T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6863
Karar No : 2022/4540
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
DAVANIN_KONUSU :15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 19/10/2015 tarih ve 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmının” eksik düzenleme nedeniyle iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI_ : Diş tabibi olan davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin geçici 4/4. maddesinde yer alan “tabip veya uzman tabip” ibaresinin “tabip, uzman tabip ve/veya diş tabibi” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, anılan Yönetmelik kuralına dayanılarak çıkarılan dava konusu Genelgenin ağız ve çene cerrahisi ile buna bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde botoks-dermal dolgu, hyaluronik asit gibi ilaçların kullanımını engellediği ve dolayısıyla diş tabiplerinin uzmanlık yetkisinde bulunan bölgelerde (ağız ve çene bölgesi, diş ve diş eti) tedavi haklarının sınırlandırıldığı, diş tabiplerinin söz konusu medikal ilaçları estetik amaçlı değil, tedavi amacıyla kullandıkları, 1219 sayılı Kanun'un 29. ve 34. maddelerinde diş tabiplerinin yetki sahasının belirlendiği, Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelikte de diş hekimlerinin görev alanlarına yer verildiği, ağız ve çene bölgesi, diş, diş eti ile bunlara bağlı dokularda hastalıkları önlemek, tanı koymak, tedavi etmek hususlarının diş tabiplerine kanun ile tanınmış bir hak olduğu, diş tabibinin yetki sahasına giren bölgelerde meydana gelen hastalıkların önlenmesi amacıyla yapacağı tedavi esnasında modern tıp çerçevesinde kullanımı onaylanmış olan tüm medikal ilaçları ve tedavi yöntemlerini kullanmasının serbest olduğu, dava konusu Genelge ve Yönetmelikte botoks ve dermal dolgunun medikal ilaç olduğu ve tedavi amacıyla kullanılacağının dikkate alınmadığı ve böylece diş tabiplerinin yetki sahasının göz ardı edildiği, kendisine tebliğ edilen Sağlık Bakanlığı yazısında ise bu Genelge ve Yönetmelik maddelerine atıfta bulunularak, diş tabiplerinin söz konusu medikal ilaçları kullanma yetkisinin bulunmadığının belirtildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının bu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığı, davanın 2577 sayılı Kanun’un 7/4. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve süreaşımı sebebiyle reddi gerektiği, dava konusu düzenlemelerin Danıştayın yargısal denetiminden geçtiği ve hukuka uygun bulunduğu, diş hekimi olan davacının, 1219 sayılı Kanun’un 1. ve 8. maddelerinin tabiplere ve uzman tabiplere verdiği genel tababet icra yetkisi çerçevesinde değil, aynı Kanun’un 29. maddesi kapsamında sınırlı bir yetkiye sahip olduğu, uzman tabip ve uzman diş hekimlerinin yetki alanlarının kapsamının ise her uzmanlık dalı için 1219 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre Tıpta Uzmanlık Kurulunca uygulamaya konulan çekirdek eğitim müfredatları ile tespit edildiği, botulinum toksin uygulamalarının hiçbir diş hekimliği uzmanlık dalı çekirdek eğitim müfredatında yer almadığı, bu işlemin tıbbın ana ve yan dallarından sadece Deri ve Zührevi Hastalıklar ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahisi dallarının çekirdek eğitim müfredatında uzmanlık eğitimi sırasında kazanılabilen bir girişimsel yetkinlik alanı olarak yer aldığı, davacının kanuni yetki alanında olmayan ve buna bağlı olarak lisans eğitimi sırasında hatta diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yapsa dahi kazanması söz konusu olmayan bir yetkinlik alanında uygulama yapamayacağı, diş hekimlerinin botoks, dermal dolgu ve benzeri uygulamaları yapmaya hak ve yetkilerinin olup olmadığı hususlarında diş hekimlerinin görev ve yetkilerine ilişkin mevzuat hükümlerine yer vermekle yetinen Genelgede davacının iddiaları yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin diş tabibi yönünden eksik düzenleme nedeniyle ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2015 tarihli, 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmının” iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünunu Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır." hükmü; 3. maddesinde, "Tabip diplomasını ve fenni, cerrahi veya şuabatında ihtisas sahibi olduğuna dair işbu kanunun tarifleri dairesinde vesaiki lazimeyi haiz olmıyan hiç bir kimse hiç bir ameliyei cerrahiye icra edemez. Cerrahii sağireye ait ameliyat her tabip yapabilir." düzenlemesi, 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu Kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhiye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır.", 29. maddesinde, “Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir.” kurallarıı getirilmiştir.
