T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/3723
Karar No:2024/613
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) … Tıbbi ve Kimyasal Ürünler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonununda 06-07/06/2013 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimde, dağıtıcı harici akaryakıt ikmali yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) no'lu alt bendi ve aynı fıkranın (d) bendi uyarınca 170.000,00-TL; teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulunduğundan bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (3) no'lu alt bendi ve aynı fıkranın (f) bendi uyarınca 70.000,00-TL; bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterildiğinden bahisle de anılan Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) no'lu alt bendi uyarınca 850.000,00-TL olmak üzere toplamda 1.090.000,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Bursa ili, Karacabey ilçesi, … Köyü, Köyiçi mevkiinde bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 06-07/06/2013 tarihlerinde yapılan denetimlerdeki tespitler üzerine hazırlanarak dosyaya sunulan soruşturma raporu ile diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin, dağıtıcı harici ikmal yaptığı, teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurduğu, bayisi olunan dağıtıcının değil bir başka dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterdiği hususları sabit olduğundan, 1.090.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı şirket hakkında, dağıtıcı harici akaryakıt ikmali fiili nedeniyle 170.000,00 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının incelenmesinden; davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden incelendiğinde, 5015 sayılı Kanun'un 28/03/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" kuralı 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğinden, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığı; davacının fiili, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasındaki kural ile de örtüşmediğinden, davacıya bu düzenlemeye dayanılarak da idari para cezası verilemeyeceği, bu itibarla, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukukî isabet bulunmadığı;
Davacı şirket hakkında, teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurduğundan bahisle 70.000,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının incelenmesinden;
Bayilik lisansı ile faaliyet gösteren davacı şirket tarafından işletilen akaryakıt istasyonunda 06-07/06/2013 tarihlerinde yapılan denetimlerde alınan numunelerin 12/06/2013 tarihinde TÜBİTAK MAM'a teslim edildiği, yapılan analiz sonrasında düzenlenen … tarihli ve … numaralı Motorin Muayene Raporuna göre, ulusal marker seviyesinin geçerli bulunduğu, numuneye tağşiş yapılmadığı, kükürt miktarı bakımından ise, teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırı olduğunun tespit edilmesi üzerine davaya konu para cezasının uygulandığı,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/03/2017 tarihli ve E:2016/462, K:2017/1418 sayılı kararında; benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin E:2010/1066 sayılı dosyasında yapılan 28/01/2014 tarihli ara kararı ile kükürt oranının akaryakıtın üretim aşamasından sonra, bayi tarafından akaryakıta herhangi bir madde eklenerek değiştirilebilecek bir özellik olup olmadığının ve bütün diğer parametreler sınır değerlere uygun tutulmak suretiyle sadece kükürt parametresinin sonradan müdahale ile değiştirilmesinin teknik olarak mümkün olup olmadığının sorularak konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği; ara kararına cevaben gönderilen TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Enerji Enstitüsü'nün 28/03/2014 tarihli yazısında, bütün diğer parametreler sınır değerlere uygun tutulmak suretiyle sadece kükürt parametresinin sonradan müdahale ile değiştirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiğinin görüldüğü,
Bu durumda, davacıya ait akaryakıt istasyonundan alınan motorin numunesinin yalnızca "kükürt" parametresi yönünden teknik düzenlemelere aykırı olması, diğer parametreler yönünden herhangi bir aykırılığın bulunmaması karşısında, davacı şirketin teknik kriterlere uygun olmayan akaryakıt ikmal ettiğinden söz etmeye olanak bulunmadığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı;
Davacı şirket hakkında, bayisi olunan dağıtıcının değil bir başka dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterdiğinden bahisle 850.000,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmına gelince;
