T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1986
Karar No : 2023/3183
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirketin mahsup talebi incelenip karara bağlanmadan, bu talebi sürüncemede bırakılarak mahsup talep edilen vergi borçlarının tahsili için ödeme emri düzenlenmesinin kanununi öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, ödeme emri düzenlenmeden önce davacının mahsup talebi hakkında bir karar verilmesi ve eğer mahsup talebi reddedilmişse mahsup talebi yerine getirilemeyen kamu alacağının davacıya tebliğ edilerek kesinleştirilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir işlem yapılmaksızın doğrudan ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı yazısında davacının ödeme emri içeriği borcun 2016 yılı Kurumlar Vergisi ile Damga Vergileri için mahsup talebinin bulunmadığı, davacı şirketin mahsup talepleri üzerine yapılan inceleme sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme raporunda davacı şirketin 2016 döneminde ihracat faaliyetinde bulunduğu beyanı ile nakden/mahsuben talep ettiği 7.765.305,15 TL KDV iade tutarından henüz gerçekleşmeyen iadelerin yapılmaması, mükellefin mahsuben toplam 669.168,24 TL, nakden 195.304,70 TL iadesini aldığı tutarların geri alınması gerektiğinin belirtildiği, buna göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
213 sayılı Vergi Usul Kanununda 25 ila 28. maddelerinde beyannameye dayanan tarhiyatlara ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup tarh ve tahakkuk usulünü düzenleyen 25. maddesi 1. fıkrasında vergi kanunlarına göre beyan üzerinden alınan vergilerin "Tahakkuk fişi" ile tarh ve tahakkuk ettirileceği, aynı Kanunun 111. maddesinde ise, beyan üzerine tahakkuk eden verginin vadesinde ödeneceği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, Kanun'un 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenlemeler uyarınca, ödeme emri içeriği amme alacaklarının beyana dayanan vergi ve bunlara bağlı amme alacaklarına ilişkin olması durumunda beyannamenin verilmesi üzerine amme alacağı usulüne uygun olarak tahakkuk edecek olup, beyanname üzerine tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı alacakların süresinde ödenmemesi durumunda söz konusu alacakların ödeme emri ile tahsili yoluna gidilebileceği açıktır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun "Mal ve hizmet ihracatı" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; ihracat teslimlerinin ve bu teslimlere ilişkin hizmetler vergiden müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un "Vergi İndirimi" başlıklı 29. maddesinin ikinci fıkrasında indirilecek verginin ne şekilde iade edilebileceği genel olarak düzenlenerek, Maliye Bakanlığına, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek konusunda, maddenin dördüncü fıkrasında ise, Maliye ve Gümrük Bakanlığına, vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun olarak gidermek ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemek konusunda yetki verilmiş, yine "İstisna edilmiş işlemlere indirim" başlıklı 32. maddesinde ise; "Bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15. maddeleri ile 17. maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak Katma Değer Vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur." hükmüne yer verilmiştir.
3065 sayılı Kanunun ilgili maddeleri ve 6111 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 120. maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiler çerçevesinde çıkarılan, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayım tarihini izleyen aybaşından itibaren yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde, mal ihracatından kaynaklanan iade taleplerine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş, özel esaslara tabi mükelleflerin iade talepleri bakımından ise, Tebliğin IV/E-1-1.3 bölümünde yer alan açıklamalara göre, haklarında, düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin delil ve karineleri içeren rapor veya tespit bulunan mükellefler iade taleplerinin yerine getirilmesinde özel esasların uygulanacağı, ve bu mükelleflerin iade taleplerinin, teminat karşılığında, teminat gösterilmemesi halinde münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirileceği, hüküm altına alınmıştır.
Katma değer vergisi sisteminde, iadenin yapılması için mükellefler tarafından talep edilmesi tek başına yeterli olmayıp iade taleplerinin yerine getirilebilmesi, düzenlenen ve kullanılan belgelerin gerçeği yansıtmalarına da bağlıdır. Diğer bir deyişle mükelleflere nakden veya mahsuben iade yönünden Kanunla tanınan hakkın biçimsel koşullarının varlığının yanı sıra iadeye konu katma değer vergisi işlemlerine yönelik olarak herhangi bir olumsuz saptamanın da bulunmaması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; şirketin 2016 yılına ilişkin ihracattan doğan KDV iade alacağının dava konusu ödeme emrindeki vergi borçlarının -Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı yazısına göre, 2016 yılı Kurumlar Vergisi ile Damga Vergileri dışındakilerin- mahsubunun talep edildiği, söz konusu talebine ilişkin olarak davalı idarenin … tarihli ve … sayılı Vergi İncelemelerine İlişkin İnceleme Talep Formu ile davacı şirketin mal alışında bulunduğu firmaların bazıları hakkında sahte belge düzenlediklerine dair Vergi Tekniği Raporları bulunması nedeniyle mahsup talebi ile ilgili olarak incelemeye sevk edildiği, davacının mahsup talebinin belirtilen gerekçeyle reddi işlemi üzerine 17/07/2017 tarihli ödeme emri ile usulüne göre tahakkuk eden vergi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, bu arada mahsup talebinin reddi işlemlerinin iptali için davaların açıldığı, açılan davalarda verilen ret kararlarının Danıştay Dördüncü Dairesinin 2019/5860, 2020/43, 2020/44, 2020/45, 2020/46, 2020/47, 2020/48, 2020/49, 2020/50 sayılı Kararları ile onandığı, davalı idare tarafından Vergi Dava Dairesine sunulan … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporunda ise, "davacı şirketin 2016 döneminde ihracat faaliyetinde bulunduğu beyanı ile nakden/mahsuben talep ettiği 7.765.305,15 TL KDV iade tutarından henüz gerçekleşmeyen iadelerin yapılmaması, mükellefin mahsuben toplam 669.168,24 TL, nakden 195.304,70 TL iadesini aldığı tutarların geri alınması gerektiği"nin belirtildiği görülmüştür.
Buna göre, davacının mahsup talebinin davalı idarenin … tarihli ve … sayılı Vergi İncelemelerine İlişkin İnceleme Talep Formu davacı şirketin katma değer vergisi işlemlerine yönelik olarak olumsuz saptama sebebiyle gerçekleştirilmemesi üzerine davacı şirket adına ödeme emirlerinin düzenlendiği görülmüş olup, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.