T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3818
Karar No : 2023/6289
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu istem: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı bünyesinde Uzman olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı işleminin iptali ile anılan işlem nedeniyle mahrum kaldığı haklarının iadesine ve zararlarının tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; idareye takdir yetkisi verilmiş olmasının işlemin hukukiliğinin değerlendirilmesini engellemediği, kamu düzeni ve güvenliğinin yeniden tesisi için uygulanan kamu görevinden çıkarma tedbirinin, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğu değerlendirilmesi yapılan kamu görevlileri açısından uygulanmasının Devletin güvenliği ve bölünmez bütünlüğü açısından kaçınılmaz olduğu, bu durumda, FETÖ/PDY terör örgütünün yapısı ile 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca idarelere verilen takdir hakkı çerçevesinde, bu yapıyla irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen davacının, 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrası kamu düzeni ve güvenliğinin yeniden tesisi için görevinin başında kalması sakıncalı görülerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü haklarının tazmini talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; Dairelerince yapılan … tarih ve E:… sayılı ara karar ile davalı idareden, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığından, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonundan (Kapatılan ve tasfiye edilen Asya Bank A.Ş. Genel Müdürlüğünden), Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından ve Mali Suçları Araştırma Kurulundan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönünde herhangi bir bilgi, belge bulunup bulunmadığının sorulduğu, TMSF'den gelen cevapta davacının Bank Asya'da hesabının bulunduğunun görüldüğü, davalı idare tarafından da davacının anılan terör örgüt ile iltisak ve irtibatı olduğuna dair bilgi notunun gönderildiği anlaşıldığından istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bölge İdare Mahkemesi ara kararı neticesinde kurumlardan gelen cevaplar doğrultusunda FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir iltisakının veya irtibatının bulunmadığının ortaya çıktığı, TMSF'den gelen yazı ve ekindeki CD'de yer alan bilgi ve belgelerde, 2012 yılında açtığı Bank Asya hesabında anılan örgüt ile iltisak veya irtibatına delil olabilecek ya da rutin sayılabilecek herhangi bir hesap hareketinin dahi bulunmadığı, davalı idarece dosyaya sunulan bilgi notunun asılsız olduğu, bilgi notunda yer alan iddiaların ispatı yönünde davalı idarece dosyaya hiçbir belgenin sunulmadığı, bilgi notunu hazırlayan şahsın davalı idarenin avukatı olduğu, davalı idareyi temsil eden avukat tarafından hazırlanan bilgi notunun hükme esas alınamayacağı, Anayasa'nın 38. maddesi ile güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığında Uzman olarak görev yapan davacının, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilerek 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı haklarının iadesine ve zararlarının tazminine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı kamu davasının açılmasını haklı kılacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı bir delilin elde edilemediği gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup; "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dosyaların incelenmesi" başlıklı 20. maddesinde; "1. (Değişik birinci cümle: 18/6/2014-6545/17 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. 2. Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve ara kararında bu husus ayrıca belirtilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca idare, mahkeme kararlarına uymak ve kararların icaplarına göre işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. İdarenin yargı kararlarının hukuksal sonuçlarını etkisiz bırakma amacına yönelik işlem tesis edemeyeceği Anayasa hükmü gereği olup, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olarak idarenin mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi, bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte, idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Mahkemenin bu araştırma ve incelemeyi sağlıklı bir şekilde yapabilmesi ve uyuşmazlığın tam anlamıyla hukuka uygun olarak çözülebilmesi için davalı idarece üzerine düşen görevin eksiksiz olarak yerine getirilmesi, bu bağlamda, Mahkemenin ara kararları ile istenilen belgelerin gönderilmesi, bilgilerin verilmesi ve tesis edilen idari işlemin yasal ve hukuksal dayanaklarının Mahkemeye sunulması yasal zorunluluktur.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki "değerlendirmenin" gösterildiği; Bölge İdare Mahkemesinin 22/02/2019 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesine dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı örneklerinin yer aldığı işlem dosyasının istenildiği; Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığından ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden, davacının FETÖ/PDY üyesi ya da örgütle irtibatı, iltisakı olduğuna ilişkin herhangi bir istihbari bilgi, tanık beyanı veya soruşturma bulunup bulunmadığı sorularak varsa bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği; Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonundan (Kapatılan ve tasfiye edilen Asya Bank A.