T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4764
Karar No : 2021/4758
DAVACI : ...
DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararına yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işleme dayanak gösterilen F.S.'ye ait ifadenin gerçeği yansıtmadığı, anılan kişinin husumet ve menfaate dayalı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, isnat edilen eyleme ilişkin zamanaşımı süresinin geçtiği, savunma hakkının usulüne uygun kullandırılmadığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiğinden aynı fiil nedeniyle iki kez cezalandırılamayacağı, disiplin cezalarının affına ilişkin yasal mevzuatın hakkında uygulanmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkındaki meslekten çıkarma cezasının 6572 sayılı Kanun uyarınca af kapsamında bulunmadığı, davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin disiplin cezası niteliğinde değil göreve son verme işlemi olduğu, söz konusu göreve son verme işlemi ile dava konusu disiplin cezasının farklı hukuki nedenlerden kaynaklandığından davacının aynı fiil nedeniyle ikinci kez cezalandırıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, savunma hakkının etkin bir şekilde kullandırıldığı, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin 2. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden hiçbir zamanaşımı süresinin kabul edilmediğinden hakim ve savcılara verilen meslekten çıkarma cezalarında zamanaşımı süresinin söz konusu olmadığı, davacının eyleminin 2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrası ile örtüştüğü, davacının görevde iken gerçekleştirdiği eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden dava konusu disiplin cezasının uygulandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin, … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi yolundaki … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmektedir.
Dosyadaki mevcut belge ve bilgilerden; davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun … tarihli ve … sayılı kararı ile FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile üzerine atılı suçu sabit görülerek 8 yıl, 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, uyuşmazlığın incelendiği tarih itibariyle mahkumiyet hükmünün henüz kesinleşmediği, hakkında düzenlenen soruşturma dosyası kapsamında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve bu bağlamda kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı …’nın soruşturması sırasındaki ifadesinde; Adalet Müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının, adı geçen Cumhuriyet Savcısına “bu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağını söylediği” iddiası üzerine başlatılan soruşturmada; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 maddesi uyarınca görevine son verilen davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemler gerçekleştirdiğinden, dava konusu işlemler ile 2802 sayılı Yasanın 69/son maddesi gereğince, disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma cezası ile de cezalandırıldığı görülmektedir.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olup, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğinde olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince davacıya ayrıca disiplin cezası da verilebilmesine hukuken engel değildir.
Öte yandan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Ceza Soruşturması ve Kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve Zaman aşımı” başlıklı 72. maddesinde, “Hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin mahkûm olması veya olmaması ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez. Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü bulunmaktadır. Görüleceği üzere, disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin gerçekleşmesinden itibaren getirilen 3 yıllık zaman aşımında, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç tutulduğu gibi, 2802 sayılı Kanun’un 72. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen ceza verme yetkisine ilişkin 2 yıllık zaman aşımı süresi de, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında olduğundan ve dava konusu disiplin cezası itibariyle davacının kovuşturma sonucunun beklenmesi yönünde bir karar da tesis edilmediğinden, davacının zaman aşımına yönelik itirazı ile diğer usule yönelik itirazları yerinde görülmediği için işin esasına geçilmiştir.
Davacı hakkındaki soruşturmayla ilgili olarak dönemin Van Cumhuriyet Savcısı …’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık sıfatıyla 24.7.2016 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde; “Nisan ayında hakkımdaki soruşturma için bir başmüfettiş ve bir müfettiş görevlendirildi. Başmüfettiş ... ile müfettiş olan davacının Fetullah Gülen cemaatinden olduğunu ben sonradan öğrendim. Soruşturma sırasında görüştüm. Bana bir şey olmayacağını söylediler.” şeklinde beyanda bulunduğu, adı geçenin şüpheli sıfatıyla Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne verdiği 7.11.2018 tarihli ifadesi ve Teşhis Tutanağında, davacı ile ilgili olarak “Ben kendisine bu soruşturma ile ilgili bir ceza alırız dediğimde, hayırlısı olsun inşallah bir şey olmaz…” dediği şeklinde ifade verdiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından şüpheli sıfatıyla alınan 8.11.2018 tarihli