T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1943
Karar No : 2023/1666
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Madeni Yağ Ambalaj Nakliye ve Otomotiv Sananayi İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketinin 2009, 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait amme alacaklarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının asıl borçlu şirketin 08/07/2008 ilâ 11/02/2011 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu, dava konusu ödeme emrine konu amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlendiği, amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsili amacıyla banka şube müdürlükleri, emniyet şube müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğü nezdinde yapılan mal varlığı araştırması sonucunda tespit edilen 1992 model ... marka araç üzerine yakalamalı haciz şerhi konulduğu, ayrıca şirketin % 50 hissesine sahip olduğu deponun değerinin 10.000,00 TL olduğunun anlaşılması üzerine mal varlığının şirket borcunu karşılamaya yetmemesi nedeniyle davacı adına ödeme emri düzenlendiği, 2011 yılının Şubat dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin, akaryakıt olarak satıldığı tespit edilen yağlara ilişkin özel tüketim vergisi farkından kaynaklandığı, 2011 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin 20/06/2011 tarihli sahte faturanın bilerek kullanılması sebebiyle ilgili fatura tutarının maliyetlerden çıkarılması ile ortaya çıkan kurumlar vergisi farkından kaynaklandığının şirket hakkında düzenlenen raporlardan anlaşıldığı, öte yandan dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan yargı harcının ise vade tarihinin 2011 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin vade tarihleri ile aynı olduğu, davacının asıl borçlu şirketin 08/07/2008 ilâ 11/02/2011 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu dikkate alındığında; 20/06/2011 tarihli sahte faturanın bilerek kullanılması sebebiyle ilgili fatura tutarının maliyetlerden çıkarılması ile ortaya çıkan kurumlar vergisi farkına ve re'sen özel tüketim vergisi tarhiyatı gerektirecek akaryakıt satışına fiili ile sebebiyet vermeyen, bu dönemde kanuni temsilcilik görevinde bulunmayan, dolayısıyla şirketin anılan borçlarına tutum ve davranışıyla sebebiyet vermeyen, borcun şirketten tahsil edilememesinde herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davacının 2011 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile aynı döneme ait yargı harcından ve 2011 yılının Şubat dönemine ilişkin özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden sorumlu tutulmasına olanak bulunmaması nedeniyle dava konusu ödeme emrinin bu vergilere ait kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu ödeme emrinin diğer vergi ve cezalara ait kısmı yönünden ise, söz konusu amme alacakları için, asıl amme borçlusu hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin 11/08/2015 tarihinde dairede rızaen tebliğ edildiği, ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması neticesinde 1992 model ... marka araç tespit edildiği, bu araç üzerine yakalamalı haciz konulduğu, ayrıca şirketin Karaman … Mahallesi … ada … parselde bulunan 228 m2' lik deponun % 50 hissesine sahip olduğu ve bu hissenin 10.000,00 TL değerinde olduğunun tespit edildiği, 17/11/2017 tarihi itibariyle anılan şirketin vergi borcunun 11.537.981,14-TL, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının miktarının ise 1.623.234,23-TL olduğu dikkate alındığında bahsedilen malvarlığının amme alacağını karşılamayacağı anlaşıldığından, asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olduğu dönemler dikkate alınarak tahsiline yönelik olarak davacı adına düzenlenen ödeme emrinin anılan kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu ödeme emrinin 2011 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve yargı harcı ile 2011 yılının Şubat dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin iptaline, ödeme emrinde yer alan diğer vergi ve cezalar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu … Madeni Yağ Ambalaj Nakliye ve Otomotiv Sanayi İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi'nin 05/06/2018 tarihli başvurusu üzerine, vadesi geçmiş borçların 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 2. maddesi uyarınca yapılandırıldığının anlaşıldığı, bu durumda, davacıdan ödenmesi istenen vergi borçları her ne kadar davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olsa da; asıl borçlu şirket tarafından 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan amme borcunun yapılandırma sonrası ortaya çıkan yeni hukuki durum dolayısıyla nev'inin değiştiği kabul edilerek, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasından sonra dava konusu ödeme emrinin 2011 yılının Ocak dönemine ait katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi, yargı harcı ile 2009, 2010, 2011 yıllarının Ocak dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının iptaline; davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Şirket borçlarının yapılandırılmış olmasının dava konusu alacakların dönemini ve nev'ini değiştirmediği, ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle yapılandırmanın iptal edilmesi dolayısıyla borcun eski haline döndüğü, yeni bir hukuki hale bürünmenin söz konusun olmadığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Asıl borçlu … Madeni Yağ Ambalaj Nakliye ve Otomotiv Sanayi İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2009, 2010 ile 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergiler ile gecikme fazilerinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 08/07/2008 ilâ 11/02/2011 tarihleri arasında şirketin müdürü olduğu, şirketin 05/06/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunduğu, ancak yapılandırılan alacağa ilişkin ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda, davacının, kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin olup, asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonraki bir dönemde seçilen kanuni temsilci tarafından asıl borçlu şirkete ait geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının yapılandırılmış olması da davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin kanuni temsilci sıfatıyla doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemlerde kanuni temsilcilik sıfatını haiz olup olmadığı, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun olarak malvarlığı araştırması yapılıp yapılmadığı gibi esasa ilişkin konular dikkate alınmak suretiyle borcun şirketten tahsil olanağının bulunup bulunmadığı ve benzeri diğer hususlar araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın izah edilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.