Sağlık Bakanlığı tarafından, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak, kaynak ısrafı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla uyuşmazlığa konu edilen 15/02/2008 tarihli, 26788 sayılı Resmi Gazetede Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır.
Anılan Yönetmeliğin 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları ile bu kuruluşların işletenlerini kapsadığı, 4. maddesinde, Yönetmelikte geçen bazı kavramlar tanımlanarak ğ) bendinde, "Sağlık kuruluşu"nun "Tıp merkezi veya poliklinik statüsünde faaliyet göstermek üzere ruhsatlandırılarak ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşunu" ifade edeceği belirtilmiş, 5. maddesinde, bu Yönetmelik kapsamında bulunan sağlık kuruluşları "tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler" olarak sayılmıştır. Yönetmeliğin “Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler” başlıklı 39. maddesinin 1. fıkrası ile a) 09/03/2000 tarihli, 23988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, b) 12/05/2003 tarihli, 25106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yönetmeliğin “Güzellik ve estetik veya bu amaçla açılan merkezlerin ve ünitelerin uyumu” başlıklı Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında; “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan merkezlerin ve ünitelerin uygunluk belgelerinin geçerlilik ve faaliyet süresi, 01/01/2010 tarihinde sona erer.”, 2. fıkrasında, "Sağlık kuruluşu statüsü sona eren ve işleteni tabip olan müstakil merkezler, güzellik salonuna veya ilgili mevzuat ile belirlenen şartlar ve standartlar sağlanarak muayenehane veya polikliniğe dönüştürülür. ", 3.fıkrasında, "İkinci fıkra uyarınca muayenehane veya poliklinik olarak faaliyet göstermesine izin verilenler ile tıp merkezi ve özel hastaneler bünyesinde ünite şeklinde olanların tabela, basılı ve elektronik ortam materyallerinde ve ünite isimlendirilmesinde "güzellik ve/veya estetik" ifadesi kullanılamaz.", 4. fıkrasında, “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamı, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak unvanlarda, "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütülür.”, 5. fıkrasında, "Birinci fıkrada sözü edilen ve müstakil açılan merkezlerin işleteni tabip değil ise bunlar, işletenin tercihine göre güzellik salonuna dönüştürülebilir." kuralları yer almıştır.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin “Güzellik salonları” başlıklı Geçici 5. maddesinin 1. fıkrasında; “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılmış güzellik salonları, sağlık kuruluşu statüsünden çıkarılmıştır. Güzellik salonu adı altında açılan işyerleri, 10/08/2005 tarihli, 25902 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında belediyelerce ruhsatlandırılır.”, 2. fıkrasında, "Güzellik salonunda tıp fakültesi diploması olan biri çalışsa bile, tabip yetkisinde olan tıbbi işlemler güzellik salonunda yapılamaz. Bu hususa uymadığı tespit edilen kişiler hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, diş hekimi olan davacının botolium toksin tedavisi hakkındaki beyanına karşılık Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından cevaben verilerek İstanbul Valiliğine (İl Sağlık Müdürlüğü) gönderilen … tarihli, E… sayılı Botoks-Dermal Dolgu konulu yazısının İstanbul Valiliğince davacıya tebliği üzerine; bu işlemin dayanağı olan Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2015 tarihli, 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmı” ile Genelgenin dayanağı olduğu belirtilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin “diş tabibi” yönünden eksik düzenlendiği ileri sürülerek iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Onuncu Dairesinin 05/02/2008 tarihli, E:2005/7831 K:2008/403 sayılı ve 07/11/2006 tarihli, E:2004/13345 K:2006/6302 sayılı kararlarıyla, Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin büyük ölçüde iptal edilmiştir. Uygulanabilme olanağının kalmayan sözü geçen Yönetmelik yürürlükten kaldırılarak iptal kararlardaki gerekçeler dikkate alınarak uyuşmazlığa konu Yönetmelik yürürlüğe konulmuş ve uyum süreci öngörülerek bu kapsamda geçiş maddesi olarak Geçici 4. maddesinin davaya konu edilen 4. fıkrası düzenlenmiştir. Bu fıkrada; 39. