T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5114
Karar No : 2023/2041
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- …Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
3- … Bakanlığı
VEKİLİ Av. …
4- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU :
25/10/2017 günlü, 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (ı), (l) ve (m) bentlerinin; 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının; 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ğ) bentlerinin ve aynı maddenin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin; Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından dava konusu Yönetmeliğin esnafların özgürlüğünü kısıtladığı, araç, sürücü ve rehber personeli açığı ortaya çıkaracağı, belediyelere verilen yetkinin ortadan kaldırıldığı ve aşağıda inceleme ve gerekçe kısmında iptali istenen her madde yönünden ayrıca belirtilen iddialarla dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Okul servis araçlarıyla ilgili olarak gerek yazılı gerekse görsel medyada servisle taşınan öğrencilerin yaşadıkları olumsuzlukların yer alması üzerine hem resmi kuruluşlardan hem vatandaşlardan Yönetmelik değişikliği yapılması gerektiğine yönelik taleplerin alındığı, yeni düzenleme yapılması ihtiyacının hasıl olduğu, ilgili mevzuatta verilen görev doğrultusunda ölümlü kaza ve olayların önlenmesinin amaçlandığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Son zamanlarda okul servis araçlarında karşılaşılan sorunların Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin hazırlanmasında etkili olduğu, çocuk yararının üstün tutulmasının gözetildiği, Yönetmelik ile okul servis araçları ile yapılan taşımacılık faaliyetinin düzenli ve güvenli hale getirilmesinin amaçlandığı, düzenlemelerin kamu hizmeti ve gerekleri doğrultusunda tesis edildiği ifade edilerek ve aşağıda inceleme ve gerekçe kısmında iptali istenen maddeler yönünden ayrıca verilen savunmalarla davanın reddi gerektiği belirtilmektedir.
DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Öğrenci servis araçları ile ilgili ülke genelinde son zamanlarda yaşanan olumsuzluklar ve basında yer alan haberlerden dolayı sorunun çözümlenmesi ve bir standarda bağlanarak yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere cezai müeyyidelerin artırılması amacıyla düzenleme yapma ihtiyacının doğduğu ifade edilerek ve aşağıda inceleme ve gerekçe kısmında iptali istenen maddeler yönünden ayrıca verilen savunmalarla davanın reddi gerektiği belirtilmektedir.
DAVALI … BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Dava konusu düzenlemelerin hukuka ve kanunlara uygun olduğu belirtilerek ve aşağıda inceleme ve gerekçe kısmında iptali istenen maddeler yönünden ayrıca verilen savunmalarla davanın reddi gerektiği belirtilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, "D1" sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" kısmının iptali, Geçici 2. maddesinin 1. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığı, diğer hükümler bakımından ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 25/10/2017 günlü, 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (ı), (l) ve (m) bentlerinin; 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının; 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ğ) bentlerinin ve aynı maddenin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin; Geçici 2.maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu, Okul Servis Araçları Yönetmeliği; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılmış; gerçek ve tüzel kişilerce öğrenci taşıma faaliyetlerini ve bu faaliyetlerde kullanılacak okul servis araçlarını, taşımacıları ve bu taşıma işlerinde çalışanları düzenleme kapsamına almıştır.
İptal istemine konu edilen Yönetmeliğe dava açıldıktan sonra eklenen ya da değişiklik yapan;
''Geçici 1 inci madde ile;
Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği kapsamındaki servis faaliyetlerinde 30/6/2021 tarihine kadar uygulanmayacağı, ancak bu taşımalarda kullanılacak taşıtlar için Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde öngörülen sigortaların yaptırılması zorunludur.
Geçici 2 nci madde ile;
Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bendi kapsamına uygun olmayan araçlar 3/9/2021 tarihine kadar uygun hale getirilir. Ancak fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için bu tarih 3/9/2020 olarak uygulanır.
Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sertifikaya sahip olmak zorunda olup belirtilen faaliyetleri yapan kişiler bu sertifikayı 3/9/2018 tarihine kadar almak zorundadırlar.
Bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin uygulamasına 3/9/2021 tarihinde geçilir.
Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesi kapsamındaki hususlara uygun olmayan yeni üretilen araçların 1/1/2018 tarihinden itibaren okul servis aracı olarak trafik tescili yapılamaz.
Geçici 3 üncü madde ile;
2019 ve 2020 yılları itibarıyla oniki yaşını bitirecek ve okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda, muayeneden geçmiş olması kaydıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendindeki şart 1/7/2021 tarihine kadar aranmaz.''
kuralına yer verilerek, bir kısım maddelerin uygulanma tarihinin ileri bir tarihe ötelendiği görülmektedir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin iptali istemi hakkında:
Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinde taşımacıyı tespit komisyonunun; her yıl ilgili okul müdürünün başkanlığında, okul aile birliği başkanı, öğretmenler kurulu toplantısında belirlenecek bir öğretmen (bir asıl, bir yedek üye), öğrencisi servisle taşınan veliler arasından okul idaresinin belirleyeceği iki velinin (iki asıl, iki yedek üye) ve varsa okul eğitim vakfı yönetim kurulunca belirlenecek bir temsilcinin katılımıyla oluşturulacak komisyon olduğu tanımına yer verilmiştir.
Çocuk ve öğrencilerin okul servis aracı ile taşınması işi bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için her okul bünyesinde oluşturulan taşımacıyı tespit komisyonunda okul idaresini temsilen okul müdürü ve öğretmenin yer alması idarenin denetim ve kontrol görevinin bir gereği olduğu gibi kamu hizmetinin düzenli ve etkin yürütülmesi amacına da uygundur.
Buna göre, kamu görevlileri ile birlikte okul aile birliği başkanı, iki öğrenci velisi ve varsa okul eğitim vakfı yönetim kurulunca belirlenecek bir temsilcinin katılımıyla oluşturulan taşımacıyı tespit komisyonun karma yapısında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (ı), (l) ve (m) bentlerinin iptali istemi hakkında:
Dava konusu Yönetmeliğin, taşıtlarda aranacak şartlar başlıklı 4. maddesinde; taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aranacak şartlar sıralanmış, maddenin 1. fıkrasının;
'' ... e) Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılmakla birlikte; taşıtların cinsine göre Karayolları Trafik Yönetmeliğinin öngördüğü periyodik muayeneleri de yaptırılmış olacaktır.
f) Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların yaşları oniki yaşından büyük olmayacaktır. Taşıtların yaşı fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak hesaplanacaktır. ...
