T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/1762
Karar No : 2023/2961
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası ( … Şubesi )
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Belediye Başkanlığı- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Yıldırım İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, .., …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin … Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar planı değişikliği ile üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planında öngörülen nüfus yoğunluğunu aşan bir yoğunluk getirildiği, plan değişikliğinin parçacıl nitelikte olduğu, bu nedenle sosyal alt yapı alanlarının da parçacıl ve plan değişikliği sınırları ile kısıtlı alanda birbiriyle ilişkisiz bir şekilde üretileceği, parsel ölçeğinde yapı yoğunluğunun ve yüksekliğinin artışına yönelik uyuşmazlık konusu değişikliğin mahalle ölçeğinde yapılması nedeniyle plan ana kararlarını ve bütünlüğünü bozacak nitelikte olduğu belirtilerek dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdari Dava Dairesince verilen kararda; planların kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca dava konusu uygulama imar planının dayanağının 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planı değil, 1/5000 ölçekli nazım imar planı olduğu, bu itibarla uyuşmazlık konusu uygulama imar planı değişikliğinde belirlenen yapılaşma şartlarının, söz konusu ilke uyarınca 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olduğu; uygulama imar planının dayanağı olan nazım imar planının iptali için dava açılmadığı, dolayısıyla dava konusu imar planı değişikliğinin anılan taşınmazlara ilişkin yapılaşma şartlarının üst ölçekli planlara ve planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu; ayrıca uygulama imar planında taşınmazların konumunun dikkate alındığı, önceki durum ile karşılaştırıldığında, uyuşmazlık konusu imar planı değişikliği ile oluşacak nüfus artışına yönelik belirlenen ek park alanının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirlenen standartlara uygun olduğu, planlama alanında 6 metrelik yol alanı belirlendiği ve park alanının herkesin erişimine açıldığı, bu nedenlerle uyuşmazlık konusu uygulama imar planı değişikliğinin planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılarak istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu plan değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planına aykırı olduğu, parsel bazında ve yoğunluk arttırıcı nitelikte olması nedeniyle çevreyle uyumsuz ve eşitsiz bir yapılaşma getirildiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca plan bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu, park alanının yerinin değiştirilerek üç ayrı kullanışsız parçaya bölündüğü, bu alanın eşdeğer alan olmadığı ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının hukuka uygun ve isabetli olduğu, ayrıca dava konusu plan değişikliğinin Mahkemece iptal edilmesi üzerine yeni bir plan yapıldığı ve park alanının arttırıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Yıldırım Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Bursa ili, Yıldırım İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Yıldırım Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak; Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanunun "Mekansal planlama kademeleri" başlıklı 6. maddesinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış; "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinde ise, planların tanımlanmasına yer verilerek planlar bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 'İmar planı değişiklikleri' başlıklı 26. maddesinde, (1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. (2) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. (3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için: a) İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşü alınır. b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Bu alanların yerinin değiştirilmesinde, mevcut plandaki hizmet etki alanına göre aynı uygulama etabı veya bölge içinde kalması, yaya erişim mesafelerinin dikkate alınması ve yeni tespit edilen alanın tesisin yapılmasına müsait olması zorunludur.
.."; (6) İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde: a) Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesimde şerit sayısı azaltılamaz ve daraltılamaz. b) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu dikkate alınır. c) İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz.
.." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde: "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır." hükmü yer almaktadır.
Atıf yapılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61. maddesinde: "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İmar planlarının yargısal denetimi sırasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kriterleri kapsamında imar planının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olguların gözetilmesi zorunludur.