Olayda, davacının fiilinin 5015 sayılı Kanun'un "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin, lisans sahiplerinin haklarına ilişkin 1. ve 2 fıkralarında belirtilen kuralların ihlâli olarak nitelendirilmesinin mümkün görülmediği, nitekim, Kanun'un 4. maddesinin bütününde, petrol piyasasında faaliyette bulunanlar için genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerin belirtildiği, 1. ve 2. fıkralarında ise lisansın verdiği hakların, genel nitelikli kullanım koşulunun düzenlendiği, dağıtıcı şirketinin değil başka bir şirketin logosunun bulundurulmasına ilişkin spesifik bir eylemin, Kanun'un 4. maddesinin anılan fıkraları kapsamında değerlendirilmesinin hukuki belirlilik ilkesi ile bağdaşmadığı, davacının, bayisi olduğu dağıtıcının değil bir başka dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterdiği hususu sabit olduğundan, davanın reddine ilişkin kararın bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının; davacı şirkete, dağıtıcı harici akaryakıt ikmali yapılması ve teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurulması nedeniyle idari para cezası verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına; 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin anılan kısımlarının iptaline; davacıya, bayisi olduğu dağıtıcının değil başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterdiğinden bahisle idari para cezası verilmesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusunun bu kısım yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bayilik lisansının 06/03/2016 tarihinde alındığı, akaryakıt istasyonunun henüz faaliyete geçmediği, mevcut logo ve belirtiler başka bir dağıtıcının mülkiyetinde olduğundan maliki tarafından sökülmesinin beklenildiği, belirtilerin branda ile kapatıldığı, brandanın da zamanla aşındığı, köy sınırları içinde faaliyette bulunulduğundan sözleşmeli dağıtıcının kimlik çalışmalarını tamamlamasının geciktiği, denetime elverişli olmayan raporların karara esas alındığı, bayisi olunan dağıtıcının değil bir başka dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterilmesi fiilin niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiillerden olduğu,
Davalı idare tarafından; davacıya ait akaryakıt istasyonundan alınan numunelerin incelenmesinden kükürt parametresinin teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı olduğunun anlaşıldığı, ulusal marker uygulaması ile teknik düzenlemelere uygunluğun farklı uygulamalar olduğu, davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle uygulanan idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Bölge İdare Mahkemesi kararının; davacının başka dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet göstermesi nedeniyle verilen idari para cezasına ilişkin hüküm fıkrası yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Kurul'un … tarih ve … sayılı kararıyla, bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda 06-07/06/2013 tarihlerinde yapılan denetimde, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiği, teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurduğu ve bayisi olduğu dağıtıcısı dışında başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyetini sürdürdüğünden bahisle davacı şirket hakkında; dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmalinde bulunması nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) no'lu alt bendi ve aynı fıkranın (d) bendi uyarınca 170.000,00-TL; teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurması nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinin (3) no'lu alt bendi ve aynı fıkranın (f) bendi uyarınca 70.000,00-TL; bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterilmesi nedeniyle de anılan Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) no'lu alt bendi uyarınca 850.000,00-TL olmak üzere toplamda 1.090.000,00-TL tutarında idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri; aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde, 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlâli hâlinde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği; aynı maddenin 2. fıkrasının (d) bendinde, 8. maddenin ihlâli hâlinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı; 19. maddesinin 7. fıkrasında ise, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Dairemizce; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Diğer yandan, 5015 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 19. maddesinde idarî para cezaları, "İdarî yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde ise esas olarak piyasa faaliyetinin (geçici veya süresiz) durdurulması ve lisans iptali hususları düzenlenmiştir.
7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesi ile, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesi, "İdarî yaptırımlar; tedbirler, lisans iptalleri ve idarî para cezalarından oluşur. (...)
Bu Kanuna göre idarî yaptırımlar aşağıdaki usulde yürütülür:
a) Lisans sahibi kişiler hakkında bu Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde; Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceği ihtar edilir. Verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumu devam ettirenlerin ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiilin tespit tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tekrar edilmesi hâlinde ise ihtar işlemi uygulanmaksızın ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Geçici durdurma süresince, tehlikeli eylemin veya kötüniyetin veya ürünlerde zarar oluşmasının önlenmesi ile faaliyetin durdurulmasına neden olan durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin faaliyetler dışında hiçbir piyasa faaliyeti yapılamaz. Geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıklar giderilmezse, faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılır ve gerekli idari yaptırımlar uygulanır. (...)" şeklinde değiştirilmiştir.