ı) Okul servis araçlarında araç takip sistemi bulundurulacaktır. Kayıtlar en az otuz gün muhafaza edilecektir. ...
l) Okul servis araçlarında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca standartları belirlenen her koltukta oturmaya duyarlı sensörlü sistemler bulundurulacaktır.
m) Okul servis araçlarında tüm koltukları görecek şekilde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ekinde belirtilen standartlara uygun, iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulacaktır. ...''
kurallarına yer verilmiştir.
Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulması, altı ayda bir bakım ve onarımları ile taşıtların cinsine göre Karayolları Trafik Yönetmeliğinin öngördüğü periyodik muayenelerinin yaptırılmasının istenilmesinde üst hukuk normlarına, dava konusu yönetmeliğin diğer hükümlerine, kamu yararı ve yürütülen hizmetin gereklerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
Okul servis aracı olarak kullanılacak araçların, çocuk ve öğrencilerin güvenli bir şekilde seyahat etmeleri bakımından belli standartlara uygun olması gerektiği tartışmasızdır. Değişen ve gelişen motorlu araç teknolojisinin yeni araçlarda arttığı ve bu bağlamda yaşı ilerlemiş olan araçlara oranlı yeni araçların daha güvenli bir sürüş olanağına imkan sağladığı tartışmasızdır. Bu manada öğrenci ve çocukların daha güvenli şartlarda taşınması için okul ve servis aracı olarak kullanılacak taşıtların Ülke şartları da dikkate alınmak suretiyle oniki yaşından büyük olmaması yolunda getirilen düzenlemede hukuka ve Danıştayca aynı konuda verilmiş kararlara aykırılık bulunmamaktadır.
Yine aynı maddede yer alan; okul servis araçlarında araç takibi sisteminin olması, her koltukta oturmaya duyarlı sensörlerin bulundurulması, araç içi ve dışına yönelik iç ve dış kamera sistemi kurulması ve kayıt altına alınması yolundaki düzenlemelerin çocukların ve öğrencilerin güvenlikli ve konforlu bir şekilde ulaşımlarının sağlanmasına yönelik olduğu, bu bağlamda anılan düzenlemede mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir durum bulunmadığı görülmektedir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının iptali istemi hakkında:
Yönetmeliğin, Taşımacının şartları ve yükümlülükleri başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, taşımacıların; öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri alarak taahhüt ettiği yere kadar valiliklerce belirlenecek okul açılış ve kapanış saatlerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen azami sürelere uymak suretiyle taşımakla yükümlü oldukları belirtilmiş; aynı maddenin 3. fıkrasında ise; ikinci fıkrada belirtilen yükümlülüklere uymayan taşımacıların, taşımacıyı tespit komisyonunca verilecek sürede eksikliği gidermekle yükümlü oldukları verilen süre içerisinde eksikliği gidermeyen taşımacının özel izin belgesinin mülki idare amirinin bildirimi üzerine ilgili belediyesince iptal edileceği kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.
Taşımacıların, öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri almalarını; servis hizmetini yerine getirirken, okul açılış kapanış saatlerine göre idarece belirlenen azami sürelere uymalarını öngören madde hükmünün çocuk haklarına dair sözleşme başta olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Bir kamu hizmeti olan, çocuk ve öğrencilerin okul servis aracı ile taşınması işine ilişkin yükümlülüklere uymadığı tespit edilen ve taşımacıyı tespit komisyonunca verilecek sürede bu eksiklikleri gidermeyen taşımacının özel izin belgesinin iptalini öngören düzenlemenin idarenin denetim ve kontrol yükümlülüğünün bir gereği ve sonucu olduğundan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; iptali istemi hakkında:
Yönetmeliğin; Okul yönetimlerinin ve milli eğitim müdürlüklerinin yükümlülükleri başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında, milli eğitim müdürlüklerinin; taşıma işinde çalışan şoför ve rehber personele polis, jandarma ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile koordinasyon kurarak; okul taşıma faaliyetiyle ilgili mevzuat, görev ve sorumlukları ile iletişim becerileri ve davranış kuralları konularında eğitim vermekle ve bununla ilgili kayıtları tutmakla; eğitim sonunda düzenlenecek sertifikaya ilişkin usul ve esaslar ile sertifika geçerlilik süresini belirlemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Okul servis araçlarında görev yapan şoför ve rehber personelin, yürüttükleri hizmetin önemi ve gereği olarak fiziksel ve ruhsal bakımdan bu işe uygun olup olmadıklarının tespit edilmesi, varsa bu konudaki eksikliklerin verilecek eğitimle giderilmesi, iletişim ve davranış kurallarında arzu edilen standardın yakalanması ve bu bağlamda eğitime tabi tutularak bunun belirli geçerlilik süresine tabi sertifikaya bağlanmasında hukuka ve hizmet gereklerine aykırı bir yönünün bulunmadığı görülmektedir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istemi hakkında:
Yönetmeliğin 9. maddesinin (c) bendinde, okul servis araçlarını kullanan şoförlerin, maddede yer alan diğer koşulların yanında, D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak ve her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak koşuluna sahip olması gerektiği öngörülmüştür.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü belgelerinin sınıfları" başlıklı 75. maddesi uyarınca 17/4/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik öncesinde minibüs kullanacaklar için "B" sınıfı sürücü belgesi, otobüs kullanacaklar için ise "E" sınıfı sürücü belgesi verilirken, 75. maddede 17/4/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik sonrası sürücü belgesi sınıflarında değişiklikler yapılmış ve minibüs kullanacaklar için "D1" sınıfı, otobüs kullanacaklar için ise "D" sınıfı sürücü belgesi verileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliğinde 17/4/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik öncesi "Sürücü Adaylarında Aranacak Şartlar" başlıklı 76. maddesi gereğince minibüs kullanmak amacıyla alınması gereken "B" sınıfı sürücü belgesi için 18 yaşını bitirmiş olmak, otobüs kullanmak amacıyla alınması gereken "E" sınıfı sürücü belgesi için 22 yaşını bitirmiş olmak hususu aranmakta iken, 17/4/2015 tarihinde 75. maddede yapılan değişiklik ile sürücü belgesi sınıfları değişmesi sonucunda 76. maddede de yapılan değişiklik ile minibüs kullanmak amacıyla alınması gereken "D1" sınıfı sürücü belgesi için 21 yaşını bitirmiş olmak, otobüs kullanmak amacıyla alınması gereken "D" sınıfı sürücü belgesi için 24 yaşını bitirmiş olmak şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik maddesi ile de Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin sürücü belgesi sınıflarında yapılan değişiklik üzerine "Şoförler; E Sınıfı Sürücü Belgesi için 5 yıllık, B Sınıfı Sürücü Belgesi için 7 yıllık sürücü belgesine sahip olmak" hükmü "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusu edilen Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi ile getirilen düzenleme ise Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin sürücü belgesinin alınabilme yaş sınırlarını düzenleyen 76. maddesi uyarınca, otobüs kullanmak için alınması gereken "D" sınıfı sürücü belgesinin 24 yaşını bitirmiş olmak ve minibüs kullanmak için alınması gereken "D1" sınıfı sürücü belgesinin ise 21 yaşını bitirmiş olmak, "D" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin en erken 29 yaşında, "D1" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin ise en erken 28 yaşında olmaları sonucunu doğurmaktadır.