Kentsel planlamanın en temel unsurlarından biri olan imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine göre, alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunludur. Bu doğrultuda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının öncelikle uygun olması gereken üst ölçekli plan, kademeli olarak 1/5000 ölçekli nazım imar planıdır. Söz konusu planlar da, bulunması halinde daha üst ölçekli 1/25.000 ölçekli nazım imar planına ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına uygunluk göstermelidir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Bursa ili, Yıldırım İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı konut alanında kalan taşınmazların, B-…, E:… olan yapılaşma koşulunun, uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle …, E:… şeklinde değiştirildiği, taşınmazların 1/5000 ölçekli nazım imar planında yüksek yoğunluklu meskun konut alanı (500 kişi/ha), 1/25.000 ölçekli Merkez Planlama Bölgesi Nazım İmar Planında ise orta yoğunluklu meskun konut alanı (275 kişi/ha) kullanımında kaldığı görülmektedir.
İmar planları yapılırken 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile belirlenen yapılaşma koşulları 1/1000 ölçekli planda aynen korunabileceği gibi ölçek farklılığından kaynaklı olarak bölgenin doğal yapısı, jeolojik yapısı veya başka etkenlerden dolayı daha düşük yapılaşma koşulları belirlenebilecektir. Bu durum 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli plan olan 1/5000 ölçekli plana aykırı olduğu anlamına gelmeyecektir. Ancak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla 1/5000 ölçekli nazım imar planında getirilen yoğunluk kararından fazla yapılaşma koşulu getirilmesi, alanda hakim olan yerleşim tirendinin (motifinin) değişmesi sonucuna bağlı olarak sosyal alt yapı dengesinin ve ulaşım öngörüsünün bozulmasına yol açacağından planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında üst ölçekli plan kararlarına aykırılık teşkil edecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kararları arasında temel alan kullanımı (konut kullanımı) açısından uyum olduğu tartışmasız olup uyuşmazlık, kullanım yoğunluğu açısından üst ölçekli plan ile alt ölçekli plan arasında uyum olup olmadığından kaynaklanmaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, dava konusu uygulama imar planı değişikliği ile belirlenen yapılaşma koşullarının planların kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca dayanağı 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar üst ölçekli nazım imar planında yüksek yoğunluk (500 kişi/ha) öngörülmüş ise de, bu değer alanda getirilebilecek en fazla yapılaşma koşulunu göstermekte olup, yukarıda aktarıldığı üzere bölgenin niteliği çevresiyle birlikte ele alınarak ölçeğinin gerektirdiği ayrıntı düzeyinde yapılacak araştırma sonucuna göre 1/1000 ölçekli uygulama imar planında daha düşük yapılaşma koşulları getirilebileceği ve bu durumun dayanağı nazım imar planına aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır.
Dava konusu taşınmazların çevresindeki taşınmazların genelinin 3-4 katlı olduğu görüldüğünden, uyuşmazlık konusu taşınmazlar için B:.., E:… olan yapılaşma koşulunun, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile B-.., E:… olarak değiştirilmesi, sosyal donatı dengesini etkilemekle birlikte, taşınmazlara bölgedeki hakim yoğunluk kararlarına aykırı olarak ayrıcalıklı bir yapılaşma hakkı verilmesine, dolayısıyla plan bütünlüğünün bozulmasına yol açacaktır.
Bu şekilde, dava konusu uygulama imar planı değişikliği ile geliştirilen parçacıl ve planlama alanını çevresinden soyutlayan plan kararlarının, alan bütününde bir kentsel kurgu oluşturulmasının engellenmesi yanında, imar planı ana kararlarının ve sürekliliğinin bozulmasına neden olacağı açıktır.
Öte yandan, yukarıda belirtilen Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinin 6. fıkrasında, imar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde, parsellerin 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamayacağı kuralına yer verilmiştir. Dava konusu plan değişikliği yapılırken anılan mevzuat hükmü de göz önünde bulundurulmamıştır.
Ayrıca, uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine konu taşınmazların maliklerinin bu davanın sonucuyla yakından ilgili olmaları nedeniyle, yukarıda belirtilen Kanun hükümlerinde belirtilen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşıldığından, yeniden karar verilmeden önce davaya konu taşınmaz maliklerine davanın ihbar edilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/03/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.