T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/268
Karar No : 2023/2246
DAVACI : ... Barosu Başkanlığı
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : ...
2-... Bakanlığı
VEKİLİ : 1. ...
3- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :
Davacı tarafından, farklı illerde yer alan bazı alanların 01/09/2015 - 01/03/2016 tarihleri arasında (6 ay süre ile) "geçici askeri güvenlik bölgesi" olarak ilan edilmesine ilişkin 21/08/2015 tarih ve 2015/8058 sayılı Bakanlar Kurulu kararının Tunceli ilindeki bölgeler yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararıyla Tunceli ilindeki 11 adet bölgenin de geçici askeri güvenlik bölgesi kapsamına alındığı, kararda belirtilen bölgelerin 6 ay süre ile sivil vatandaşlara kapatıldığı, kararın hukuki dayanağı olarak 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliğinin gösterildiği, anılan mevzuatta, askeri güvenlik bölgelerinin, kamu ve özel kuruluşlara ait stratejik değeri haiz her türlü yer ve tesislerin dış sınırlarından itibaren en fazla dört yüz metreye kadar geçen noktaların birleştirilmesiyle tespit edilen alanlar olarak tanımlandığı, atış ve tatbikat alanları için geçici süre ile ancak sınırlamalar yapılabileceği, Tunceli'de 6 ay süre ile askeri güvenlik bölgesi ilan edilen alanların vatandaşların istifade ettiği ve kullandığı bölgeler olduğu, bu alanların atış ve tatbikat alanı olarak kullanılacak ve bu sebeple geçici askeri güvenlik bölgesi olarak ilan edilebilecek nitelikte sahalar olmadığı, söz konusu alanların askeri güvenlik bölgesi ilan edilmesinin yasal ve hukuki dayanağının bulunmadığı, bu alanların bazı bölgelerinde hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğü, bazılarında köylere ait mera ve yayla alanlarının yer aldığı, bazı bölümlerde de vatandaşların mezarlıklarının bulunduğu, köy, yayla ve mera yollarının bir kısmının da yasaklanan bu alanlardan geçtiği, kararda adı geçen alanların 6 ay süre ile sivillere yasaklanmasının bölgede yaşayan birçok insanı çeşitli nedenler ile mağdur ettiği, vatandaşların ihale bedelleri karşılığında kiraladığı yayla alanlarını kullanmasının tamamen yasaklandığı, başta yaylacılar olmak üzere bölge halkının ciddi anlamda mağdur edildiği ve zararlarının tazmin edilmediği, askeri güvenlik bölgesi ilan edilen alanlarda orman yangınları meydana geldiği, resmi kurumların yasaklama kararı nedeniyle bu alanlarda söndürme faaliyetlerine katılamadığı, koordinatları verilerek belirlenen özel güvenlik alanlarının tespitinde yasal gerekçe gösterilmediği, dava konusu işlemin karara gerekçe olarak gösterilen Kanun ve Yönetmeliğe aykırı olduğu gibi Anayasa'da ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan yerleşme ve seyahat hürriyetine ilişkin hükümlere de aykırı olduğu, kanunsuz bir şekilde temel hakların kısıtlanamayacağının Anayasanın temel ilkeleri arasında yer aldığı, dava konusu işlemin sebep, konu ve maksat yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından; usul yönünden, dava konusu işlemin teklif edicisi ve uygulayıcısı olarak, Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı'nın da hasım mevkiine alınması gerektiği; esas yönünden, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuatın vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde, 2565 sayılı Kanunu'nun 32/A maddesine dayanılarak, tamamen vatandaşların can ve mal güvenliğini korumaya yönelik, özgürlük ve güvenlik dengesi gözetilerek, sınırlı bir süre ile geçici askeri güvenlik bölgesi kararı alındığı, yöre halkının bu karardan dolayı herhangi bir maddi kaybı olmadığı gibi, 5233 sayılı Kanun çerçevesinde yöre halkının terörle mücadele kapsamında dolaylı ürün kayıpları gibi ekonomik kayıplarının dahi karşılandığı, kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; dava konusu kararın 2565 sayılı Kanunu'nun 32/A maddesi uyarınca alındığı, Bakanlıkları tarafından yapıları işlemin söz konusu kararın ... tarih ve ... sayılı yazı ile ilgili illere bildirilmesinden ibaret olduğu, bu nedenle hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, dava konusu kararın Tunceli ilinde terör eylemlerinin artış göstermesi ve bölücü terör örgütünün üstlenmesine mani olmak, halkın can ve mal güvenliğini korumak maksadıyla, Kanuna ve maslahata uygun bir biçimde alındığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından; geçici askeri güvenlik bölgesinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan teklifler kapsamında ilan edildiği, Tunceli il sınırlarında yer alan geçici askeri güvenlik bölgelerinin ise Jandarma Genel Komutanlığınca teklif edildiği, Bakanlıklarının dava konusu Bakanlar Kurulu kararında herhangi bir dahilinin olmadığı, bu sebeple hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; Tunceli ilindeki bazı bölgelerin "Geçici Askeri Güvenlik Bölgesi" olarak ilan edilmesine ilişkin 21/08/2015 tarih ve 2015/8058 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel Hak ve Hürriyetlerin Durdurulması" başlıklı 15. maddesinde: "Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir" hükmü yer almaktadır.