Getirilen düzenleme ile her ne kadar okul servis araçları şoförlerinin tecrübeli kişilerden oluşması amaçlanmışsa da, okul servis araçlarında, görevli şoförlerin bu görevini yerine getirebilmesi için araç içindeki öğrencilerden daha üstün yaşa ve tecrübeye dolayısıyla sorumluluk düzeyine sahip olması gerektiği sebebiyle hukuka aykırılık görülmeyen dava konusu 9. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan yaş sınırı ile Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi arasında uyumsuzluk bulunmaktadır.
Bu nedenle, 25/10/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, "D1" sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin iptali istemi hakkında:
Yönetmeliğin 9. maddesinin (ğ) bendinde, okul servis araçlarını kullanan şoförlerin, öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri almak, taahhüt ettiği yere kadar valiliklerce belirlenecek okul açılış ve kapanış saatlerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen azami sürelere uymak suretiyle taşımak, zorunda olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan düzenleme, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile aynı hususları içermekte olup, yukarıda yer alan aynı gerekçe çerçevesinde bu bendde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin iptali istemi hakkında:
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 2. fıkrasında, okul servis araçlarındaki rehber personelin taşıması gereken koşullar belirlenmiş (a) bendinde ise rehber personelin, 22 yaşını doldurmuş ve en az lise mezunu olması koşuluna yer verilmiştir.
İdarenin okul öncesi ve diğer öğrenci taşıma hizmetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, bu amaçla taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartlarını belirlemek konusunda görev ve yetkisi bulunmaktadır. Bu çerçevede, Öğrencilerin servis araçlarına iniş ve binişlerinde yardımcı olmakla görevli rehber personelinin, bu görevi yerine getirebilmesi için araç içindeki öğrencilerden daha üstün eğitim seviyesine, yaşa ve dolayısıyla sorumluluk düzeyine sahip olması gereklidir.
İdarenin kendisine yüklenilen görevi, amacına uygun yerine getirmesi için rehber personelin eğitim ve yaş durumu ile ilgili olarak getirilen düzenlemenin hukuka ve konuya ilişkin yargı kararlarına uygun olduğu görülmektedir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin iptali istemi hakkında:
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 2. fıkrasının, (c) bendinde rehber personelin, öğrenciler ile çocukların güvenli şekilde servis aracına binip inmelerini ve gerektiğinde karşıdan karşıya geçişlerini sağlamak ve öğrenci ve çocuklar ile iletişim becerilerini geliştirmek amacıyla eğitime katılarak bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sertifikaya sahip olmak şartını taşımaları gerektiği öngörülmüştür.
Anılan düzenleme, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi ile aynı hususları içermekte olup, yukarıda yer alan aynı gerekçe çerçevesinde bu bendde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi hakkında:
Dava konusu Yönetmeliğin, Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bendi kapsamına uygun olmayan araçların 3/9/2018 tarihine kadar uygun hale getirileceği yolundaki hüküm, 12/09/2020 günlü ve 31242 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile 3/9/2021 tarihi olarak değiştirildiği; yine aynı maddede fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için öngörülen 3/9/2019 tarihinin ise 14/08/2018 günlü ve 30509 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile 3/9/2020 tarihi olarak değiştirildiği, başka bir anlatımla uygulamanın başlangıç tarihlerinin ileriye ötelendiği görülmektedir.
Bu bağlamda, iptal istemine konu düzenlemenin değişikliğe uğramış olması nedeniyle bu fıkra bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, "D1" sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi yönünden iptaline; diğer maddeler yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetleri hakkında düzenlemeler içeren Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine servis taşımacılığı faaliyetiyle iştigal ettiği anlaşılan davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde, "Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz." hükmüne; "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde; "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmüne; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne; "Özel hayatın gizliliği" başlıklı değişik 20. maddesinde, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne, 41. maddesinde ise, "Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiş; 90. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde ise, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu ifade edilmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen ve Ülkemiz tarafından 14 Eylül 1990'da imzalanarak 4058 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinde, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşlarının, mahkemelerin, idari makamların veya yasama organlarının yaptığı ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olduğu; taraf devletlerin çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstleneceği ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alacağı ve taraf devletlerin, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların hizmet ve faaliyetlerinin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt edeceği belirtilmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 75. maddesinde, "Okul taşıtlarının çalıştırılması şartları, zamanları ve nitelikleri yönetmelikte belirtilir." hükmüne yer verilmiştir.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde, aile hekiminin, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olduğu belirtilmiş; 5. maddesinin 3. fıkrasında ise, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgeler, aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde aile hekimleri tarafından düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
25.01.2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin ''Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları'' başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında, ''Aile hekiminin Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde görev, yetki ve sorumlulukları aşağıda belirtilmiştir.
a) Çalıştığı bölgenin sağlık hizmetinin planlamasında bölgesindeki toplum sağlığı merkezi ile işbirliği yapmak.
b) Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları bölgesinde bulunduğu toplum sağlığı merkezine bildirmek.
c) Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunmak veya kişiler ile iletişime geçmek.
ç) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek.
d) Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapmak, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve üreme sağlığı hizmetlerini vermek.
e) Periyodik sağlık muayenesi yapmak.
f) Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan (ergen), erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapmak.
g) Evde takibi zorunlu olan engelli, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek.
ğ) Aile sağlığı merkezi şartlarında teşhis veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, teşhis, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirmek, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu sağlamak.
h) Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlamak ya da bu hizmetleri vermek.
ı) Verdiği hizmetlerle ilgili olarak sağlık kayıtlarını tutmak ve gerekli bildirimleri yapmak.
i) Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını güncellemek.
j) Gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak.
k) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapmak.
l) İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek.
m) Kurumca belirlenen konularda hizmet içi eğitimlere katılmak.
n) Kurumca ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapmak.'' kuralına yer verilmiştir.
18.07.1997 tarih ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75. maddesinde; "i) D1 sınıfı sürücü belgesi minibüs kullanacaklara verilir. k) D sınıfı sürücü belgesi minibüs ve otobüs kullanacaklara verilir." hükmü, "Sürücü Adaylarında Aranacak Şartlar" başlıklı 76. maddesinde, "Sürücü belgesi alacakların; a) Yaş bakımından; 4) C, CE, D1 ve D1E sınıfı sürücü belgesi alacakların 21, 5) D, DE sınıfı sürücü belgesi alacakların 24 yaşını bitirmiş olmaları, zorunludur." hükümleri yer almaktadır.
