T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5353
Karar No : 2022/7696
DAVACI : …'e vesayeten …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, İstanbul Hakimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Herhangi bir soruşturma izni olmaksızın denetim adı altında soruşturma başlatıldığı, soruşturma sürecinde sözlü veya yazılı savunmaların alınmadığı, itiraz incelemesi aşamasında sözlü savunma hakkı tanınmışsa da verilen süre içerisinde on binlerce sayfadan oluşan evrakın incelenmesinin mümkün olmadığı, soruşturmanın açıldığı ve hakkında açığa alma kararı verildiği tarihte dosyada yeterli delil bulunmadığı, bir kısım delilin meslekten çıkarma kararı verildikten sonra dosyaya girdiği, meslekten çıkarma kararını veren Kurul üyelerinin bazılarının tarafsız ve bağımsız olmadığı, dosyada bulunan delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiği, disiplin cezası verilmesine dayanak olan söz konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu, tanık beyanlarının aleyhe olmadığı, Fetullah Gülen isimli şahsın yaptığı konuşma doğrultusunda talimat alınarak karar verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, adil yargılanma hakkının, hakimlik teminatının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresi içerisinde açılmadığı, dava dilekçesinin usuli eksiklikler yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davacı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığının ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, davacının yargısal faaliyeti nedeniyle değil, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleriyle mesleğin şeref ve onurunu bozması veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedelemesi nedeniyle dava konusu meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, davacıya isnat edilen eylemlerin soruşturma kapsamında çeşitli delillerle doğrulandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava İstanbul Hâkimi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve K:… sayılı kararı ile (FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle) 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, İstanbul Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle , 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve … sayılı kararının ve bu kararlara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile göreve iade edilmesi istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun "meslekten çıkarma" başlıklı 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının İstanbul Hakimi olarak görev yaptığı dönemlerde mevzuatın ve yargı yetkisini ,görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırları aşarak,hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet duygusu gözetmeden, yargı etik kurallarına uymayan davranışlarıyla,adalete olan güveni sarsıp,yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırması ve söz konusu eylem ve davranışları ile mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davrandığı için cezalandırıldığı anlaşılmış olup;davacı hakkında HSYK Genel Kurulu tarafından … tarih ve … sayılı kararla FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı oldukları nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiği,ayrıca davacı hakkında Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği , Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K… sayılı kararıyla onama kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, davacıya ilişkin yapılan tüm tespitler ve davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, suçu sabit görülerek hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği de dikkate alındığında, davacının FETÖ terör örgütünün emelleri doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle, tesis edilen davaya konu ... Dairesinin … tarihli ve E:.., K:… sayılı kararının ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarih ve E:..,K:… sayılı karara yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve K:… sayılı kararının hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/10/2022 tarihinde, davacı vasisi Hatice Kutbay Özçelik'in duruşmaya gelmediği, vekili tarafından duruşmanın ertelenmesi talebinin uygun görülmediği ve davacının da duruşmaya SEGBİS vasıtasıyla katılmayacağını beyan ettiği, davalı idare vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
İstanbul hâkimi olarak görev yaptığı dönemde meydana gelen ve kamuoyunda "22 Temmuz Casusluk, Yasa Dışı Dinleme, 14 Aralık, 25 Aralık Kumpas, Selam ve Tevhid'de Kumpas ve Emniyette Paralel yapı Soruşturmaları" olarak bilinen soruşturmalardaki tutum ve eylemlerinden dolayı hakkında yapılan soruşturma sonucunda davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından yapılan meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bakılan dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin … tarih ve E:… K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:… K:… sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
