T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3683
Karar No : 2023/6294
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı): … Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : ... Komando Tugay Komutanlığında görev yapan davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında yürütülen ceza yargılamasında verilen kararın kesinleşmediği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından … Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı ve anılan Mahkemenin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "...1) Sanıklar ..., ..., ... yönünden; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda Valiliği ele geçirmek, Valilik önüne giderek darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele araçlardan ateş emri vermek, gecenin ilerleyen saatlerinde askeri personelin tugaya dönmesinden sonrasında bile darbeye destek olmak amacıyla eylemlerine devam etmek (sanık Y.Y. yönünden) şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,..." gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası … Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği anlaşılmış olup, davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sadece bu haliyle davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan, "...Sanığın suç tarihinde … Komando Taburunda kol komutanı olduğu, üsteğmen rütbesinde bulunduğu, suç tarihinde Eruh taburuyla birlikte … Komando Tugay Komutanlığı'na geldiği ve yine ... Komando Tabur komutanı olan İ.Ç.'nin emri ile valilik önüne gittiği, İ.Ç.'nin emri ile emrindeki kol ile birlikte valilik önünden vatandaşların uzaklaştırılması için set oluşturduğu, valilik binasının içerisine de girdiği; ancak mobese merkezine girmediği, kendisinin bizzat havaya ateş açmadığı, tugaya döndükten sonra İ.Ç.'nin B.D.'e iki kol hazırlanması talimatı verdiği, personeline yapılanların hepsinin emir komuta zinciri içerisinde yapıldığını, emrin Genekurmay Başkanından geldiğini, emirlere aykırı hareket edenlerin sıkıyönetim mahkemesinde yargılanacağını, sıkıyönetim komutanının A.Ş. olduğunu, birkaç yerin kaldığını, ikna edilmeyen birkaç generalin kaldığını, onların da ikna olacağını, emrin genelkurmaydan geldiğini tugay komutanının bizzat görüştüğünü söylediği; ancak tabur komutanı İ.Ç.'nin ikinci bir darbe girişimine karşı çıkan personelini ikna edemediği anlaşılmıştır. Sanık her ne kadar savunmalarında darbe girişiminden haberdar olmadığını beyan etmiş ise de; darbe girişimine karşı çıkan vatandaşların askerlerin valiliğe girişini engellemek için ellerinde Türk bayrakları ile Siirt valiliği önünde toplandıkları, dosya içerisindeki kamera görüntüleri ve alınan beyanlardan yaptıklarının yanlış olduğuna yönelik sloganlar attıkları, cep telefonlarından darbe karşıtı açıklamaları ve yaşanan olayları göstermeye çalıştıkları, yine İ.Ç.'nin valilik girişindeki sivil araçlara çarparak valilik bahçesine girdiği ve açıkça sıkıyönetim ilan edildiğine yönelik anons yaptığı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanının darbe girişiminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca yapıldığının, televizyondan tüm Türkiye'ye açıkladığı, yine tugaydan çıkış saatleri göz önüne alındığında, o gün Türkiye'de neler olduğunu saat itibariyle takip edebilecek konumda ve rütbede olduğu, kitle iletişim araçlarını ve görsel haber araçlarının erişimine engel bir durum olmadığı, yine bu durumun ifadelere ve dijital inceleme raporlarına (whatsapp grupları) da yansıdığı anlaşıldığından sanığın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın bu şekilde sözde Yurtta Sulh Konseyi tarafından sıkıyönetim komutanı A.Ş.'e verilen görev gereği sıkıyönetim direktifinin uygulanması amacıyla, tabur komutanı İ.Ç.'nin darbe girişimine karşı çıkan halkı korkutup dağıtmak adına verdiği emir ile kobralardan çok sayıda havaya ateş edildiği, İ.'in emriyle emrindeki koldan valilik önünde set oluşturulmasını istediği, böylece gerek olay yerinde bulunması ve gerekse de, İ.Ç.'nin emirlerini yerine getirmeye devam etmesi..." yönündeki tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirildiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.