T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/18120
Karar No : 2023/2498
DAVACI : ... Halıcılık Tic. ve San. AŞ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İzmir İli, Gaziemir İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmaza ilişkin 16/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının değiştirilmesi istemli başvurunun zımnen reddi yolundaki işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Müvekkil şirket tarafından otel yapmak amacıyla 1986 yılında satın alınan dava konusu parselin belediyesince onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut dışı kentsel çalışma alanı kullanımında iken 16/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planında makilik fundalık alana alındığı, Tahtalı Barajı uzun mesafeli koruma alanında ve 20 km. mesafede bulunan taşınmaz ile baraj arasında havalimanı tesisleri, üç belde, beş köy, ağaç sanayi sitesi, tekstil fabrikası, depo tesisleri bulunduğu, taşınmazın makilik fundalık alan olarak ayrılmasını gerektiren hiçbir bitki örtüsü özelliğinin bulunmadığı, dava konusu planın şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Uyuşmazlık konusu planın imar ve çevre mevzuatına uygun olduğu, kişisel menfaatin değil kamu yararının ön planda tutulduğu ileri sürülerek şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olan plana karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI : Uyuşmazlık konusu planın imar ve çevre mevzuatına uygun olduğu, planların ancak maddi ve hukuki koşullarda değişiklik olması halinde zorunluluk halinde değiştirilebileceği, davacının kazanılmış hakkının olmadığı, şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olan plana karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Kademeli birliktelik ilkesi açısından dava konusu değişiklik talebine konu olan 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının bir üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile farklılaşmakta olması sebebiyle alan kullanım kararları açısından planların kademeli birlikteliği ilkesine uyumsuz olduğu, bilirkişi raporunda yer alan taşınmazın 5403 sayılı Kanunun kriterlerine göre “marjinal tarım arazisi” özelliği taşımakta olduğu, dava konusu parseli çevreleyen diğer araziler üzerinde tarım yapılmadığı, bu özellikleriyle dava konusu parselin herhangi bir tarımsal bütünlük içerisinde olmadığı tespitlerinden hareketle taşınmazın bugünkü yapısının planda ayrıldığı amaca uymadığı, imar planı değişikliği yapılması halinde de planın özü ve ilkelerinin korunacağı, taşınmazın baraj gölüne olan mesafesinin yaklaşık 10 kilometre olduğu, ne doğal ne de yapay unsurları ile uzak mesafeli koruma alanında değerlendirilemeyeceği, Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma bölgesinin kuzeyinde ve koruma alanı sınırına kuş uçuşu 250 m mesafede olduğu, uyuşmazlık konusu planın bütünlüğü, kapsadığı alan, yakın çevresi, baraj koruma alanı, kent makroformu açısından birlikte ele alınarak değerlendirildiğinde;dava konusu planda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve çevre koruma esaslarına uyarlık bulunmadığı, davacının plan değişiklik önerisinin cevap verilmemek suretiyle reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava 16.1.1996 onay tarihli 1/25000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planınında makilik, fundalık alan olarak ayrılan İzmir, Gaziemir ilçesi, eski ... pafta, ... ada, ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmazın planda ayrıldığı amacın konut dışı kentsel Çalışma alanı olarak değiştirilmesi yolundaki başvurunun zımnen reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesi'nin davanın reddi yolundaki 13/10/2014 günlü, E:2013/939, K:2014/5912 sayılı kararı İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 14/02/2018 günlü, E:2015/2947, K:2018/415 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Danıştay Altıncı Dairesi'nce bozma kararına uyularak mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve Daireye ibraz edilen bilirkişi raporunun incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın, 16/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni planı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen ve yürürlükte olan 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı'nda "Makilik ve Fundalık Alanlar" olarak belirlenen bölgede ve Tahtalı Baraj Havzasının "Uzun Mesafe İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşakları" içerisinde kaldığı, Tarım ve Orman Bakanlığı kaynağından alınan 5 m dikey hassasiyeti olan sayısal yükseklik kullanılarak, bu verilerden ArcGIS yazılımı kullanılarak elde edilen sayısal yükseklik modelinde, havza yüzey suları akış yönü haritalandırıldığı, uyuşmazlık konusu parsel ve çevresinin topografik yapısı ve genel eğiminin güneye azalan yönünde olduğu, bu nedenle yüzey akış sularının da Tahtalı Barajı su toplama alanına doğru hareket edecek şekilde olduğunun görüldüğü, buna bağlı olarak Tahtalı Barajı uzun mesafeli koruma alanı sınırlarının doğru olarak çizildiği ve uyuşmazlık konusu parseli kapsayacak şekilde olduğunun belirlendiği, taşınmazın bir koruma alanı içerisinde kalıyor olması, plan ile getirilen alan