Yine Anayasa'nın "Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde; Herkesin, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğu, yerleşme hürriyetinin, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyetinin, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlandırılabileceği, 35. maddesinde ise, 'Herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır.
2565 sayılı "Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu"nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; Bu Kanunun amacı; a) Yurt savunması bakımından hayati önemi haiz askeri tesisler ve bölgeler ile sınırların, güvenlik ve gizliliğini sağlamak için bunların çevrelerinde, kıyılarında ve havalarında; kara, deniz ve hava askeri yasak bölgelerinin, b) Yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan veya kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da geçici bir zaman için faaliyetten alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya toplum hayatı bakımından olumlu her türlü yer ve tesislerin etrafında güvenlik bölgelerinin kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesi olarak belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan 3. maddesinde; a) Askeri güvenlik bölgelerinin Genelkurmay Başkanlığınca, b) Kamu ve özel kuruluşlarının çevresindeki özel güvenlik bölgelerinin, Genelkurmay Başkanlığının lüzum göstermesi veya Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin veya İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi kaydıyla Bakanlar Kurulunca kurulabileceği veya kaldırılabileceği, yine işlem tarihinde yürürlükte bulunan 32/A maddesinde ise; Terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar nedeniyle, meskûn mahal dışında, can ve mal güvenliğinin korunması bakımından girilmesinde sakınca bulunan yerlerde operasyonun devam ettiği süreyle sınırlı olmak üzere; Genelkurmay Başkanlığı veya İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askerî veya özel güvenlik bölgesi ilan edilebileceği, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vali kararı ile on beş güne kadar özel güvenlik bölgesi ilan edilebileceği, bu suretle ilan edilen güvenlik bölgelerinin sınırları ile yasağın kapsamı, başlangıcı ve bitiminin, ilgili makamlar tarafından uygun araçlarla duyurulacağı, bu bölgelere ilgili makamların izni olmadıkça girilemeyeceği, 33. maddesinde ise, bu Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen hususları ve Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirtmek üzere bir yönetmelik düzenleneceği, bu Yönetmeliğin Genelkurmay Başkanlığı ve ilgili bakanlıkların görüşleri de alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığınca müştereken hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacağı kurala bağlanmıştır.
2565 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirtmek amacıyla hazırlanan Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliğinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 7. maddesinde; "Güvenlik Bölgeleri A - (Değişik: 30/9/2014-2014/6845 K.) Özel Güvenlik Bölgeleri Kamu ve özel kuruluşlara ait stratejik değeri haiz her türlü yer ve tesislerin dış sınırlarından itibaren en fazla dörtyüz metre, nükleer tesisler ve eklentilerinin dış sınırlarından itibaren en fazla bir kilometreye kadar geçen noktaların birleştirilmesiyle tespit edilen alanlardır. B - Askeri Güvenlik Bölgeleri a) Daimi Askeri Güvenlik Bölgeleri: Birinci derece kara ve deniz yasak bölgesi olarak ilan edilmeyen silahlı kuvvetlere ait kışla, kıta, karargah, kurum ve ordugah ve tesisler ile sualtı ve suiistü tesislerinin her türlü patlayıcı, yanıcı, akaryakıt ve gizlilik dereceli maddelerin konmasına tahsis edilmiş sabit ve seyyar depo ve cephaneliklerle, bu gibi maddeleri dolduran, boşaltan tesisler ve atış poligonlarının çevresinde; bu yerlerin dış sınırlarından itibaren en fazla dörtyüz metreye kadar geçen noktaların birleştirilmesi ile tesbit edilen alanlar ile b) Belirli Süreler İçin (Geçici) Kurulan Askeri Güvenlik Bölgeleri: Mal ve can güvenliği bakımından girilmesinde sakınca görülen atış alanları ile tatbikat bölgeleri içinde atış ve tatbikatın devam ettiği sürece kara, deniz ve hava askeri güvenlik bölgesi olarak sınırları ve kapsamı ilgili makamlarca uygun araçlarla ilan edilen alanlardır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelemesinden; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı'nın teklifleri doğrultusunda hazırlandığı, İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; 20 Temmuz 2015 tarihinden itibaren jandarma sorumluluk bölgesinde (458) terör olayının meydana geldiği, bu olaylarda (38) güvenlik görevlisinin şehit olduğu, 50 teröristin etkisiz hale getirildiği, 2565 sayılı Kanun'un 