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamının, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak unvanlarda, "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütüleceği öngörülerek, yargı kararlarının gerekçeleri ve aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca tabiplerce veya uzman tabiplerce yapılması öngörülen tıbbi işlem niteliğindeki uygulamaların, bu tabiplerce veya uzman tabiplerce ve yürürlükten kaldırılan yönetmelik uyarınca alınmış olan ünvanlar kullanılmaksızın yapılacağı belirtilmekte olup, yargı kararıyla saptanmış hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaya ve faaliyetlerin mevzuat hükümlerine uygun hale getirilmesine yönelik bu düzenlemelerde, buna uygun olarak çıkarılan ve diş hekimlerinin yetki alanına bu kapsamda müdahale de içermeyen genelgede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin dava konusu edilen maddesinin de iptali istemiyle açılan davanın bu yönden reddine dair Danıştay Onuncu Dairesinin 25/12/2012 tarihli, E:2008/8745, K:2012/6878 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Davacı tarafından, Yönetmeliğin Geçici 4/4. maddesinde yer alan “tabip veya uzman tabip” ibaresinin “tabip, uzman tabip ve/veya diş tabibi” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, Genelgenin ağız ve çene cerrahisi ile buna bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde botoks-dermal dolgu, hyaluronik asit gibi ilaçların kullanımını engellediği ve dolayısıyla diş tabiplerinin uzmanlık yetkisinde bulunan bölgelerde tedavi haklarının sınırlandırıldığı ileri sürülmekte ise de; yürürlükten kaldırılan Yönetmelikte 1219 sayılı Kanun kapsamında diş hekimlerine tanınan hakların kısıtlanmasının söz konusu olmadığı gibi diş tabipleri yönünden uyum/geçiş yapılmasını gerektiren bir durumun da olmaması karşısında bu iddiaların hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi uzmanlık alanı çekirdek müfredat programı kapsamında; Ağız ve Çene-Yüz’ün Konjenital Gelişimsel, Akkiz, İskeletsel Düzensizlikleri görevi içerisinde yer alan alloplastik ve allojenik greft malzemelerinin estetik ve fonksiyonel amaçlı kullanımı ve uygulanması; sert ve yumuşak doku onarımları görevinin yerine getirilmesi için, yetersiz kemik genişliğinin ve yüksekliğinin otojen, allojen, alloplastik greft materyalleri ile onarımının sağlanması sırasında estetik ve fonksiyonel amaçlı yönlendirilmiş doku rejenerasyon yöntemlerinin uygulanması gibi alanlardaki estetik amaçlı faaliyetler, özel uzmanlık alanlarına dair multidisipliner uygulamalar olup, uyuşmazlık konusu edilen düzenlemeler ve diş hekimi olan davacının iddiaları çerçevesinde hukuki değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/10/2022 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Diş hekimi olan davacının botolium toksin tedavisi hakkındaki beyanına karşılık Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından cevaben verilerek İstanbul Valiliğine (İl Sağlık Müdürlüğü) gönderilen ...tarihli, E...sayılı Botoks-Dermal Dolgu konulu yazısının İstanbul Valiliğince davacıya tebliği üzerine; bu işlemin dayanağı olan Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2015 tarihli, 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmı” ile Genelgenin dayanağı olduğu belirtilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin “diş