T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/4315
Karar No:2023/1109
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Medya Yayın Hizmetleri A.Ş.
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. ..
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 02/08/2016 tarihinde saat 13.00'te yayınlanan "…" adlı programda 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle davacı şirket hakkında 58.345,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığa konu programda program konuğu tarafından ''Şu anda ...'nun en yakınındaki başdanışman özel olarak yerleştirilmiş bir FETÖ/PDY mensubudur. Dolayısıyla ...'nin böyle bir yapıyla değiştirildiği, böyle bir yapıya rehin kaldığını hepimiz biliyoruz." şeklinde ifadeler kullanıldığı, devamında yine program konuğu tarafından "... Paralel Örgüt tarafından dizayn edildi. Türkiye'nin aleyhine bir parti durumuna getirildi..." şeklinde ifadeler kullanıldığı, program sunucusunun bahsedilen genel başkan danışmanının ismini sorması üzerine program konuğu tarafından "Biliyor efendim. Biliyor çünkü ...'yi dizayn eden güçler herhalde Kılıçdaroğlu'ndan habersiz hareket edemezler. Ben bu anlamda çok iddialıyım. Yanlıştan dönmek de bir erdemdir. Ama şu anda ...'nun başdanışmanı kriptolu FETÖ elemanıdır. Dolayısıyla milletvekili adayı da olmuştur. Dolayısıyla şu anda da görev yapıyordur. Çünkü benim attığım tweetlere bir yalanlama da gelmedi. Ben 4-5 gün önce bir tweet attım. Araştırsınlar eğer bu anlamda ben yanılıyorsam o zaman demek ki iftiradır." şeklinde cevap verildiği, program sunucusu ile program konuğu arasında aktarılan ifadeler ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği; düşünce özgürlüğünün hukuk düzeni tarafından teminat altına alındığı ve bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği, anılan düzenlemelerde bu özgürlüğün sınırsız olmadığının vurgulanması karşısında dava konusu olayda sınırın aşılması nedeniyle programda kullanılan ifadelerin düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü veya haber alma ve verme özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği; bu itibarla 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde ifade edilen, "...Yayın hizmetleri; ...Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır..." hükmünün ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, farklı yayın kuruluşlarında yer alan benzer nitelikteki yayınlara idarî yaptırım uygulanmadığı, dava konusu programda güncel gelişmelere dair haber niteliğinde bir yayının gerçekleştiği, programda kullanılan ifadelerin haber verme hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, habercilik faaliyetinin niteliği gereği bir olayın maddi gerçekliğinin ortaya konulmasından sonra olayın aktarılmasının haber değeri taşımayacağı, habercilik faaliyetinde haber konusu iddiaların doğruluğunda sübut aranamayacağı, dava konusu program içeriğinin yayın ilkesi ihlâli oluşturmadığı ve dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 09/03/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.