kullanım kararlarından önce koruma kararlarının ve bu doğrultuda sınırlayıcı olan koşulların dikkate alınmasını gerektirdiği, söz konusu koşulların açık biçimde koruma alanı sınırları içerisinde hangi kullanım ve faaliyetlerin yer alabileceğini tanımlamış olduğu, yapılan sınırlamalar ve tanımlamalar esasen doğal unsurlarla ortaya çıkan yasal eşiklere işaret ettiği, tüm plan çalışmalarının temelini oluşturan çalışmalarından biri olan eşik analizleri önemli hale geldiği, alan kullanım kararları açısından ele alındığında ise, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanın 1/25.000 ölçekli planda Makilik ve Fundalık alan olarak belirlenmiş olması çerçevesinde, bu bölgenin fauna, flora ve topografik özellikleri ile bütüncül olarak doğal karekteri korunacak bir alan olarak ele alınması gerektiği ve bu karekteri bozabilecek hiçbir müdahalenin gerçekleştirilemeyeceğinin anlaşıldığı,plandaki durum, kullanım kararlarının birbirleri ile olan ilişkisi açısından ele alındığında makilik ve fundalık olarak tarif edilmiş alanın gerisinde yer alan orman alanları, ağaçlandırılacak alanlar ve tarım alanlarıyla birlikte bütünleştiği ve söz konusu doğal alan örtüsünün bu noktada hava alanı yönünde Akçay Caddesine doğru uzanmakta olduğu oldoğunun izlendiği, uyuşmazlık konusu taşınmaz 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında kensel yerleşik alanda ve Tahtalı Barajı Havzasının " İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alanı Sınırı" içerisinde yer aldığı, taşınmazın " Uzun Mesafe İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşakları" içerisinde kalıyor olması ve söz konusu koruma sınırına dair getirilen koruma ilkeleri ile plan hükümlerinin birbiri ile tutarlı olması çerçevesinde 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının bir üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile koruma ilkeleri ve plan hükümleri açısından uyumlu olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlık konusu taşınmaza konaklama tesisi yapılmak istendiğinin keşif mahallinde ifade edildiği, taşınmazın yer aldığı bölgenin konaklama tesisi olarak ulaşım ağı ve karekteri açısından uygun bir konum özelliği yaratmadığı, davacının plan değişikliği isteminin, mevcut durum ve bölgenin özellikleri ve mevzuatta plan değişikliklerine yönelik olarak tanımlanan içerik açısından değerlendirildiğinde, planın koruma ilkeleri ve plan bütünlüğünü zedeleyici bir içerik taşıdığı, plan sürekliliği, ulaşım ilkeleri ve standartları açısından sakıncaları bulunduğu, bu çerçevede plan ana kararları ve konum ve işlev açısından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri planlama esaslarına uygun olmadığı, davacının noktasal değişiklik talebinin Havza bütünlüğü ve ekolojik dengeyi bozucu etkileri olacağı ve her ne kadar yakın çevrede daha önce mevzuata uygun olmayan uygulamalar gerçekleştirilmiş olsa da bu uygulamaların başka değişiklikler için emsal oluşturmayacağı ve koruma ilkeleri ve kararlarına havza sınırı içerisinde mutlak surette bağlı kalınması gerektiği yönünde görüş belittildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, bölgedeki koruma alanlarının Havza Koruma Yönetmeliği uyarınca DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne göre belirlendiği, bu haliyle koruma alanlarının 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli paftalara işlendiği, tüm koruma alanlarını kapsayan havza sınırlarının plan sınırı olarak belirlendiği planlamanın amacının da, İzmir Yerleşmesine içme ve kullanma suyu sağlayacak olan Tahtalı Barajının evsel, endüstriyel, tarımsal ve her türlü hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atık sular ile kirlenmesini önlemek, bölgenin planlı bir şekilde koruma ve kullanma dengesini sağlamak olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu taşınmaza getirilen kullanım kararında koruma mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, uzun mesafeli koruma alanı kapsamına uygun "Makilik-Fundalık Alan" kullanım kararının değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi yolundaki işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2018 tarihli, E:2015/2947, K:2018/415 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu taşınmazın 16/11/1987 onay tarihli 1/5000 ölçekli Gaziemir ve Çevresi Revizyon İmar Planında “Konut Dışı Kentsel Çalışma” alanı kullanımında, 03/05/1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli Gaziemir Mevzii İmar Planında E:1.5 yapılaşma koşulu ile “Konut Dışı Kentsel Çalışma” alanı kullanımında, 23/01/1989 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Gaziemir Revizyon İmar Planında ise E:1.5 yapılaşma koşulu ile “Konut Dışı Kentsel Çalışma” alanı kullanımında kaldığı görülmüştür.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Koruma Alanında kalan ve Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ve Havza Koruma Yönetmeliği koşullarına aykırı bulunan imar planlarının iptaline ve mevcut tesislerin bu alandan uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 16/11/1987 onay tarihli 1/5000 ölçekli Gaziemir ve Çevresi Revizyon İmar Planında “Konut Dışı Kentsel Çalışma” alanı plan kararı iptal edilmiştir.