tabibi” yönünden eksik düzenlendiği ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından; davacının diş hekimi olduğu ve 03/02/2015 tarihli ve 29256 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 4/1-h. maddesi kapsamında muayenehane bünyesinde mesleğini icra ettiği ve bu davayı açmaktaki amacının diş hekimi muayenehanesinde botoks işlemi yapabilmek olduğu, münhasıran tabip ve uzman tabiplerin meslek icra edebildiği özel sağlık kuruluşlarını düzenlediğinden kendisi hakkında uygulanması söz konusu olmayan 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'te yer alan ibarenin iptalinde menfaati bulunmadığından ve söz konusu ibarenin iptali davacıya botoks uygulama yetkisi de kazandırmayacağından anılan Yönetmelikle davacının ilgisi ve iptalinde menfaati bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Ayrıca, davacı hakkında hem Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin hem de Bakanlık Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün “Botoks-Dermal Dolgu” konulu, 19/10/2015 tarihli ve 3624 sayılı Genelgesi'nin uygulanması söz konusu olmadığından, hadisede ancak uygulama işlemi üzerine yasal süresi içinde dava açılabileceğinden, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Ancak diş hekimi olması ve dava konusu düzenleyici işlemlerde diş hekimleri yönünden eksik düzenleme bulunduğu iddiasıyla dava açması karşısında davacının dava açmada menfaatinin bulunduğu, ayrıca Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün … tarihli, E… sayılı, "Botoks-Dermal Dolgu" konulu yazısının İstanbul Valiliğince 09/10/2018 tarihinde davacıya tebliği üzerine; bu işlemin dayanağı olan Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/10/2015 tarihli, 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmı” ile Genelgenin dayanağı olduğu belirtilen Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin Geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin “diş tabibi” yönünden eksik düzenlendiği ileri sürülerek iptali istemiyle 16/10/2018 tarihinde, yasal süresi içinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin menfaat ve süre yönünden davanın reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasanın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünunu Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır." hükmü; 3. maddesinde, "Tabip diplomasını ve fenni, cerrahi veya şuabatında ihtisas sahibi olduğuna dair işbu kanunun tarifleri dairesinde vesaiki lazimeyi haiz olmıyan hiç bir kimse hiç bir ameliyei cerrahiye icra edemez. Cerrahii sağireye ait ameliyat her tabip yapabilir." düzenlemesi; 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu Kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhiye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır."; 29. maddesinde, “Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir.” kuralları getirilmiştir.
22/05/2014 tarihli ve 29007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin ekinde tabip ve uzman tabibin iş ve görev tanımları;
"a) Tıp ve uzmanlık eğitimi sırasında kazanmış olduğu bilgi, beceri ve tutum çerçevesinde, tıbbi ilke ve yöntemleri uygulayarak birey ve toplumu sağlık sorunlarından, hastalıklardan ve yaralanmalardan koruyucu tedbirleri alır, tanı, tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları yapar ve olası komplikasyonların önlenmesi için çalışır. Ortaya çıkan komplikasyonlarda uygun müdahaleyi yapar, gerektiğinde hastayı sevk eder.
b) Tıp ve uzmanlık eğitimi sırasında kazandığı bilgi ve becerilere ilaveten, mesleği ile ilgili eğitim ve bilimsel faaliyetler yoluyla kazandığı bilgi ve beceriler çerçevesinde sanatlarını icra ederler.
c) Birlikte çalıştığı diğer sağlık meslek mensupları tarafından gerçekleştirilen tıbbi bakım ve uygulamaları planlar, izler ve denetler.