25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Bu Yönetmelik gerçek ve tüzel kişilerce öğrenci taşıma faaliyetlerini, bu faaliyetlerde kullanılacak okul servis araçlarını, taşımacıları ve bu taşıma işlerinde çalışanları kapsar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin, çocuk haklarına ilişkin olarak belirlediği temel ilkelerden biri olan "Çocuğun Üstün Yararı İlkesi", çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilkedir.
Dava konusu Yönetmelik ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın çocukların korunmasına yönelik önerdiği tedbirler ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri çerçevesinde, diğer bireylere nazaran daha çok korunmaya muhtaç olan çocuklar için pozitif ayrımcılık yapılarak ve çocuğun üstün yararı gözetilerek çocukların taşıma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi amacıyla okul servis araçlarının çalıştırılmasında özel düzenlemeler getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında iptali istenen her bir Yönetmelik maddesinin incelenmesi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin incelenmesi:
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
m) Taşımacıyı tespit komisyonu: Her yıl ilgili okul müdürünün başkanlığında, okul aile birliği başkanı, öğretmenler kurulu toplantısında belirlenecek bir öğretmen (bir asıl, bir yedek üye), öğrencisi servisle taşınan veliler arasından okul idaresinin belirleyeceği iki velinin (iki asıl, iki yedek üye) ve varsa okul eğitim vakfı yönetim kurulunca belirlenecek bir temsilcinin katılımıyla oluşturulacak komisyonu, ifade eder.
Davacı tarafından, söz konusu düzenlemenin İstanbul ili Ümraniye ve Sultangazi ilçelerinde yaşanan silahlı çatışmaların devamına zemin hazırlayacağı, eski düzenlemenin uygulanmaya devam edilmesi gerektiği ileri sürülmekte, davalılar tarafından ise, okul müdürlerinin de komisyona dahil edilerek okul idaresinin etkinliğinin arttırılmasının amaçlandığı, kamuda alım satım komisyonlarında çalışan tüm kamu görevlilerinin hayati tehlike altında olduğunun kabulünün hukuki ve mantıksal bir yönünün bulunmadığı, katılımcı bir yapının oluşturulduğu, sonuçta mülki amirlerinin onayının arandığı savunulmaktadır.
Yapılan düzenleme ile okul servis araçlarının çalıştırılması konusunda karar alma yetkisi bulunan Komisyonun kimlerden oluşacağının kural altına alındığı, hem okul idaresinin hem de velilerin Komisyonda yer almasının öngörüldüğü, böylece idarenin de etkinliğinin artırıldığı ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların düzenlemenin iptali gerektiren mahiyette olmadığı anlaşıldığından anılan hüküm yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin incelenmesi:
Taşıtlarda aranacak şartlar
MADDE 4 – (1) Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır:
e) Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılmakla birlikte; taşıtların cinsine göre Karayolları Trafik Yönetmeliğinin öngördüğü periyodik muayeneleri de yaptırılmış olacaktır.
Davacı tarafından, 10.09.2013 tarihli UKOME kararına göre muayenesini yaptırmış araç için bakım ve onarım formunun kaldırıldığı, bu düzenleme var iken yeni bir düzenleme yapılmasının yanlış olduğu ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, araç bakım ve onarımı ile araç muayenesinin farklı kavramlar olduğu, araçların muayene zamanı dışında da bakım ve onarıma ihtiyaç duyabileceği, araçların çocukların can güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde bakım ve onarımlarının yaptırılması gerektiği, söz konusu bentte bakım ve onarıma ilişkin bir düzenlemenin yapılmadığı savunulmaktadır
Dava sürerken 25.08.2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile anılan hükümde değişiklik yapılmış olup, düzenlemenin son hali "Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılmakla birlikte; taşıtların cinsine göre 6/1/2021 tarihli ve 31356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin öngördüğü sürelerde periyodik muayeneleri de yaptırılmış olacaktır." şeklini almıştır.
Davacı tarafından ileri sürülen iddiaların geçerliliğini koruduğu ve dava açma sebeplerinin halen mevcut olduğu görüldüğünden işin esasının incelenmesi gerekmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 75. maddesinde okul taşıtlarının çalıştırılması şartları, zamanları ve niteliklerinin yönetmelikte belirtileceği kural altına alınmış olup, dava konusu hüküm ile okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulması, altı ayda bir bakım ve onarımları ile taşıtların cinsine göre atıfta bulunulan Yönetmeliğin öngördüğü periyodik muayenelerinin yaptırılmasının istenilmesinde üst hukuk normlarına, kamu yararı ve yürütülen hizmetin gereklerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin incelenmesi:
Taşıtlarda aranacak şartlar
MADDE 4 – (1) Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır:
f) Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların yaşları oniki yaşından büyük olmayacaktır. Taşıtların yaşı fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak hesaplanacaktır.
Davacı tarafından, araçların periyodik bakımlarının zaten yapıldığı, 12 yaş sınırının oldukça düşük olduğu, bu yaş sınırının kaldırılması gerektiği ileri sürülmekte; davalı idarelerce öğrenci güvenliğinin sağlanması ve kazaların önlenmesinin amaçlandığı, daha önce verilen yargı kararları dikkate alarak yaşın belirlendiği, 20 yaşındaki araçların ömürlerini doldurduğu düşünüldüğünde söz konusu düzenlemenin makul olduğu savunulmaktadır.
Okul servis araçlarına yaş sınırlaması getirilmesinin amacı; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların, teknik donanımı yüksek, can güvenliği sağlayabilen, mental yorgunluğuna sahip olmayan araçlarla taşınması yoluyla, bu hizmetin güvenli ve düzenli bir şekilde sunulmasını sağlamaktır.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 75. maddesinde okul taşıtlarının çalıştırılması şartları, zamanları ve niteliklerinin yönetmelikte belirtileceği kural altına alınmış olup, hem taşımacılara ağır bir yükümlülük yüklememek hem de çocuk ve öğrencilerin güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlamak amacıyla getirilen on iki yaş şartının hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin incelenmesi:
Taşıtlarda aranacak şartlar
MADDE 4 – (1) Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır:
ı) Okul servis araçlarında araç takip sistemi bulundurulacaktır. Kayıtlar en az otuz gün muhafaza edilecektir.
Davacı tarafından bu hükmün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından teknik şartname hazırlanmasından sonra yürürlüğe girmesi gerektiği ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiği, Yönetmeliğin ülke genelinde uygulandığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yetkisinin toplu taşımayla ilgili ve belediye sınırları dahilinde geçerli olduğu savunulmaktadır.