16/01/1996 tarihinde Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanan ve 14/10/1998 tarihinde revize edilen 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Çevre Düzeni planında dava konusu taşınmaza ilişkin makilik-fundalık alan kullanımı öngörülmüştür.
Öte yandan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 08/10/2012 tarihinde onaylanan 1/25.000 çevre düzeni planında Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Uzun Mesafe Koruma Alanı sınırı ve dava konusu taşınmazın kullanım kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmamış olup, taşınmaz halen yürürlükte bulunan İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında “Makilik ve Fundalık Alanlar" kullanımında ve aynı zamanda “İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşağı” içerisinde kalmaktadır.
Son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16/11/2015, 10/04/2018 ve 07/07/2020 tarihlerinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında dava konusu taşınmazın bulunduğu alan “Kentsel Yerleşik Alanlar” kullanımı olarak belirlenen bölgede ve Tahtalı Baraj Havzasının “İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alan Sınırı” içerisinde kalmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Planın yapıldığı tarihte yürürlükte olan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma Yönetmeliğinin 1. maddesinde, içme ve kullanma suyu temin edilen ve edilecek olan yüzeysel su kaynaklarının evsel, endüstriyel, tarımsal ve her türlü hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atıklar ile kirlenmesini önlemek için kaynaklar etrafında bulunan mutlak, kısa , orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında alınacak tedbirlerle toplum sağlığının korunması Yönetmeliğin amacı olarak öngörülmüştür.
Aynı Yönetmeliğin 2. maddesinde uzun mesafeli koruma alanının orta mesafeli koruma alanının üst sınırından başlamak üzere su toplama havzasının nihayetine kadar uzanan tüm yatay karasal alan olarak tanımlanmış; doğal drenaj alanı ile bunu sürekli olarak besleyen dereler ve diğer kaynakların tabii su toplama alanının da su toplama havzası olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İzmir İli, Gaziemir İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel (yeni ... ada ... parsel) sayılı taşınmaza ilişkin 16/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planındaki makilik fundalık olan kullanım kararının değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan bu davada, Dairemizin 28/01/2005 tarihli, E:2002/3380, K:2005/356 sayılı kararıyla, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; İzmir Gaziemir Havaalanına ve İzmir-Aydın karayoluna bakan bir konumda olan dava konusu taşınmazın çevresinde genelde altı katlı ve oldukça yoğun yapılar olan Emlak Bankası konutları, Tahtalı Barajına daha yakın konumda sanayi benzeri yapılar, lise,cami ve konut kooperatifleri, karayolunun hemen diğer tarafında havaalanı pistleri ve tüm diğer yapıların yer aldığı, makilik-fundalık alan olarak belirlenen taşınmazda bitki örtüsünün bulunmadığı, bilirkişi raporunda da taşınmazın bugünkü yapısının planda ayrıldığı amaca uymadığı, imar planı değişikliği yapılması halinde de planın özü ve ilkelerinin korunacağının vurgulandığı, taşınmazın baraj gölüne olan mesafesinin 10 kilometre kadar olduğu, ne doğal ne de yapay unsurları ile uzak mesafeli koruma alanında değerlendirilemeyeceği, İzmir körfezine akan Melez Çayı Havzasında mütalaa edilebileceği, uyuşmazlık konusu planın bütünlüğü, kapsadığı alan, yakın çevresi, baraj koruma alanı, kent makroformu açısından birlikte ele alınarak değerlendirildiğinde; dava konusu planda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve çevre koruma esaslarına uyarlık bulunmadığı, davacının plan değişiklik önerisinin ise plan ana kararlarını bozucu nitelikte olmadığı sonucuna ulaşıldığından, plan değişiklik önerisinin cevap verilmemek suretiyle reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/02/2008 tarihli, E:2005/1596, K:2008/228 sayılı kararıyla, dava konusu çevre düzeni planının yapıldığı tarihte yürürlükte olan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma Yönetmeliğinin 2. maddesinde uzun mesafeli koruma alanının orta mesafeli koruma alanının üst sınırından başlamak üzere su toplama havzasının nihayetine kadar uzanan tüm yatay karasal alan olarak tanımlandığı; doğal drenaj alanı ile bunu sürekli olarak besleyen dereler ve diğer kaynakların tabii su toplama alanının da su toplama havzası olduğunun belirtildiği, içme ve kullanma suyu temin edilen ve edilecek olan yüzeysel su kaynaklarının evsel, endüstriyel, tarımsal ve her türlü hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atıklar ile kirlenmesini önlemek