T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6804
Karar No : 2023/750
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Üniversitelerarası Kurul'un … tarih ve … sayılı toplantısında 4 numaralı karar olarak kabul edilen Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlilik, Doçentlik, Profesörlük Ünvanlarının Değerlendirilmesine ilişkin Usul ve Esasların 4. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacı, 2018 yılında klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamladığını, Türkiye’de Psikoterapi alanında doktora programı bulunmadığı için 2019 yılında Avusturya Viyana’da bulunan Sigmund Freud Üniversitesinde Psikoterapi alanında doktora eğitimini almak için İstanbul’da bulunan acente ile görüşerek ön kaydını gerçekleştirdiğini ve 10.05.2019 tarihinde sözleşme imzaladığını; dava konusu düzenlemenin doktora hakkından rızası dışında vazgeçtirilmesi anlamına geldiğini, düzenleme nedeniyle ilgili ülkede bulunmasının zorunlu olduğunu, bunun da iş hayatı, aile durumu ve ekonomik durumunu ciddi anlamda bozacağını; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doktora programlarının asgari 3 yıllık bir akademik süreci kapsadığı, bu sürecin belli bir kısmının teorik derslerden, önemli bir kısmının ise araştırma ve tez yazma aşamasından oluştuğu, birinci aşamada yüz yüze/örgün olarak ders almanın maksimum 1,5-2 yıllık süreye tekabül ettiği, kişinin günde 8 saat ders alarak bu aşamayı toplamda 70 günde tamamlayabildiği, ikinci ve üçüncü aşamada ise, bilgi teknolojileri çağında yaşadığımızı da dikkate alacak olursak, doktora öğrencisinin tüm alan araştırmalarını, makale-kitap okumaları ve tezini yazıya dökme aşamasını kendi ülkesinde yapabileceğini, bu aşamada hocalarıyla teknoloji aracılığıyla (skype veya mail) iletişim kurabileceğini; akademik eğitimin yetkinlik değerlendirmesinin, çağdaş eğitim modellerinde kredi hesabı üzerinden yapıldığını, davalı idarenin düzenlemesinde ise gün hesabı üzerinden değerlendirme yapıldığını, ilgili ülkede belirli bir süre kalma zorunluluğu aranmasının eğitim hakkını ihlal edeceğini ileri sürmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI: Usule ilişkin; dava dilekçesinde davacı vekilinin TC kimlik numarasının bulunmadığı ve ilan tarihinin belirtilmediğinden dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine aykırı olduğu, düzenlemenin 10/01/2019 tarihinde yapılan toplantıda yeniden kabul edildiği ve 11/04/2019 tarihinde internet sitesinde yayımlandığı, ancak davacı tarafından 60 gün içerisinde dava açılmadığı, husumetin YÖK Başkanlığına da yönetilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Esasa İlişkin; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 65. maddesinin (b) bendinde lisansüstü öğretim esasları ve söz konusu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili diğer akademik hususların belirlenmesine ilişkin Yönetmelik çıkarabilme yetkisinin tanındığı, idarenin 2547 sayılı Kanun’un 11., 27. ve 28. maddelerine dayanarak 15/1/2015 tarihinde Usul ve Esasları kabul ettiği, 10/01/2019 tarihinde yapılan toplantıda dava konusu edilen maddede değişiklik yapıldığı ve söz konusu Usul ve Esasların 11/04/2019 tarihinde internet sitesinde yayımlandığı, davacının herhangi bir bireysel başvurusunun bulunmadığı, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava; Üniversitelerarası Kurul tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 11, 27 ve 28 inci maddelerine dayanılarak hazırlanan Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine ilişkin Usul ve Esasların 4. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 2018 yılında klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamladığını, 2019 yılında Sigmund Freud Üniversitesinde Psikoterapi alanında doktora eğitimini almak için İstanbul'da bulunan acenta ile görüştüğünü, ön kaydını gerçekleştirdiğini ve sözleşme imzaladığını, davalı idare tarafından çıkarılan düzenlemenin doktora hakkından rızası dışında vazgeçtirilmesi anlamına geldiğini, düzenleme nedeniyle ilgili ülkede bulunmasının zorunlu olduğunu, bunun da iş hayatı, aile durumu ve ekonomik durumunu ciddi anlamda bozacağını, akademik eğitimin yetkinlik değerlendirmesinin; çağdaş eğitim modellerinde kredi hesabı üzerinden yapıldığını, davalı idarenin düzenlemesinde ise, gün hesabı üzerinden değerlendirme yapıldığını, örgün eğitim alacağı, tez ve araştırma aşamasında hocalarıyla teknoloji aracılığıyla (skype veya mail) iletişim kurabileceğini, ilgili ülkede belirli bir süre kalma zorunluluğu aranmasının eğitim hakkını ihlal edeceğini ileri sürerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 11. maddesinde Üniversitelerarası Kurulun görevleri düzenlenmiş ve (b) fıkrasının, 5. bendinde, doktora ile ilgili esasları tespit etmek ve yurt dışında yapılan doktoraları, doçentlik ve profesörlük ünvanlarını değerlendirmek, Kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
Davalı idare bu kapsamda "Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ı belirlemiştir.