Düzenlemelerin ülke çapında uygulanması gerekli kuralları içerdiği, çocukların ve öğrencilerin güvenlikli ve konforlu bir şekilde ulaşımlarının sağlanmasına yönelik olduğu, bu bağlamda anılan düzenlemede mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir durum bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen iddialara itibar edilemeyeceği anlaşıldığından anılan hüküm yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin incelenmesi:
Taşıtlarda aranacak şartlar
MADDE 4 – (1) Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır:
l) Okul servis araçlarında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca standartları belirlenen her koltukta oturmaya duyarlı sensörlü sistemler bulundurulacaktır.
Davacı tarafından, düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesinin fiilen imkansız olduğu, araçlara sonradan montaj yapılmasının sağlıklı olmadığı, bu nedenle Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra üretilecek araçlarda bu sensörün uygulanmasının şart koşulması gerektiği ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiği, bu sistemlerin yaşanan olumsuz hadiselerin önlenmesi amacıyla şart koşulduğu, araçların fabrika çıkışlarından sonra pek tabii ihtiyaca ve zamana göre araçlara uygun düzenleme yapılabileceği, teknolojinin geldiği aşama göz önüne alındığında davacının iddiasının dayanağının bulunmadığı savunulmaktadır.
Düzenlemelerin çocukların ve öğrencilerin güvenlikli ve konforlu bir şekilde ulaşımlarının sağlanmasına yönelik olduğu, söz konusu sensörlerin sonradan takılmasının ne yönden tehlike yaratacağına ilişkin herhangi bir gerekçenin ileri sürülmediği, araçlarda gerçekleştirilen tadilatların ilgili mevzuata göre yetkilendirilmiş yerlerce yapıldığı da açık olduğundan anılan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinin incelenmesi:
Taşıtlarda aranacak şartlar
MADDE 4 – (1) Taşımacılar tarafından okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlarda aşağıdaki şartlar aranır:
m) Okul servis araçlarında tüm koltukları görecek şekilde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ekinde belirtilen standartlara uygun, iç ve dış kamera ile en az otuz gün süreli kayıt yapabilen kayıt cihazı bulundurulacaktır.
Davacı tarafından, iç kamera görüntülerinin kişilik haklarına ve Anayasaya aykırı olduğu, dış kameraların ise 30.07.2011 tarihinden beri üretilen araçlarda zaten zorunlu tutulduğu ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, öğrencilerin güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiği, yapılacak her hukuki düzenlemede birtakım hukuki değerlerin yarışmasının kaçınılmaz olduğu, çocukların can güvenliğinin korunmasının diğer hukuki değerlerin karşısında öncelikli olduğu savunulmaktadır.
İç kamera ile kayıt zorunluluğu yönünden anılan hükmün incelenmesinden:
Özel hayata saygı duyulması hakkının ihlalinden söz edilebilmesi için, müdahalenin özel hayatın gizliliği kapsamında korunan bir unsura yönelmesi gerektiği açıktır. Diğer bir anlatımla, devlet veya diğer kişilerce gerçekleştirilen müdahalenin özel hayatın gizliliği kapsamında korunan unsurlara yönelmediği hallerde herhangi bir hak sınırlandırmasından söz edilmesi mümkün olmayacaktır. Bu kapsamda, özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin kamusal alanda vuku bulup bulmadığı önemli bir kriter teşkil etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da ifade edildiği üzere, müdahalenin kamusal alanda vuku bulduğu hallerde dahi, bir kimsenin kamusal alanda "özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi" söz konusu ise, özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz etmek mümkündür. (AİHM, Alpha Doryforiki Tileoraisi Anonymi Etairia/Yunanistan, Başvuru No: 72562/10, 22/02/2018, Paragraf No: 64; AİHM, Lopez Ribalda/İspanya, Başvuru No: 1874/13 ve 8567/13, 17/10/2019, Paragraf No: 89) Bununla birlikte, bu beklentiden söz edilemediği durumlarda, kamusal alandaki müdahalelerin özel hayatın gizliliğini sınırlandırdığı kabul edilmemelidir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, yukarıda atıfta bulunulan Lopez Ribalda/İspanya kararında, kamusal alanda özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi kriteri doğrultusunda yaptığı değerlendirme neticesinde, işyeri sahibince hırsızlık şüphesinin aydınlatılması amacıyla süpermarketteki kasa bölgesinin gizli kamera kaydı ile izlenmesini, market çalışanları bakımından özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak görmemiştir.
Büyük Daire, mezkur kararında, market çalışanlarının özel hayatının korunması hakkı ile işverenin mülkiyet hakkının korunması ve şirketinin sorunsuz çalışmasını sağlama imkânı arasında bir orantılılık değerlendirmesi yapmıştır. Bu bağlamda, bir kısmı "çalışanlar önceden bilgilendirilmeksizin" alınan, uyuşmazlığa konu video kaydının, süpermarketteki ekonomik kayıplardan dolayı ortaya çıkan hırsızlık şüphesinin aydınlatılması sebebiyle "meşru amaç doğrultusunda" alındığının yerel mahkemelerce gerekçeli bir şekilde ortaya koyulduğuna, aynı şekilde yerel mahkemelerin başvuranların mahremiyetine yapılan müdahalenin boyutunu gözeterek alınan tedbirlerin izlenen alanlar ve personel açısından sınırlı olduğu ve zaman bakımından hırsızlık şüphesini doğrulamak için gerekli olan süre sınırının aşılmadığı hususlarını tespit ettiğine vurgu yapan Büyük Daire, "meslektaşların görebildiği veya erişebildiği yerlerde" bir çalışanın mahremiyetinin korunması bakımından makul beklentisinin düşük olduğunu, video kayıtlarının sadece süpermarket müdürü, şirketin yasal temsilcisi ve sendika temsilcisi tarafından izlendiğini ifade ederek, başvuranların mahremiyetine yapılan müdahalenin orantılı olduğu görüşünü kabul etmiş ve başvuranların özel hayatlarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Diğer taraftan, Büyük Daire, çalışanların mahremiyetinin korunması bakımından makul beklenti içinde olması bağlamında video kayıt tedbirinin orantılılığını değerlendirirken, izlemenin gerçekleştirildiği ortamları, bu ortamların niteliğine göre farklı bir şekilde ele almış, çalışanların mahremiyetinin korunması bakımından makul beklentinin, tuvaletler veya giyinme odası gibi ortamın doğası gereği özel olan yerlerde çok yüksek olduğu, hatta bu alanlarda kayıt altına almanın tamamen yasaklanması gerektiği, çalışanların ofisleri gibi kapalı alanlarda da bu beklentinin çok yüksek kaldığı, bununla birlikte, diğer çalışanların görebildiği veya erişebildiği alanlarda veya genel olarak kamuya açık alanlarda makul beklentinin daha düşük olacağını vurgulamıştır. (AİHM, Lopez Ribalda/İspanya, Paragraf No: 123, 124 ve 125)
Davaya konu kamera sisteminin kurulduğu servis araçları, kamuya açık alanlarda, belirli bir ücret karşılığında, yolcuların bir yerden başka bir yere taşındığı ulaşım vasıtalarıdır. Bu yönüyle servis araçları, gelir elde etmek üzere ticari faaliyet yürüten şoför açısından, isteyen ve ücretini ödeyen herkesin kullanımına açık, taşınan yolcuların sürekli değiştiği bir iş yeri; yolcular açısından ise, içerisinde geçici bir süre ile yolculuk yapılan ulaşım vasıtalarıdır. Buna göre söz konusu araçların iç kısmının, "kamuya açık" alan olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığıda; servis türü araçlarda vuku bulan müdahalelerde, gerek şoför gerekse yolcular açısından, özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisinin yüksek olduğundan bahsetmeye olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda değinilen kararında ortaya konulan temel yaklaşım doğrultusunda servis türü araçlarda özel hayatın gizliliğine makul saygı beklentisi irdelenirken, kamera sistemi kurulması yolundaki tedbirin, meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı hususu da ayrıca önem arz etmektedir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde taraf devletlerin çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstleneceği ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alacağı ve taraf devletlerin, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların hizmet ve faaliyetlerinin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt edeceği belirtilmektedir.
