T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5664
Karar No : 2023/2627
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … adına velayeten, kendi adlarına asaleten … ve …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri … Hukuk Müşaviri Av. …
TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER:
1- …
2- …
3- … Sigorta Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerce aleyhlerine olan kısımlarının; davacı tarafından maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 18/02/2014 tarihinde Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dünyaya gelen yakınları ...'un teşhis ve tedavisi ile daha geniş olanaklara sahip bir hastaneye sevk işlemlerindeki hata ve aksaklıklar neticesinde vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 20.000,00 TL maddi ve 350.000,00 TL manevi tazminatın, 06/07/2014 tarihinden itibaren işletilecek Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bebeğin doğum öncesi ve sonrasında yapılan, uygulanan tetkik ve tedavi yöntemleri ile geçirmiş olduğu operasyonlarda herhangi bir hata olmadığının, uygulamaların bilimsel ve tıbbi kurallara uygun olduğunun olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda ortaya konulduğu, müteveffa çocuğa hastanelerde yer bulunamamasının sağlık hizmetinin yetersizliğini gösterdiği kabul edilse dahi bebeğin doğuştan ölüm riski çok yüksek hastalığının bulunduğu dikkate alındığında söz konusu eksiklik ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle olayda hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine; her ne kadar bilirkişi raporunda doğum öncesi ve sonrasında yapılan tedavi ve tetkiklerde hata olmadığı belirtilmiş ise de tüm dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan davacıların, bebeğin doğumu sonrasında yaşadığı travmaların Devletin vatandaşına sağlaması gereken sağlık hizmetlerinin kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkesi aranmaksızın doğrudan 1982 Anayasası´nın 2. maddesinde öngörülen Sosyal Devlet ilkesi kapsamında toplumla paylaşılması gerektiği gerekçesiyle anne ... ve baba … için ayrı ayrı 75.000,00 TL, kardeş … için 25.000,00 TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; olayda, küçük …'ın ölüm riski çok yüksek hastalıklarla doğduğu ve ölümünün sağlık personelinin hatalı müdahalelerinden kaynaklandığı yönünde herhangi bir bilgi belgenin ortaya konulmadığı, bununla birlikte ölüm riski çok yüksek hastalıklara sahip olsa da, bir hastanın tedavisi için eldeki tüm sağlık imkanlarının kullanılması gerektiği, ancak küçük ...'ın getirildiği hastanede imkanların yetersiz olduğu ve yeterli imkanlara sahip başka hastanelerin de yer yokluğu gerekçesiyle hastayı kabul etmediği dikkate alındığında, adı geçenin yaşaması için eldeki tüm sağlık imkanlarının kullanılmasıyla ilgili şüphelerin giderildiğinden bahsedilemediği, hizmetin yürütülmesinde sağlık personeline atfedilebilen somut bir kusur tespit edilmemekle beraber yürütülen kamu hizmetinde bir takım aksaklıklar yaşanması, bu aksaklıkların (hasta naklinin gerçekleşmemesi) yaşanmaması durumunda da sonucun değişmeyeceğinin açıkça ortaya konulamaması, bu bağlamda oluşan endişe ve şüphelerin giderilememesi hususları dikkate alındığında olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu gerekçesine yer verilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun manevi tazminatın kabulü yönünden gerekçeli olarak reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, davacıların istinaf başvurusunun maddi ve manevi tazminat isteminin reddine dair kısmı yönünden reddine, vekalet ücreti yönünden kabulüne, ... İdare Mahkemesi kararında hükmedilen vekalet ücreti kaldırılarak maddi tazminat için maktu vekalet ücretine, manevi tazminat için de taraflar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği; davalı idare ve davalı idare yanında müdahiller tarafından, olay kapsamında düzenlenen ve Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hizmet kusurunun varlığından söz edilmemesine rağmen manevi tazminata hükmedilmesinin çelişkili olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı ve davalı idare tarafından karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını ... isimli bebek, 18/02/2014 tarihinde, 2.500 gr. doğum ağırlığında, normal doğum yoluyla dünyaya gelmiş, üç günlükken emmeme şikayetiyle kontrol edilen bebek C-reaktif protein değerinin yüksek olması nedeniyle erken neonatal sepsis tanısyla Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinden, Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesine sevk edilmiş, bu hastanede de gerekli tetkikler yapılarak bebeğe uygun antibiyotik tedavisine başlanılmış, bebeğin yatışı sırasında klinik durumu düzelmiş, ancak direkt hiperbilirubinemi tablosunun düzelmemesi üzerine gerekli ilaç tedavisi başlanarak taburculuğunda ileri tetkiklerin yapılması amacıyla ayaktan acil olarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi (UÜTF) Çocuk Gastroentroloji Polikliniğine bağlanılmış, daha önceden Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ekokardiyografisi yapılmış olmasına rağmen fizik muayenesinde bacak nabızlarının zayıf alınması üzerine, Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesinde Çocuk Kardiyoloji Uzmanı tarafından doğuştan ana atar damar darlığı teşhisi konulmuştur.
Bebek, klinik takibi açısından taburculuktan 48 saat sonra tekrar çocuk kardiyolojisi polikliniğine kontrole çağrılmış, çocuk gastroentroloji polikliniğine ve çocuk kardiyolojisi polikliniklerine götürüleceğine dair el yazısı ve imza alınmak suretiyle 03/03/2014 tarihinde taburcu edilerek yakın poliklinik takibine alınmış, sonraki süreçte UÜTF Gastroentroloji bölümünde takibe alınmış ve safra tıkanıklığı açısından 08/04/2014 tarihinde ameliyat edilmiş, hastaya karaciğer dışı safra yollarının doğuştan yokluğu (ekstra hepatik bilier atrezi) tanısı konulmuş, eş zamanlı olarak da UÜTF çocuk kardiyolojisi polikliniğinden aort koarktasyonuna yönelik olarak takibe alınmıştır.