ifadesinde de, Ankara TEM Şube Müdürlüğü tarafından 7.11.2018 tarihinde alınan ifadesinin doğru olduğunu ve aynen tekrar ettiğini söylediği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında 7.3.2019 tarihinde yapılan duruşmada, tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan ...’nın, “Yine her ikisine de efendim ben bu soruşturma dolayısıyla bir ceza alırım dedim. Kendim alacağım dedim. Yani hem ... hem de kendisi hayırlı olsun Savcı bey, inşallah bir sıkıntı olmaz, bir sorun olmaz diye böyle temennide bulundular…” şeklinde ifade verdiği, devam eden aynı yargılamada sanık olan davacının “Yine şeyle ilgili kendisine soruşturma sırasında söylediğimiz iddia edilen sözle ilgili ilk beyanında Ankara Başsavcılığında alınan 24.7.2016 tarihli ifadesinde soruşturma sırasında görüştüğüm bana bir şey olmayacağını söylediler şeklinde bir beyanı var. Sonraki teşhis tutanağında ve şu anda verdiği ifade de benzer bir şekilde ben kendilerine bu soruşturma nedeni ile bir ceza alırız dediğimde hayırlısı olsun inşallah bir şey olmaz demiştir. İkisi de birbiriyle çelişiyor, ben en azından şu hususu tekrar şey yapmak istiyorum yani demin söylediğim gibi başmüfettişin yanında bir müfettişin böyle bir şeyi söylemesi mümkün değil de. Kim söylemiş bunu, o mu, beraber mi, koro halinde ikimiz mi, diğer başkanla söylemişiz, kim söylemiş” şeklinde soru sorduğu, bunun üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nın da, “evet bu bahsi geçen beyanını yani soruşturma aşamasında bundan bir şey olmaz, çıkmaz, inşallah şeklindeki beyan tam olarak sanık ... mü? söyledi bizzat kendisi yoksa Başmüfettiş mi söyledi, yoksa her ikisi de aynı ortamda mıydı bu söylendiğinde” şeklinde soru yönelttiği, Tanık …’nın da bunun üzerine “Arz ediyorum Başkanım, ben arz ettiğim gibi tedirginliğimi söyledikten sonra ... dedi tabii ki, ya inşallah hayırlısı olsun. Bir şey olmaz dedi, kendisi de ona katıldı. İnşallah bir şey olmaz Savcı bey dedi.” şeklinde beyanı olduğu görülmüştür.
Olayda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve bu bağlamda kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı …’nın soruşturması sırasındaki ifadesinde, Adalet Müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının, adı geçen Cumhuriyet Savcısına “bu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağını söylediği” iddiası üzerine başlatılan ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişleri tarafından yapılan soruşturma sonucunda 21.11.2017 tarihli soruşturma raporunun düzenlendiği görülmekte olup, Adalet Bakanlığı’nın 8.3.2006 tarihli Olur’u ile Adalet Müfettişi olarak görev yapan davacının diğer Adalet Başmüfettişi ... ile birlikte Şemdinli İddianamesini hazırlayan Cumhuriyet Savcısı ... hakkında gerekli incelemenin yapılması ve delil elde edildiğinde soruşturmaya geçilmesi talebiyle görevlendirildiği, davacının müfettiş olarak görevlendirildiği bu soruşturma sonucunda düzenlenen raporda, dönemin Van Cumhuriyet Savcısı ... hakkında “daha dikkatli davranması gerektiği” tespiti ile hakkında disiplin cezası uygulanmasının talep edildiği, diğer üç inceleme maddesi yönünden de soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı, dönemin Van Cumhuriyet Başsavcısı iken meslekten çıkarılmasına karar verilen ... ile Başsavcı vekili ... hakkındaki inceleme maddelerine ilişkin olarak da soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı yönünde görüş bildirildiği, Van Cumhuriyet Savcısı …’nın meslekten çıkarılmasının yanı sıra terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı inceleme aşamasında kalanlar yönünden önceki soruşturmayı yürüten adalet müfettişleri dışında, soruşturma geleneklerinin aksine başka adalet müfettişleri tarafından araştırma, inceleme ve gerektiğinde soruşturma yapılmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kararının verildiği, bu kez adı geçen kişiler hakkında bir kısım iddialar yönünden disiplin cezası uygulanmasının talep edildiği dikkate alındığında ve Adalet Müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının …’nın soruşturulması sırasındaki beyanlarının birlikte değerlendirilmesi üzerine yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki üzerine atılı eyleminin sübut bulduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin, … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi yolundaki … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline ve yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve bu bağlamda kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı F.S.’nın soruşturmasında Adalet Müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının, adı geçen Cumhuriyet Savcısına “bu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağını" söylediği iddiası üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, davacının eylemiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine kötüye kullandığı ve anılan eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 27/12/2021 tarih ve E:2017/4249, K:2021/4750 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 68. maddesinde "Yer Değiştirme Cezası", bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Yasa'nın "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller" ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir.