Davalı idareler tarafından, okul servis araçlarıyla ilgili olarak gerek yazılı gerekse görsel medyada servisle taşınan öğrencilerin yaşadıkları olumsuzlukların yer alması, hem resmi kuruluşlardan hem vatandaşlardan Yönetmelik değişikliği yapılması gerektiğine yönelik taleplerin gelmesi üzerine dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe konulduğu, taşımacılıkta kullanılan araçlarla ilgili söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırdığı Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği'nde yer almayan yeni ve teknolojik gelişmelere uygun şartlar getirildiği, reşit olmayan ve Anayasa ile uluslararası sözleşme kuralları bağlamında devletin koruma ve gözetme yükümlülüğüne istinaden gerekli idari tedbirleri alma sorumluluğu kapsamında bulunan çocukların eğitim hakkına erişim sırasında maddi ve manevi varlıklarının korunmasının amaçlandığı, bu itibarla, söz konusu hükmün meşru bir amaca dayanma koşulunu sağladığı görülmektedir.
Öte yandan kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenleyen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu, işlenen veriler yönünden anılan Kanun hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla davalı idarelerin veri sorumlusu sıfatıyla 6698 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı kapsamında sorumluluklarının ve yükümlülüklerinin bulunduğu da tabiidir.
Bu durumda, dava konusu hükümde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilmiş 24.11.2021 tarih ve E:2021/1603, K:2021/2631 sayılı ve 25.05.2022 tarih ve E:2022/21, 2022/22 sayılı kararlar da bu yöndedir.
Dış kamera ile kayıt zorunluluğu yönünden anılan hükmün incelenmesine gelince ise, davacı tarafından ileri sürülen iddiaya itibar edilemeyeceği, sağlıklı ve emniyetli bir taşımacılık faaliyetinin yürütülmesine yönelik yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin incelenmesi:
Taşımacının şartları ve yükümlülükleri
MADDE 5 –
(2) Taşımacılar;
a) Öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri alarak taahhüt ettiği yere kadar valiliklerce belirlenecek okul açılış ve kapanış saatlerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen azami sürelere uymak suretiyle taşımakla, yükümlüdürler.
Davacı tarafından, İstanbul gibi büyük metropollerde yoğun trafik göz önünde bulundurulduğunda bu bendin uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmekte; davalı idareler tarafından okul servis taşıma planlamasının sağlıklı yapılmasının amaçlandığı, çocukların okul açılış ve kapanış saatlerinin göz önüne alındığı ve okul servis araçlarının amaçlarının da çocukları okula götürmek olduğu açık olduğuna göre işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
Öğrenci servis taşımacılığının amacının çocukların güvenli bir biçimde ve zamanında okullara ulaştırılması olduğu dikkate alındığında getirilen düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının incelenmesi:
Taşımacının şartları ve yükümlülükleri
MADDE 5 –
(3) İkinci fıkrada belirtilen yükümlülüklere uymayan taşımacılar, taşımacıyı tespit komisyonunca verilecek sürede eksikliği gidermekle yükümlüdür. Verilen süre içerisinde eksikliği gidermeyen taşımacının özel izin belgesi mülki idare amirinin bildirimi üzerine ilgili belediyesince iptal edilir.
Davacı tarafından, yaptırımın çok ağır olduğu, hakkaniyetli olanın eksiklerin giderilmesi için 6 ay süre verilmesi olduğu ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, davacının da farklı bir yaptırım teklif etmediği, 6 ay süre verilmesi gerektiğine ilişkin iddiasının ise bu sürenin eğitim döneminin yarısından fazlasına karşılık geldiği, bu durumun servis aracının eksiğini gidermeden çok uzun süre faaliyette bulunmasına sebep olacağı, taşımacıyı tespit komisyonuna verilen yetkinin servisin düzenli ve güvenli bir şekilde taşımacılık yapmasını sağlayacağı savunulmaktadır.
Anılan hükümde atıfta bulunulan Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında taşımanın güvenli, düzenli bir biçimde gerçekleştirilmesine ve taşımacılık hizmetinde görev alan personel ile hizmetten yararlananların menfaatini korumaya yönelik düzenlemelerin yer aldığı, söz konusu fıkrada belirtilen yükümlülüklere uyulmaması halinde öncelikle eksikliğin niteliğine uygun bir süre verileceği, verilen sürede eksikliğin giderilmemesi halinde ise iznin iptal edileceği; böylece, doğrudan iznin iptaline gidilmeksizin, önce eksikliklerin giderilmesi suretiyle taşımacının mümkün mertebe faaliyette bulunmaya devam etmesinin sağlandığı görülmekte olup eksikliğin verilen sürede giderilmemesi halinde de taşımacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ve taşımacılığın güvenli ve sağlıklı gerçekleştirilmesi mümkün olmayacağından izin belgesinin iptalinin öngörülmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin incelenmesi:
Okul yönetimlerinin ve milli eğitim müdürlüklerinin yükümlülükleri
MADDE 6 –
(2) Milli eğitim müdürlüklerinin yükümlülükleri şunlardır;
a) Taşıma işinde çalışan şoför ve rehber personele polis, jandarma ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile koordinasyon kurarak; okul taşıma faaliyetiyle ilgili mevzuat, görev ve sorumlukları ile iletişim becerileri ve davranış kuralları konularında eğitim vermek ve bununla ilgili kayıtları tutmak,
b) (a) bendinde belirtilen eğitim ve eğitim sonunda düzenlenecek sertifikaya ilişkin usul ve esaslar ile sertifika geçerlilik süresini belirlemek.