ç) Adli vakalarda ilgili mevzuatlarda tanımlanan iş ve işlemleri yapar.
d) Gerekli gördüğü durumlarda, diğer tabip, uzman tabip veya birimden konsültasyon ister. Konsültasyon istenen tabip veya uzman tabip bu isteğe icabet eder.
e) Başka bir birime veya kuruma sevki gereken hastaların, tıbben gerekli şartlar sağlanarak sevk edildiği birime veya kuruma ulaşımı için gerekli tedbirleri alır." şeklinde; diş tabibi ve uzman diş tabibinin iş ve görev tanımları;
"a) Diş tabipliği ve uzmanlık eğitimi sırasında kazanmış olduğu bilgi, beceri ve tutum çerçevesinde, tıbbi ilke ve yöntemleri uygulayarak birey ve toplumu sağlık sorunlarından, hastalıklardan ve yaralanmalardan koruyucu tedbirleri alır, tanı, tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları yapar ve olası komplikasyonların önlenmesi için çalışır. Bu komplikasyonlarda uygun müdahaleyi yapar ve/veya sevk eder.
b) Dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunmasına yönelik önleyici ve koruyucu tabiplik çalışmalarına katılır, bu konuda eğitimler düzenler ve uygular.
c) Dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhis ve tedavisinin uzman diş tabibinin müdahalesini gerektirdiği durumlarda hastaları ilgili uzman ve/veya merkeze sevk eder.
ç) Gerekli gördüğü durumlarda, diğer diş tabibi, uzman diş tabibi, tabip, uzman tabip, veya birimden konsültasyon ister. Konsültasyon istenen tabip veya diş tabibi bu isteğe icabet eder.
d) Birlikte çalıştığı diğer sağlık meslek mensupları tarafından gerçekleştirilen tıbbi bakım ve uygulamaları planlar, izler ve denetler." şeklinde tanımlanmıştır.
Sağlık Bakanlığı tarafından, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla uyuşmazlığa konu edilen 15/02/2008 tarihli, 26788 sayılı Resmi Gazete'de Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır.
Anılan Yönetmeliğin 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin ayakta teşhis ve tedavi hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları ile bu kuruluşların işletenlerini kapsadığı; 4. maddesinde, Yönetmelikte geçen bazı kavramlar tanımlanarak, (ğ) bendinde, "Sağlık kuruluşu"nun "Tıp merkezi veya poliklinik statüsünde faaliyet göstermek üzere ruhsatlandırılarak ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşunu" ifade edeceği belirtilmiş; 5. maddesinde, bu Yönetmelik kapsamında bulunan sağlık kuruluşları "tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler" olarak sayılmıştır. Yönetmeliğin “Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler” başlıklı 39. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 09/03/2000 tarihli, 23988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik; (b) bendi ile de 12/05/2003 tarihli, 25106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yönetmeliğin “Güzellik ve estetik veya bu amaçla açılan merkezlerin ve ünitelerin uyumu” başlıklı Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında, “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan merkezlerin ve ünitelerin uygunluk belgelerinin geçerlilik ve faaliyet süresi, 01/01/2010 tarihinde sona erer.”; 2. fıkrasında, "Sağlık kuruluşu statüsü sona eren ve işleteni tabip olan müstakil merkezler, güzellik salonuna veya ilgili mevzuat ile belirlenen şartlar ve standartlar sağlanarak muayenehane veya polikliniğe dönüştürülür."; 3.fıkrasında, "İkinci fıkra uyarınca muayenehane veya poliklinik olarak faaliyet göstermesine izin verilenler ile tıp merkezi ve özel hastaneler bünyesinde ünite şeklinde olanların tabela, basılı ve elektronik ortam materyallerinde ve ünite isimlendirilmesinde "güzellik ve/veya estetik" ifadesi kullanılamaz."; 4. fıkrasında, “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamı, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak unvanlarda, "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütülür.”; 5. fıkrasında, "Birinci fıkrada sözü edilen ve müstakil açılan merkezlerin işleteni tabip değil ise bunlar, işletenin tercihine göre güzellik salonuna dönüştürülebilir." kuralları yer almıştır.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin “Güzellik salonları” başlıklı Geçici 5. maddesinin 1. fıkrasında, “39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılmış güzellik salonları, sağlık kuruluşu statüsünden çıkarılmıştır. Güzellik salonu adı altında açılan işyerleri, 10/08/2005 tarihli, 25902 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında belediyelerce ruhsatlandırılır.”; 2. fıkrasında, "Güzellik salonunda tıp fakültesi diploması olan biri çalışsa bile, tabip yetkisinde olan tıbbi işlemler güzellik salonunda yapılamaz. Bu hususa uymadığı tespit edilen kişiler hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir.