Yasa'nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel - özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Olayda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve bu bağlamda kamuoyunda Şemdinli İddianamesi olarak bilinen iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı F.S.’nın hakkında yapılan soruşturma sırasında alınan ifadesinde, Adalet Müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının, adı geçen Cumhuriyet Savcısına “bu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağını" söylediği iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonucunda davacının anılan eylemiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine kötüye kullandığı ve anılan eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkındaki soruşturmayla ilgili olarak dönemin Van Cumhuriyet Savcısı F.S.’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık sıfatıyla alınan 24/07/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; “Nisan ayında hakkımdaki soruşturma için bir başmüfettiş ve bir müfettiş görevlendirildi. Başmüfettiş İ.K. ile Müfettiş ...'de Fetullah Gülen cemaatinden olduğunu ben sonradan öğrendim. Soruşturma sırasında görüştüm. Bana bir şey olmayacağını söylediler.”, adı geçenin şüpheli sıfatıyla Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce alınan 07/11/2018 tarihli ifadesine ilişkin teşhis tutanağında; “... ..., örgüt üyesidir. 2006 yılında Şemdinli soruşturması dosyasını mahkemeye verince teftiş için Adalet Bakanlığından görevlendirilen müfettişler geldi. Gelen müfettişlerden bir tanesidir. Ben kendisine bu soruşturma ile ilgili bir ceza alırız dediğimde hayırlısı olsun inşallah bir şey olmaz diyen ve Üniversite yıllarında ismen hatırladığım şahsen görüşmediğim bu kişinin FETÖ/PDY ye ait yurtlarda kaldığını hatırlamaktayım. …” şeklinde beyanlarda bulunduğu, öte yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında 07/03/2019 tarihinde yapılan duruşmada, tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan F.S.’nın, “... beni çağırdılar sarı zarf savunmamı istenen zarfı verdiler, ben tabi endişeliydim yani ilk defa hayatımda bir soruşturma geçiriyordum. Tabi çok önemli bir soruşturmaydı, kamuoyuna yansımış bir soruşturmaydı. Kendilerine ben efendim diye hitap ediyordum. ... Yine her ikisine de efendim ben bu soruşturma dolayısıyla bir ceza alırım dedim. Kendim alacağım dedim. Yani hem İ.K. hem de kendisi hayırlı olsun Savcı bey, inşallah bir sıkıntı olmaz, bir sorun olmaz diye böyle temennide bulundular. … ben arz ettiğim gibi tedirginliğimi söyledikten sonra İ.K. dedi tabii ki, ya inşallah hayırlısı olsun. Bir şey olmaz dedi, kendisi de ona katıldı. İnşallah bir şey olmaz Savcı bey dedi. ...” şeklinde beyanı olduğu görülmüştür.
Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında "... Sanıklardan elde edilen digital materyallerin imajlarının incelenmesi neticesinde 29/10/2017 tarihinde düzenlenen Bilirkişi Heyet Raporu içeriğinde özetle, sanıklar ... ve A.N.G.’den elde edilen, … Marka S/N(Trans Memory …) numaralı USB belleğin export kopyalarının yapıldığı, WD20EZRZ 2.0 TB HDD içerisinde yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen dökümanların içerikleri üzerinde yaplan tespit ve değerlendirmelerde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında idari/adli soruşturmalar başlatılan ve atamaya tabii tutulan HSYK üyeleri, Hakim ve Savcılar hakkında MAĞDUR ABİLER İÇİN SÜREÇ adı altında döküman tespit edildiği, söz konusu döküman içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında adli/idari soruşturmalar atama/yer değiştirme işlemleri yapılan Hakim ve Savcıların izleyecek yol haritasının belirlendiği, ..." tespitlerine yer verilmiştir.
Davacıdan ele geçirilen dijital materyaller içerisinde "mağdur abiler için süreç" adlı döküman tespit edildiği, söz konusu döküman içerisinde FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında adli/idari soruşturmalar ve atama/yer değiştirme işlemleri yapılan Hakim ve Savcıların izleyecekleri yol haritasının belirlendiği, yapılacak itirazlar için toplu hareket edilmesinin ve müracaat etmeyenlerin mutlaka başvuru yapmalarının gerektiğinin vurgulandığı dikkate alındığında, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı adli/idari soruşturmalar ve atama/yer değiştirme işlemleri yapılan Hakim ve Savcıların korunması amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak girişimlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının hakkında soruşturma yürüttüğü F.S.'ye söz konusu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağı yönündeki söylemini, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine gerçekleştirdiği, bu kapsamda anılan eyleminin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğu, öte yandan davacıya isnat edilen eylemin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının eylemi "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.