklığı ile gözler önüne serdiği, ülkemizde yerleşme ve yapılaşmalara, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri ile getirilen denetime ilgili idarelerce uyulmadığı, yapılan araştırmalarda, proje denetimi aşamasında dahi projelerin %9'unda tasarım, hesap ve çizim hataları olduğu, uygulamanın ise hiç denetlenmediği ve şantiyelerin % 90'nında yönetmelik ve standartlara aykırı beton döküldüğü ve beton mukavemet değerlerinin projesinde öngörülenden ortalama olarak %40 daha az olduğunun tespit edildiği, bu araştırmalar ve yaşanan son depremlerin, 3194 sayılı Kanun'da yapım işlerinde rol alan teknik uygulama sorumlusunun (fenni mesul); yapı projelerini ve uygulamalarını denetlemekle sorumlu olan belediyeler ve valiliklerin; uygulamayı hiç denetleyemediklerini ortaya koyduğunu, ülkemizdeki yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan fenni mesullerin sorumluluklarını yeniden düzenlemek ve kağıt üzerinde denetlenmiş gibi görülen, ancak hemen hemen hiç denetlenmeyen yapıların teknik uygulama sorumlusu fenni mesullere verilecek cezalar ile ilgili yeni bir kanuni düzenleme getirmek zorunluluğu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik, kültürel ve doğal ortamdır.
İnsanların ruhen ve bedenen sağlıklı olmasında tüm çevresi etkin bir rol oynamaktadır. Yapılar da bu çevrenin bir parçasıdır ve insanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarına etki eder.
Anayasanın, 17. maddesinde herkesin yaşama , maddi varlığını koruma ve geliştirme, 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, 57. maddesinde Devletin şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alacağı, toplu konut teşebbüslerini destekleyeceği yolundaki düzenlemeleri ile 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun genel gerekçesinden hareketle, yapı denetimi görevinin en etkin bir biçimde yerine getirilmesi için denetim elemanlarının sorumluluğunun makul ve bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi gerektiği ve teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler için ortak ifade olan yardımcı kontrol elemanının, mimar veya mühendis olan kontrol elemanı yerine görevlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
4708 sayılı Kanunun 1. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen "Yardımcı kontrol elemanı" tanımını içeren (n) bendinin Anayasanın 17,56 ve 57.maddelerine aykırılığının değerlendirilmesi gerektiğinden anılan hükmün iptali için 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesi gereğince, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karardan sonra incelenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Anılan hükmün Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmemesi halinde uyuşmazlığın esasına gelince;
Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Yönetmeliğin dava konusu hükmünün , Yapı Denetim Kanununun 1. Maddesinin 3. Fıkrasının (n) bendine uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından anılan Yönetmelik hükmü yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin (i) ve 7. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2.fıkrasının iptaline , Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen (t) bendi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava, 29.12.2018 tarihli, 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi, "Şantiye Şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli," olarak, (t) bendi ise; "Yardımcı Kontrol Elemanı: Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetim faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri," olarak değiştirilmiş, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile de Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 9.maddesinin 2.fıkrası "Yapı müteahhidi, inşaatta görevlendireceği şantiye şefi ile asgari hüküm ve şartları ek 12'de gösterilen form-10'da belirlenmiş sözleşmeyi imzalar. Bu sözleşmenin bir sureti yapı denetim kuruluşuna verilir. Şantiye şefinin aynı yapıda yapı müteahhidi olması halinde, şantiye şefliği için sözleşme akdedilmesi şartı aranmaz. Yapı sahibi ile yapılan sözleşmede bu husus belirtilir." olarak değiştirilmiştir.