için kaynaklar etrafında bulunan mutlak, kısa, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında alınacak tedbirlerle toplum sağlığının korunmasının da 1. maddesinde Yönetmeliğin amacı olarak öngörüldüğü, anılan Yönetmeliğin 4-D maddesine göre, uzun mesafeli koruma alanı içinde hiç bir endüstri kuruluşuna ve yönetmelikte tanımlananların dışında yeni iskana izin verilmeyeceği gibi Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılaşan tesislerin de uzaklaştırılmaları esasının getirildiği, dolayısıyla, civarın önceden yürürlükte olan planlara uygun veya aykırı biçimde yapılaşmış olması, uyuşmazlık konusu sahanın daha sonra uzun mesafeli koruma alanı olarak belirlenmesine engel oluşturmayacağı, Yönetmeliğin tanımlamaya ilişkin hükümlerinin çevre düzeni planı kararları yönünden de bağlayıcı nitelik taşıdığı, Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise, bilirkişilerin uzun mesafeli koruma alanının Yönetmelikteki tanıma uygun olarak belirlenip belirlenmediği yönünden bir değerlendirme yapmaları gerekirken, sadece civarın yapılaştığını, bu itibarla uzun mesafeli koruma alanının sınırlarının doğru olarak belirlenmediğini ifade etmekle yetindikleri, mevcut yapılaşmayı öne çıkararak yapılacak bir değerlendirmenin toplum sağlığının korunması amacıyla koruma alanları belirlemeyi hukuken olanaksız hale getireceği, söz konusu çevre düzeni planında, makilik-fundalık kullanımı getirilen alanda ancak yukarıda belirtilen esaslara göre değişiklik yapılması mümkün olmasına rağmen bilirkişi raporunda konunun bu yönüyle incelenmediği, uzun mesafeli koruma alanı için yukarıda anılan Yönetmelikte öngörülen esaslar dikkate alınmak suretiyle yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/02/2008 tarihli, E:2005/1596, K:2008/228 sayılı bozma kararına uyularak verilen Dairemizin 13/10/2014 tarihli, E:2013/939, K:2014/5912 sayılı kararıyla;
... tarihli, E:... sayılı ara kararıyla; "1-Davaya konu 16/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Toplama Havzası Çevre Düzeni planının yürürlükte bulunup bulunmadığının, yürürlükte ise davaya konu parseli kapsayan plan kararların değiştirilip değiştirilmediğinin, 2-Alanda daha sonra çevre düzeni planı yapılıp yapılmadığı, plan hazırlandıysa taşınmazın bu planlardaki kullanım kararlarının, 3-Tahtalı Barajı Uzun Mesafeli Koruma alanı sınırlarında herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının" sorulmasına karar verildiği, ara kararına verilen yanıtlardan ise, alandaki uzun mesafe koruma alanı sınırları ile daha sonradan yapılan planlarda makilik-fundalık kullanım kararında bir değişiklik yapılmadığının tespit edildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararı uyarınca değerlendirme yapılıp dosyada yer alan bilirkişi raporu, bilgi ve belgeler ve sözü edilen bozma kararının içeriği de birlikte değerlendirildiğinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmediği, dava dilekçesindeki iddialar ve davalı idarelerin çevre düzeni planındaki kullanım kararlarına ilişkin gerekçeleriyle birlikte ilgili mevzuat değerlendirildiğinde ise, dava konusu çevre düzeni planında parsel bazında değişiklik yapılmasını gerektiren nedenlerin oluşmadığı sonucuna varıldığı,diğer taraftan, dava dilekçesindeki iddialar bağlamında civarın önceden yürürlükte olan planlara uygun veya aykırı biçimde yapılaşmış olmasının, davacıya ait parselin bulunduğu alanın daha sonra yapılan imar planlarıyla uzun mesafeli koruma alanı olarak belirlenmesine engel oluşturmayacağı gibi, Havza Koruma Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde bu alan içinde yer alan yapılardan korunabilecek olanların korunacağı, taşınması gerekenlerin başka alanlara nakledileceği, yıkılması gerekenlerin de yetkili makamların kararıyla yıktırılacağı düzenlemelerinin de öngörüldüğü, bölgedeki koruma alanlarının Havza Koruma Yönetmeliği uyarınca DSİ Genel Müdürlüğü tarafından belirlendiği, bu haliyle koruma alanlarının 1/25.000 ölçekli paftalara işlendiği, tüm koruma alanlarını kapsayan havza sınırlarının plan sınırı olarak belirlendiği planlamanın amacının da, İzmir Yerleşmesine içme ve kullanma suyu sağlayacak olan Tahtalı Barajının evsel, endüstriyel, tarımsal ve her türlü hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atık sular ile kirlenmesini önlemek, bölgenin planlı bir şekilde koruma ve kullanma dengesini sağlamak olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu taşınmaza getirilen kullanım kararında koruma mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla, uzun mesafeli koruma alanı kapsamına uygun "Makilik-Fundalık Alan" kullanım kararının değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi yolundaki işlemde de bu