Diğer taraftan, davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle açılan dava Dairemizin 14/04/2022 tarihli ve E:2017/2325, K:2022/2209 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl, görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan ise 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla temyiz isteminin esastan reddiyle mahkumiyet kararının onanmasına karar verilmiş ve davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmü 26/09/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezasının verileceği hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Soruşturma raporunun incelenmesinden, davacı hakkında;
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide terör örgütüne yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmaya yönelik, bilerek ve isteyerek, görevleri dışında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen Veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs Etmek, Gizliliğin İhlali ve Görevi Kötüye Kullanma ve benzeri suçlardan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği,
Bu kapsamda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait …, …, …, …, …, … ve … sayılı soruşturma evrakına ilişkin olarak 65 şüphelinin müdafileri tarafından 20.04.2015 tarihini taşıyan çok sayıda reddi hâkim ve tahliye talepli dilekçeler verildiği, tamamında Hâkim ...’in 20.04.2015 günlü havalesinin bulunduğu, konuya ilişkin Cumhuriyet savcısı tarafından beyanları alınan Yazı İşleri Müdürü E.Ö.’nün söz konusu dilekçelerden kendilerinin haberinin bulunmadığını, mahkeme nöbetinin bitimini müteakip 21.04.2015 günü mesai bitiminden sonra mahkeme hâkiminin verdiği talimat uyarınca Zabıt Kâtibi Ö.A. tarafından kayda alındığını beyan ettiği, Zabıt Kâtibi Ö.A.’nın da benzer beyanda bulunduğu, aynı hususun mahkeme yazı işleri müdürünün 26.04.2015 günlü yazılarından da anlaşıldığı,
Hâkim ...’in 7 adet soruşturma evrakına ait talepleri birleştirmek suretiyle 24.04.2015 günü 2015/92 değişik sayılı karar ile Sulh Ceza Hâkimleri B.A., D.K., İ.Ç., R.U., C.Ö., F.K., İ.Y., A.Ö., H.K.S. ve N.K. haklarındaki reddi hâkim taleplerinin kabulü ile tahliye taleplerini değerlendirmek üzere 24.04.2015 günü nöbetçi olduğu bilinen 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.’in görevlendirilmesi yönünde karar verdiği,
Reddi hâkim talebinin kabulü yönündeki mahkeme kararı incelendiğinde; “-yürütme organlarının Sulh Ceza Hâkimlikleri kurulmadan önce ve sonra Sulh Ceza Hâkimlikleri konusunda basına yansıyan söylemleri,
-Sulh Ceza Hâkimliklerindeki sorgu aşamasında basına da yansıyan bir kısım iddialar,
-Sulh Ceza Hâkimliklerine atanan hâkimlerden bir kısmının görevi kabulden imtina etmeleri, tutuklama kararı vermeyen ya da tahliye kararı veren Sulh Ceza Hâkimlerinin yetkilerinin değişmesi,
-Sulh Ceza Hâkimlikleri kurulduktan sonra çeşitli soruşturmalardaki kolluk operasyonundan önce ve operasyon sırasında tutuklanacak kişilerin sosyal medya hesaplarından önceden ilan edilmesi,
-Tutukluluğun devamına ilişkin tüm hâkimlerin benzer şablon kararlar vermesi, hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şüpheliler müdafilerinin hâkimlerin tarafsız olmadığı yönündeki iddialarının AİHM’ce çerçevesi çizilen objektif tarafsızlık kriterlerinden haklı sayılabilir yeterli somut nedenin bulunduğu,” hususlarına yer verdiği, hâkimin davaya bakamayacağı hâllere ve tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplere ilişkin somut bilgi ve belgeye değinmediği,
Ayrıca CMK’nın Ret İsteminin Usulü başlıklı 26/1. maddesinde “Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.” Hükmü yer almasına karşın anılan usul kuralını da ihlal ettiği,
Anılan kararda bir başka usul ve esasa aykırılığın ise; Cumhuriyet savcılığınca 594 klasörden oluşan 7 adet soruşturma evrakının ... Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmediği, müdafilerin sundukları dilekçe ve eklerinde soruşturma kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler de bulunmadığı halde karar verildiği, adı geçen hâkimin UYAP’ta bulunan soruşturma evrakına erişim sağlamadığı hususunun da Ceza Mahkemesi Uzman Kullanıcısı tarafından tanzim edilen 26.04.2015 günlü rapor ile sabit olduğu,
Kaldı ki benzer mahiyetteki talebi değerlendiren ... Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi G.K.'nin (…) … sayılı soruşturma evrakının şüphelisi E.D. müdafii Av. S.F. tarafından tüm sulh ceza hâkimlerine yönelik yapılan reddi hâkim talebi sonrası … gün … değişik iş sayı ile “Hâkimlerin Reddi için CMK’nun 22. maddesinde gösterilen ve belirlenen tanımlara uymadığı, ayrıca buna ilişkin somut bir delil de gösterilmediğinden bahisle yerinde görülmeyen talebin reddi” yönünde karar verdiği," iddialarıyla ilgili olarak soruşturma yapılmıştır.
