T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4525
Karar No : 2023/6600
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Davacı tarafından, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı bünyesinde Uzman olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Görevlilerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 4. maddesinin 1/(f) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin 29/07/2016 tarihli işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararı verilirken ilgili kurumlardan gelen lehine cevapların değerlendirilmediği, FETÖ/PDY yapılanması ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi kararında, Bank Asya'da hesabının bulunduğu ve FETÖ/PDY ile ilişkili sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptığı belirtilmiş ise de bunların doğru olmadığı, ilgili kurumlardan gelen cevapların da kendisini doğruladığı, bu durumun "suçların ve cezaların şahsiliği" ilkesine aykırı olduğu, işlemin dayanağı KHK'nın ve dava konusu işlemin Anayasa'ya aykırı olduğu, 667 sayılı KHK'nın OHAL KHK'sı mahiyetinde olmadığı, memurlar ile ilgili disiplin cezalarının ancak kanunla düzenlenebileceği, aksinin kabulünün "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesinin ihlali anlamına geleceği, dava konusu işlemin savunma hakkı kullandırılmaksızın tesis edildiği, isnadı öğrenme hakkının görmezden gelindiği, hakkında bu konuda soruşturma açılmadığı, AİHS'nin güvence altına aldığı birçok temel hakkının dava konusu işlem ile ihlal edildiği, şahsına yöneltilen suçun unsurları bakımından değerlendirilmesi gerektiği, hakkında tek bir delil bile ortaya konulamadığı, dava konusu işlemin şekil, konu, sebep ve amaç bakımlarından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili Sivil Toplum Kuruluşlarında yönetici sıfatının bulunduğu ve bu hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının göstergelerinden biri olduğu belirtilmiş ise de, dava dosyasında yer alan belgelerin ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan hususun davacının eşi M. Aysan ile ilgili bir tespit olduğu anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bir diğer göstergesi olarak belirtilen davacının Bank Asya hesabının bulunduğu hususuna gelince, anılan Bank Asya hesabı davacının eşi M. Aysan adına açılmış olmakla birlikte anılan hesaba ilişkin tespitin aile birliği çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir:
FETÖ'nün Finans Kaynağı Asya Katılım Bankası
i. Asya Katılım Bankası Hakkında Genel Değerlendirme
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ'ye ilişkin … tarih ve … soruşturma sayılı iddianemesinin (Ankara Çatı İddianamesi) Mali Yapılanma Bölümünde ifade edildiği üzere; FETÖ, örgütlenmesine eğitim sektörü ile başlamış, okullar ve yurtlar ile teşkilatlanmış, okulların sevk ve idaresi için kitap satış büroları, okullara yönelik kıyafet mağazaları, kargo şirketleri kurmuştur. Hangi alanda alıma ihtiyaç duyulmuşsa o alanda faaliyet gösteren şirketler kurularak örgüt, kurumsal ve ticari yapılanmasını genişletmiştir. Örgüt, mensuplarının eğitim, tekstil, basın, taşımacılık, gıda, sağlık, ticaret gibi sektörlerdeki şirketlerini finanse etmek için ise Asya Katılım Bankası'nı kurmuştur.
Asya Katılım Bankası A.Ş. (Banka) 24/10/1996 tarihinde faaliyetine başlamış ve 20/12/2005 tarihinde "Asya Finans Kurumu Anonim Şirketi" olan şirket unvanı "Asya Katılım Bankası Anonim Şirketi" olarak değiştirilmiştir. FETÖ’nün mali yapılanmasına ilişkin olarak açılmış soruşturmalarda, Asya Katılım Bankası Anonim Şirketi’nin Türkiye'de finans sektöründe Fetullahçı Terör Örgütü'nün sermaye şirketlerini desteklemek üzere kurulan bir banka olduğu, fiili olarak Banka'nın sahibi ve yöneticisinin Fetullah Gülen olduğu birçok defa belirtilmiştir. Bu kapsamda, Ankara Çatı İddianamesinde, "Asya Katılım Bankası'nın Fetullah Gülen ve Örgütünün bir kuruluşu olduğu, başka hiçbir bankanın kuruluşunda yer alıp görüntü vermeyen Fetullah Gülen’in ilk kuruluşta mutlu bir eda ile tebrikleri kabul edip gelenleri ağırladığı, banka ile ilgisini hiç kesmediği, kâğıt üstünde başkaları pay sahibi olsa bile fiili olarak bankanın sahibi ve yöneticisinin Fetullah Gülen olduğu, onun tayin ettiği kişilerin bankayı yönettiği, örgütün finans merkezi olan Asya Katılım Bankasının örgüte ait diğer şirket ve holdingler ile organik ilişkisi bulunduğu, Kaynak Holding ve bünyesindeki şirketlerin banka ile ortaklık ilişkisi bulunduğu, TUSKON içerisinde yer alan şirketlerin banka ile finans ilişkisini aşan faaliyetleri olduğu, Asya Katılım Bankası'nın FETÖ’nün bir finans kuruluşu olduğunun ispatı gerektirmeyen kesin bir bilgi olduğunun açıkça anlaşıldığı" ifade edilmiştir.
FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişimi ile Bu Terör Örgütünün Faaliyetlerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun 2017/Mayıs tarihli raporunda, "15/01/2014 tarihinde ulusal medyada, 14/01/2014 tarihinde video paylaşım sitesi olan www.youtube.com’da yayımlanan ve Fetullah Gülen’e ait olduğu iddia edilen 25/12/2013 tarihli bir telefon konuşmasında; mezkur şahısla konuşan kişinin bankanın likidite durumuna ilişkin olarak bilgi verdiği ve FETÖ içerisindeki kişiler ile bu kişilerin çevrelerinin bankaya yönlendirilmesi noktasında mezkur şahıstan onay talep ettiği ve mezkur şahsın da bu talebe onay verdiği, ayrıca banka tarafından bazı basın ve yayın organlarında yayınlanan haberlerin tekzip edilmesi amacıyla Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan özel durum açıklamalarında bu haber ve paylaşımlar için bir açıklama yapılmadığının anlaşıldığı, Fetullah Gülen’e ait olduğu iddia edilen bu konuşmanın içeriği ile Banka’dan mevduat çıkışının yoğun bir şekilde yaşandığı Aralık 2013 – Haziran 2014 arasındaki döneme ilişkin yapılan incelemeler neticesinde olağan bankacılık faaliyetleri ile bağdaşmayacak şekilde Banka’ya mevduat yönlendirilmesi yapıldığı" tespitlerine yer verilmiştir.
Nitekim, banka çalışanı R.Ü.'nün ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının gerekçesinde yer verilen ifadesinde, "örgüt tarafından düzenlenen ve banka çalışanlarının katıldığı haftalık sohbet toplantılarına 17/25 aralık sonrasında da düzenli olarak katıldığını, 2014 yılı Ocak ayının ilk Cuma günü Şehzade Mehmet Kolejinde yapılan sohbet toplantısına da katıldığını, bu toplantıda örgütün il imamının: 'Pensilvanyadan haber geldiğini, Bank Asyanın gülen cemaatinin önemli bir kalesi olduğunu, bu kalenin kaybedilmemesi gerektiğini, hatta Uhud savaşını örnek göstererek buradaki okçular tepesinin önemi ile aynı önemde olduğunu, bankanın TMSF'ye devrinin önlenmesi' gerektiği yönünde konuşma yaptığını" beyan ettiği görülmüştür. Tanık beyanından da anlaşılacağı üzere örgüt liderinin talimatının hiyerarşik yapılanma içerisinde en alt tabanda yer alan örgüt mensuplarına kadar iletildiği anlaşılmıştır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), 28/08/2014 tarihli raporunda yer alan tespitlere istinaden anılan Banka hakkında 29/08/2014 tarihinde kısıtlayıcı önlemler alınmasına karar vermiştir. Buna karşın, ilgili Banka tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığı ve eksikliklerinin giderilmediği gerekçesiyle BDDK'nın 03/02/2015 tarihli kararıyla, Banka yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) kısmen devredilmiştir. Banka nezdinde BDDK denetim elemanları tarafından yapılan denetimler neticesinde düzenlenen 28/05/2015 tarihli Mali Durum Tespit Raporu'nda belirtilen hususlar göz önüne alınarak BDDK tarafından 29/05/2015 tarihinde Banka'nın yönetim ve denetim yetkisi tamamen TMSF'ye devredilmiştir. TMSF tarafından Banka'nın %51'ine tekabül eden hisselerinin satışa sunulmasına karar verilmiş, 15/07/2016 tarihinde yapılan ihale neticesinde teklif gelmemesi nedeniyle TMSF'nin 18/07/2016 tarihli kararı ile hisselerin satış ihalesi sürecinin kapatılmasına ve bankacılık faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Yapılandırma çalışmaları sonuçsuz kalan Banka'nın 22/07/2016 tarihinde BDDK tarafından faaliyet izni kaldırılmıştır. 16/11/2017 tarihinde ise anılan Banka'nın iflasına karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/12/2018 tarih ve E:2018/16-419, K:2018/661 sayılı kararında, ''FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri Fetullah Gülen'in talimatı ile para toplama ve mali kaynak oluşturma amacı ile yasal görünüm altında kurulan Bank Asya'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25/12/2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay 16.Ceza Dairesinin istikrarlı uygulamalarında da bu yöndeki işlemlerin, örgüt liderinin emri doğrultusunda gerçekleştirilen ve örgütsel amaca hizmet eden davranışlardan olduğu kabul edilmektedir.'' şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.
Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirildiği, ayrıca anılan Banka'ya eş adına para yatırılmasının da aynı kapsamda olduğu karara bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesi de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Banka'ya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59).
Bank Asya ile ilgili yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırıldığı, katılım hesapları açıldığı, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapıldığı anlaşılmıştır.
ii.Davacının eşine ait Asya Katılım Bankası Hesabının Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Davacının eşi … hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, " ...her ne kadar sanık aşamalardaki ifade ve savunmasında çalıştığı Hukuk ve Hayat Derneği genel başkanı M.K.'ın 'Bankasya'ya destek olmamız lazım o nedenle para yatıralım.' diye söylediğini, ancak parası olmadığını, eşinin de memur olduğunu, sıkıntı olabileceğini söyleyerek yatıramayacağını belirtmesine rağmen kendi hesabına avukatlık ofisinde çalışan eleman olan N. vasıtasıyla yaklaşık 60,000,00 TL para yatırttığını, bu paranın uzun dönem bu şekilde hesabında kaldığını, TMSF tarafından bankaya el konulunca bu parayı çekip elden M.K.'a verdiğini ikrar etmiş ise de; mahkememizce müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. ve Türkiye Bankalar Birliğine yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın anılan bankadaki ilk hesap açılış tarihinin 19/07/2005 olduğu, talimat dönemi içerisinde 2014 yılı Ekim ayında 13.018 TL bulunuyorken 2014 yılı Kasım ayında mevduatının 77.574,83 TL'ye çıktığı, 12/11/2014'te 63.040,00 TL'lik katılım hesabı açıldığı, 2015 yılı Ağustos ayına kadar hesabında 81 bin TL civarında mevduat bulunduğu, 2015 yılı Eylül ayında mevduatın 13.932,05 TL'ye düştüğü, bankaya TMSF tarafından tamamiyle el konulduğu 2016 yılı Temmuz ayında ise 5.387,23 TL mevduat bulunduğu; talimat dönemi içerisinde hesaptan 28/09/2015'te 41.992,65 TL Ş.S. isimli şahsa borç açıklamasıyla EFT yapılarak para çıkışı olduğu, yine 29/09/2015'te ise 42.437,81 TL'nin ayrıca nakit olarak çekilmiş olduğu görülmüştür. Her ne kadar sanık ikrarında sadece M.K. tarafından Asya Katılım Bankasına yatırılmak üzere verilen 60.000 TL'nin anılan bankadaki hesabına yatırılmış olduğunu ikrar etmiş ise de; örgüt elebaşının anılan bankaya örgüt mensuplarınca para yatırılması hususunda verdiği talimat dönemine denk gelen 21/10/2014 tarihinde sanık tarafından QNB Finansbank'tan 13.950,00 TL tüketici kredisi kullanıldığı ancak sanığın ikrarında belirttiği hususun aksine kredi çekiminin hemen ertesi günü 22/10/2014'te Asya Katılım Bankasına ayrıca 8.000 TL para yatırıldığının görüldüğü; böylelikle sanığın bankanın likiditesine ayrıca katkıda bulunma saikiyle hareket ettiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde bir çok kez kullandığı/bağlandığı, anılan program üzerinden örgütün yargı yapılanmasına yönelik örgütsel talimat almak için yazışma yaptığının görüldüğü; örgüt elebaşının örgütün finans ayağı olan Asya Katılım Bankasına para yatırılması hususundaki talimat dönemine denk gelen dönem içerisinde bankanın likiditesine toplamda 74.310,85 TL'lik artış tutarında katkıda bulunma saikiyle hareket ettiği, ayrıca ikrarı haricinde bizzat kendisince talimat döneminde tüketici kredisi kullanmasını müteakiben bu bankaya 8.000,00 TL tutarında para yatırmış olduğu ve çekilen bireysel kredi nedeniyle dosya masrafı, faiz ve KDDF ile sair masraflar düşünüldüğünde bir başka bankadan kredi kullanarak ertesi günü mevduat hesabına bu paranın aktarılmış olması ve anılan tutarın hesapta mevduat olmasına rağmen uzunca bir süre muhafaza edilmiş olması dikkate alınarak olağan bankacılık faaliyeti olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır..." tespitlerine de yer verilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… sayılı ara kararına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun verdiği … tarih ve … sayılı cevabi yazı ekinde dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen tespit, karar ve açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; aile birliği içinde davacının eşi adına açılmış olan hesaba FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden sonra para yatırılması hususunun davacının bilgisi dışında olduğunu kabul etmek hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, mali açıdan geleceği belirsiz ve risk altında olan bir bankaya bu şekilde para yatırılmasının tasarruf ya da kâr saikiyle izahının da mümkün olmadığı kanaatine varıldığından, örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Banka'nın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında davacının eşine ait hesaba gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.