T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7106
Karar No : 2022/4209
DAVACI : ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca 13/11/2009 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe konulan ''Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversite Hastanelerinin Puanlandırılması Hakkında Yönerge''nin, vakıf üniversite hastaneleri yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, vakıf üniversite hastaneleri ile özel hastanelerin hukuki açıdan aynı statüde olmadığı, Anayasa'nın 130. maddesi uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarının mali ve idari özerkliğe sahip olduğu, dava konusu Yönergenin ise idari özerkliğe aykırı olduğu, gözetim, denetim ve değerlendirmelerin Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen usul ve esaslara göre yapılması gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 73. maddesinde puanlamaya esas alt ölçütlere yer verildiği ve ilave ücret oranı konusunda Kurumu sınırlandıran bir düzenleme bulunmadığı, hastane puanlarının objektif kriterlere göre belirlendiği, vakıf üniversite hastanelerinin idari ve mali özerkliklerinin statü itibarıyla özel hastanelere daha yakın olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, vakıf üniversitelerinin idari ve mali özerklikleri gereği idari ve mali konularda özel hukuk tüzel kişileri ile aralarında bir fark bulunmadığı, vakıf üniversite hastanelerinin vermiş olduğu sağlık hizmetinin 2547 sayılı Kanun'un 9. maddesinde düzenlenen Yükseköğretim Kurulunun denetleme yetkisi dışında bulunduğu, 5510 sayılı Kanun'un 73. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak dava konusu Yönergenin yayımlandığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca 5510 sayılı "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 73. maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan ''Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversite Hastanelerinin Puanlandırılması Hakkında Yönerge''nin vakıf üniversite hastaneleri yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 16/05/2013 günlü, E:2013/3100, K:2013/3515 sayılı kararıyla ''Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversite Hastanelerinin Puanlandırılması Hakkında Yönerge''nin vakıf üniversite hastaneleri yönünden iptaline karar verilmiş; temyiz aşamasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen 07/12/2015 günlü, E:2013/4309, K:2015/4758 sayılı kararla anılan Daire kararı onanmış, kararın düzeltilmesi istemi üzerine anılan Kurul'un 26.06.2018 gün ve E:2016/3710, K:2018/3553 sayılı kararıyla karar düzeltme istemi kabul edilerek 07/12/2015 günlü, E:2013/4309, K:2015/4758 sayılı karar kaldırılarak yeniden yapılan incelemede, dava konusu Yönergede dayanağı 5510 sayılı Kanunun 73. maddesine aykırı bir yön bulunmadığından, iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle anılan Daire kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38'inci maddesinde; İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen incelenebileceği öngörülmüş olup 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasında ise; Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde dava dairelerine ısrar hakkı tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesinin bu tür bozma kararlarına uyması yasa gereğidir.
Bu durumda, 2577 sayılı Yasanın anılan maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/05/2013 tarih ve E:2013/3100, K:2013/3515 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2018 tarih ve E:2016/3710, K:2018/3553 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesine dayanılarak 13/11/2009 tarihinde yürürlüğe konulan ''Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversite Hastanelerinin Puanlandırılması Hakkında Yönerge''nin, vakıf üniversite hastaneleri yönünden iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 16/05/2013 tarih ve E:2013/3100, K:2013/3515 sayılı kararıyla, dava konusu Yönergenin iptaline karar verilmiş; bu kararın davalı idareler tarafından temyiz edilmesi üzerine İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/12/2015 tarih ve E:2013/4309, K:2015/4758 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiş; davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından onama kararının düzeltilmesi isteminde bulunulması üzerine de, İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2018 tarih ve E:2016/3710, K:2018/3553 sayılı kararıyla, karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, dava konusu Yönergenin iptali istemi hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu Yönergenin dayanağı olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ''Sağlık Hizmetlerinin Sağlanma Yöntemi ve Sağlık Giderlerinin Ödenmesi'' başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanuna göre sağlık hizmetlerinin, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanacağı belirtilmiş; aynı maddenin 2. fıkrasında, kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları dışındaki vakıf üniversiteleri dahil sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularınca, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden, sağlık hizmeti sunucularının giderleri ve ürettikleri sağlık hizmetlerinin maliyetleri, yapılan sübvansiyonlar gibi kriterler dikkate alınarak, bu bedellerin bir katına kadar alınabilecek ilave ücretin tavanını belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiş ve Bakanlar Kurulunca belirlenen tavan dahilinde alınabilecek ilave ücret oranlarının ise Kurumca belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Yönerge, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları kimselerin, Vakıf üniversite hastanelerinden verilen sağlık hizmetleri nedeniyle bu hastanelere ödemeleri gereken ilave ücret tutarının belirlenmesi yöntemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 73. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumuna tanınan oranları belirleme yetkisine istinaden çıkarılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Yönerge, kapsamındaki sağlık hizmeti sunucularının beş faktör açısından değerlendirilmesini düzenlemektedir. Bu faktörlerden üçü, hastanenin başhekimi ya da hastane mesul müdürünün, Yönergenin Geçici 1. maddesi uyarınca 15/12/2009 tarihine kadar göndermesi gereken verilere; ikisi ise yine hastaneye ait olup, biri Sosyal Güvenlik Kurumu ile sağlık hizmeti sunucuları arasında kurulmuş olan otomasyon ağı aracılığıyla sağlık hizmeti sunucuları tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna kesintisiz ve sürekli aktarılan işlemlerden, diğeri de bir sosyal güvenlik kurumu olması nedeniyle işveren sıfatıyla sağlık hizmeti sunucularının personel sayısı, ücretlerinden kesilen primler, çalıştıkları sürelere ilişkin ve esasen sağlık hizmeti sunucularının Sosyal Güvenlik Kurumuna verdiği bildirimlerdeki bilgilerden oluşmaktadır.
Davacının, Yönergede yer alan her faktör ve alt faktör için belirlenmiş olan puanların doğru bir veri oluşturmadığı yönünde herhangi bir iddiası yoktur.
Öte yandan, söz konusu Yönergede, Sosyal Güvenlik Kurumuna ve Yönerge ile kurulan Komisyona; vakıf üniversite hastanelerini denetlemek veya kapasitesi, teknik donanımı, sunduğu sağlık hizmetinin kalitesi, niteliği ya da niceliğini değerlendirmek ve bu değerlendirmeyi diğer sağlık hizmeti sunucularıyla karşılaştırarak yapmak konusunda bir görev verilmediği açıktır.
Buna göre, dava konusu Yönerge ile Sosyal Güvenlik Kurumuna veya oluşturulan Komisyona sağlık hizmeti sunucularını ve bu bağlamda vakıf üniversite hastanelerini denetleme yetkisinin verilmediği, sadece, diğer sağlık hizmeti sunucularına uygulandığı gibi, vakıf üniversitesi hastaneleri tarafından verilen veya bildirilen verilere göre Bakanlar Kurulunca belirlenen tavan dahilinde genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden alınabilecek ilave ücret oranlarını tespitte kullanılacak hastane puanlarının hesaplamasının amaçlandığı görüldüğünden, dava konusu Yönergede dayanağı 5510 sayılı Kanunun 73. maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Davacı tarafından yapılan ve posta giderinden oluşan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ve posta giderinden oluşan ... TL ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan ve posta giderinden oluşan ... TL yargılama giderinin davacı tarafından anılan idarelere verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.