Soruşturma kapsamında alınan tanık beyanlarında, “Mahkememizin iki türlü nöbeti vardır. Bunlardan birincisi tevzi nöbetidir. İkincisi muhabere nöbetidir. Asliye Ceza Mahkemeleri kendi aralarında sırayla bir gün olmak üzere muhabere nöbeti tutuyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam tevzi nöbeti de 15 günde bir değişiyor. Şu an tevzi nöbeti ... Asliye Ceza Mahkemesi'ndedir. Ayrıca bir nöbet düzenlenmesi de yakalama evraklarına ilişkindir. O da Komisyonun nöbet listesine göre yürür. Normalde Sulh Ceza Hâkimlerinin bakmış olduğu tutuklama işlemlerine itirazen bir üst dereceli Sulh Ceza Hâkimliği bakmaktadır. Bu nedenle bize evrak gelmez. Bana böyle bir evrak gelseydi tür evrak hiç almazdım avukatlar ısrar ederse hâkimime sorardım. Zaten bize gelen evrakı tarama yoluyla alıyoruz ve sisteme kayıt ediyoruz ve işlemden sonra numara alıyoruz. Bu evrakın kabul yöntemi bu şekilde değil. Bize gelmedi ve biz taramadık. Bu evrak kaleme hiçbir şekilde gelmedi. İlk gelen evrakı biz aldıktan sonra tarıyoruz. Taramadan sonra tekrar bize geliyor ve bizim havalemizden sonra tekrar hâkime gidiyor. Bu dilekçede işlemler farklı yapılmış. Zannedersem doğrudan hâkim beye verilmiş. Normalde bizim mahkememizin muhabere nöbetinde iken böyle bir evrakı kabul etmemesi gerekirdi. Sehven kabul edilmiş olsa bile tekrar merciine iade edilmesi gerekirdi.” ,
"Pazartesi günü mesaiye geldiğimde haberlere konu olan reddi hâkim ve tahliye taleplerine ilişkin dilekçelerin avukatlar tarafından 20.04.2015 günü Hâkim ...’in bizzat kendisine verildiğini, Hâkim Beyin dilekçelerin tarama işlemlerini mesai sonrası Ö.A.’ya yaptırdığını ve Cuma gününe kadar da kararları peyderpey yazdıklarını öğrendim. Reddi hâkim ve tahliye taleplerine ilişkin dilekçelerin Hâkim Beyin kendisine verildiğinden eminim. Çünkü dilekçeleri taratmadan almıyorduk. Numara verebilmemiz için taratmamız gerekiyordu. Tarama işlemlerini ise tarama bürosu yapıyordu. Gelen kişileri tarama bürosuna gönderiyorduk. Ancak reddi hakim talepleri konusunda bu prosedür uygulanmamış. Hâkim Bey dilekçeleri avukatlardan bizzat alarak mesai sonrası Ö. arkadaşımıza tarattırmış. Ayrıca muhabere nöbetçisi olarak reddi hâkim taleplerini tevzi nöbetçisi olan Asliye Ceza Mahkemesine göndermemiz, tevzi nöbetçisi olan mahkemenin de gelen dilekçeleri diğer Asliye Ceza Mahkemelerine sistem üzerinden tevzi etmesi gerekiyordu. 26.04.2015 Pazartesi günü hatırladığım kadarıyla öğleden sonra Hâkim ... Bey Ö. arkadaşımızı odasına çağırdı. Aradan bir süre geçtikten sonra bu kez avukatlar kaleme geldiler. Kararın yazılıp yazılmadığını sordular”, “Ben 20.04.2015 günü mesai bitimine kadar kalemdeydim. Bana sormuş olduğunuz İstanbul Sulh Ceza Hâkimlerinin reddine ilişkin dilekçeler kaleme gelmedi. Gelseydi mutlaka haberim olurdu. Ancak 20.04.2015 tarihinden sonra Ö.A. isimli kâtip arkadaşımız ortalık karışacak, çarşı pazar karışacak tarzında sözler söylüyordu. Niye karışacak diye soruduğumda ileride öğrenirsin diyerek geçiştirdi. Kalemde yeni olduğum için de yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için fazla üstelemedim. En son 25.04.2015 Cumartesi günü televizyondan reddi hâkim ve tahliyelerle ilgili haberlerden konuyu öğrendim. Öğrenir öğrenmez Ö.A.’yı aradım. Ortalık karışmış ne oldu dedim. Pazartesi geldiğinde öğrenirsin dedi. O gün beni adliyeye çağıran da olmadı. Pazartesi günü mesaiye geldiğimde haberlere konu olan reddi hâkim ve tahliye taleplerine ilişkin dilekçelerin avukatlar tarafından 20.04.2015 günü Hâkim ...’in bizzat kendisine verildiğini, Hâkim Beyin dilekçelerin tarama işlemlerini mesai sonrası Ö. A.’ya yaptırdığını ve Cuma gününe kadar da kararları peyderpey yazdıklarını öğrendim. Reddi hâkim ve tahliye taleplerine ilişkin dilekçelerin Hâkim Beyin kendisine verildiğinden eminim.” , “Hâkim Bey iş haricinde bize hiç karışmazdı. İşine önem verirdi. Ancak reddi hâkim evrakını bizden gizledi. Belki yeni olduğum için, belki de güvenmediği için gizlemiş olabilir. Müdire hanımdan niçin gizlediği konusunda ise bir fikrim yoktur. Müdire Hanımdan öğrendiğime göre 25.04.2015 Cumartesi günü kendisini adliyeden çağırarak verilen karar hakkında bilgi istemişler. Müdire Hanım da kararı bilmediği için Hâkim ... Beyi aramış. Hâkim Bey de verdiği kararı kendisine söyleyerek bir örneğini isterse herkese verebileceğini söylemiş.” şeklindeki ifadelere yer verilmiştir.