yönden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2018 tarihli, E:2015/2947, K:2018/415 sayılı kararıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 4. fıkrasında "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." hükmü uyarınca, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda temyiz merciince verilen kararlara karşı Dairenin ısrar hakkının bulunmaması nedeniyle, bozma üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularının bozma esaslarına uyulup uyulmadığı yönünden incelenmesinin gerektiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/01/2005 tarihli, E:2002/3380, K:2005/356 sayılı kararının temyizen incelenmesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/02/2008 tarihli, E:2005/1596, K:2008/228 sayılı kararıyla, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma Yönetmeliğinin ilgili maddeleri belirtildikten sonra, söz konusu çevre düzeni planında, makilik-fundalık kullanımı getirilen alanda ancak bu Yönetmelikte belirtilen esaslara göre değişiklik yapılmasının mümkün olduğu, ancak bilirkişilerce uyuşmazlığın bu yönden incelenmediği vurgulanarak, anılan Yönetmelikte öngörülen esaslar dikkate alınmak suretiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karşın, Danıştay Altıncı Dairesinin 13/10/2014 tarihli, E:2013/939, K:2014/5912 sayılı kararıyla, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmeyerek, bozma kararındaki gerekçeler ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle karar verildiği, yukarıda yer verilen Kanun hükmü uyarınca, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması hâlinde Danıştay Dava Dairelerine ısrar imkânı tanınmaması hususu dikkate alındığında, bozma kararı üzerine verilen Daire kararının bozma nedenlerini karşılamadığı sonucuna varıldığı, bu itibarla, Danıştay Altıncı Dairesince, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Havza Koruma Yönetmeliği ve su havzalarının korunmasına ilişkin diğer mevzuat hükümleriyle öngörülen esaslar dikkate alınmak suretiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2018 tarihli, E:2015/2947, K:2018/415 sayılı bozma kararına uyularak, dava konusu taşınmaz açısından; 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni İmar Planının değiştirilmesi istemiyle davacı tarafından yapılan plan teklifinin; 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni İmar Planı ana kararlarını bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı, büyüklük, konum ve işlevi açısından kamu yararına, imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olup olmadığının, taşınmaz üzerinde kurulması amaçlanan tesisin havza koruma ilkeleri, çevrenin ekolojik dengesine olumsuz etkisinin olup olmayacağının, uzun mesafeli koruma alanının Yönetmelikteki tanıma uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin ortaya konulmasının istenilmesi suretiyle ilgili mevzuatta belirlenen esaslara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olup olmadığı hususlarının iddia ve savunma ile dosyadaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak incelenmesi amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ... , Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ... 'in katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur.
Anılan bilirkişi raporunda: "Taşınmazın güney doğusunda Adnan Menderes Havalimanının bulunduğu, taşınmazın kenti güneyindeki gelişme alanlarına bağlayan önemli bir arter olan ... Caddesinden ayrılan bir kavşak üzerinden ayrılan ... Caddesinden servis aldığı, dolayısıyla güçlü ulaşım bağlantıları üzerinde olduğu, taşınmazın kuzeyinde Şehit Tek. Kd. Üçvs. ... Parkı’nın bulunduğu, park ile taşınmaz arasında yaya yolu bulunduğu, parkın hemen kuzeyine bitişik konumda Emlak Bankası toplu konut alanının başladığı ve 5 katlı yeni inşa edilmiş apartman yapısının bulunduğu görülmüştür.
Kademeli birliktelik açısından;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan ve yürürlükte olan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında davaya konu taşınmazın “Kentsel Yerleşik Alanı” olarak belirlenen bölgede ve Tahtalı Baraj Havzasının “İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alan Sınırı” içerisinde kaldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan ve yürürlükte olan 1/25.000 İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında davaya konu taşınmazın “Makilik ve Fundalık Alanlar” olarak belirlenen bölgede ve Tahtalı Baraj Havzasının “Uzun Mesafe İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşakları” içinde kaldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonunda dava konusu taşınmazın “Makilik ve Fundalık Alanlar” kullanımında ve “Uzun Mesafe İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşakları” içerisinde kalmaktadır.
