T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/2282
Karar No : 2023/7534
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı görev aylıklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Davalı idare tarafından hakkında FETÖ ile irtibatı bulunduğuna yönelik yapılan değerlendirme ve kanaatin objekif kriterlere dayanmadığı, değerlendirmenin dayanağı bilgi ve belgelerin dosyaya ibraz edilmediği, Mahkemece eksik inceleme yapılmak suretiyle karar verildiği, dava konusu işlemle adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, kendisine savunma hakkı tanınmadığı, işleme dayanak Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında yer alan;
"...İstanbul Emniyet Müdürlüğünün sanık hakkındaki ankesör/büfe analiz raporunda, sanığın kullandığı anlaşılan ... numaralı hattın; ... numaralı telefondan ... tarihinde ... ile ardışık olarak arandığının tespit edildiği,
Sanık ... 'ın aşamalardaki savunmalarında özetle; 2008 yılında öz ağabeyinin yönlendirdiği ... isimli şahsın kendisini aramasıyla örgütle tanıştığını, birkaç kere bu şahısla görüştüğünü, hal ve hareketlerinden hoşlanmayınca görüşmek istemediğini, bunun üzerine ... isimli kişiye kendisini yönlendirdiğini, bir kaç kere de bu şahısla görüştüğünü, 17-25 Aralık öncesi de bu örgütle irtibatını kestiğini beyan ederek örgüt ile ilişkisini kabul ettiği ve örgütsel manada tanıdığı kişilere ilişkin isimler verdiği, buna ilişkin teşhis işlemlerinin yapılmış olduğu, sanığın anlatımlarının dosya muhtevasıyla uyumlu olduğu anlaşılmakla; gerek sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan örgüt içerisinde bulunduğuna ve faaliyetlerine dair beyanları, gerekse de dosya içerisindeki yukarıda belirtilen bilgi, belgeler ile terör örgütü elebaşı Fetullah GÜLEN'in vermiş olduğu talimatların "abi-imam" olarak tabir edilen yönetici vasfını haiz sivil unsurlar vasıtası ile alt kademelerde yer alan devletin silahlı gücünü kullanmaya yetkili asker şahıslardan oluşan hücrelere gizli ve şifreli olarak iletildiğine ve bu talimatlar doğrultusunda örgüt içerisinde askeri personelden sorumlu şahısların 2012-2016 yılları arasında (15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra dahi) kamuya açık ve birbirinden bağımsız Market/Büfe/Kırtasiye/Lokanta vb. sair işletmelerde kurulu bulunan ücret karşılığı kullanılan sabit hatları kullanmak suretiyle sorumlu oldukları askeri personel ile iletişime geçtiklerine yönelik tespitler dikkate alındığında... sanığın yukarıda belirtildiği üzere kendi kullanımındaki ... numaralı hat üzerinden FETÖ silahlı terör örgütünün askeri şahısları takip ve idare ile görevlendirildiği mahrem imamlar ile irtibat halinde olmak, mahrem imamlarca düzenlenen örgütsel bilinci ve motivasyonu artıran sohbet toplantılarına katılmak ve örgütün mahrem yapılanması içinde öğrenci konumunda bulunmak şeklindeki, örgütün temel prensibi olan stratejik devlet kurumlarına sızma yönündeki ana amacına yönelik gösterdiği eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kriterlerine uyması nedeni ile sanık yönünden silahlı terör örgütü üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu; örgüt piramidi içindeki konumu itibarıyla "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi ve tecrübeleri ile örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olması karşısında sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hata hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından sanığın FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olduğu mahkememizce kabul edilmekle; sanığın savunmaları ile yukarıda belirtilen deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütle organik bağ kurup faaliyetlerde bulunmak suretiyle "FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olma" suçunu işlediği kanaatine ulaşılmıştır....Bu açıklamalar ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; sanık ... 'ın aşamalarda pişmanlık göstererek örgüt ile ilgili bildiklerine, eylemlerine ve örgütün faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulunduğu, bu anlatımların TCK'nın 221/3. maddesi çerçevesinde değerlendirilebilecek örgütü çökertecek nitelikteki bilgiler olmadığı, ancak sanık hakkında TCK'nın 221/4. maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği,... sanığa verilen hapis cezasının, tür ve miktarına göre yasal olanak bulunmadığından TCK'nın 50/1. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına, koşulları oluştuğundan CMK'nın 231. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerektiği vicdani sonuç ve kanaatine varılmıştır..." tespitlerinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve TCK'nın "etkin pişmanlık" hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, etkin pişmanlıktan faydalanan davacının iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.