Sonuç itibarıyla da CMK 26. maddesinin ihlal edilerek, rutin işlemlerin dışına çıkılarak bir karar kurulduğu, bahsedildiği üzere Sulh Ceza Hâkimlerinin toplu reddinin mümkün olmadığı ve kaldı ki en yakın Sulh Ceza Hâkimliğinin görevlendirilmesi gerekirken özel olarak seçilmiş bir şekilde 32. Asliye Ceza Hâkiminin görevlendirilmiş olması, benzer bir şekilde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen kamuoyunda tahşiyeciler operasyonu tabir edilen soruşturmadaki usule benzer şekilde, FETÖ/PDY terör örgütü liderinin yayınlanan sohbetindeki talimatla hareket ederek ceza infaz kurumunda halen tutuklu bulunan şüphelileri tahliye etme girişiminde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM ve TEM Daire Başkanlıkları tarafından tanzim edilen ve ayrıntılı şemalar içeren raporlarda da açıkça belirtildiği üzere söz konusu FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu, daha önce görev yaptığı dönemlere ilişkin olarak da halen devam eden Selam-Tevhid, Usulsüz Dinleme, Askeri Casusluk gibi soruşturmalarda da yer aldığı, MİT tırlarının durdurulması sırasında da örgüt üyesi olan kişilerce silah kullanıldığının tespiti suretiyle, davacının silahlı terör örgütü üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükü...i, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide terör örgütüne yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmaya yönelik, bilerek ve isteyerek, görevleri dışında, Türkiye Cumhuriyeti Hükü...i Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen Veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs Etmek, Gizliliğin İhlali ve Görevi Kötüye Kullanma ve benzeri suçlardan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle birlikte, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olduğu ve örgütlü bir şekilde hareket edip mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek nitelikte eylemlerde bulunduğu kanaatine varılarak, soruşturmaya konu eylemlerin sübut bulduğu ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu soruşturma sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nce;
"Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının, görev ve yetki sınırları Anayasa ve yasalarla düzenlenmiş olup; bu yetkilerin kullanılması sırasında yargı etik kurallarına uygun olarak gereken dikkat, özen ve duyarlılığın gösterilmesi esastır. İlgili hâkim ...'in; görev yaptığı mahkemenin muhabere nöbetçisi olduğunu, muhabere nöbetlerinin günlük olarak tutulduğunu, bu nöbet sırasında sadece taşradan gelen evrakın ilgili mahkemelere iletildiğini, bunun haricinde İstanbul Adliyesindeki herhangi bir mahkemeyi ilgilendiren konularla ilgili işlem yapılmadığını ve yapılmasının da hukuken mümkün bulunmadığını, muhabere nöbeti kapsamına girmeyen bahse konu dilekçeleri görev ve yetki itibarıyla almaması gerektiğini, alsa bile sulh ceza hâkimliklerine göndermesi gerektiğini dikkate almaması; 5271 sayılı CMK'nın 26/1. maddesi uyarınca, hâkimin reddi talebine ilişkin dilekçelerin, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilmesi gerektiği halde, kendi mahkemesine sunulan dilekçeleri kabul etmesi; mahkemenin rutin uygulamasında, dilekçelerin mahkeme kalemine verilmesi, yetkili personel tarafından tarayıcıdan geçirildikten sonra sisteme kaydı