Sonuç olarak dava konusu taşınmaza getirilen alan kullanım kararları yönünden değişiklik talebine konu olan 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının bir üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile farklılaşmakta olması sebebiyle alan kullanım kararları açısından planların kademeli birlikteliği ilkesine uyumsuz olduğu, diğer yandan taşınmazın “Uzun Mesafe İçme ve Kullanma Suyu Koruma Kuşakları” içerisinde kalıyor olması ve söz konusu koruma sınırına dair getirilen koruma ilkeleri ile plan hükümlerinin birbiri ile tutarlı olması çerçevesinde 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının bir üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile koruma ilkeleri ve plan hükümleri açısından uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Havza koruma ve ekolojik denge açısından;
Dava konusu değişiklik talebi, taşınmaz üzerinde bir konaklama tesisinin kurulması istemi ile ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla taşınmaz üzerinde, yakınında yer alan Havaalanı ile ilişkisi temelinde bir yapılaşma talebi mevcuttur. Böyle bir talebin üzerinde yer alacak tesis açısından bölgedeki yapı yoğunluğunu arttırıcı ve aynı biçimde bölgenin kullanım yoğunluğunu da arttırıcı bir etkisi olacağı değerlendirilmektedir. Her ne kadar taraf iddialarında bölgede geliştirilmiş kanalizasyon ve taşınmaz üzerinde tesis edilmiş rögarlar olduğu ifade ediliyorsa da, bu alanda böyle bir uygulamanın varlığı tek başına değişiklik için gerekçe yaratmıyor olup, önerilen gelişme ile yeni kullanımın var olan altyapı kapasitesi üzerinde bir yeni etki yaratacağı da dikkate alınmak durumundadır. Dosyasındaki belgelerde bu hususta İZSU’dan alınmış herhangi bir izin ve görüş bulunmuyor olması da dikkati çekmektedir. İlgili mevzuatta koruma kuşakları içerisinde yer alabilecek faaliyetlerle ilgili kurum görüşlerine gereksinim bulunduğuna işaret edilmekte olup, bu hususta yetkili karar merciinin onayının önemli olduğu da açıktır. Kaldı ki, uzun mesafeli koruma alanları içerisinde yer alan uygulamalarla ilgili olarak kurum görüşünün yerleşik nüfusun ihtiyacına cevap verecek ticari niteliği olmayan sosyal altyapı alanlarına ve iş kollarına ilişkin bir izin konusuna dayanabileceği ve havza bütünlüğü içerisinde konaklama tesisi için mevzuatta tanımlanan bir izin sürecinin söz konusu olamayacağı da dikkate alınması gereken bir husustur.
Sonuç olarak, dava kapsamında 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planı özelindeki noktasal değişiklik talebinin Havza bütünlüğünü ve ekolojik dengeyi bozucu etkileri olacağı ve her ne kadar yakın çevrede daha önce mevzuata uygun olmayan uygulamalar gerçekleştirilmiş olsa da bu uygulamaların başka değişiklikler için emsal oluşturmayacağı ve koruma ilke ve kararlarına Havza sınırı içerisinde mutlak surette bağlı kalınması gerektiği kanaatine ulaşılmaktadır.
Uzun mesafeli koruma alanının yukarıda anılan Yönetmelikteki tanıma uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilmesi açısından;
Dava konusu parselin, yukarıda tanımlanan 5403 sayılı yasa kriterlerine göre “marjinal tarım arazisi” özelliği taşımakta olduğu belirlenmiştir. Dava konusu parseli çevreleyen diğer araziler üzerinde tarım yapılmamaktadır. Bu özellikleriyle dava konusu parsel herhangi bir tarımsal bütünlük içerisinde değildir.
Davaya konu parselin konumu, Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma bölgesinin kuzeyinde ve koruma alanı sınırına kuş uçuşu 250 m mesafededir. Parsel ile uzun mesafeli koruma alanı sınırı arasında yoğun konut yerleşimi bulunmaktadır.
Tarım ve Orman bakanlığı kaynağından alınan 5 m dikey hassasiyeti olan sayısal yükseklik modeli kullanılarak sayısal yükseklik modelinde, havza yüzey suları akış yönü haritalanmıştır. Davaya konu parsel ve çevresinin tomografik yapısı ve genel eğiminin güneye azalan yönünde olduğu, bu nedenle yüzey akış sularının da Tahtalı barajı su toplanma alanına doğru hareket edecek şekilde olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma alanı sınırlarının doğru olarak çizildiği ve davaya konu parseli kapsayacak şekilde olduğu belirlenmiştir." tespitlerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın üst ölçekli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile kademeli birliktelik açısından değerlendirilmesinden;
Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usûl ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 16/11/2015, 10/04/2018 ve 07/07/2020 tarihlerinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında dava konusu taşınmazın bulunduğu alan “Kentsel Yerleşik Alanlar” olarak öngörülmekte ve Tahtalı Baraj Havzasının “İçme ve Kullanma Suyu Uzun Mesafeli Koruma Alan Sınırı” içerisinde kalmaktadır.