İptali istenen dava konusu Genelge;
"Diş hekimlerinin botoks, dermal dolgu ve benzeri uygulamaları yapmaya hak ve yetkilerinin olup olmadığı hususunda, Bakanlığımıza ve İl Sağlık Müdürlüklerine sorulan görüş yazılarına istinaden, … tarihli ve … sayılı yazımız ile 81 İl Valiliği bilgilendirilmiş idi.
Anılan yazımızda, '...Ülkemizde bu işlemin yüz bölgesinde uygulanmasına ilişkin eğitim, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi ve dematoloji yeni adıyla deri ve zührevi hastalıklar uzmanlık eğitimi içinde verilmektedir. Yani botoks işlemini yüz estetiği alanında uygulayabilmek için, hekimlik sıfatına sahip olmanın yanısıra, bu uzmanlık dallarında eğitim görmüş olmak da bir zorunluluktur. Bu şartları taşımaksızın, hekim dışı kişilerin çeşitli kurslardan edindikleri bilgiye veya belgeye dayanarak hekimlik alanında mesleki faaliyettte bulunması mümkün değildir…' ifadeleri yer almaktadır.
Bilindiği üzere, güzellik ve estetik işlemleri, 12/5/2003 tarihli ve 25106 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yürütülmekte iken, bu Yönetmelik 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (b) bendi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Anılan Yönetmeliğin geçici 5 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelik kapsamında sayılan tıbbî işlemlerin tamamının, Bakanlığımızca ruhsatlandırılan özel sağlık kuruluşları bünyesinde yetki sahasına göre, ilgili tabip ve uzman tabiblerin tıbbî uygulaması şeklinde yapılacağı düzenlenmiştir.
Mülga, Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında medikal estetik sertifikası almış hekimler, Yönetmelik yürürlülükte iken kazandıkları hakları devam ettiğinden, sertifikaya bağlı tıbbi işlemleri yapabilmektedirler.
Bu kapsamda, söz konusu ilgide kayıtlı yazımızın, diş hekimlerinin botoks, dermal dolgu ve benzeri uygulamaları yapmaya hak ve yetkilerinin olup olmadığı hususunun açıklama niteliğinde olduğu, söz konusu uygulamaların yetki sahasına göre, ilgili tabip ve uzman tabiblerin tıbbî uygulaması olarak ve sertifikalı hekimlerin Yönetmelik yürürlükte iken kazandıkları sertifikaya bağlı tıbbi işlemleri, hakları çerçevesinde yapabilecekleri hususunda;
Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacının, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 19/10/2015 tarih ve 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmının” iptali gerektiği yönündeki iddiasının incelenmesi:
Danıştay Onuncu Dairesinin 05/02/2008 tarihli, E:2005/7831, K:2008/403 sayılı ve 07/11/2006 tarihli, E:2004/13345, K:2006/6302 sayılı kararlarıyla, Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri büyük ölçüde iptal edilmiştir. Her ne kadar anılan ilk karar, davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/10/2009 tarihli, E:2008/1199, K:2009/1816 sayılı kararıyla bozulmuş ise de; bozma kararı verilmeden önce davalı idarece uygulanabilme olanağı kalmayan sözü geçen Yönetmelik yürürlükten kaldırılarak iptal kararlarındaki gerekçeler dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığa konu Yönetmelik yürürlüğe konulmuş ve uyum süreci öngörülerek bu kapsamda geçiş maddesi olarak geçici 4. madde düzenlenmiştir. Maddenin dava konusu 4. fıkrasında, 39. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamının, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak, unvanlarda "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütüleceği öngörülmüştür.