ve havalesi gerekirken, tutuklu şüpheliler müdafileri tarafından anılan prosedür uygulanmaksızın bizzat kendisine sunulan dilekçeleri odasında elden teslim alması; şüpheliler müdafileri olan 20 farklı avukatın, 7 ayrı soruşturma dosyasında farklı şüphelilerin vekilliğini üstlenmelerine karşın örgüt mensuplarına has gizli iletişim ağıyla haberleşerek aynı yöntemle dilekçeleri bizzat ilgili hâkime vermeleri; ilgilinin 20.04.2015 tarihinde sunulan ve aynı gün havale ettiği 51 adet dilekçeyi mahkeme kalemine vermeyerek saklaması ve ertesi gün mesai saati bitiminden sonra kalemde yalnız kalan zabıt kâtibi Ö.A.'yı çağırarak dilekçelerin kaydını talep etmesi ve dilekçelerin sisteme girişinin, saat 17:00'a kadar İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi A.C.A.'nın, saat 17:00'dan sonra hâkim M.B.'nin nöbetçi olduğu, o gün için herhangi bir nöbet görevinin bulunmadığı 21.04.2015 günü saat 18:08 itibariyle sağlanması; mahkemelerin olağan uygulaması gereği, 7 farklı soruşturma dosyasında farklı şüpheliler vekilleri olan 20 farklı avukat tarafından sunulan dilekçelerin, dosya bazında ayrı ayrı değişik iş numaralarına kaydı yerine tek değişik iş numarasına kaydettirmesi; CMK'nın toplu red talebine cevaz vermemesine ve şüpheliler vekilleri tarafından sunulan dilekçelerin, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinde görevli sulh ceza hâkimlerinin tamamının reddedilmesine ilişkin olması nedeniyle taleplerin reddine karar vermesi gerekirken, ayrıca şüpheliler vekillerinin ret istemlerinde somut delil göstermemesi, ret sebeplerinin olgularıyla birlikte ortaya koymamasına karşın CMK'nın 27. maddesine aykırı olarak red taleplerinin kabulüne karar vermesi; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcılarının ve İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin olumsuz görüş bildirmesine rağmen bunların hiçbirini nazara almaması, keza T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı görüş yazısındaki tespitleri dikkate almaması; ret talebinin kabulü kararının doğru olması ihtimalinde dahi CMK'nın 27/4. maddesi gereğince görevlendirilmesi gereken hâkimin, sulh ceza hâkimi olacağının ve bunun da CMK'nın 268/3-a maddesindeki düzenleme gereği Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliği olacağını gözetmeyerek, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümleri uyarınca soruşturma aşamasındaki işlemlerde görev ve yetkisi bulunmayan Asliye Ceza Mahkemesi hâkimini, isim ve sicil numarası da belirtmek suretiyle görevlendirmesi; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından görevden uzaklaştırılmasının görüşüldüğü günde dahi, şüphelilerin tahliyesini sağlama amacına matuf usul ve yasaya aykırı kararlar vermeye devam etmesi,
İlgili hâkim M.B.'in de, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi ... tarafından görevlendirildiği tarihte, nöbetinin saat 17:00 itibariyle sona ermesine ve nöbetçi hâkimin M.F.A. olmasına, keza tüm personelin adliyeden ayrılmış olması ve mahkeme kalemi kapısının kilitli olmasına karşın odada tek başına, dosyaların gönderilmesini bekliyor olması ve İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen evrakları bizzat teslim alması; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan soruşturma dosyalarını istemediği halde, 7 ayrı değişik kararına, dosyaların istendiği halde gönderilmediği ve tahliye konusunda görüş bildirilmediğini dercetmesi; yine tahliye konusunda görüş sormadığı halde, CMK'nın 33. Maddesindeki açık düzenlemeye aykırı hareketine mazeret üretmek adına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ilişkin olarak karara "....dosyayı göndermediği gibi tahliye konusunda da görüş bildirmemiştir." ibarelerine yer verdikten sonra "Tahliye konusunda tutukluluğun devamı yönünde mütalaada bulunduğu değerlendirilerek" şeklinde hiçbir yasal