Davacılar yakını, 18/04/2014 tarihinde ise genel durumu iyi olarak ve ağızdan tam beslenmesi sağlanarak tabucu edilmiş, bu tarihten sonra evde yaklaşık 5 gün kadar genel durumu iyi şekilde devam etmiş, sonrasında kusmaları başlamış ve kusma şikayeti ile önce Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurulmuş, burada kusmalarının devam etmesi üzerine UÜTF çocuk cerrahisi polikliniğine ayaktan yönlendirilmiş, buradan da ağızdan verilen antibiyotik tedavisi ile genel durumu iyi olarak tabucu edilmiştir.
Bebek son olarak Haziran 2014 tarihinde doğuştan ana atar damar darlığı tanısı ile yakın takip altında tutulmuş, 04/07/2014 tarihinde solunum sıkıntısı şikayetiyle davacılar tarafından Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüş, burada bebeğin çocuk kardiyolojisi, çocuk gastroenterelojisi, çocuk cerrahi ekibince takip edilebilecek bir yoğun bakım merkezine ihtiyacı olduğu değerlendirilerek, UÜTF'ne sevk edilmek istenmiş, ancak UÜTF Hastanesinde yer olmaması sebebiyle sevk işlemi yapılamamış ve bebek 06/07/2014 tarihinde vefat etmiştir.
Bunun üzerine, davacılar tarafından bakılan dava açılmıştır.
Olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar sayılı raporda; "... Bebeğin ölümünün kendisinde mevcut konjenital kalp hastalığı, bilier atrezi ve bunlara bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, 40+2 haftalık gebenin yatışının yapılarak sezeryan ile doğumunun gerçekleştirildiği, bebeğin takibi sırasında aktivitesinde azalma üzerine Eko yapıldığı kan değerlerine bakıldığı, neonatal sepsisi ve konjenital kalp hastalığı tanılarının konularak takip ve tedavilerinin yapılabileceği yenidoğan yoğun bakım servisine 112 aracılığı ile sevkinin sağlanarak takip ve tedavilerinin yapılmasının sağlanıldığı, takiplerinde uygun ilaçları içeren tedavilerin uygulanıldığı, uygun tetkiklerle kesin tanısının konulduğu, takip eden günlerde kontrol muayenesinde kakasının renginde açılma olması üzerine gerekli tetkik ve muayenelerinin yapılarak bilier atrezi tanısının konulduğu, tanıya uygun cerrahi girişimin yapıldığı, kontrol muayenelerinin ve tetkilerinin yapıldığı, yapılan tüm işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, cihetle bebeğin muayenesinde takip ve tedavilerinde görev alan hekimlere atfı kabil kusur bulunmadığı, bebeğin UÜTF hastanesine yer olmaması üzerine sevk edilemediği ancak hastanenin hem Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doktorları hemde Bursa 112 Komuta Merkezi tarafından günlük olarak arandığı ancak yer olmaması nedeniyle naklin gerçekleştirilemediği, Bursa 112 Komuta Merkezi tarafından İl dışı Üniversite Hastaneleri aranmasına rağmen yer bulunamaması nedeniyle sevkin gerçekleştirilemediği..." tespitine yer verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Davacıların İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik davacıların yaptığı istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne Yönelik Davalı İdarenin İstinaf Başvurusunun Gerekçeli Olarak Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; Bölge İdare Mahkemesince, hizmetin yürütülmesinde sağlık personeline atfedilebilen somut bir kusur tespit edilmemekle beraber yürütülen kamu hizmetinde bir takım aksaklıklar yaşanması, bu aksaklıkların (hasta naklinin gerçekleşmemesi) yaşanmaması durumunda da sonucun değişmeyeceğinin açıkça ortaya konulamaması, bu bağlamda oluşan endişe ve şüphelerin giderilememesi hususları dikkate alındığında, olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu gerekçesine yer verilerek İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine verilmişse de; dava konusu olay kapsamında düzenlenen ve yukarıda alıntısı yapılan bilirkişi raporunda ...yapılan tüm işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, bebeğin muayenesinde takip ve tedavilerinde görev alan hekimlere atfı kabil kusur bulunmadığı, bebeğin UÜTF hastanesine yer olmaması üzerine sevk edilemediği, ancak hastanenin hem Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları hem de Bursa 112 Komuta Merkezi tarafından günlük olarak arandığı, ancak yer olmaması nedeniyle naklin gerçekleştirilemediği, Bursa 112 Komuta Merkezi tarafından İl dışı Üniversite Hastaneleri aranmasına rağmen yer bulunamaması nedeniyle sevkin gerçekleştirilemediğinin belirtilmesi karşısında, davalı idare tarafından sunulan sağlık hizmetinin işleyişinde bir eksiklik veya hata bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmamakta olup davacıların manevi tazminat istemleri yönünden de maddi tazminat isteminde olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
C) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davalı İdare Yanında Müdahiller Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusu Hakkında Hüküm Kurulmaması Yönünden İncelenmesi:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının incelenmesinden, davalı idare yanında müdahillerce ilk derece mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunulmasına rağmen mahkemece müdahillerin istinaf başvurusu hakkında hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, kararda, müdahillerin istinaf başvurusu hakkında hüküm kurulmaması yönünden de hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, davalı idare ve davalı idare yanında müdahillerin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Bursa İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının kısmen gerekçeli reddi, kısmen kabulü yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare yanında müdahiller tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında hüküm kurulmaması yönünden BOZULMASINA oy birliğiyle, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/05/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY: Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.