Bu çerçevede, botoks işleminin tıbbi bir girişim olduğu ve ülkemizde bu işlemin yüz bölgesinde uygulanmasına ilişkin eğitimin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ile Dermatoloji, yeni adıyla Deri ve Zührevi Hastalıklar uzmanlık eğitimi içinde verildiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte yukarıda yer verilen 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Güzellik ve estetik veya bu amaçla açılan merkezlerin ve ünitelerin uyumu" başlıklı geçici 4. maddesi uyarınca, bu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında medikal estetik sertifikası almış hekimlerin de istisnai olarak Yönetmelik yürürlükte iken kazandıkları haklarının devam ettiği, sertifikaya bağlı tıbbi işlemleri bu hakları çerçevesinde yapabilecekleri açıktır.
Diş tabibi olan davacı tarafından, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "tabip veya uzman tabip" ibaresinin ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 19/10/2015 tarih ve 3624 sayılı "Botoks-Dermal Dolgu" konulu Genelgesinin “diş hekimlerinin yetki alanına ilişkin kısmının” eksik düzenleme nedeniyle iptali istenilmekteyse de; Mülga, Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ve dava konusu Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrası kapsamında olmayan diş, diş eti, ağız ve çene bölgesine yönelik tedavi amaçlı müdahalelere ve bu bağlamda diş tabiplerine dava konusu düzenlemede yer verilmemiş olması, düzenlemeyi hukuka aykırı hale getirmeyeceği gibi diş hekimlerinin ilgili mevzuatta öngörülen görev ve yetkilerine de bir halel getirmeyeceği açıktır.
Buna göre, yargı kararlarının gerekçeleri ve aktarılan mevzuat hükümleri doğrultusunda düzenleme getiren, yargı kararıyla saptanmış hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaya ve faaliyetlerin mevzuat hükümlerine uygun hale getirilmesine yönelik bulunan dava konusu Yönetmelik kuralı ile buna uygun olarak çıkarılan ve diş hekimlerinin yetki alanına bu kapsamda müdahale de içermeyen Genelgede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin dava konusu edilen maddesinin de iptali istemiyle açılan davanın bu yönden reddine dair bulunan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen Danıştay Onuncu Dairesinin 25/12/2012 tarihli, E:2008/8745, K:2012/6878 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Öte yandan, davacı tarafından, Yönetmeliğin geçici 4/4. maddesinde yer alan “tabip veya uzman tabip” ibaresinin “tabip, uzman tabip ve/veya diş tabibi” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, Genelgenin ağız ve çene cerrahisi ile buna bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde botoks-dermal dolgu, hyaluronik asit gibi ilaçların kullanımını engellediği ve dolayısıyla diş tabiplerinin uzmanlık yetkisinde bulunan bölgelerde tedavi haklarının sınırlandırıldığı ileri sürülmekte ise de; yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğin yalnızca güzellik ve/veya estetik amaçlı işlemlere ve buna yönelik sertifikalara ilişkin usul ve esasları düzenlemesi karşısında, dava konusu Yönetmelikte, 1219 sayılı Kanun ve ilgili mevuzat kapsamında diş hekimlerine tanınan hakların kısıtlanmasının söz konusu olmadığı gibi diş tabipleri yönünden uyum/geçiş yapılmasını gerektiren bir durumun da bulunmadığı anlaşıldığından, hukuki dayanaktan yoksun iddialara itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.