dayanağı bulunmayan hukukilikten uzak bir sonuca ulaşması ve bu suretle kararı meşru kılmaya çalışırken gerçeğe aykırı ifadelere ve değerlendirmelere yer vermesi; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun …, …, …, …, …, … ve … soruşturma numaralı dosyalarında; "Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükü...i Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs, Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme" suçlarından şüpheliler hakkında yürütülen ve toplam 594 klasörden oluşan, kıs(ı)tlama kararları nedeniyle UYAP Bilişim Sitemi üzerinden incelenmesine olanak bulunmayan soruşturma dosyaları bulunmadan içlerinde ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı soruşturma yürütülen şüphelilerin de bulunduğu tutuklu 63 şüphelinin serbest bırakılmasına karar vermesi; hafta sonu tatilinde, mahkeme personelini ağır şekilde mağdur edecek ve geceyi adliyede geçirecek şekilde karar ve tahliye müzekkeresi yazması, mutad uygulama ve CMK'nın 36/2. maddesi gereği, kararları ve tahliye müzekkerelerini infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına göndermek yerine, karar yazımından haberdar edilen ve adliye koridorunda bekleyen şüpheliler vekillerine elden tebliğ etmesi, tutuklu şüphelilerin bir gece yarısı operasyonuyla ceza infaz kurumundan serbest bırakılması amacıyla yanında şüpheliler vekilleri de bulunduğu halde adliyede faks cihazı araması, bulamayınca tahliye müzekkerelerini Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz ve İlâmat Bürosuna teslim etmek üzere sabahı beklemesi ve müzekkereleri teslim ettikten sonra mahkeme personeliyle birlikte evine dönmesi; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından görevden uzaklaştırılmasının görüşüldüğü günde dahi, Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle 2 kez bila infaz iade edilen tahliye müzekkerelerinin işleme konmasına zorlamak için Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz ve İlâmat Bürosu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunması, ilgililerin görevlerini yerine getirirken herhangi bir kişinin elemanı olmadığı, bir devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettiklerini, yargı bağımsızlığını kendi menfaatleri için bir ayrıcalık veya imtiyaz olarak gördüklerini, hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınma yerine görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini açıkça ortaya koydukları, mevcut eylemleriyle, uluslarası belgelerde sözü edilen; görevlerini adil, tarafsız, objektif olarak ve hukuk kuralları çerçevesinde bağımsız olarak icra etmek, kamu yararını koruma, toplum adına ve kamu yararına davrandıklarını dikkate alma, adil yargılamanın gerçekleştirilmesine ve ceza adaleti sisteminin düzgün işlemesine katkıda bulunma, her zaman profesyonel olarak davranma, dürüstlük ve özenin yüksek standartlarını uygulama, mesleklerinin onuru ve şerefini koruma, görevlerini olayların değerlendirilmesi temelinde ve hukuka uygun, adil, herhangi uygunsuz etkiden bağımsız olarak icra etme, hukuki ve sosyal gelişmeler hakkında, eğitim ve bilgi düzeylerini daima muhafaza etme, bireysel veya belli bir kesimin çıkarlarının etkisinde kalmama, görevleri sırasında elde etmiş oldukları herhangi bir bilgiyi özel amaçları ve diğerlerinin çıkarlarına yardım etmek için kullanmama, görüşleri, meşru çıkarları, mesleki mevkilerinde karşılaştıkları bireylerin olası kaygı ve kişisel gizliliklerini dikkate alma, tarafsız ve uygun kanıtların mesleki değerlendirmesi temelinde kararlar alma gibi hukukun evrensel ilkelerini ihlal ettikleri, siyasallaşmaktan korunmaya çalışılan yargı erkinin yeniden tartışılır hale gelmesine neden oldukları,