Davalı idare tarafından kabul edilen "Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 4. Maddesinin (2) nci fıkrasında, "Doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şarttır...." düzenlemesine yer verilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında, Yükseköğretim planlaması çerçevesinde, üniversitelerin eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerini koordine etmek, uygulamaları değerlendirmek, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere önerilerde bulunmak, doktora ile ilgili esasları tespit etmek ve yurt dışında yapılan doktoraları, doçentlik ve profesörlük ünvanlarını değerlendirmekle görevli bir kamu tüzel kişisi olan Üniversitelerarası Kurul’ca; yurt dışında alınan doktora eğitimiyle ilgili diploma denkliğine başvuran adaylardan, yurtdışında eğitim gördükleri kurumların Türkiye’de Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmış olmanın yanı sıra, tanınan yükseköğrenim kurumlarından alınacak eğitimin örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartının aranmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 22.02.2023 tarihinde, Ankara Barosu Başkanlığı tarafından görevlendirilen davacı vekili Av. … ve davalı idare vekili Av. …'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflar usulüne uygun söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, 2018 yılında klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamış, 2019 yılında Sigmund Freud Üniversitesinde Psikoterapi alanında doktora eğitimi almak için İstanbul'da bulunan acenta aracılığıyla anılan doktora programına ön kaydını gerçekleştirerek sözleşme imzalamıştır.
Dava, Üniversitelerarası Kurul tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 11., 27. ve 28. maddelerine dayanılarak hazırlanan Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine ilişkin Usul ve Esasların 4. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN :
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 11. maddesinde, Üniversitelerarası Kurulun görevleri düzenlenmiş ve (b) fıkrasının 5. bendinde, doktora ile ilgili esasları tespit etmek ve yurt dışında yapılan doktoraları, doçentlik ve profesörlük ünvanlarını değerlendirmek Kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun tanımlar başlıklı 3. maddesinde, doktoranın, lisansa dayalı en az altı veya yüksek lisans veya eczacılık veya fen fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yarı yıllık programı kapsayan ve orijinal bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretim olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare yukarıda belirtilen Kanun hükmü kapsamında "Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ı belirlemiştir.
Davalı idare tarafından kabul edilen dava konusu Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrası, “Doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şarttır. Üniversitelerarası Kurul tarafından, doktora yapılan ülke, doktora tez konusu ve içeriği, doktora döneminde ders alınıp alınmadığı gibi her bir başvurunun kendine özgü şartlarının değerlendirilmesi saklı kalmak kaydıyla; doktora eğitimi süresince adayların en az; Sosyal Bilimler için 200 gün, Mühendislik, Temel Bilimler, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri ve diğer bilimler için 300 gün, Sağlık Bilimleri için 400 gün, öğrenim gördüğü üniversitede bulunması şarttır.” şeklindedir.
Yükseköğretim Kurulu, Türkiye’de yüksek öğretimin örgütlenmesi, planlanması ve yürütülmesi ile her düzeydeki yüksek öğretim kurumlarının kurulması, eğitim ve öğretim programlarının açılması ve faaliyetleri konularında yetkili ve uzmanlığa sahip bir kamu tüzel kişisi olup, Üniversitelerarası Kurul’a diploma denkliği konusunda başvuran adaylardan, yurtdışında eğitim gördükleri kurumların Türkiye’de Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmış olmasının yanı sıra, doktora eğitiminin ülkemizde örgün eğitim şeklinde yapıldığı hususu dikkate alındığında tanınan yükseköğrenim kurumlarından alınacak eğitimin örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartının da aranmasına yönelik düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
22/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava; Üniversitelerarası Kurul tarafından hazırlanan Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine ilişkin Usul ve Esasların 4. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 2018 yılında klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamladığını, 2019 yılında Sigmund Freud Üniversitesinde Psikoterapi alanında doktora eğitimini almak için İstanbul'da bulunan acenta ile görüşerek ön kaydını gerçekleştirdiğini ve sözleşme imzaladığını, davalı idare tarafından çıkarılan düzenlemenin doktora hakkından rızası dışında vazgeçtirilmesi anlamına geldiğini, düzenleme nedeniyle ilgili ülkede bulunmasının zorunlu olduğunu, bunun da iş hayatı, aile durumu ve ekonomik durumunu ciddi anlamda bozacağını, akademik eğitimin yetkinlik değerlendirmesinin; çağdaş eğitim modellerinde kredi hesabı üzerinden yapıldığını, davalı idarenin düzenlemesinde ise, gün hesabı üzerinden değerlendirme yapıldığını, örgün eğitim alacağı, tez ve araştırma aşamasında hocalarıyla teknoloji aracılığıyla (skype veya mail) iletişim kurabileceğini, ilgili ülkede belirli bir süre kalma zorunluluğu aranmasının eğitim hakkını ihlal edeceğini ileri sürerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının doktora eğitimi ile ilgili fiili çalışmaları incelenmeden ve bitirdiği doktora programının içeriği dikkate alınarak Türkiye'de Psikoterapi alanında yapılan doktora eğitimine eşdeğer olup olmadığına yönelik araştırma yapılmadan sırf doktora eğitiminin örgün eğitim yöntemiyle alınmış olmasını şart koyarak belirlenen gün kadar eğitimin alındığı ülkede bulunma zorunluluğunu düzenleyen dava konusu kuralda hukuka uygunluk bulunmadığı, düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararın katılmıyorum.