T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6777
Karar No : 2023/1970
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER
(DAVALI YANINDA) : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …'e velayeten … ve …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması davalı ile davalı yanında müdahiller tarafından istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 04/09/2013 tarihinde ayağını saca çarparak yaralanması nedeniyle başvurduğu ... Devlet Hastanesi acil servisinde yanlış teşhis ve tedavi uygulanması neticesinde engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 220.622,61 TL) maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 220.622,61 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporuna göre illiyet bağının kesin olarak bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporuna yapılan itirazın değerlendirilmediği, davacının engel oranının %25 olmadığı, maddi zararın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğu; davalı idare yanında müdahil … ve … Sigorta Anonim Şirketi tarafından, davacının engel oranının %25 değil %5,1 olduğu ve maddi tazminatın bu oran üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilerek temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin süre aşımı yönünden reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, 04/09/2013 tarihinde ayağını saca çarparak yaralanmış ve ... Devlet Hastanesi acil servisine başvurmuş, davacının ayağındaki kesi ortopedi uzmanı tarafından düşük enerjili yüzeysel yaralanma şeklinde yorumlanmış ve sağlık memurunca uygulanan sütürasyon (dikiş) işleminden sonra davacı taburcu edilmiş, 09/12/2013 tarihinde aynı hastanede yapılan muayene ve tetkiklerde davacının tibialis anterior ve ekstensör hallusis longus tendonlarında parsiyel rüptür (kısmi yırtık) tespit edilmiş, Bitlis Devlet Hastanesinden alınan 18/09/2014 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda 'peroneal sinir felci' teşhisiyle davacının %25 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının bulunduğu belirlenmiş, davacı tarafından meydana gelen engelinin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığınca dava konusu olaya ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı raporda; "Yaşanan olaya bağlı tibialis anterior ve ekstensör hallusis longus tendonlarında parsiyel rüptür ve ayak bileği düzeyinde peroneal sinir hasarı meydana geldiğinin anlaşıldığı, bir ortopedi uzmanının hastanın yaşı küçük olsa dahi tendon ve sinir hasarına tanı koyabilmesi gerektiği, ayrıca mevcut tıbbi belgelere göre hastayı kontrole çağırdığına dair bir ifade de bulunmadığı, özensiz bir muayene neticesinde yanlış tanı konulduğu, dolayısıyla Ortopedi Uzmanı Dr. …'ın kusurlu bulunduğu, bununla birlikte uygun tedavi yapılsa dahi peroneal sinir hasarının iyileşemeyebileceği ve mevcut klinik tablonun oluşabileceği" yönünde görüş bildirilmiştir.
İdare Mahkemesince; dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve talep edilen toplam 220.622,61 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 15.000,00 TL'lik kısmının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da, davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Davalı Yanında Müdahillerin Temyiz İstemlerinin İncelenmesi:
Uyuşmazlık incelendiğinde; … İdare Mahkemesinin davanın kısmen kabulü ve 220.622,61 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi yolundaki kararının aleyhlerine olan kısmına karşı davalı idare yanında müdahiller tarafından istinafa başvurulmadığı, davalı idare tarafından anılan kararın aleyhine olan kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan inceleme neticesinde, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davalı idare yanında müdahiller tarafından bu kararın aleyhlerine olan kısmının bozulmasının istenildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince verilen kararın kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare yanında müdahiller tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, bu itibarla davalı yanında müdahiller açısından İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının kesinleştiği ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında da davalı yanında müdahiller aleyhine yeni bir hüküm kurulmadığı görüldüğünden, davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
2) Davalı İdarenin Temyiz İsteminin İncelenmesi:
A) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Bölümü Yönünden:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Bölümü Yönünden:
Dosyanın incelenmesinden, Bitlis Devlet Hastanesinden alınan 18/09/2014 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %25 olarak belirlendiği ve İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen hesap bilirkişisi raporunda davacının maddi zararının %25 beden gücü kaybı oranı üzerinden 220.622,61 TL olarak hesaplandığı görülmektedir.
Temyiz aşamasında dosya içerisine giren Adli Tıp Kurumu Başkanlığının … tarih ve … karar numaralı 3. İhtisas Kurulu ve … tarih ve … karar numaralı İkinci Üst Kurulu raporlarında ise, davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı %5,1 olarak belirlenmiştir.
Bu haliyle, güncel durumu ortaya koyan ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlar uyarınca davacının maddi zararının hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen hesap bilirkişisi raporunda, davacının maddi zararının 18 yaşını ikmal ettiği tarihten muhtemel ömrünün sonuna kadar hesaplandığı görülmektedir.
Oysa Dairemiz içtihatlarıyla, kalıcı/sürekli sakatlığa uğrayan 0-18 yaş arasındaki küçüklere, zarara uğradıkları tarihten itibaren 18 yaşını ikmal ettiği tarihe kadar da efor kaybı tazminatı ödenmesi gerektiği kabul edildiğinden; davacının bedensel zarara uğradığı yaş ile 18 yaşını ikmali arasındaki sürede uğradığı efor kaybı zararının da hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak, davacının temyiz başvurusunda bulunmadığı dikkate alındığında, yeniden yapılacak olan hesaplama neticesinde davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereğince, temyize konu kararla hükmedilen 220.622,61 TL'yi geçemeyeceği açıktır.
Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacının maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünde hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölümünün ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölümünün BOZULMASINA,
3. Bozulan bölüm hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/04/2023 tarihinde, oy birliğiyle, kesin olarak karar verildi.