Planlama hiyerarşisi gereği, alt ölçekli planlar üst ölçekli planlarla uyumlu olmak zorundadır. Ancak planlama süreci, daha önce de belirtildiği gibi geri beslemeli bir süreçtir. Yani eğer bir alt ölçekli plan, üst ölçekli plandan önce yapıldıysa, üst ölçekli plan yapım sürecinde söz konusu alt ölçekli planın kararlarını da değerlendirmek gerekir. Bunun anlamı alt ölçekli plandaki tüm kararların kabul edilip üst ölçekli plana işlenmesi demek değildir. Burada yapılan, alt ölçekli plandaki yapısal kararların incelenmesi ve bu yapısal kararların koruma-kullanma dengesinin sağlanması ilkesi doğrultusunda, üst ölçekli planda sürdürülmesinin anlamlı olup olmayacağının araştırılmasıdır. Dolayısıyla, alt ölçekli plan kararlarının kimisinin üst ölçekli çevre düzeni planına aktarılması anlamlı olabilir.
Kademeli birliktelik ilkesi açısından dava konusu taşınmaza getirilen alan kullanım kararları yönünden değişiklik talebine konu olan 1/25.000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planının bir üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile farklılaşmakta olması sebebiyle alan kullanım kararları açısından planların kademeli birlikteliği ilkesine uyumsuz olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlığın planlama esasları ile havza koruma ve ekolojik denge açısından değerlendirilmesinden;
İmar planları uzun zaman dilimlerini kapsayan bir perspektifle hazırlanmakta ise de zaman içinde koşulların gerektirdiği hallerde değiştirilmeleri mümkündür. Eğer bir arazi parçasının kullanım biçimini belirleyen 1/25.000 ölçekli plan bulunmakta ise bu plan değişmeden alt ölçekli planları değiştirmek mümkün olamayacağından parsel bazında plan değişikliklerinin çevre düzeni plan ölçeğinde de yapılabileceğinin kabulü gerekir.
Uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından otel yapmak amacıyla 1986 yılında satın alınan dava konusu parsel, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut dışı kentsel çalışma alanında iken 16/01/1996 onay tarihli 1/25000 ölçekli Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planında makilik fundalık alana alınmıştır.
Tahtalı Barajını besleyen havzanın su kaynaklarının sürdürülerek temiz tutulmaya çalışılmsı, bu alanların korunması, geliştirilmesi Devletin ve ilgili kurumların en önemli görevlerindendir. Ancak bu görevin yerine getirilmesi sırasında Çevre Kanununun 3/c ve d maddesinde de belirtildiği gibi ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde fayda ve doğal kaynaklar üzerindeki sakıncaları dikkate alınarak, kısa ve uzun vadeli değerlendirmeler yapmak suretiyle kamu yararı açısından dengenin kurulması gerekmektedir.
Diğer taraftan kamu yararı ilkesi ve kişi mülkiyeti arasındaki dengenin sağlanması açısından da, yapılaşmış alanlarda hakkını kullanmış olanların yarattığı yoğunluğun giderilmesi için boş parsellerin konumuna bakılmaksızın yalnızca boş alan olmaları nedeniyle yapılaşma haklarının kısıtlanması kişi ve kamu yararı dengesini zedelemektedir.
İzmir Gaziemir Havaalanına ve İzmir-Aydın karayoluna bakan bir konumda olan dava konusu taşınmazın çevresinde genelde altı katlı ve oldukça yoğun yapılar olan Emlak Bankası konutları, Tahtalı Barajına daha yakın konumda sanayi benzeri yapılar, lise,cami ve konut kooperatifleri, karayolunun hemen diğer tarafında havaalanı pistleri ve tüm diğer yapıların yer aldığı, makilik-fundalık alan olarak belirlenen taşınmazda bitki örtüsünün bulunmadığı, çevrenin tümüyle kentleştiği keşif sırasında gözlemlenmiştir.