Ş. Genel Müdürlüğünden), davacının Bank Asya bünyesinde hesabının olup olmadığının sorulduğu, hesabı veya hesapları varsa türü, açılıp kapanma tarihleri, mevcut durumları ve hesap hareketlerini içeren listenin gönderilmesinin istenildiği; Mali Suçları Araştırma Kurulundan davacının tüm hesap hareketlerinin FETÖ/PDY bağlantısı açısından incelenmesi sonucunda düzenlenecek raporun gönderilmesinin istenildiği, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosundan davacı ve eşi, kardeşleri ve birinci derece yakınları hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu veya anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde savcılık hazırlık tahkikatı, adli soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığının sorulduğu, davacı hakında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğundan veya anılan terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle yürütülen bir adli kovuşturma veya açılmış bir dava varsa buna ilişkin tüm bilgi ve belgenin gönderilmesinin istenildiği; söz konusu ara kararına Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca verilen 25/03/2019 tarihli cevabi yazıda, MİT'in görev ve faaliyetleri ile bu görevler kapsamında elde edilen istihbaratın paylaşılacağı kurumların 2937 sayılı Kanun'da belirlendiği, bu doğrultuda elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlarla paylaşıldığı, bu bağlamda ilgili ara kararda belirtilen hususlara ilişkin olarak icracı makamların kayıtlarının esas alınmasının uygun olacağı yönünde bilgi verildiği; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca verilen 27/03/2019 tarihli cevabi yazıda, ara kararda belirtilen kişiler yönünden Ankara CBS Terör Suçları Soruşturma Bürosu kapsamında yapılan sorgulamada soruşturma dosyası olmadığının tespit edildiğinin belirtildiği; Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce verilen 09/04/2019 tarihli cevabi yazıda, davacı hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmadan İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve bağlı birimleri tarafından yapılan çalışmalarda elde edilen bilgilerin PVSK Ek/7. maddesi kapsamında istihbari mahiyette olduğu, hukuki delil niteliği taşımadığı ve haricen delillendirilmedikçe yapılacak adli ve idari işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği şeklinde ifadelerin yer aldığı; Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca verilen 10/04/2019 tarihli cevabi yazıda, davacının sorgu sonuçlarına ilişkin Excel Raporlarının ilişikte yer alan CD içerisinde gönderildiğinin belirtildiği; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk İşleri Daire Başkanlığınca verilen 15/04/2019 tarihli cevabi yazıda, davacı adına … numaralı müşteri numarasının bulunduğu, araştırmalar neticesinde elde edilen çalışma sonuçlarına ekli dosyada yer verildiğinin belirtildiği; davalı idarece verilen 11/04/2019 tarihli cevabi yazıda ise, davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas teşkil eden bilgi ve belgelerin ekte sunulduğunun belirtildiği, ara karar cevabı eki olarak dava dosyasına sunulan ve davacının adı soyadı, unvanı, memur sicili, T.C. kimlik numarası ve telefon numarasının yer aldığı imzasız, tarihsiz ve isimsiz bilgi notunda yer alan tablonun "gerekçe" kısmında ise, "davacının eşinin, ailesinin ve sosyal çevresinin FETÖ/PDY ile ilişkisi, Avukat S.A.'ın FETÖ/PDY ilişkisine dair bilgilendirmesi, Rusya'daki eğitimi sırasında FETÖ/PDY'ye bağlı yapılarla yakın teması" şeklinde bilgilere yer verildiği görülmüştür.
Olayda, davalı idarece, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak gösterilen davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki "değerlendirme"nin dayanaklarının dosyaya sunulmadığı; Bölge İdare Mahkemesince yapılan ara karara istinaden dosyaya sunulan imza, tarih veya isim bilgisi bulunmayan bilgi notunda ise davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakına ilişkin somut verilere dayalı ve hukuken denetlenebilir nitelikte bilgi ve tespitlerin yer almadığı ve söz konusu bilgi notu haricinde başkaca herhangi bir verinin dava dosyasına sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un taraflardan birinin ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisinin mahkemece önceden takdir edileceği belirtilmek suretiyle ara karının gereğinin yerine getirilmemesinin yaptırıma bağlanabileceğini düzenleyen 20. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Mahkemece, davalı idareden, davaya konu işlemin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi için davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakına ilişkin tespitlerin ve bu tespitlere dayanak bilgi ve belgelerin tekrar istenilerek incelenmesi ve bu inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.