Davacı tarafından, eğitimin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü ve ihtisas odası tarafından ortaklaşa verilmesi gerektiği ileri sürülmekte, davalılar tarafından ise, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün 06.12.2017 tarihli yazısı ile taşıma işinde çalışan şoför ve rehber personele yönelik verilecek eğitimlere ilişkin eğitim kurs programlarının hazırlandığı ve uygulamaya konulduğu, davacının iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığı savunulmaktadır.
Okul servis araçlarında görev yapan şoför ve rehber personelin, yürüttükleri hizmetin önemi ve gereği olarak fiziksel ve ruhsal bakımdan bu işe uygun olup olmadıklarının tespit edilmesi, varsa bu konudaki eksikliklerin giderilmesi, iletişim ve davranış kurallarında arzu edilen standardın yakalanması amacıyla eğitime tabi tutularak bunun belirli geçerlilik süresine tabi sertifikaya bağlandığı, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga 12. maddesinde, zorunlu eğitim dışında, eğitim ve öğretimi hayat boyu devam edecek şekilde yaygınlaştırmak amacıyla politikalar oluşturmak, bunları uygulamak, izlemek ve değerlendirmenin Milli Eğitim Bakanlığı hizmet birimi olan Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayıldığı; dava konusu hükümde ayrıca polis, jandarma ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile koordinasyon kurularak eğitim verileceğinin belirtildiği de göz önüne alındığında anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi:
Taşıma işlerinde çalışanların şartları, görev ve sorumlulukları
MADDE 9 – (1) Okul servis araçlarını kullanan şoförler;
c) D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak ve her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak, zorundadır.
Davacı tarafından, şu anda zaten servis sürücülerinin yol belgesi alabilmek için dahiliye ve göz doktorundan sağlık raporu aldıkları ileri sürülmekte, davalılar tarafından ise, 27.11.2017 tarihinde Sağlık Bakanlığında yapılan toplantıda Sürücü Adaylarında ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikteki şartların revize edildiği, 05.01.2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünde yapılan toplantıda ise okul servis şoförleri ve rehber personeller için de aynı şartların aranmasına karar verildiği, öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarında aile hekimlerince yapılacak muayene sonucunda uygun olanlara tek hekim durum bildirir raporunun düzenleneceği, uygunluğuna karar verilemeyenlerin bir üst basamağa sevk edilerek sağlık kurulu raporu düzenleneceği, Sağlık Bakanlığı tarafından okul servis şoförleri ve rehberlerinde aranacak sağlık şartlarının belirlendiği, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da bu hususların uygun bulunduğu savunulmaktadır.
Anılan hükmün "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" kısmı yönünden incelenmesinden;
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Sürücü belgelerinin sınıfları" başlıklı 75. maddesi 17/04/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile yeniden düzenlenmiş olup; değişiklik öncesinde minibüs kullanacaklar için "B" sınıfı sürücü belgesi, otobüs kullanacaklar için ise "E" sınıfı sürücü belgesi verilirken, değişiklik sonrasında sürücü belgesi sınıflarında değişiklikler yapılmış ve minibüs kullanacaklar için "D1" sınıfı, otobüs kullanacaklar için ise "D" sınıfı sürücü belgesi verileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Adaylarında Aranacak Şartlar" başlıklı 76. maddesi de anılan Yönetmelik ile değiştirilmiş ve değişiklik öncesinde minibüs kullanmak amacıyla alınması gereken "B" sınıfı sürücü belgesi için 18 yaşını bitirmiş olmak, otobüs kullanmak amacıyla alınması gereken "E" sınıfı sürücü belgesi için 22 yaşını bitirmiş olmak şartları aranmakta iken, değişiklik sonrasında minibüs kullanmak amacıyla alınması gereken "D1" sınıfı sürücü belgesi için 21 yaşını bitirmiş olmak, otobüs kullanmak amacıyla alınması gereken "D" sınıfı sürücü belgesi için 24 yaşını bitirmiş olmak şartları getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik maddesi ile de Karayolları Trafik Yönetmeliğinin sürücü belgesi sınıflarında yapılan değişiklik üzerine mülga Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinde yer alan; "Şoförler; E Sınıfı Sürücü Belgesi için 5 yıllık, B Sınıfı Sürücü Belgesi için 7 yıllık sürücü belgesine sahip olmak" hükmü; "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" şeklinde düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, okul servis araçlarını kullanan şoförlerin 26 yaşından gün almış olmalarının gerektiği düzenlenmiştir. Okul servis araçlarında çalışan şoförlerin bu görevini yerine getirebilmesi için araç içindeki öğrencilerden daha üstün yaşa ve tecrübeye dolayısıyla sorumluluk düzeyine sahip olması gereklidir.
Yönetmeliğin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin sürücü belgesinin alınabilme yaş sınırlarını düzenleyen 76. maddesinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesinin 24 yaşını bitirmiş olmak ve minibüs kullanmak için alınması gereken "D1" sınıfı sürücü belgesinin ise 21 yaşını bitirmiş olmak düzenlemeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, otobüs kullanmak için alınması gereken "D" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin en erken 29 yaşında, "D1" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin ise en erken 28 yaşında olmaları gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Getirilen düzenleme ile her ne kadar okul servis araçları şoförlerinin tecrübeli kişilerden oluşması amaçlanmışsa da 9. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan yaş sınırı ile Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi arasında uyumsuzluk bulunmaktadır.
Bu nedenle, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, "D1" sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Anılan hükmün "ve her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor almış olmak " kısmı yönünden incelenmesinden;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgelerin aile hekimleri tarafından düzenleneceği hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, aile hekimlerinin rapor ve gerekli görülen durumlarda sevk evrakı düzenleme görev ve yetkisinin bulunduğu anlaşılmakta olup; okul servis şoförünün yürütmekte olduğu hizmetin önemi ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, mesleğini yapmasının uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor alması gerektiğine yönelik olarak tesis edilen dava konusu düzenlemelerde gerek yetki yönünden gerekse sebep ve maksat yönlerinden mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin incelenmesi:
Taşıma işlerinde çalışanların şartları, görev ve sorumlulukları
MADDE 9 – (1) Okul servis araçlarını kullanan şoförler;
ğ) Öğrenci ve çocukların oturarak, güvenli ve rahat bir yolculuk yapmalarını sağlayacak tedbirleri almak, taahhüt ettiği yere kadar valiliklerce belirlenecek okul açılış ve kapanış saatlerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen azami sürelere uymak suretiyle taşımak, zorundadır.