Bunun üzerine Yönetmelikte yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 1.fıkrasında; kanunun amacının; can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bu Kanunun kapsamı; "a) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ncı maddesinde belirtilen kamuya ait yapı ve tesisler ile 27 nci maddesinde belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar, b) Bodrum katı dışında en çok iki katlı ve yapı inşaat alanı toplam 200 metrekareyi geçmeyen müstakil yapılar, c) Entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı yapı ve tesisler, d) Köy yerleşik alanlarında, belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmayan iskân dışı alanlarda ve nüfusu 5000’in altında olan belediyelerin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bodrum katı ve çatı arası dışında en çok iki katlı ve yalnızca bir bodrum katın inşaat alanı hesaba katılmaksızın toplam inşaat alanı 500 metrekareyi geçmeyen konut yapıları ile bunların kömürlük, otopark, depo gibi müştemilatı, hariç olmak üzere, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak yapıların denetimini kapsar. Ruhsata tabi olup, bu Kanun hükümlerine tabi olmayan yapılarda denetime yönelik fennî mesuliyet 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ncı ve 28 inci maddelerine göre mimar ve mühendislerce üstlenilir. Birden fazla müstakil yapının bulunduğu parsellerde, bütün yapıların toplam yapı inşaat alanının 200 metrekareyi geçmesi hâlinde de bu Kanun uygulanır." şeklinde belirlenmiştir.
4708 sayılı Kanunda ve 3194 sayılı İmar Kanununda "şantiye şefi"nin bir tanımı yer almamakta, dava konusu Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendinde şantiye şefi, konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel olarak tanımlanmaktadır.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1.maddesinin (n) bendinde Yardımcı kontrol elemanı; Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimi faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri ifade eder şeklinde tanımlanmış, dava konusu Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (t) bendinde de; Yardımcı kontrol elemanı, Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimi faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Ayrıca şantiye şefi ile yapı müteahhidinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen dava konusu Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9.maddesinin 2.fıkrasında; "Yapı müteahhidi, inşaatta görevlendireceği şantiye şefi ile asgari hüküm ve şartları ek-12’de gösterilen form-10’da belirlenmiş sözleşmeyi imzalar. Bu sözleşmenin bir sureti yapı denetim kuruluşuna verilir. Şantiye şefinin aynı yapıda yapı müteahhidi olması hâlinde, şantiye şefliği için sözleşme akdedilmesi şartı aranmaz. Yapı sahibi ile yapılan sözleşmede bu husus belirtilir." kuralına yer verilmiştir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 12. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı Kanununun 09/12/2009 günlü, 5940 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir." ve 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." kuralı yer almaktadır.
Aynı Kanunun 38.maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder.", 44.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasaya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından; 7143 sayılı Kanunun 18.maddesiyle değiştirilen 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1/3-(n) maddesindeki "yardımcı kontrol elemanı" tanımının Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan Kanun hükmünün ve ilgili Anayasa hükümlerinin incelenip değerlendirilmesi sonucunda, davacının anılan maddeye ilişkin Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3.maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7.maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunda "şantiye şefi" tanımı yapılmamıştır. Ancak anılan Kanunun 12. maddesi ile bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun 44. maddesinin yukarıda anılan 1.fıkrasının (e) bendine göre ise "Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik" çıkartılmış olup, bu Yönetmelikte de; Mülga "Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelik" ile benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmeliğin 4.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde şantiye şefi , "konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar veya bunlara ilişkin teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel" olarak tanımlanmış, 6.maddesinin 2.fıkrasında, "Şantiye Şefinin: a) Mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi veya elektrik mühendisi, b)Yükseköğretim kurumunca elektrik mühendisliğine eşdeğerliği bulunduğu kabul edilen elektrik-elektronik mühendisi c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen mesleklere ilişkin inşaat, makine, elektrik, yapı denetim teknikeri veya bunlara ilişkin teknik öğretmen olması şarttır." düzenlemeleri yer almıştır. Böylece Yönetmelikte yapılar sınıflandırılarak büyüklüklerine göre teknik öğretmen veya teknikerlerin de şantiye şefi olarak görev yapabilecekleri öngörülmüştür.