32/A maddesinde yer alan hüküm uyarınca, milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunması, planlanacak ve icra edilecek operasyonlarda vatandaşların zarar görmelerinin engellemesi, halkın can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla ekte belirtilen bölgelerin, Bakanlar Kurulunca onaylandığı tarihten itibaren (6) ay süre ile "Geçici Askeri Güvenlik Bölgesi" ilan edilmesinin teklif edildiği, bilahare toplumsal olay görünümlü terör eylemlerinin artış göstermesine ve bölücü terör örgütünün arazide üslenmesine mani olmak ve halkın can ve mal güvenliğini korumak maksadıyla isim ve koordinatları belirlenen bölgelerin, dava konusu 21/08/2015 tarihli ve 2015/8058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 01/09/2015 - 01/03/2016 tarihleri arasında (6 ay süre ile) "Geçici Askeri Güvenlik Bölgesi" ilan edildiği anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı, 2565 sayılı Askeri yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 32/A maddesi uyarınca, bölücü terör örgütünün arazide üslenmesine mani olmak ve halkın can ve mal güvenliğini korumak amacıyla sınırlı bir süre için, başlangıç ve bitim tarihleri ile güvenlik bölgelerinin sınırları belirlenmek suretiyle, yani Kanunda öngörülen esas ve usullere uygun olarak çıkarılmış olup, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin zararlarının, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca, zarar tespit komisyonlarınca değerlendirildiği ve sübut bulan zararların Devlet tarafından karşılandığı da dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildiği anlaşılan dava konusu 21/08/2015 tarihli ve 2015/8058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı, İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı teklifleri doğrultusunda, Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunun 21/08/2015 tarih ve 2015/8058 sayılı kararıyla, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 32/A maddesine göre, bazı alanların "geçici askeri güvenlik bölgesi" ilan edilmesine ilişkin ekli kararın yürürlüğe konulması kararlaştırılmıştır.
Karar ekinde, ekli listede yasağın başlangıç ve bitiş (01/09/2015 - 01/03/2016) tarihleri ile koordinatları belirtilen alanlar belirtilmiş, bu listede farklı illerde yer alan bölgeler ile birlikte Tunceli ilindeki 11 bölgenin koordinatlarına da yer verilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu kararının Tunceli Valiliği tarafından 08/09/2015 tarihinde basına açıklanması suretiyle kamoyuna duyurulması üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN;
Davalı İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca husumete yönelik itirazda bulunduğu görülmekte ise de; dava konusu Bakanlar Kurulu kararına esas Milli Savunma Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı yazısının, İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Genel Komutanlığının ... tarihli ve ... sayılı teklifi ile Milli Savunma Bakanlığına bağlı Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının ... tarihli ve ... sayılı teklifine dayanılarak hazırlandığı anlaşıldığından, adı geçen idarelerin husumet itirazlarına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 23. maddesinde, herkesin, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğu, yerleşme hürriyetinin, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyetinin, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası sözleşme niteliğindeki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eki 4 Numaralı Protokolün 2. maddesinde, "1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun olarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını seçebilme hakkına sahiptir.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.
3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi tutulabilir.
4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar, belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının gerektirdiği sınırlamalara tabi tutulabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; a) Yurt savunması bakımından hayati önemi haiz askeri tesisler ve bölgeler ile sınırların, güvenlik ve gizliliğini sağlamak için bunların çevrelerinde, kıyılarında ve havalarında; kara, deniz ve hava askeri yasak bölgelerinin, b) Yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan veya kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da geçici bir zaman için faaliyetten alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya toplum hayatı bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilecek; diğer askeri tesis ve bölgeler ile kamu veya özel kuruluşlara ait her türlü yer ve tesislerin etrafında güvenlik bölgelerinin kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesidir.