İlgililerin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen ve kamuoyunda "22 Temmuz, Casusluk, Yasa Dışı Dinleme, 14 Aralık, 25 Aralık Kumpas, Selam Tevhid'de Kumpas, Tahşiye Grubuna Kumpas ve Emniyetteki Paralel Yapı Soruşturmaları" olarak bilinen soruşturmalarda tutuklu bulunan şüphelilerin tahliyesini gerçekleştirme amacına matuf ve yukarıda ayrıntıları verilen mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere önceki girişimleri başarısızlığa uğrayan şüpheli müdafiileriyle birlikte, dilekçelerin kabul sürecini de kapsayan plânlı, organize ve adeta yasadışı suç örgütü mensuplarının cezaevine tünel kazarak militanlarını kanundan kaçırma faaliyetinden farksız, hukuk dışı bir yöntemle ancak hukuk kılıfı altında, mesleklerinin sağladığı nüfuz ve imkânları da kullanarak Kanunun açık hükümlerine aykırı "Kararlar"la hedeflerine ulaşmak istedikleri, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 30.06.2015 tarihli bilgi notunda, analiz raporları, hedef şahıslar ile şüpheli olarak değerlendirilen telefon-kişi irtibat grafiklerindeki veriler nazara alınarak FETÖ/PDY örgütü mensubu oldukları ve örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde talimatlarla hareket ettikleri belirtilen ilgililerin, FETÖ/PDY örgütü sözde lideri Fetullah GÜLEN'in 19.04.2015 tarihinde www.herkul.org isimli internet sitesinde yayınlanan "Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları" başlıklı sohbeti sırasında şüphelilerin tahliye edilmesi yönündeki talimatına istinaden, şüpheliler müdafileri tarafından dilekçelerin sunulmasından başlayarak, görevden uzaklaştırıldıklarına dair tebligatı almalarına dek devam eden süreçte sergiledikleri tutum ve davranışlar, son dakikaya kadar verdikleri hukuk dışı kararlarla şüphelilerin tahliyesini gerçekleştirmeye çalışmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükü...i gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide terör örgütüne yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmaya yönelik, bilerek ve isteyerek, görevleri dışında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs Etmek, Gizliliğin İhlali ve Görevi Kötüye Kullanma ve benzeri suçlardan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri yapılan soruşturma ve tüm dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu, ... Somut olayda, ilgililerin mesleki kıdem ve deneyiminden beklenen basireti göstermeyip, yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstıkları, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, adalet duygusu gözetilmeden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide terör örgütüne yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmaya yönelik, bilerek ve isteyerek, görevleri dışında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs Etmek, Gizliliğin İhlali ve Görevi Kötüye Kullanma ve benzeri suçlardan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, tutuklu bulunan şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacına yönelik olarak verdikleri kararlarla yargısal yetkilerini, FETÖ/PDY örgütü mensuplarının çıkar ve ihtiraslarına hizmet için kullandıkları, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, ilgililerin mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki eylemlerinin Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi, Avrupa Yargıçlar Birliği Hâkimler Şartı, Avrupa Yargı Kurulları Ağı (AYKA)'nın raporunda nitelenen açığa alma ve görevden alınmayı gerektirir özellikleri taşıdığı toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla.." şeklindeki gerekçeyle davacıya isnat olunan eylemlerin sübuta erdiğinden bahisle fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve eklerinin incelenmesinden; "görevde yetkiyi kötüye kullanmak" ve "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlarından dolayı hakkında mahkumiyet kararı da verilen davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğunun sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.