Davacı tarafından, İstanbul gibi büyük metropollerde yoğun trafik göz önünde bulundurulduğunda bu bendin uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmekte, davalılar tarafından ise, okul servis taşıma planlamasının sağlıklı yapılmasının amaçlandığı, çocukların okul açılış ve kapanış saatlerinin göz önüne alındığı ve okul servis araçlarının amaçlarının da çocukları okula götürmek olduğu açık olduğuna göre işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
Öğrenci servis taşımacılığının amacının çocukların güvenli bir biçimde ve zamanında okullara ulaştırılması olduğu dikkate alındığında getirilen düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin incelenmesi:
Taşıma işlerinde çalışanların şartları, görev ve sorumlulukları
MADDE 9 –
(2) Okul servis araçlarındaki rehber personel;
a) 22 yaşını doldurmuş ve en az lise mezunu olmak, zorundadır.
Davacı tarafından, bu maddenin ülke şartları gereği 18 yaşını doldurmuş ilköğretim mezunu olarak düzenlenmesi gerektiği, aksi takdirde rehber personel açığının ortaya çıkacağı ileri sürülmekte, davalı idareler tarafından ise, okul servis araçlarında araç içi düzeni sağlayan ve öğrencilerin araçlara iniş ve binişlerinde yardımcı olmakla görevli rehber personelin bu görevi yerine getirebilmesi için öğrencilerden daha üstün eğitim seviyesine, yaşa ve sorumluluk düzeyine sahip olması gerektiği savunulmaktadır.
Dava sürerken 25.08.2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile anılan hükümde değişiklik yapılmış olup, düzenlemenin son hali "22 yaşını doldurmuş ve 61 yaşından gün almamış olması kaydıyla; en az lise mezunu olmak veya Millî Eğitim Bakanlığı onaylı kursu başarıyla tamamlamak şartıyla en az ilkokul mezunu olmak." şeklini almıştır.
Davacı tarafından ileri sürülen iddiaların geçerliliğini koruduğu ve dava açma sebeplerinin halen mevcut olduğu görüldüğünden işin esasının incelenmesi gerekmiştir.
Öğrencilerin servis araçlarına iniş ve binişlerinde yardımcı olmakla görevli rehber personelinin, bu görevi yerine getirebilmesi için araç içindeki öğrencilerden daha üstün eğitim seviyesine, yaşa ve dolayısıyla sorumluluk düzeyine sahip olması gereklidir. Taşımacılık faaliyetinin güvenli ve sağlıklı biçimde yerine getirilmesi için rehber personelin eğitim ve yaş durumu ile ilgili olarak getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin incelenmesi:
Taşıma işlerinde çalışanların şartları, görev ve sorumlulukları
MADDE 9 –
(2) Okul servis araçlarındaki rehber personel;
c) Öğrenciler ile çocukların güvenli şekilde servis aracına binip inmelerini ve gerektiğinde karşıdan karşıya geçişlerini sağlamak ve öğrenci ve çocuklar ile iletişim becerilerini geliştirmek amacıyla eğitime katılarak bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sertifikaya sahip olmak, zorundadır.
Davacı tarafından, eğitimin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü ve ihtisas odası tarafından ortaklaşa verilmesi gerektiği ileri sürülmekte, davalılar tarafından ise, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün 06.12.2017 tarihli yazısı ile taşıma işinde çalışan rehber personele yönelik verilecek eğitimlere ilişkin eğitim kurs programlarının hazırlandığı ve uygulamaya konulduğu, davacının iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığı savunulmaktadır.
Okul servis araçlarında görev yapan rehber personelin, yürüttükleri hizmetin önemi ve gereği olarak fiziksel ve ruhsal bakımdan bu işe uygun olup olmadıklarının tespit edilmesi, varsa bu konudaki eksikliklerin giderilmesi, iletişim ve davranış kurallarında arzu edilen standardın yakalanması amacıyla eğitime tabi tutularak bunun belirli geçerlilik süresine tabi sertifikaya bağlandığı, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga 12. maddesinde, zorunlu eğitim dışında, eğitim ve öğretimi hayat boyu devam edecek şekilde yaygınlaştırmak amacıyla politikalar oluşturmak, bunları uygulamak, izlemek ve değerlendirmenin Milli Eğitim Bakanlığı hizmet birimi olan Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayıldığı göz önüne alındığında anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 2 –(1) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bendi kapsamına uygun olmayan araçlar 3/9/2018 tarihine kadar uygun hale getirilir. Ancak fabrika çıkışında üzerinde mevzuata uygun renkli cam olan araçlar için bu tarih 3/9/2019 olarak uygulanır.
Davacı tarafından, bu maddenin Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten sonra üretilen tüm araçlarda uygulanması gerektiği, Yönetmeliğin yayımlanmasından önce üretilen araçlar için bu şartlarının aranmasının fiili imkansızlık sebebiyle mümkün olmadığı ileri sürülmekte; davalılar tarafından ise, hangi gerekçe ile söz konusu şartların aranmasının imkansız olduğunun teknik olarak açıklanmadığı, düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Dava sürerken anılan madde hükmünde 14.08.2018, 27.07.2019, 12.09.2020, 25.08.2021 ve son olarak 05.08.2022 tarihinde değişiklikler yapılmış ve maddenin son hali "(1) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentleri kapsamındaki şartlar; a) 2017 model okul servis araçları için 1/7/2024, b) 2016 model okul servis araçları için 1/7/2025, c) 2015 ve öncesi model okul servis araçları için 1/7/2026, tarihinden sonraki ilk periyodik muayenesine kadar aranmaz." şeklini almıştır.
Dava konusu maddede geçiş hükümlerine yer verildiği, taşımacılara araçlarını Yönetmelikte öngörülen şartlara uygun hale getirmeleri için süre tanındığı, dava sürerken yapılan değişiklikler ile araçlar model yılına göre sınıflandırılarak geçiş sürecinin de uzatıldığı görülmekte olup, yapılan düzenlemelerin farklı kurallar içerdiği anlaşıldığından işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D" sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, "D1" sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" kısmının İPTALİNE,
2. Dava konusu Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrası yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Dava konusu edilen Yönetmeliğin diğer hükümleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinden belirlenen haklılık oranına göre …-TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde aidiyetine göre taraflara iadesine,
8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
13/04/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.