T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3756
Karar No : 2023/6295
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekili: Av. …
Karşı Taraf (Davalı): … Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. …
İstemin Özeti : ... Komando Tugay Komutanlığında görev yapan davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında yürütülen ceza yargılamasında verilen hükmün kesinleşmediği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının bulunmadığı, kendisi veya eşinin Bank Asya hesabının bulunmadığı, örgüte müzahir sendika, vakıf veya derneklerde üyelik kaydının bulunmadığı, anılan örgüte ait evlerde kalmadığı, OHAL döneminde durumun gerektirdiği ölçüde geçici tedbirler alınması gerekirken kalıcı sonuçlar doğuran kamu görevinden çıkarılma işleminin uygulandığı, ölçülülük ilkesine aykırı hareket edildiği, Anayasa'nın 129. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından ... Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı ve anılan Mahkemenin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan 15 yıl hapis cezasına mahkum edildiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sadece bu haliyle davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan, "...Sanık …'ın suç tarihinde … Komando Tugay Komutanlığı … Komando Taburu 2 Komando Bölük Komutanı olduğu, Üsteğmen rütbesinde bulunduğu, sözleşmeli subay olduğu, birliğine yeni katıldığı, oryantasyon sürecinde olduğu için bölüğün emir komutasını henüz devralmadığı, suç tarihinde … taburuyla birlikte … Komando Tugay Komutanlığı'na geldiği ve yine ... Komando Tabur komutanı olan İ.Ç.'nin emri ile kirpi araç komutanı olarak valilik önüne gittiği, henüz araçtan inmeden darbe girişimini öğrendiği, buna ilişkin mesajlarının olduğu, İ.Ç.'nin emri ile bulunduğu kirpi aracındaki askerleri aşağı indirdiği, kendisinin bizzat havaya ateş açmadığı, İ.Ç.'nin tugaya döndükten sonra Siirt'ten kalkacak uçaklardan bahsettiği, sanık B.D.'e iki kol hazırlanması talimatı verdiği, personeline yapılanların hepsinin emir komuta zinciri içerisinde yapıldığını, emrin Genekurmay Başkanından geldiğini, emirlere aykırı hareket edenlerin sıkıyönetim mahkemesinde yargılanacağını, sıkıyönetim komutanının A.Ş. olduğunu, birkaç yerin kaldığını, ikna edilmeyen birkaç generalin kaldığını, onların da ikna olacağını, emrin genelkurmaydan geldiğini tugay komutanının bizzat görüştüğünü söylediği; ancak tabur komutanı sanık İ.Ç.'nin ikinci bir darbe girişimine karşı çıkan personelini ikna edemediği anlaşılmıştır.
Sanık her ne kadar savunmalarında darbe girişiminden haberdar olmadığını beyan etmiş ise de; sanığın dijital incelemelerinde eşiyle olan whatsapp yazışmalarında 16 Temmuz saat 00:32'de eşine "Darbe yaptık.", saat 00:45'te "Darbe yapıldı" "Babana söyle eve malzeme alsın" şeklinde mesajların olduğu, sanığın sözde Yurtta Sulh Konseyi tarafından sıkıyönetim komutanı A.Ş.'e verilen görev gereği sıkıyönetim direktifinin uygulanması amacıyla, tabur komutanı İ.Ç.'nin darbe girişimine karşı çıkan halkı korkutup dağıtmak adına verdiği emir ile kobralardan çok sayıda havaya ateş edildiği, henüz araçtan inmeden darbeden haberdar olduğu, buna rağmen araç komutanı olarak aracında bulunan askerleri uyarmadığı, aksine İ.'in emriyle araçtan indirdiği, valilik önündeki mesajlarının kastını ortaya koyduğu, böylece gerek olay yerinde bulunması ve gerekse de, İ.Ç.'nin emirlerini yerine getirmeye devam etmesi karşısında; bu cümleden olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendisine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda, mahiyetindeki askeri personeli araçlardan indirerek Valiliği ele geçirmek, Valilik önüne giderek darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak şeklindeki; sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku olmadığı..." yönündeki tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirildiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.