Bilirkişi raporunda yer alan taşınmazın 5403 sayılı Yasa kriterlerine göre “marjinal tarım arazisi” özelliği taşımakta olduğu, dava konusu parseli çevreleyen diğer araziler üzerinde tarım yapılmadığı, bu özellikleriyle dava konusu parselin herhangi bir tarımsal bütünlük içerisinde olmadığı tespitleri de bir bütün halinde değerlendirildiğinde, taşınmazın bugünkü yapısının planda ayrıldığı amaca uymadığı, imar planı değişikliği yapılması halinde de planın özü ve ilkelerinin korunacağı, taşınmazın baraj gölüne olan mesafesinin 10 kilometre kadar olduğu, ne doğal ne de yapay unsurları ile uzak mesafeli koruma alanında değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın uzun mesafeli koruma alanının yukarıda anılan Yönetmelikteki tanıma uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilmesi açısından;
Bilirkişi raporunda, davaya konu parselin konumunun, Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma bölgesinin kuzeyinde ve koruma alanı sınırına kuş uçuşu 250 m mesafede olduğu, parsel ile uzun mesafeli koruma alanı sınırı arasında yoğun konut yerleşimi bulunduğu, Tarım ve Orman bakanlığı kaynağından alınan 5 m dikey hassasiyeti olan sayısal yükseklik modeli kullanılarak, havza yüzey suları akış yönünün haritalandırıldığı, davaya konu parsel ve çevresinin tomografik yapısı ve genel eğiminin güneye azalan yönünde olduğu, bu nedenle yüzey akış sularının da Tahtalı barajı su toplanma alanına doğru hareket edecek şekilde olduğu, buna bağlı olarak Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma alanı sınırlarının doğru olarak çizildiği ve davaya konu parseli kapsayacak şekilde olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) Su Havzaları Koruma Yönetmeliğinde Uzun Mesafeli Koruma Alanı, orta mesafeli koruma alanı üst sınırından başlamak üzere su toplama havzasının nihayetine kadar uzanan tüm yatay karasal alan olarak tanımlanmıştır.
28/10/2017 tarihli, 30224 sayılı Resmi Gazate'de, İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.
Anılan Yönetmeliğin 1. maddesinde, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan bütün yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarının kalitesinin ve miktarının korunmasına ve iyileştirilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi Yönetmeliğin amacı olarak öngörülmüştür.
2. maddesinde ise Yönetmeliğin, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan bütün yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarını kapsadığı belirtilmiştir.
Uzun mesafeli koruma alanı başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, Uzun mesafeli koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin mutlak, kısa ve orta mesafeli koruma alanlarının dışında kalan içme-kullanma suyu havzasının bütünü olarak tanımlanmış, 4. fıkrasında, bu alanda belediye sınırı ve belediye mücavir alan sınırları içinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki imar planların aynen geçerli olduğu, mevcut imar planlarında; su kalitesi ve miktarını olumsuz yönde etkilememesi, gerekli çevresel altyapı ve kirlenme kontrolü tedbirlerinin yerine getirilmesi şartıyla ve Bakanlık ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşleri ile değişiklik yapılabileceği belirtilmiş, 6. fıkrasında, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 2000 ile 5000 metre arasında kalan kısımlarda, tehlikeli atık ve madde üretmeyen ve depolamayan, endüstriyel atıksu oluşturmayan sanayi tesislerine izin verilebileceği, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 5000 metreden sonra yeni sanayi tesislerine, yedinci fıkrada belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda izin verilebileceği, 7. fıkrasında, bu alandaki, mevcut ve yeni sanayi tesislerinden kaynaklanan atıksuların, ilgili mevzuattaki standartlarda arıtılarak havza dışına çıkartılacağı, endüstriyel atıksuların havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı durumlarda, içme-kullanma suyu kaynağının su kalitesini olumsuz yönde etkilemeyecek seviyede arıtılarak deşarjına, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından izin verilebileceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıdaki Yönetmelik maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; 28/10/2017 tarihli, 30224 sayılı Resmi Gazate'de yayımlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelikte yer alan uzun mesafe koruma alanına ilişkin getirilen tanımlamalar ile, (İZSU) Su Havzaları Koruma Yönetmeliğinde yer alan uzun mesafeli koruma alanı tanımından farklı düzenlemeler getirdiği, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 2000 ile 5000 metre arasında kalan kısımlar ile maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 5000 metreden sonraki kısımlarda (İZSU) Su Havzaları Koruma Yönetmeliğindeki uzun mesafe koruma alanı tanımından farklı olarak Yönetmelikte belirtilen şartların yerine getirilmesi suretiyle gerekli kurum ve kuruluş görüşleri alınarak bazı tesislerin yapımına izin verilebileceği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin anılan kuralları her ne kadar planın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunmamakta ise de bilirkişi incelemesinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan ve plan ana kararlarını etkilemesi nedeniyle bu kuralların uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerekeceği tabiidir.
Bu durumda, davaya konu parselin konumunun, Tahtalı barajı uzun mesafeli koruma bölgesinin kuzeyinde ve koruma alanı sınırına kuş uçuşu 250 m mesafede olduğu, uyuşmazlık konusu planın bütünlüğü, kapsadığı alan, yakın çevresi, baraj koruma alanı, kent makroformu açısından birlikte ele alınarak değerlendirildiğinde; dava konusu planda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve çevre koruma esaslarına uyarlık bulunmadığı, bu nedenle davacının plan değişikliği teklifinin cevap verilmemek suretiyle reddi yolundaki dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu işlemin İPTALİNE,
2. İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine dava konusu işlemin iptaline karar verildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacı ve davalı yanında müdahile iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.