7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20'nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce lisansı sonlandırılan veya iptal edilenler hakkında düzeltme imkânı bulunan fiiller için herhangi bir idari işlem tesis edilmez." kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen kural kapsamında … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile, "Lisans sahibinin akaryakıt istasyonundan sözleşmeli dağıtıcı firmasının kurumsal kimlik belirtileri dışında başka bir dağıtıcı firmaya ait kurumsal kimlik belirtilerini mevzuatta belirtilen süre içerisinde kaldırmaması" niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, ilgili teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurduğundan bahisle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde;
İdari yaptırımlar ve idari para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. Kabahatler Kanunu'na göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenecektir.
Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idarî para cezaları fıkralar hâlinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanuna aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen, bu süre içerisinde iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir.
5015 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü; bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik olduğundan, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum gereğince Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilebileceği dikkate alındığında, davalı idare tarafından, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilini işlediği tespit edilen davacı şirket hakkında Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin (3) no'lu alt bendi ve aynı fıkranın (d) bendi uyarınca verilen idari para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
3) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyet gösterdiğinden bahisle verilen idari para cezasına ilişkin kısmı incelendiğinde;
7164 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde idarî para cezaları, 20. maddesinde ise diğer yaptırımlar düzenlenmiş olup, idarî para cezalarının da idarî yaptırım oldukları hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, 5015 sayılı Kanun'da idarî para cezaları ile diğer yaptırımlar farklı usûl ve esaslara bağlanmıştır. Bu bağlamda 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbar, idarî para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği hâlde, idarî para cezası dışındaki idarî yaptırımları düzenleyen 20. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde 15 günlük süre tanıyan ihbar yapılması zorunlu görülmüştür. Daha da önemlisi, ilgiliye verilen 15 günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olması idarî para cezası verilmesine engel değildir. Başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiili hem idarî yaptırım uygulanmasını hem de idarî para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımlar uygulanmayacak, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idarî para cezası uygulanabilecektir.
Değişiklikten sonra ise, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idarî yaptırımlar sayılmış ve idarî para cezalarının da 20. maddedeki hükme tâbi olacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla, 19. maddede yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen "niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar" için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları hâlde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlâlin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlâli ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkân tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddî hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Diğer taraftan, 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usûl izleneceği öngörülmüş; ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idarî para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verilmiştir.
Söz konusu Geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idarî para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idarî para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği açıktır.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan "lisans sahibinin akaryakıt istasyonundan sözleşmeli dağıtıcı firmasının kurumsal kimlik belirtileri dışında başka bir dağıtıcı firmaya ait kurumsal kimlik belirtilerini mevzuatta belirtilen süre içerisinde kaldırmaması" fiili nedeniyle ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunludur.
Bu itibarla, davacıya söz konusu fiil nedeniyle verilen 850.000,00-TL idari para cezası yönünden davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine;
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacıya, teknik düzenlemelerde yer alan özelliklere aykırı akaryakıt bulundurduğundan bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, oybirliğiyle;
3. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptaline dair kısmının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, oyçokluğuyla;
4. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
5. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıya, bayisi olduğu dağıtıcısı dışında başka bir dağıtıcının logo ve işaretleri altında faaliyetini sürdürdüğünden bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, oybirliğiyle;
6. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, temyiz aşamasında yatırılan toplam …-TL harcın istemi hâlinde davalıya iadesine,
7. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" kuralının, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, kanun koyucu tarafından, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idarî para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesi'nce, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idarî para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmamıştır.
Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendinde; 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlâli hâlinde sorumlulara uygulanacak idarî para cezası belirlenmiştir.
Buna göre, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlâli hâlinde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idarî para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi'nce, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin; "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası uygulanabileceği sonucuna varmak mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin, dağıtıcı dışında başka bir kaynaktan akaryakıt ikmali gerçekleştirildiği gerekçesiyle idarî para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle, dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla bu kısım yönünden karara katılmıyorum.