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9/2.maddesinin yürürlükteki ilk halinde; "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir. Yapı müteahhidi, inşaatta görevlendireceği şantiye şefi ile asgari hüküm ve şartları ek-12'de gösterilen form-10'da belirlenmiş sözleşmeyi imzalar. Bu sözleşmenin bir sureti yapı denetim kuruluşuna verilir. Mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip olan yapı müteahhidinin şantiye şefliğini üstlenmesi halinde, şantiye şefliği için sözleşme akdedilmesi şartı aranmaz. Yapı sahibi ile yapılan sözleşmede bu husus belirtilir." düzenlemesi yer almakta iken, daha sonra anılan maddede 01.07.2011 ve 29.12.2018 tarihlerinde yapılan değişiklikler sonucunda "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis veya mimar diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir." cümlesinin Yönetmelikten çıkarılması suretiyle dava konusu düzenlemenin yapıldığı, Yönetmeliğin 3/1-(i) bendinde tanımlanan şantiye şefi tanımının yürürlükteki ilk halinde ise; "Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli ifade eder." şeklinde düzenlendiği, daha sonra Danıştay Altıncı Dairesinin 02.01.2011 tarihli, E:2008/3365, K:2011/161 sayılı kararıyla anılan düzenlemenin iptaline karar verildiği, bu kararın uygulanması amacıyla 01.07.2011 tarihinde yapılan ve 27981 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliğiyle şantiye şefi tanımından "teknik öğretmen veya tekniker" ibaresi çıkarılmış ise de, anılan kararın temyiz edilmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07.05.2014 tarihli, E:2011/1389, K:2014/2027 sayılı kararıyla, iptal yolunda verilen kararın bozulduğu, bunun üzerine Danıştay Altıncı Dairesince bozma kararına uyularak 11.10.2018 tarihli, E:2018/693, K:2018/7773 sayılı karar ile davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca 30/01/2020 tarih, 2019/688, K:2020/156 sayılı karar ile onanarak kesinleştiği, ayrıca dava konusu düzenlemenin de davanın reddine yönelik karardan sonra yukarıda belirtilen ilk haline döndürülerek şantiye şefi tanımına "teknik öğretmen veya tekniker" ibaresinin yeniden eklenmesi suretiyle yapılan dava konusu değişikliğin 29.12.2018 tarihli, 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 3194 sayılı Yasanın 38. maddesinin ikinci fıkrasında, "Yapıların, mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte ederler." hükmü yer almış, anılan Kanun maddesi uyarınca "İmar Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" de çıkarılmıştır.
Uyuşmazlıkta, 3194 sayılı Kanunda şantiye şefinin mutlaka "mimar" veya "mühendis" olması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, 3194 sayılı Kanunun 38. maddesinde sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik ve Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'te belirlenen görev ve yetkiler ile sınırlı olmak üzere sorumluluk alabilecekleri anlaşıldığından, inşaatlarda yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel niteliğinde şantiye şefi bulundurulmasında ve dava konusu Yönetmelikte şantiye şefinin teknik öğretmen veya teknikler diplomasına sahip teknik personeli kapsayacak şekilde tanımlanmasında ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 2. fıkrasındaki "Yapım işleri yürütülen şantiyede, mühendis veya mimar diplomasına sahip olmak üzere bir şantiye şefinin bulundurulması mecburidir." hükmünün kaldırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1.fıkrasının (t) bendi yönünden yapılan incelemeye gelince;
Dava konusu yardımcı kontrol elemanı tanımı, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin yürürlükteki ilk halinde 3/1-(ş) bendinde; "Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında ve kontrol elemanlarıyla birlikte yapı denetimi faaliyetlerine katılan teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri ifade eder." şeklinde tanımlanmış iken, 28.01.2016 tarih ve 29607 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklik sonucunda Yönetmeliğin 3/1-(t) bendinde "Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında ve kontrol elemanlarıyla birlikte veya bu Yönetmelikte sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda kontrol elemanı yerine yapı denetimi faaliyetlerin katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri ifade eder." şeklinde düzenlenmiş, bu düzenlemeye karşı açılan davada Danıştay Altıncı Dairesince verilen 04.02.2020 tarih ve E:2016/3182, K:2020/825 sayılı, düzenleyici işlemin iptali yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14.01.2021 tarihli, E:2020/1841, K:2021/35 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 18. maddesiyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1/3-(n) maddesine "Yardımcı kontrol elemanı: Denetçi mimar ve mühendislerin sevk ve idaresi altında görev yapacak olan mimar ve mühendisler ile Bakanlıkça sınırları belirlenen yapı grubu ve inşaat alanına kadar olan yapılarda mimar ve mühendisler yerine yapı denetimi faaliyetlerine katılabilen teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenleri, ifade eder." eklenmiştir.
Bu itibarla, dava konusu düzenleyici işlemin, gerek yukarıda belirtilen iptal yolundaki yargı kararının uygulanması amacıyla gerekse dayanağı olan Yapı Denetim Kanununun 1. maddesinin 3. fıkrasının (n) bendine uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından, anılan Yönetmelik hükmü yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.