" hükmüne; dava konusu Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği tarihteki hâliyle, "Bölgelerin sınırı" başlıklı 4. maddesinde, "Askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırları da belirtilir." hükmüne; 19. maddesinde, "Güvenlik Bölgeleri; özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olmak üzere ikiye ayrılır." hükmüne; 32/A maddesinde ise, "(1) Terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar nedeniyle, meskûn mahal dışında, can ve mal güvenliğinin korunması bakımından girilmesinde sakınca bulunan yerlerde operasyonun devam ettiği süreyle sınırlı olmak üzere; Genelkurmay Başkanlığı veya İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askerî veya özel güvenlik bölgesi ilan edilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vali kararı ile on beş güne kadar özel güvenlik bölgesi ilan edilebilir. (2) Bu suretle ilan edilen güvenlik bölgelerinin sınırları ile yasağın kapsamı, başlangıcı ve bitimi ilgili makamlar tarafından uygun araçlarla duyurulur. Bu bölgelere ilgili makamların izni olmadıkça girilemez.'' hükmüne yer verilmiştir.
2565 sayılı Kanun dayanak alınarak hazırlanan ve 30/04/1983 tarih ve 18033 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği'nin 3. maddesinin "Güvenlik Bölgeleri" başlıklı 7. fıkrasının (B) bendinde, "belirli süreler için (geçici) kurulan askeri güvenlik bölgeleri", mal ve can güvenliği bakımından girilmesinde sakınca görülen atış alanları ile tatbikat bölgeleri içinde atış ve tatbikatın devam ettiği sürece kara, deniz ve hava askeri güvenlik bölgesi olarak sınırları ve kapsamı ilgili makamlarca uygun araçlarla ilan edilen alanlar şeklinde tanımlanmıştır.
Dava Konusu Bakanlar Kurulu Kararının İncelenmesi:
Dosyanın incelemesinden; İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı teklif yazısıyla, 20/07/2015 tarihinden itibaren jandarma sorumluluk bölgesinde (458) terör olayının meydana geldiği, bu olaylarda (38) güvenlik görevlisinin şehit olduğu, (50) teröristin etkisiz hale getirildiği belirtilerek, 2565 sayılı Kanun'un 32/A maddesinde yer alan hüküm uyarınca, milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunması, icra edilecek operasyonlarda vatandaşların zarar görmelerinin engellemesi, halkın can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla içinde Tunceli ilinden 11 bölgenin de yer aldığı ekte belirtilen bölgelerin, (6) ay süre ile geçici askeri güvenlik bölgesi ilan edilmesinin teklif edildiği, anılan teklif ile Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının (dava konusu olmayan Tunceli ili dışındaki illere yönelik) ... tarihli ve ... sayılı teklifi doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı üzerine, 2565 sayılı Kanun'un 32/A maddesine göre, bazı alanların "geçici askeri güvenlik bölgesi" ilan edilmesine ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu kararının tesis edildiği, kararın ekinde, söz konusu kararın "Kara Kuvvetleri Komutanlığına terörle mücadele ile ilgili olarak verilebilecek görevler kapsamında, toplumsal olay görünümlü terör eylemlerinin artış göstermesine ve bölücü terör örgütünün arazide üslenmesine mani olmak, halkın can ve mal güvenliğini korumak maksadıyla" alındığının ifade edildiği görülmektedir.
Buna göre, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının, Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının ve İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının teklifleri sonucunda tesis edilen Milli Savunma Bakanlığının yazısına istinaden, anılan Kanun'un 32/A maddesine uyarınca kararlaştırıldığı, ayrıca terör eylemlerinin artış göstermesine ve bölücü terör örgütünün arazide üslenmesine mani olmak, halkın can ve mal güvenliğini korumak amacıyla yürütülecek operasyonlar kapsamında, meskûn mahal dışında, can ve mal güvenliğinin korunması bakımından girilmesinde sakınca bulunan yerlerde operasyonun yapılmasının planlandığı (6) ay süre ile geçici askeri güvenlik bölgesi ilan edilmesine ilişkin olduğu, bu haliyle dayanak Kanun hükmünde belirtilen yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsularına uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı Baro tarafından, dava konusu 11 bölgenin 6 ay süreyle vatandaşların kullanımına kapatılmasının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde yer alan yerleşme ve seyahat hürriyetine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; yukarıda yer verilen Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili hükümlerinden de görüleceği üzere, toplumun ve kişilerin huzur, refah ve mutluluğunu sağlamak, insanın maddi ve manevi varlığının korunması ve gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak Devletin temel görevi olup, yerleşme ve seyahat hürriyetinin suç işlenmesini önlemek, milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliği, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla kanunla sınırları çizilen hallerde sınırlandırılması mümkündür. Bu itibarla, 2565 sayılı Kanun'da yer alan açık hükümler ve çerçeveye istinaden tesis edilen dava konusu kararda bu yönden de hukuka aykırılık görülmemektedir.
Bu durumda, anılan Anayasa hükümleri ile Kanunda öngörülen esas ve usullere uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.